AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
AKSOY/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 37546/08)
KARAR
STRAZBURG
30 Ocak 2018
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Aksoy/Türkiye davasında,
Başkan,
Paul Lemmens,
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
9 Ocak 2018 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Abdulkahar Aksoy (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 7 Temmuz 2008 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkeme’ye yapılmış olan bir başvuru (no. 37546/08) bulunmaktadır.
2. Başvuran, İstanbul Barosu’na bağlı Avukat F.Ö. Erol tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 8 Temmuz 2009 tarihinde Hükümete bildirilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1963 doğumludur. Başvuruyu yaptığı zamanda Bolu F-Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hapis cezası infaz edilmekteydi.
5. Başvuran, 3 Aralık 2007 tarihinde, Adalet Bakanlığına, PKK’nın cezaevinde bulunan lideri Abdullah Öcalan için bir saygı ifadesi olan “Sayın” ifadesini kullanarak övdüğü bir mektup göndermiştir.
6. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzük uyarınca, Bolu F-Tipi Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (bundan böyle “Kurul” olarak anılacaktır), başvuranı cezaevi düzenini bozmak ile suçlu bulmuştur.
7. Kurul, 12 Aralık 2007 tarihinde, başvuranı yukarıda anılan mektupta kullandığı ifadeler dolayısıyla 11 gün hücre hapsine mahkûm etmiştir.
8. Bolu İnfaz Hâkimi, 25 Aralık 2007 tarihinde, başvuranın itirazını reddetmiştir.
9. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Ocak 2008 tarihinde, 25 Aralık 2007 tarihli kararı onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
10. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar, Gülmez/Türkiye(no. 16330/02, §§ 13-15, 20 Mayıs 2008), Aydemir ve diğerleri/Türkiye(k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010), Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 başvuru, §§ 12-13, 1 Ekim 2013), Çetin/Türkiye((k.k.), no. 47768/09, §§ 7-15, 14 Haziran 2016) ve Güngör/Türkiye((k.k.), no. 14486/09, §§ 12-16, 4 Temmuz 2017) davalarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
10. Başvuran, mektubunda PKK’nın mahpus liderine atıfta bulunurken bir saygı ifadesi olan “Sayın” kelimesini kullandığı gerekçesiyle kendisine verilen disiplin cezasının, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkına haksız bir müdahale teşkil ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
11. Hükümet, söz konusu iddiaya itiraz etmiştir.
12. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
13. Başvuran, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğü uyarınca hakkında uygulanan disiplin yaptırımının, Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
14. Mahkeme, daha önce, Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 başvuru), §§ 26-38, 1 Ekim 2013) davasında benzer bir şikâyeti incelemiş ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir özel sebep görmemektedir.
15. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, kendisine bir disiplin yaptırımı olarak verilen hücre hapsi cezasının, insanlık dışı muamele teşkil ettiğinden şikâyet etmiştir.
17. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
18. Mahkeme, somut davadakine benzer konuları ortaya atan Güngör/Türkiye (k.k.), no. 14486/09, §§ 12 -16, 4 Temmuz 2017) davasında başvurana disiplin yaptırımı olarak uygulanan 12 günlük hücre hapsinin, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girmesi için gereken asgari ciddiyet eşiğine ulaşmadığı sonucuna varmıştır.
19. Somut başvuruda, söz konusu hücre hapsi yaptırımının süresi on bir gündü. Davayı incelemiş olan Mahkeme, yukarıda anılan Güngör davasında ulaştığı sonuçlardan ayrılması için herhangi bir gerekçe görmemektedir.
20. Bu doğrultuda Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, başvurunun bu kısmının, Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
III. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
21. Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, ulusal mahkemelerin disiplin işlemlerini değerlendirirken duruşma gerçekleştirmeksizin dava dosyası üzerinden karar verdiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran, kendisini bizzat veya bir avukatın yardımı aracılığıyla savunma hakkından mahrum bırakıldığını belirtmiştir.
22. Başvuran, aynı olaylar temelinde, ayrıca, Sözleşme’nin 7 ve 13. maddelerini ileri sürmüştür. Mahkeme, söz konusu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında incelemiştir.
