AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ALTUN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 60065/16 ve diğer 22 başvuru –
bk. ekli liste)
KARAR
STRAZBURG
24 Eylül 2024
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şeklî değişikliklere tabi tutulabilir.
Altun ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan
Lorraine Schembri Orland,
Hâkimler
Frédéric Krenc,
Davor Derenčinović
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İsimleri ekteki tabloda yer alan başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruları,
Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında; tutukluluğun hukuka uygunluğu ve uzunluğu, suç işlendiğine dair makul şüphenin bulunmadığı iddiası, tutuklamaya ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlar verilirken ilgili ve yeterli gerekçe sunulmadığı iddiası, tutukluluğun hukuka uygunluğuna ilişkin tarafsız, bağımsız ve etkili yargı denetiminin olmaması ve 5. madde kapsamındaki hak ihlali iddiaları için tazminat elde edecek bir başvuru yolu bulunmamasına ilişkin şikâyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurularının geri kalanın kabul edilemez olduğuna dair kararı, tarafların beyanlarını, Hükümetin, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedilmesine ilişkin kararı dikkate alarak, 3 Eylül 2024 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvurular ağırlıklı olarak başvuranların 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında Türk makamları tarafından darbe girişiminin arkasında olduğu değerlendirilen “Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması” (bundan böyle “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) olarak tanımlanan bir örgüte üye oldukları şüphesiyle yakalanmaları ve tutuklanmaları ile ilgilidir (Davalı Hükümet tarafından ilan edilen olağanüstü hâlin ayrıntıları ve ardından Avrupa Konseyi Genel Sekreterine verilen derogasyon bildirimi ile olağanüstü hâl ilanından sonraki yasal gelişmeler de dâhil olmak üzere, darbe girişimi sonrası meydana gelen olaylarla ilgili ayrıntılı bilgiler için bk. Baş/Türkiye, no. 66448/17, §§ 6‑14 ve §§ 109-10, 3 Mart 2020). Olay tarihinde, 11 başvuran hariç tüm başvuranlar, farklı tür ve/veya düzey mahkemelerde hâkim veya savcı olarak görev yapmaktaydılar (27285/18, 37061/18, 41565/18, 46888/18, 33111/19, 39084/19, 51678/19, 53521/19, 64476/19 ve 19301/20 no.lu başvurulardaki başvuranlar eski hâkim veya savcı, 60332/17 no.lu başvurudaki başvuran ise stajyer hâkimdi).
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz 2016 tarihinde, başka şahısların yanı sıra, FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen yargı mensupları hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Başvuranlar, çeşitli tarihlerde, Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 314. maddesi uyarınca FETÖ/PDY üyeliği suçu şüphesiyle yakalanıp tutuklanmışlardır (ilgili yasa hükmünün metni için bk. yukarıda anılan Baş, § 58). Tutuklama kararlarında söz konusu suçun niteliğine, delil durumuna ve suç için öngörülen muhtemel cezaya dayanılmıştır. Ayrıca darbe girişimine ilişkin soruşturmaların ülke çapında yürütülmekte olduğu, henüz tüm şüphelilerin ifadelerinin alınmadığı ve iddia konusu suçun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 100 § 3 maddesinde yer alan “katalog” suçlardan olduğu belirtilmiştir (CMK’nın 100. maddesinin metni için, ilgili olduğu ölçüde bk. yukarıda anılan Baş, § 61). Tutuklama kararlarında açıkça belirtilmiş olmamakla birlikte dosyalardaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, başvuranların bazıları, darbe girişimini azmettirdiği değerlendirilen örgüte üye oldukları veya bir kısmının ByLock mesajlaşma sisteminin kullanıcısı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle tutuklanmadan önce hâkimlik veya savcılık görevlerinden uzaklaştırılmış veya kendilerinin yetkileri ellerinden alınmıştır (uzaklaştırma prosedürüyle ilgili daha ayrıntılı bilgi için bk. Turan ve Diğerleri/Türkiye, no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, §§ 13-16, 23 Kasım 2021). Ayrıca, başvuranlardan bazılarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu iddia edilen Bank Asya’da bulunan hesaplarını kullandıkları ve/veya FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu iddia edilen Yargıçlar ve Savcılar Birliğine (YARSAV) üye oldukları göz önünde bulundurularak, FETÖ/PDY’ye finansman sağladıklarından şüphelenilmiştir. Başvuranlar tarafından, kendilerine isnat edilen suçu işlediklerine dair makul şüphe bulunmadığı iddiası da dâhil olmak üzere tutukluluklarına karşı yapılan itirazlar, Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere [mahkemelerce] reddedilmiştir.
3. Tarafların verdiği son bilgilere göre, başvuranların çoğu ilk derece mahkemeleri tarafından terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm edilmiş, birkaçı ise beraat etmiştir. Anlaşıldığı kadarıyla, bazı başvurular bakımından yargılamalar hâlen kanun yolu mercileri veya Anayasa Mahkemesi önünde devam etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ4. Mahkeme, başvuruları, konu bakımından benzer olmaları sebebiyle, tek bir karar kapsamında birleştirerek incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA5. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi anlamında, tutukluluğu gerektiren bir suç işlediklerine dair makul şüpheye yol açacak somut bir delil bulunmadığından şikâyetçi olmuşlardır.
6. Hükümet, Mahkemeyi, mağdur sıfatını haiz olmadıkları gerekçesiyle, CMK’nın 141. maddesi kapsamında tazminat elde edebilecekleri hukuk yolunu kullanmamış olan başvuranlar ile bir miktar tazminat almış ve tazminat talepleri hâlen derdest olan başvuranlar yönünden bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna karar vermeye davet etmiştir.
7. Mahkeme, Türkiye aleyhine açılan diğer davalarda benzer itirazların hâlihazırda reddedildiğini kaydetmektedir (bk. örneğin, yukarıda anılan Baş, §§ 118-21 ve yukarıda anılan Turan ve Diğerleri, §§ 57-64) ve mevcut davada bu tespitlerden ayrılmak için bir neden görmemektedir.
8. Hükümet ayrıca, 60065/16 no.lu başvuruda başvuranın Anayasa Mahkemesi önündeki hukuk yolunu tüketmeden Mahkemeye başvurduğunu, 13853/17 no.lu başvuruda ise başvuranın Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvurusunda makul şüphe bulunmadığı iddiasına ilişkin şikâyetini usulüne uygun olarak dile getirmediğini ileri sürerek, Mahkemeyi bu başvuranların şikâyetlerini kabul edilemez bulmaya davet etmiştir.
9. Mahkeme ilk olarak, 60065/16 no.lu başvuru konusunda, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır (bk. Baumann/Fransa, no. 33592/96, § 47, AİHM 2001-V (alıntılar)). Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamaların Mahkemenin başvurunun kabul edilebilirliğini incelemesinden önce sonuçlanmış olması nedeniyle, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki itirazının reddedilmesi gerektiği kanaatindedir (bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Sidiropoulos ve Papakostas/Yunanistan, no. 33349/10, § 66, 25 Ocak 2018).
10. İkinci olarak, 13853/17 no.lu başvuruya ilişkin dava dosyası incelendiğinde, Hükümetin iddiasının aksine, başvuranın Mahkemeye başvurmadan önce Anayasa Mahkemesine sunduğu başvuru formunda Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi kapsamındaki şikâyetlerini açıkça dile getirdiği görülmektedir.
