Olaylar ve Olgular – Söz konusu zamanda on üç yaşında olan başvuranın bir gösteri sırasında güvenlik polisinin direk kalabalığa attığını iddia ettiği göz yaşartıcı bomba yüzüne çarpmıştır. Cumhuriyet savcısı, kullanılan gücün orantılı olup olmadığını incelemeden işlem başlatmama kararı almıştır. Bunun nedeni, güvenlik polisinin asayişi sağlamak ve kendilerini saldırgan bir gruba karşı savunmak amacıyla hareket etmişlerdir.
Hukuksal Değerlendirme – 3. Madde (esası bakımından): Başvuran, bir polis memurunun attığı göz yaşartıcı bombayla burnundan yaralanmıştır ve yaraları şüphesiz olarak ciddiyet teşkil etmektedir. Başvurana yapılan tedavi, 3. maddenin gerektirdiği ciddiyet sınırına erişmiştir.
Video görüntülerinden ve dosyadaki kanıtlardan açıkça anlaşılmaktadır ki, söz konusu gösteri barışçıl değildir. Buna göre, Sözleşme’nin 3 maddesi uyarınca, kalabalığı dağıtmak gibi amaçlarla göz yaşartıcı gaz kullanımına ilişkin olarak herhangi bir mesele gündeme gelmemiştir. Fakat mevcut davada söz konusu mesele sadece gaz kullanımının gerçekleşmiş olması değil, göz yaşartıcı bombanın direk olarak göstericilere atılmış olmasıdır. Göz yaşartıcı bombanın, mevcut davada olduğu gibi, fırlatıcı kullanılarak atılması ciddi yaralanma ve hatta fırlatıcının uygun kullanılmadığı yerlerde birini öldürme riski taşımaktadır. Sonuç olarak, kullanılan ekipmanın mahiyetinin tehlikeli olduğu düşünüldüğünde, Mahkeme ölümcül tehlike arz eden gücün kullanılmasına ilişkin içtihatlarının mevcut davada kıyas yolu ile uygulanması gerektiği görüşündedir. Ulusak hukuk uyarınca yetkili olmanın yanında, göz yaşartıcı bomba kullanımı gibi polis operasyonlarının, keyfiyete, güç istismarına ve önlenebilir kazalara karşı alınan yeterli ve etkin önlemler çerçevesinde yeterli şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
Cumhuriyet savcısı, işlem başlatmama kararında, sadece, başvuranın aktif olarak yer aldığı gösteri sırasında yaralandığını gözlemlemiştir. Polis memurlarının göstericileri dağıtmak için gaz bombası kullandığını belirtmiş, fakat göz yaşartıcı bombanın atılış şeklini incelememiştir. Bu yaklaşım, başvuranın bombanın doğrudan burnuna çarptığı iddiası ışığında yetersizdir, özellikle çünkü gösterinin gerçekleştiği bulvardan geçen birçok vatandaş zarar görebilirdi. Bu bağlamda, video görüntülerinden anlaşılmaktadır ki, başvuranın iddia ettiği gibi, göz yaşartıcı bomba yukarı açıda fırlatılmak yerine doğrudan ve düz bir çizgide fırlatılmıştır. Hükümet, başvuranın iddialarını çürütemediğinden dolayı Mahkeme, göz yaşartıcı bombanın doğrudan ve düz bir çizgide fırlatıldığını kabul etmiştir. Bu durum, polis için uygunsuz bir davranış olarak görülmektedir; çünkü göz yaşartıcı bombanın bu şekilde atılması ciddi veya hatta ölümcül yaralanmaya neden olabilir. Biri vurulduğu takdirde yaralanmadan veya ölümden kaçınmak için göz yaşartıcı bombayı yukarı açıda fırlatmanın genellikle uygun olduğu düşünülür. Ayrıca, olaylar sırasında, Türk hukukunda gösteriler sırasında göz yaşartıcı bombanın kullanımını düzenleyen belirli bir hüküm veya söz konusu maddelerin kullanımına ilişkin herhangi bir kılavuz bulunmamaktadır. Söz konusu olaylar sırasında iki kişinin göz yaşartıcı bomba yüzünden öldüğü ve başvuranın aynı olayda yaralanmış olması göz önüne alındığında, polis memurlarının daha geniş çaplı bir irade kullandıkları ve gerekli eğitim ve talimatları almış olsalardı kullanamayacakları mahiyette inisiyatif kullandıkları sonucuna varılabilir. Böyle bir durumda, Avrupa’da çağdaş demokratik toplumlarda gerektirdiği şekilde bireylerin fiziksel güvenlikleri sağlanmamıştır.
Buna göre, Başvuranın maruz kaldığı güç kullanımın, Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca uygun bir müdahale olduğu veya ulaşılmak istenen hedefe, yani barışçıl olmayan bir grubu dağıtmaya ilişkin olarak orantılı olduğu ortaya konmamıştır. Başvuranın kafasındaki yaraların ciddiyeti, durumunun gerektirdiği en katı güç kullanımı seviyesine uygun değildir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
41. Madde: Maddi ve manevi zararlar için tazminat olarak 15.000 avro.
46. Madde: Başvuranın maruz kaldığı güç kullanımının söz konusu duruma uygun olduğu tespit edilmediğinden dolayı Sözleşme’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir. Ayrıca, söz konusu zamanda, Türk hukukunda, gösteriler sırasında göz yaşartıcı bomba kullanımını düzenleyen belirli bir hüküm veya kanun yürütme organları için söz konusu maddelerin kullanımına ilişkin herhangi bir kılavuz yayınlanmamıştır. Mahkeme, 15 Şubat 2008 tarihinde göz yaşartıcı gaz kullanımıyla ilgili koşulları içeren bir genelgenin bütün güvenlik güçlerine dağıtılmıştır. Fakat göz yaşartıcı bombanın uygun şekilde kullanımına ilişkin önlemlerin, söz konusu maddelerin kullanımından kaynaklanan ölüm veya yaralanma riskini en aza indirmek amacıyla, daha detaylı bir mevzuat ve/veya yönetmelik aracılığıyla güçlendirilmesi gerekmektedir.
Full & Egal Universal Law Academy