23. Hükümet, iç hukukta yapılan değişikliğe atıfta bulunarak, Mahkeme’den başvurunun bu kısmını iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmesini talep etmiştir.
24. Mahkeme, disiplin suçlarıyla itham edilen mahpusların kendilerini bizzat veya avukat yardımı aracılığıyla savunmalarına izin vermek amacıyla, “25 Temmuz 2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun” (bk. § 27) ile İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinin değiştirildiğini kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, yeni kanunun önceden disiplin suçlarıyla itham edilmiş olan tüm mahpuslar bakımından bir hukuk yolu sunduğunu gözlemlemektedir. Buna göre, söz konusu mahpusların ilgili kanunun yürürlüğe giriş tarihinden itibaren altı ay içerisinde, önceki cezalarına ilişkin olarak infaz hâkimine yeni bir itirazda bulunma imkânı vardı. Bu tür bir itiraz ise infaz hâkimi tarafından yeni usul ışığında incelenecekti.
25. Mahkeme, hâlihazırda, söz konusu hukuk yolunu incelemiş ve bunun ceza infaz kurumu disiplin yaptırımlarına ilişkin başvurular bakımından etkili olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, özellikle, yeni hukuk yolunun erişilebilir olduğunu ve makul bir başarı şansı sunduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme, yeni hukuk yolunun etkililiğini değerlendirirken Hükümet tarafından ibraz edilen örnek kararları dikkate almıştır. Söz konusu örnek kararlara göre, infaz hâkimleri, itirazların yapılmasının ardından dava dosyasında bulunan delilleri yeniden incelemiş, ihtilafa konu olan disiplin yaptırımlarını iptal etmiştir. Böylece, ilgili mahpuslar bakımından suçun tüm sonuçları ortadan kalkmıştır (bk. Aydemir ve Diğerleri, no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010; Aksoy/Türkiye (k.k.), no. 8498/05 ve diğer 158 başvuru, 11 Ocak 2011; Arslan/Türkiye (k.k.), no. 9486/05, 25 Ocak 2011; Güler/Türkiye (k.k.), no. 14377/05, 25 Ocak 2011; ve Çetin/Türkiye (k.k.), no. 47768/09, 14 Haziran 2016).
26. Başvuranın iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulmasını gerektirecek herhangi bir istisnai koşul bulunmadığını değerlendiren Mahkeme, başvuranın 6008 sayılı ve 25 Temmuz 2010 tarihli Kanun tarafından sunulan yeni hukuk yolundan faydalanmış olması gerektiği sonucuna varmıştır.
27. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmelidir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
28. Başvuran, 10.000 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin ihlal edildiği tespitiyle yeterince tazmin edilmeyen bir manevi zarara uğradığını kabul etmektedir. Mahkeme, hakkaniyet temelinde bir değerlendirme yaparak ve davanın koşullarını dikkate alarak, başvurana bu başlık altında 2.500 avro ödenmesine hükmetmiştir (bk. yukarıda anılan Yalçınkaya ve Diğerleri, § 53).
B. Masraflar ve Giderler
30. Başvuran, aynı zamanda, avukatlık ücretleri için 2.000 avro, Mahkeme önünde gerçekleşen, kırtasiye malzemeleri, fotokopi ve tercüme gibi diğer masraf ve giderler için ise 1.000 avro ödenmesini talep etmiştir. Bu bağlamda, başvuran, temsilcisi tarafından hazırlanan bir maliyet cetveli ve avukatlık ücretine ilişkin iki makbuz ibraz etmiştir.
31. Mahkeme’nin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli olduğu için yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada Mahkeme, elinde bulunan belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde bulundurarak, başvurana tüm başlıklar altındaki masraflar karşılığında 750 avro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
32. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir, başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine;
2. Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3.
(a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, aşağıdaki miktarların, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere:
(i) Manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere 2.500 avro (ikibinbeşyüz avro) ödenmesine;
(ii) Masraf ve giderler için, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 750 avro (yediyüzelli avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca, 30 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy