AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ALÇİÇEK VE TOPRAK/TÜRKİYE
(Başvuru No. 77154/12)
KARAR
STRAZBURG
30 Mayıs 2023
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Alçiçek ve Toprak/Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan ve Türk vatandaşı olan iki kişinin (“başvuranlar”)- başvuranların listesi ve ilgili açıklamalar karar ekindeki tabloda yer almaktadır- 20 Kasım 2012 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış oldukları başvuruyu (no. 77154/12),
Başvuranların Sözleşme’nin 11. maddesi bağlamındaki şikâyetinin, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan ve diğer üç başvurana ilişkin kısmının kabul edilemez olarak açıklanmasına ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak
9 Mayıs 2023 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Başvuru, başvuranların, bir gösteriye katılmak üzere Ankara’ya gitmek için bulundukları bir otobüste yakalanmaları ve otobüsü durduran polis memuruna kimliklerini ibraz etmeyi reddetmiş olmaları nedeniyle idari para cezası ödemeye mahkûm edilmeleri ile ilgilidir.OLAY VE OLGULAR
Adana’da ikamet eden başvuranlar, Eğitim-Sen (Eğitim ve Bilim Emekçiler Sendikası) üyeleridir ve Adana Barosuna bağlı Avukat S. Aracı Bek tarafından temsil edilmektedirler. 27 Mart 2012 tarihinde, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nda ve aynı zamanda genel eğitim sisteminde değişiklik yapılmasına ilişkin bir kanun tasarısı sunulmuştur. Söz konusu tasarı, Meclis önünde tartışılmaya devam ederken, sendikalar Ankara’da bir gösteri düzenlemişlerdir. Başvuranlar, 27 Mart 2012 tarihinde, gösteriye katılmak üzere gece Adana’dan Ankara’ya doğru yola çıkmışlardır. Başvuranların dâhil olduğu 74 kişiyi taşıyan iki otobüs, saat 23:40 sularında Adana’nın çıkışında otoyolda polisler tarafından durdurulmuştur. 28 Mart 2012 tarihinde saat 03:30 civarında, komiser M.K. ve polis memuru M.A. tarafından düzenlenen tutanağa göre, başvuranları taşıyan iki otobüs, iki gün ve gece boyunca basın açıklaması ve grev kisvesi altında toplantı ve gösterilerin ve benzer eylemlerin gerçekleştiği Ankara’da yasa dışı eylemlerin yasaklanması nedeniyle, göstericilerin kontrol edilmesi ve güvenlik güçleriyle bir çatışma yaratabilecek ve kamu düzenini bozabilecek eylemlere katılabilecek kişilerin kimliğinin doğrulanması için durdurulmuştur. 28 Mart 2012 tarihinde saat 04:50 sularında düzenlenen ikinci tutanaktan (55 güvenlik görevlisi ve başvuranların dâhil olduğu 74 kişi tarafından imzalanmıştır), polisin başvuranlara, 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde başkentte yapılması öngörülen tüm gösterilerin güvenlik ve kamu düzeni nedenleriyle Ankara Valiliği tarafından düzenlenen 6136 sayılı ve 26 Mart 2012 tarihli valilik kararı tarafından yasaklandığının bilgisini verdiği anlaşılmaktadır. Polis memurları yolculardan evlerine dönmelerini talep etmiştir. Otobüs yolcularının emre uymayı ve kimliklerini vermeyi reddetmelerine ilişkin olarak polis, Adana Cumhuriyet Savcısından talimat talebinde bulunmuştur. Adana Cumhuriyet Savcısı, göstericilerin ifadelerinin alınması, kimliklerinin doğrulanması ve ardından bırakılmaları için emniyete getirilmelerine karar vermiştir. Polis memurları, aralarında başvuranların da bulunduğu 74 kişiyi emniyete götürmüştür. Halen 28 Mart 2012 tarihinde, saat 10:45’te başvuranların avukatları emniyete gelmiştir. Saat 14:50 civarlarında başvuranlar ifadelerini verdikten ve sağlık muayenesinden geçtikten sonra serbest bırakılmışlardır. 28 Mart 2012 tarihinde, başvuranlara, Adana Valiliği tarafından, 27 Mart 2012 tarihinde gece otobüslerini durduran polis memuruna kimliklerini ibraz etmeyi reddetmiş olmaları nedeniyle, (5326 sayılı) Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesi uyarınca, 82 Türk lirası (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 28 avro) idari para cezaları verilmiştir. Başvuranlar, 10 Nisan 2012 tarihinde, Adana Sulh Ceza Mahkemesi (“Sulh Ceza Mahkemesi”) önünde bu kararlara itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, Sulh Ceza Mahkemesine yapmış oldukları başvurularında, güvenlik güçlerinin kimliklerini kontrol etmediklerini, asıl amaçlarının, Hükümetin ve İçişleri Bakanlığının talimatları üzerine, gösteriye katılmalarını engellemek olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, Sulh Ceza Mahkemesinden, davayı Sözleşme’nin 10. maddesi ışığında incelemesini ve idari para cezasını iptal etmesini talep etmişlerdir. 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 25 Mayıs 2012 tarihinde, duruşma düzenlemeden, temyiz yolu kapalı olmak üzere iki ayrı kararla başvuranların itirazlarını reddetmiştir. Söz konusu kararlar, başvuranlara sırasıyla 5 Haziran 2012 ve 16 Ağustos 2012 tarihlerinde bildirilmiştir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 10 ve 11. maddelerini ileri sürerek, kendilerine verilen cezanın, ifade özgürlüğü haklarının yanı sıra toplanma özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedirler.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), şikâyeti Sözleşme’nin 11. maddesi açısından inceleyecektir. Mahkeme, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinde belirtilen başka bir gerekçeyle açıkça dayanaktan yoksun veya kabul edilemez olmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir. Mahkeme, içtihadından doğan ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri/Türkiye (no. 20347/07, §§ 91-98, 5 Temmuz 2016) kararında hatırlatılan genel ilkelere atıfta bulunmaktadır. Mahkeme, yakın tarihli bir kararda, aynı olaylara ve aynı kişi grubuna ilişkin olarak Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydetmektedir (Alıcı ve diğerleri/Türkiye, no. 70098/12, §§ 43-53, 24 Mayıs 2022). Mahkeme, dosyaya eklenen belgelerden, başvuranların sendikaları tarafından düzenlenen gösterilere katılmak üzere Ankara’ya gitmek için yolda oldukları sırada yakalandıklarının anlaşıldığını kaydetmektedir. Mahkeme, dosyadaki tüm unsurlar ışığında, yetkili makamların asıl amacının kimliklerini ibraz etmeyi reddetmeleri nedeniyle başvuranları cezalandırmak değil, başvuranların gösteriye katılmak için Ankara’ya gitmelerini engellemek olduğu kanaatindedir ve sonuç bu olmuştur (ayrıca bk. yukarıda anılan Alıcı ve diğerleri, § 48). Dolayısıyla Mahkeme, kamu makamlarının eylemlerinin, özellikle polise kimliklerini ibraz etmedikleri için verilen cezanın, başvuranların toplanma özgürlüğü hakkına bir müdahale teşkil ettiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, toplantı özgürlüğü hakkının kullanılmasına yapılan bir müdahalenin, “yasa ile öngörülmediği”, bir veya daha çok meşru amaç izlemediği ve bu amaçlara ulaşmak için “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sürece, Sözleşme’nin 11. maddesini ihlal ettiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, somut olayda, öncelikle, bir valilik kararının 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde Ankara’daki tüm gösterileri yasakladığını kaydetmektedir Mahkeme, Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrası anlamında söz konusu valilik kararının öngörülebilirliğine ve “kanun” niteliğine ilişkin ciddi şüphelerin bulunduğu kanaatindedir (aynı anlamda, Özbent ve diğerleri/Türkiye, no. 56395/08 ve 58241/08, § 39, 9 Haziran 2015). Bununla birlikte Mahkeme, müdahalenin gerekliliği hakkında vardığı sonuç dikkate alındığında (bk. Aşağıdaki 20. paragraf), bu sorunun daha fazla incelenmesine gerek olmadığına hükmetmektedir. Öte yandan, söz konusu müdahale, Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrasında yer alan meşru amaçlardan en azından birine, yani düzenin sağlanmasına veya başkalarının haklarının korunmasına yöneliktir. Mahkeme, söz konusu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı sorusuna ilişkin olarak, kamuya açık bir alanda yapılan tüm gösterilerin günlük hayatta aksaklıklara neden olabileceğini, ancak yetkili makamlardan belirli bir tolerans göstermelerinin beklenebileceği göz önüne alındığında, bunun kendi başına toplanma özgürlüğü hakkının kullanılmasına yapılan bir müdahaleyi haklı çıkarmadığını hatırlatmaktadır (Berladir ve diğerleri/Rusya, no. 34202/06, §§ 38-43, 10 Temmuz 2012). Ancak somut olayda, başvuranların dâhil olduğu göstericilere yönelik etkin şekilde alınan tek tedbirin Ankara’ya gitmelerinin tamamen engellenmesi olduğu görülmektedir; bu da, Mahkemeye göre, düzenin sağlanması veya başkalarının haklarının korunması için gerekli olmayan orantısız bir tedbirdir (yukarıda anılan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 107-108). Dolayısıyla, Sözleşme’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuranlar, maruz kaldıkları kanaatine vardıkları maddi zarar karşılığında 1.000 avro ve manevi zarar karşılığında 1.000 avro talep etmektedirler. Başvuranlar ayrıca, yapmış oldukları masraf ve giderler karşılığında, yani her biri 35 avro olmak üzere ödenen idari para cezaları bağlamında 8.190 avro ve temsil masrafları ve çeviri ücretleri için müştereken 8.120 avro talep etmektedirler. Başvuranlar, bu bağlamda, taleplerini desteklememekte ve herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadırlar. Hükümet, bu taleplerin tamamına itiraz etmektedir. Mahkeme, bu meblağ üzerinden ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak başvuranların her birine, 1.000 avro ödenmesinin makul olduğu kanısına varmaktadır. Mahkeme, maddi zarar ve masraf ve giderlere ilişkin olarak, bu taleplerin herhangi bir kanıtlayıcı belgeyle birlikte sunulmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, bu talepleri reddetmektedir. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygulanmasının uygun olduğu sonucuna varmaktadır.BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;a) Davalı Devletin başvuranların her birine, üç aylık bir süre içinde, bu meblağ üzerinden ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak ve ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, manevi tazminat olarak, 1.000 avro (bin avro) ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu tutara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine karar vermiştir.İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 30 Mayıs 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Başvuranların Listesi:
Başvuru No. 77154/12
No.
Ad SOYAD
Doğum/Kayıt Tarihi
Uyruğu
İkamet Yeri
1.
Yalçın ALÇİÇEK
1967
Türk
Adana
2.
Fatih TOPRAK
1984
Türk
Adana