Alican Demir /Türkiye – 41444/09 - 25.2.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, 2005 yılının Aralık ayında altı yıl üç ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. Başvurana, cezaların infazına ilişkin mevzuat uyarınca, 24 Ocak 2009 tarihinde şartlı tahliye hakkı sağlanmıştır. Ancak, başvuran, davanın bir kısmının (başvuranın mahkûmiyeti ile ilgili olmayan bölüm) halen Yargıtay önünde derdest olması sebebiyle, 13 Şubat 2009 tarihine kadar nezaret altında tutulmuştur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, kendisine tanınmış olan tahliye hakkının gereksiz bir şekilde ertelendiğini ileri sürerek, 24 Ocak ve 12 Şubat 2009 tarihleri arasındaki nezaret süresine ilişkin olarak şikâyette bulunmuştur.
Hukuki Değerlendirme – 35. Madde: Hükümetin örnek olarak ileri sürdüğü kararlardan anlaşılacağı gibi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 § 1 (f) maddesi, Türkiye Anayasası ve Sözleşme ışığında Yargıtay tarafından yorumlandığı üzere, hükme dayanak teşkil eden mevzuat uyarınca uygulanması gereken yaptırımın süresini aşan bir şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese, verilmiş olan şartlı tahliye hakkını da dikkate alarak, maddi tazminat hakkı sağlamaktadır. Bu durum, başvuranın karşı karşıya kalmış olduğu durum ile tam olarak aynıdır. Söz konusu iç hukuk yolu, bu nedenle, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlalinin ve tazminat hakkı doğduğunun kabul edilmesine olanak sağlaması bakımından uygundur. Ancak, Yargıtay tarafından bu iç hukuk yolu yalnızca yakın zamanda temin edilmiştir. Mahkemenin ilgili kararları 2012 ile 2013 tarihlidir, bu nedenle de mevcut başvurunun yapılmasından sonraki bir tarihe denk gelmektedir. Söz konusu zamanda, ne ilgili hükmün somut metni ne de içtihat bağlamında bunun yorumlanması başvuranın şartlı olarak tahliye edilmiş olması gereken tarihin ardından nezaret altında tutulma süresi karşılığında tazminat almasına olanak sağlamamıştır. Başka bir deyişle, söz konusu hükme dayalı hukuk yolunun etkili olmasına rağmen, başvurunun yapıldığı tarihte bu yolun etkili olduğunu gösterecek hiçbir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuran, bahsi geçen hukuk yolunu daha öncesinde kullanmamakla eleştirilemez.
Sonuç : ön itiraz reddedilmiştir (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, Sözleşme’nin 5 §§ 1,3 ve 4 maddesinin ihlal edilmiş olduğuna ve başvurana manevi tazminat olarak 9,500 avro (EUR) ödenmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy