AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ACAR VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 64251/16 ve diğer 49 başvuru)
KARAR
STRAZBURG
28 Haziran 2022
İşbu karar kesin olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Acar ve diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, Türk vatandaşları olan, isimleri ve farklı başvuru tarihleri karar ekinde bulunan listede yer alan elli kişinin (“başvuranlar”), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuruları,
Başvuruların, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini,
ve Hükümetin başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazlarını reddeden kararı dikkate alarak;
7 Haziran 2022 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakerelerin ardından, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvurular, esas olarak, başvuranların 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (bundan sonra metinde “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) olarak tanımlanan ve darbe girişiminin arkasında olduğu değerlendirilen bir örgüte üye oldukları şüphesiyle yakalanmaları ve tutuklanmalarıyla ilgilidir (Davalı Hükümet tarafından ilan edilen olağanüstü hale ilişkin ayrıntılar ve ardından Avrupa Konseyi Genel Sekreterine sunulan askıya alma bildirimi de dâhil olmak üzere darbe girişiminin ardından meydana gelen olaylar ile olağanüstü hal ilan edilmesinin ardından meydana gelen yasal gelişmelerle ilgili ayrıntılı bilgiler, Baş/Türkiye (no. 66448/17, §§ 7-14 ve §§ 109-110, 3 Mart 2020) kararında yer almaktadır). Olayların meydana geldiği tarihte, başvuranların tamamı farklı tür ve/veya derecede mahkemelerde hâkimlik ya da Cumhuriyet savcılığı veya aday hâkimlik görevlerini yürütmekteydi.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz 2016 tarihinde, diğerlerinin yanı sıra, yargı sistemi içinde FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen kişiler hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Bunun üzerine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (“HSK”), çeşitli tarihlerde, - aralarında bazı başvuranların da bulunduğu - binlerce hâkim ve savcının, darbe girişimini başlatan terör örgütüne üye olduklarına dair kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçesiyle, görevden uzaklaştırılmasına karar vermiştir (söz konusu HSK kararına ilişkin ayrıntılı bilgiler, Baş (yukarıda anılan, §§ 15-21) ve Turan ve diğerleri/Türkiye (no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, §§ 13-15, 23 Kasım 2021) kararlarında bulunabilir). HSK’nın 16 Temmuz 2016 tarihli görevden uzaklaştırma kararında, başka kişilerin yanı sıra, başvuranlardan dördü hakkında (başvuru no. 31681/17, 47014/17, 47407/18 ve 59568/18), yeniden atama kararı verilmesini takiben, ilgililerin sağlık sorunları nedeniyle göreve başlamadıkları iddiasıyla, bu fiilin, HSK tarafından atamaları protesto etme amacıyla yapılan örgütsel bir eylem olarak değerlendirilmesi sonucunda 2015 yılında başlatılan disiplin soruşturmalarına atıfta bulunulmuştur.
3. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu da benzer şekilde, 17 Temmuz 2016 tarihinde, bazı başvuranlar da dâhil olmak üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma başlatılan Yargıtay üyelerinin mevcut yetkilerinin kaldırılmasına karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Turan ve diğerleri, § 16).
4. Başvuranlar esas olarak, çeşitli tarihlerde, Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca cezalandırılan bir suç olan FETÖ/PDY üyeliği şüphesiyle yakalanmış ve tutuklanmışlardır (yukarıda anılan Baş, § 58). Tutuklama kararları, esasen, başvuranların darbe girişimini başlatan örgüte üye oldukları gerekçesiyle hâkimlik veya savcılık görevlerinden uzaklaştırılmış olmalarına ya da yetkilerinin kaldırılmasına dayandırılmıştır. Ayrıca, bazı başvuranlarla ilgili olarak, tutuklama kararlarının, delil unsuru olarak, ByLock mesajlaşma sisteminin kullanımına dayandırıldığı görülmektedir. Başvuranların, bir suç işlediklerine dair makul şüphenin bulunmadığı iddiası da dâhil olmak üzere, tutuklama kararlarına karşı ileri sürdükleri itirazlar, Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere, mahkemeler tarafından reddedilmiştir (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk. yukarıda anılan Turan ve diğerleri, §§ 22-27).
5. Tarafların verdiği son bilgilere göre, başvuranların çoğu, ilk derece mahkemeleri tarafından terör örgütü üyeliği suçundan cezaya mahkûm edilmiş, bir kısmı ise beraat etmiştir. Çoğunlukla temyiz işlemlerinin halen derdest olduğu görülmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ6. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 5. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA7. Başvuranlar Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi anlamında, tutuklanmalarını gerektiren bir suç işlediklerine dair makul şüpheye yol açan belirli bir delil unsuru bulunmadığından şikâyetçi olmuşlardır.
8. Hükümet, Mahkemeden, bu şikâyetin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca tazminat yolunu kullanmayan veya tazminat talepleri halen derdest olan başvuranlar açısından kabul edilemez olduğuna karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, başvuranların, başvurularının yapılmasının ardından davalarındaki gelişmeler hakkında Mahkemeye bilgi vermemeleri nedeniyle başvuru hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
9. Mahkeme, daha önce Türkiye aleyhindeki diğer davalarda sunulan benzer itirazların reddedildiğini (örneğin bk. yukarıda anılan Baş, §§ 118-121 ve yukarıda anılan Turan ve diğerleri, §§ 57-64) ve mevcut davada bu sonuçların bertaraf edilmesi için hiçbir neden görmediğini kaydetmektedir. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı veya başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle örtüşmediği kanaatindedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
10. Mahkeme, dava dosyalarında yer alan bilgilere göre, başvuranlar hakkında verilen ilk tutuklama kararlarının, yalnızca HSK veya Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından verilen görevden uzaklaştırma veya yetkilerinin kaldırılması kararlarına ya da ilgililerin ByLock mesajlaşma sistemini kullandığı bilgisine dayandırıldığını kaydetmektedir. Mahkeme daha önce, ulusal mahkemelerin, başvuranların tutukluluk kararlarını dayandırdıkları bu gerekçelerden hiçbirinin, kendilerine atfedilen suçla ilgili olarak, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi anlamında “makul şüphe” oluşturacak nitelikte olmadığını tespit etmiştir. Mahkeme bu bağlamda, konusu ve içeriğinin benzerliği nedeniyle yukarıdaki 3. paragrafta belirtilen Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararına da, bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) uygulanabilecek olan, Baş kararında (yukarıda anılan, §§ 170-195), HSK kararı bakımından vardığı sonuçların yanı sıra, Akgün/Türkiye kararında (no. 19699/18, §§ 151-185, 20 Temmuz 2021) ByLock mesajlaşma sisteminin kullanımı bakımından vardığı sonuçlara atıfta bulunmaktadır. Ayrıca, HSK kararında adı geçen dört başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin olarak (bk. yukarıdaki 2. paragraf), Hükümet, söz konusu soruşturmanın temelindeki eylemin, bu davada ileri sürüldüğü gibi FETÖ/PDY üyeliğini akla getirebileceği ve dolayısıyla ilgili başvuranlar hakkında tutuklama kararı verilmesine sebep olacak bir şüpheye temel oluşturabileceği sonucunu destekleyecek argümanlar sunmamıştır (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk. yukarıda anılan Baş).
11. Başvuranlar hakkında ilk tutuklama kararlarının verildiği sırada, nesnel bir gözlemciyi, başvuranların kendilerine isnat edilen suçu işlediklerine ikna edebilecek başka herhangi bir bilgi veya delil unsurunun bulunmaması sebebiyle, Mahkeme, yukarıda belirtilen davalarda vardığı sonuçların bertaraf edilmesi için hiçbir neden görmemekte ve Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğini tespit etmektedir. Mahkeme ayrıca, her ne kadar başvuranlar darbe girişiminden – yani Türkiye tarafından olağanüstü hal ilan edilmesine ve askıya alma bildiriminde bulunmasına yol açan olaydan – kısa bir süre sonra tutuklanmış olsalar da, ki bu da şüphesiz mevcut davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanması ve uygulanmasına bütünüyle dikkate alınması gereken bir bağlamsal bir faktördür, durumun gerekliliklerinin söz konusu tedbiri mutlak surette zorunlu kılmış olduğunun söylenemeyeceği kanaatindedir (bk. yukarıda anılan Baş, §§ 115-116 ve §§ 196-201).
DİĞER ŞİKÂYETLER12. Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 3, 4 ve 5. fıkralarına ilişkin geri kalan şikâyetlerle ilgili olarak, 5. maddenin 1. fıkrası açısından yukarıda varmış olduğu sonuçlar ve Turan ve diğerleri (yukarıda anılan, § 98) davasındaki değerlendirmeleri bakımından bu şikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığına karar vermektedir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
13. Başvuranlar, manevi zarar bağlamında, çeşitli miktarlarda tazminat taleplerinde bulunmuşlardır. Başvuranların çoğu, esasen görevden çıkarılmaları sebebiyle maruz kaldıkları kazanç kaybına ilişkin olarak maddi tazminat ile ulusal mahkemeler ve Mahkeme önünde yapmış oldukları yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.
14. Hükümet başvuranların taleplerine, dayanaktan yoksun ve aşırı oldukları gerekçesiyle itiraz etmiştir.
15. Mahkeme, daha önce Turan ve diğerleri kararında (yukarıda anılan, §§ 102-107) belirttiği sebeplerle, maddi zarar bağlamında ileri sürülen talepleri reddetmekte ve başvuranların her birine, manevi zarar ile masraf ve giderler bağlamında sunulan talepleri içerecek şekilde, söz konusu miktardan doğabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere 5.000 avro (EUR) ödenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Başvuranlar hakkında ilk tutuklama kararlarının verildiği sırada bir suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmadığı iddiasıyla ilgili olarak, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin şikâyetin kabul edilebilir olduğuna;Başvuranlar hakkında ilk tutuklama kararlarının verildiği sırada bir suç işlediklerine dair makul şüphenin bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;Başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki geri kalan şikâyetlerinin kabul edilebilirliğini ve esasını incelemeye gerek olmadığına;a) Davalı Devletin, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki geçerli döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve söz konusu miktarlar üzerinden ödenebilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat ile masraf ve giderler bağlamında, başvuranların her birine 5.000 avro (beş bin) ödemesine;b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesinekarar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 28 Haziran 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdürü Başkan
EK
Sıra no.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuranın doğum tarihi
Temsilcisi
Tutuklandığı sırada başvuranın statüsü
İlk tutuklama kararının dayandırıldığı delil unsuru
1.
64251/16
Acar/Türkiye
3.11.2016
Fatih ACAR
1979
Abdulselam DURAN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
2.
25324/17
Çökelez/Türkiye
24.03.2017
Ali ÇÖKELEZ
1986
Regaip DEMİR
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
3.
27060/17
Şendil/Türkiye
17.03.2017
Üzeyir ŞENDİL
1976
Mehmet ARI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
4.
27430/17
Demir/Türkiye
8.03.2017
Erkan DEMİR
1979
Engin ERDAL
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
5.
31681/17
Karasu/Türkiye
28.02.2017
Akar KARASU
1962
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
6.
34038/17
Özlük/Türkiye
13.03.2017
Mutahhar ÖZLÜK
1981
Hüseyin AKYOL
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
7.
40091/17
Yamalı/Türkiye
4.05.2017
Nurullah YAMALI
1975
Burçak ATAMAN KUŞ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
8.
43958/17
Gür/Türkiye
20.02.2017
Tarık GÜR
1969
Merve Elif GÜRACAR
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
9.
47014/17
Rahman/Türkiye
15.03.2017
Atilla RAHMAN
1969
Uğur KARADAĞ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
10.
53749/17
Karadağ/Türkiye
3.06.2017
Ersin KARADAĞ
1978
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
11.
61259/17
İğneci/Türkiye
24.05.2017
Yasin İĞNECİ
1985
Cahit ÇİFTÇİ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
HSK kararı
12.
61438/17
Uğur/Türkiye
30.06.2017
Hüsamettin UĞUR
1965
Gökhan GÜNAYDIN
Yargıtay üyesi
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı
13.
61446/17
Cevher/Türkiye
30.06.2017
Dursun Murat CEVHER
1963
Gökhan GÜNAYDIN
Yargıtay üyesi
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı
14.
63732/17
Oğuz/Türkiye
13.06.2017
Abdulhadi OĞUZ
1988
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
15.
63888/17
Zorlu/Türkiye
29.05.2017
Emre ZORLU
1988
Mustafa ÇOLAK
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
16.
66358/17
Doğan/Türkiye
27.01.2017
Murat DOĞAN
1980
Nilgün ARI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
17.
66698/17
Çakır / Türkiye
18.05.2017
Yüksel ÇAKIR
1974
Fatma HACIPAŞALIOĞLU
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
18.
70888/17
Ceylan / Türkiye
03.08.2017
Mevlüt CEYLAN
1983
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
19.
79065/17
Yıldırım/Türkiye
11.04.2017
Fatih YILDIRIM
1979
Nilgün ARI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
20.
81501/17
Dursun/Türkiye
06.11.2017
Altınöz DURSUN
1969
Hüseyin AYGÜN
Yargıtay üyesi
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı
21.
81841/17
Sarıömeroğlu/Türkiye
06.11.2017
Hüseyin SARIÖMEROĞLU
1967
Hüseyin AYGÜN
Yargıtay üyesi
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı
22.
81858/17
Canpolat/Türkiye
07.11.2017
Muhammed CANPOLAT
1985
Hüseyin AYGÜN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
23.
84621/17
Kıvrıl/Türkiye
13.11.2017
Halit KIVRIL
1968
Sümeyra Betül BABACAN ALKAN
Yargıtay üyesi
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı
24.
3449/18
Güler/Türkiye
12.12.2017
Zeki GÜLER
1978
Sinan BALOTA
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
25.
6984/18
Emirhasanoğlu/Türkiye
25.01.2018
Nazmi EMİRHASANOĞLU
1977
Ayşe Sümeyye BEKLEYEN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
26.
11488/18
Ata/Türkiye
16.02.2018
Şeref ATA
1983
Cahit ÇİFTÇİ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
27.
17249/18
Candar/Türkiye
23.03.2018
Mehmet CANDAR
1968
Muhterem SAYAN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
28.
17591/18
Kılıçelli/Türkiye
03.04.2018
Ahmet KILIÇELLİ
1980
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
HSK kararı
29.
19457/18
Helvacı/Türkiye
12.04.2018
Rahmi HELVACI
1974
Hüseyin AZAKOĞLU
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
30.
19758/18
Karahan/Türkiye
12.04.2018
Cemalettin KARAHAN
1977
Sinan BALOTA
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
31.
22051/18
Ayluçtarhan/Türkiye
30.04.2018
Salih AYLUÇTARHAN
1983
Hasan Celil GÜNENÇ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
32.
28555/18
Güneş/Türkiye
12.06.2018
Ahmet GÜNEŞ
1990
Asım Burak GÜNEŞ
Aday hâkim/savcı
ByLock mesajlaşma sistemi
33.
29588/18
Usta / Türkiye
11.06.2018
İbrahim USTA
1971
Mehmet Fatih İÇER
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
34.
29699/18
Coşkun / Türkiye
13.06.2018
Osman COŞKUN
1971
Hüseyin UÇAN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
35.
30252/18
Şahin/Türkiye
13.06.2018
Levent ŞAHİN
1973
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
36.
30483/18
Rafet/Türkiye
18.06.2018
Emre RAFET
1966
Muhammet GÜNEY
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
37.
36168/18
Tozar/Türkiye
25.07.2018
Seyfi TOZAR
1978
Mehmet Fatih İÇER
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
38.
38541/18
Akar/Türkiye
02.08.2018
Fatih AKAR
1987
Mehmet ARI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
39.
42362/18
Yardımcı/Türkiye
07.08.2018
Erhan YARDIMCI
1985
Mehmet Fatih İÇER
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
40.
46821/18
Taşdemir/Türkiye
20.09.2018
Orhan TAŞDEMİR
1974
Cengiz BALCI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
41.
47407/18
Kaya/Türkiye
24.09.2018
Şeref KAYA
1968
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
42.
48080/18
Arıç/Türkiye
27.09.2018
Mehmet ARIÇ
1980
Numan ARIÇ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
43.
49289/18
Kılavuz/Türkiye
16.10.2018
İshak KILAVUZ
1975
Hanifi BAYRI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
44.
54347/18
Özelce/Türkiye
02.11.2018
Cuma ÖZELCE
1983
Salih KOÇAK
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
45.
56607/18
Saykı/Türkiye
15.11.2018
Ergün SAYKI
1983
Sabahattin KARAGÖZ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
46.
59568/18
Uslu/Türkiye
21.11.2018
Ramazan USLU
1971
Ahmet Levent İLGİN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
47.
59690/18
Baş / Türkiye
06.12.2018
Kaan BAŞ
1990
Sultan TEKE SOYDİNÇ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
48.
1653/19
Köşten/Türkiye
25.12.2018
Uğur KÖŞTEN
1977
Elif Nurbanu OR
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
49.
3574/19
Sevgiliocak/Türkiye
31.12.2018
Ömer SEVGİLİOCAK
1974
Zehra ARSLAN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı
50.
6355/19
Balcı/Türkiye
14.01.2019
Ebuzer BALCI
1984
Sertan DAVDAV
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSK kararı