11. Yukarıdaki tespitler ışığında Mahkeme, bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, şikâyetlerin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
12. Esasa gelindiğinde ise Mahkeme, sulh ceza hâkimliklerinin, başvuranlardan bazılarının ilk tutukluluklarına karar verirken, CMK’nın 100. maddesine, suç için öngörülen muhtemel cezaya ve “dosyadaki delillere” genel bir atıfta bulunarak kararlarını gerekçelendirmeye çalıştıklarını gözlemlemektedir. Ancak bu kararlarında hâkimlikler, söz konusu delillerin ne olduğunu ve hangi gerekçeyle başvuranların bahsi geçen suçu işlediklerine dair makul bir şüphe teşkil ettiğini somut olarak belirtmeksizin, yalnızca söz konusu hükmün lafzından alıntı yapmıştır. Mahkeme bu bağlamda, yukarıda anılan Baş (§§ 190-95) kararındaki tespitlerine atıfta bulunmaktadır. Adı geçen karara göre, dosyadaki delillerin herhangi birine ilişkin olarak yapılan somut bir değerlendirmenin veya olay tarihinde dava dosyasında başvuranlar hakkındaki şüpheyi haklı kılabilecek nitelikteki herhangi bir bilginin yahut da teyit edilebilir nitelikteki herhangi bir materyalin veya olgunun yokluğunda, sadece CMK’nın 100. maddesinin lafzına veya dosyadaki delillere yönelik olarak net olmayan ve genel bir şekilde yapılan atıfların, başvuranların tutukluluklarının dayanağını oluşturan şüphenin “makul” olduğunu gerekçelendirmeye yeterli olduğu değerlendirilemez. Tutuklama kararlarında başvuranların yargı görevlerinden uzaklaştırılmış olmalarının, ByLock mesajlaşma sistemini kullandıkları iddiasının, FETÖ/PDY’ye finansman sağlama olarak değerlendirilen bankacılık faaliyetlerinin ve/veya FETÖ/PDY’yle iltisaklı kurum ve kuruluşlara üyeliklerinin dikkate alındığı hâller açısından ise Mahkeme, bu gerekçelerin hiçbirinin başvuranlara isnat edilen suçla ilgili olarak Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi anlamında “makul şüphe” teşkil edecek nitelikte olmadığını hâlihazırda tespit etmiş olduğunu kaydetmektedir (benzer yönleri açısından bk. yukarıda anılan Baş, §§ 170-95; Akgün/Türkiye, no. 19699/18, §§ 151‑85, 20 Temmuz 2021; Taner Kılıç/Türkiye (No. 2), no. 208/18, §§ 104-05, 31 Mayıs 2022 ve burada atıf yapılan kararlar).
13. Hükümetin, ilk tutuklama anında başvuranların iddia edilen suçu işlediklerine dair “makul bir şüphenin” olduğunu gösterebilecek başka bir emare, “olgu” ya da “bilgi” sunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesinde belirtilen bir tutuklamanın gerçekleştirilebilmesi için söz konusu şüphenin “makul” olması kıstasının sağlanmadığını tespit etmektedir (bk. yukarıda anılan Baş, § 195 ve yukarıda anılan Taner Kılıç, §§ 114-16). Mahkeme ayrıca, başvuranların, mevcut davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanması ve uygulanmasında kesinlikle dikkate alınması gereken bağlamsal bir faktör olan darbe girişiminden – yani Türkiye’nin olağanüstü hâl ilanına ve derogasyon bildiriminde bulunmasına neden olan olaydan – kısa bir süre sonra tutuklanmalarına karşın, söz konusu tedbirin, durumun kesinlikle gerektirdiği bir tedbir olduğunun söylenemeyeceği kanısındadır (benzer yönleri açısından bk. yukarıda anılan Baş, §§ 115-16 ve §§ 196-201). Bu nedenle Mahkeme, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
DİĞER ŞİKÂYETLER14. Sözleşme’nin 5 §§ 1, 3, 4 ve 5 maddesi kapsamında kalan diğer şikâyetlerle ilgili olarak Mahkeme, yukarıda 5 § 1 maddesi kapsamında yaptığı tespitler ve yukarıda anılan Turan ve Diğerleri (§ 98) davasındaki değerlendirmeleri ışığında, bu şikâyetleri incelememeye karar vermiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
15. Başvuranlar (2541/20 no.lu başvurudaki başvuran hariç), öngörülen süre içerisinde, değişen miktarlarda manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır. Ayrıca başvuranların çoğu, esasen ihraç edilmelerinden kaynaklanan kazanç kayıplarına tekabül eden miktarlarda maddi tazminat ile yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapılan hukuki masraf ve giderlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.
16. Hükümet, başvuranların taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
17. Mahkeme, yukarıda anılan Turan ve Diğerleri (§§ 102‑107) kararında ortaya konulan gerekçelerle maddi tazminat taleplerini reddetmekle birlikte, 2541/20 no.lu başvuru dışındaki başvurularda, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat ile masraf ve giderlerini karşılamak üzere her bir başvurana 5.000’er avroluk toplu bir ödeme yapılmasına hükmetmiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine, İlk tutuklama anında başvuranların suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmadığı iddiasına ilişkin Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir olduğuna, İlk tutuklama anında başvuranların suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine, Diğer şikâyetlerin kabul edilebilirliği ve esasının incelenmesine gerek olmadığına,(a) Davalı Devlet tarafından, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç, manevi tazminat ile masraf ve giderler için, 2541/20 no.lu başvurudaki başvuran dışındaki başvuranların her birine 5.000 avro (beş bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına,
Başvuranların adil tazmin taleplerinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 24 Eylül 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Lorraine Schembri Orland
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Dava listesi:
Sıra no.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum tarihi
İkamet yeri
Uyruğu
Temsilci
1.
60065/16
Altun/Türkiye
17/10/2016
Selçuk ALTUN
1974
Adana
Türkiye
Emre AKARYILDIZ
2.
73507/16
Peksak/Türkiye
11/11/2016
Ali Efendi PEKSAK
1969
İstanbul
Türkiye
Tarkan ÖNAY
3.
13853/17
Güney/Türkiye
03/01/2017
Halil GÜNEY
1978
İzmir
Türkiye
4.
60332/17
Kara/Türkiye
04/07/2017
Niyazi KARA
1974
Ankara
Türkiye
Utku Coşkuner SAKARYA
5.
81722/17
Baklacı/Türkiye
19/09/2017
Mustafa BAKLACI
1972
Bursa
Türkiye
6.
24221/18
Şahbaz/Türkiye
30/04/2018
İsmail ŞAHBAZ
1981
İstanbul
Türkiye
Enes Malik KILIÇ
7.
27285/18
Kolotooğlu/Türkiye
29/05/2018
Metin KOLOTOOĞLU
1984
Kocaeli
Türkiye
Elvan BAĞ CANBAZ
8.
37061/18
Başbilen/Türkiye
17/07/2018
Yeliz BAŞBİLEN
1977
İstanbul
Türkiye
Elkan ALBAYRAK
9.
41565/18
Babayiğit/Türkiye
02/08/2018
Songül BABAYİĞİT
1978
Kocaeli
Türkiye
Cahit ÇİFTÇİ
10.
46888/18
Tunay/Türkiye
28/09/2018
Mehmet Tolga TUNAY
1989
İzmir
Türkiye
Şenol DİŞ
11.
21873/19
Gümüşsoy/Türkiye
05/04/2019
Arif GÜMÜŞSOY
1977
İstanbul
Türkiye
Aziz GENÇ
12.
25578/19
Candemir/Türkiye
22/04/2019
Selami CANDEMİR
1970
Kırşehir
Türkiye
Melek KOÇYİĞİT
13.
33111/19
Köse/Türkiye
25/05/2019
Yusuf KÖSE
1987
Sivas
Türkiye
Şeyma MISIRLIOĞLU
14.
39084/19
Paker/Türkiye
16/07/2019
İdris PAKER
1954
Bursa
Türkiye
Hakan Gökay SARIOĞLU
15.
48069/19
Şenlikçi/Türkiye
06/09/2019
Mehmet ŞENLİKÇİ
1981
Ankara
Türkiye
16.
51678/19
Uslu/Türkiye
04/09/2019
Fatih Mehmet USLU
1972
Kütahya
Türkiye
17.
53521/19
Tüfekçi/Türkiye
02/10/2019
Zafer TÜFEKÇİ
1977
Sakarya
Türkiye
18.
64476/19
Şimşek/Türkiye
02/12/2019
Murat ŞİMŞEK
1974
Çanakkale
Türkiye
19.
2541/20
Yiğit/Türkiye
26/11/2019
Kenan YİĞİT
1979
Mersin
Türkiye
Kerem SEZGİN
20.
13701/20
Kaplan/Türkiye
04/03/2020
Tahir KAPLAN
1978
Samsun
Türkiye
Osman GÖL
21.
19301/20
Yaldır/Türkiye
04/05/2020
Ersan YALDIR
1978
Aksaray
Türkiye
Kadir ÖZTÜRK
22.
50847/20
Acar/Türkiye
23/10/2020
Numan ACAR
1973
Ankara
Türkiye
Tarık Said GÜLDİBİ
23.
52013/20
Yağcı/Türkiye
05/10/2020
Ali YAĞCI
1967
Kırıkkale
Türkiye
Handan CAN