A.C. ve Diğerleri / İspanya – 6528/11 - 22 Nisan 2014 tarihli karar [III. Bölüm]
Olaylar – Hepsi Sahravi kökenli olan otuz başvuran, 2011 ve 2012 yıllarında İspanya’ya gelmiş ve uluslar arası korunma talebinde bulunmuşlardır. Bu otuz talebin reddedilmesinin ardından başvuranların gözden geçirme talepleri de kabul edilmemiştir. Başvuranlar daha sonra taleplerine dair verilen itiraz kararlarının adli gözden geçirilmesini, aynı zamanda sınır dışı edilme kararlarının da durdurulmasını talep etmişlerdir. Audiencia Nacional, başvuranların sınır dışı edilmesi kararının geçici olarak durdurulmasına dair idari makamlara emir vermesinin ardından, 30 başvuranın kararlarının icrasının durdurulmasını reddetmiştir. Başvuranların geçici tedbir taleplerinin ardından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi kapsamında, başvuranların devam eden yargılamalardan dolayı sınır dışı edilmemelerini İspanya Hükümeti’ne bildirmiştir. Audiencia Nacional, başvuranların bazıları tarafından yapılan başvuruları reddetmiş; bu başvuranlar daha sonra Yüksek Mahkeme’ye gitmişlerdir. AİHM, karar verdiği tarihe kadar bu itirazların sonucundan haberdar edilmemiştir.
Hukuki Değerlendirme
Sözleşme’nin 13. maddesi: Mahkeme’nin, başvuranların sınır dışı edilmesi halinde Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlal edilmiş olup olmayacağını belirleme gibi bir zorunluluğu yoktur. Başvuranların başvurularını ve sundukları belgeleri inceleme ve Fas’ta karşılaşabilecekleri riskleri değerlendirme görevi, sığınma işleri ile ilgilenme sorumluluğuna sahip olan İspanya makamlarının kendi görevleridir. Mahkeme’nin temel kaygısı, başvuranların esasa ilişkin itirazlarının hala ulusal mahkemeler önünde beklediği göz önünde bulundurulduğunda, başvuranları keyfi olarak, dolaylı ya da doğrudan bir şekilde, ülkelerine gönderilmekten koruyacak etkin önlemlerin mevcut olup olmamasıdır. Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesinin uygulanması, başvuranların sınır dışı edilmeleri sürecinin askıya alınmasına yönelik tek araçtır. Başvuranların kararların icrasının durdurulmasına ilişkin talepleri Audiencia Nacional tarafından reddedilmesinin ardından, ülke dışına gönderilmelerinin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Kabul edilmelidir ki, Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamında bir hukuk yolunun etkinliği başvuranın lehine bir sonuç alınmasına bağlı değildir. Ancak, başvuranların adli gözden geçirme talepleri sınır dışı edilme kararının durdurulmasını sağlayabilecek otomatik durdurucu bir etkiye sahip olmadığından dolayı, Mahkeme’nin müdahalesi olmasaydı, başvuranlar davalarının esasları bu derece dikkatlice ve mümkün olduğunca çabuk bir şekilde incelenmeden Fas’a gönderileceklerdi. Ayrıca, başvuranlar İspanya’ya giriş tarihleri Ocak 2011 ve Ağustos 2012 arasında olmuştur ve o tarihlerden beri başvurularının derdest olmasından dolayı hukuksal bir belirsizlik ve maddi güvensizlik içindedirler. Bir hukuk yolunun durdurucu etkisinin olmadığı ya da icranın durdurulması yönünde bir başvurunun reddedildiği durumlarda, Mahkeme’nin 39. maddeyi uyguladığı ve Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerini içeren davalarda mahkemelerin özel bir gayret göstermesi ve hızlı bir şekilde davanın esaslarını belirlemesi çok önemlidir. Aksi takdirde hukuk yolları etkinliğini kaybedecektir. Sonuç olarak, başvuranların kullanabilecekleri, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamındaki şikayetleri bağlamında 13. maddenin gerekliliklerini karşılayan bir hukuk yolu bulunmamaktadır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi: Davalı Devletten, mevcut karar nihai olana kadar ya da Mahkeme söz konusu davaya ilişkin başka bir karar verene kadar başvuranları sınır dışı etme yoluna gitmemesi istenmiştir.
Sözleşme’nin 46. maddesi: Davanın özel koşulları, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlalinin başvuranların uluslar arası korumaya yönelik başvurularına ilişkin yargılamaların durdurucu bir etkisi olmamasından kaynaklanması, ve başvuranların bazılarının 2011 yılının Ocak ayında İspanya’ya gelmelerinin ardından sığınma talebinde bulunmalarına rağmen başvuruların hala derdest durumda olması göz önünde bulundurulduğunda, Davalı Devletten, hukuki ve maddi açıdan, başvuranların davaları incelenirken ve uluslar arası koruma talepleri ulusal makamlarca incelenirken İspanya sınırları içinde kaldığından emin olması istenmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy