Amirov /Rusya - 51857/13 - 27.11.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, Dağıstan Cumhuriyeti’nin eski Başbakan yardımcısı ve başkentin Belediye Başkanıdır. Başvuran 1993 yılında yaşanan bir suikast girişimi nedeniyle felç olmuştur. Ayrıca başvuran başka ciddi sağlık sorunları da yaşamıştır. Başvuran 2013 yılında birçok ciddi suçla itham edilmiştir. Daha sonra yakalanıp tutuklanmıştır. Avrupa Mahkemesi, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, 16 Ağustos 2013 tarihinde, başvuranın cezaevindeki tedavisinin yeterli olup olmadığı ve durumunun tutukluluk açısından uygun olup olmadığı ya da hastaneye yatırılması yönünde bir gereklilik bulunup bulunmadığı hususlarının belirlenmesi amacıyla Hükümete başvuranın derhal tarafsız sağlık uzmanları tarafından muayene edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak ulusal yetkililer bu tedbiri yerine getirmemişlerdir. Başvuran 2014 yılında terör saldırısı düzenlemekten suçlu bulunmuş ve on yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvuran hakkındaki diğer suçlamalara ilişkin yürütülen yargılamalar ise, Mahkemenin kararını bildirdiği tarihte halen devam etmekteydi.
Hukuksal Değerlendirme
Madde 34: Hükümet, Mahkeme tarafından bildirilen geçicisi tedbire cevap olarak sivil doktorlar tarafından hazırlanan iki raporu sunmuştur. Ancak bu raporlar, Mahkeme tarafından yöneltilen sorulara herhangi bir cevap teşkil etmemiştir. Bunun yerine, Hükümet soruları kendisi cevaplamış ve başvuranın savunma ekibinin, bir tıp uzmanı tarafından gerçekleştirilecek bir muayene organize etmesine izin vermemiştir. Hükümet, başvuranın durumuna ilişkin uzman tıbbi görüşün yerine kendi değerlendirmesini koyarak, başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir şekilde sürekli olarak fiziksel ve ruhsal sıkıntıya maruz bırakılma olasılığına yönelik olarak Mahkeme’nin ilgili bağımsız tıbbi görüşe dayanarak etkili bir şekilde tepki gösterebilmesini ve bu durumu engelleyebilmesini sağlama amacını taşıyan geçici tedbirin amacını boşa çıkarmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 3: Belden aşağısı felç olan ve tekerlekli sandalyeye bağlı olan başvuranın birçok hastalığı bulunmaktadır. Taraflar, başvuranın durumunun ciddiliği ve vahameti ile durumunun tutukluluğu açısından uygun olup olmadığı hususlarında ihtilafa düşmüşlerdir. Başvuran tarafından sunulan bilirkişi beyanının, başvuranı bizzat muayene eden uzmanlarca hazırlanmadığı doğrudur. Ancak bu argüman geçerli olarak kabul edilemez. Zira Hükümet, Mahkeme tarafından bildirilen geçici tedbiri dikkate almayarak, bilirkişi tıbbi incelemesini organize etmemiştir. Bunun yanı sıra yetkililer, başvuranın kendi seçeceği hekimlere erişim sağlamasına izin vermemişlerdir. Hükümet, başvuranın tutuklu olduğu süreçte etkili bir şekilde tıbbi tedavi gördüğünü ispat edememiştir. Kapsamlı ve yeterli ölçüde tedavi görmemesi nedeniyle uzun süreli ruhsal ve fiziksel sıkıntıya maruz kalan başvuranın insanlık onuru zedelenmiştir. Yetkililerin başvurana ihtiyacı olan tıbbi bakımı sağlamaması, Sözleşme’nin 3. maddesi anlamı dâhilinde insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil etmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 5 § 3: Başvuranın tutukluluk hali bir yıldan fazla sürmüştür. Mahkeme, başvuranın itham edildiği suçları işlediğine yönelik makul şüphenin varlığını ve bu suçların ciddi niteliğini kabul etmiştir. Başvuranın kaçma riskiyle ilgili olarak, Ulusal mahkeme, başvuranın suçlu bulunması durumunda alacağı cezayı, şahsiyetini, belediye başkanı olmasından kaynaklanan bağlantılarını ve gücünü, siyasi ve toplumsal duruşunu ve tanıkları etkileme olasılığını dikkate almıştır. Bu etkenlerin hepsi dikkate alındığında, ulusal mahkemeler, başvuranın serbest bırakılması durumunda kaçabileceği, tekrar suç işleyebileceği ya da yargılamalara müdahale edebileceği riskinin bulunduğunu varsaymış olabilir. Ayrıca, kaçma ya da adaleti yanıltma riski, başvuranın tutukluluk süresi boyunca devam etmiştir. Başvuranın sağlık durumu kaçma riskini büyük ölçüde azaltsa bile, bu riski tamamen ortadan kaldırmamıştır. Yargılamaların son derece karışık olduğu da dikkate alındığında, Mahkeme ulusal yetkililerin, başvuranın tutukluluğunun gerekçelendirilmesi bakımından uygun ve yeterli gerekçeler öne sürdüklerini ve davanın ele alınmasında davaya özel bir özensizlik göstermediklerini kaydetmiştir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle).
Madde 46: Yetkililerin başvuranı, kendisinin sürekli olarak müşahede altında tutulacağı ve yeterli tıbbi hizmetin sağlanabileceği ihtisaslaşmış bir tıbbi tesise yatırmaları gerekmekteydi. Ayrıca yetkililerin, bağımsız tıbbi uzmanların da yardımıyla başvuranın durumunun düzenli olarak incelenmesini sağlamaları gerekmekteydi.
Madde 41: manevi tazminat olarak 15.000 Avro.
(Ayrıca bk. Mamedova / Rusya, 7064/05, 1 Haziran 2006, 87 Sayılı Bilgi Notu; Khudobin / Rusya, 59696/00, 26 Ekim 2006, 90 Sayılı Bilgi Notu; Belevitskiy / Rusya, 72967/01, 1 Mart 2007; Gurenko / Rusya, 41828/10 ve Bubnov / Rusya, 76317/11, 5 Şubat 2013; Budanov / Rusya, 66583/11 ve Gorelov / Rusya, 49072/11, 9 Ocak 2014; ve bk. genel olarak, Tutuklu/hükümlülerin sağlık hakları ile ilgili Tematik Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy