Andonoski / Makedonya Cumhuriyeti – 16225/08 17.9.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Taksi şoförü olan başvuran 2007 yılında, üç Arnavut vatandaşını Makedonya – Yunanistan sınırına yakın bir yerde bulunan bir köye götürürken polis tarafından durdurulmuştur. Polis, seyahat belgeleri bulunmayan yolcuları tutuklamıştır. Başvuranda tutuklanmış ve arabasına el konulmuştur. Daha sonra, göçmen kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle hakkında soruşturma açılmıştır. Ancak, aldığı yolcuların yasadışı göçmenler olduğunu bildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle hakkındaki suçlamalar düşmüştür. Yolculardan biri göçmen kaçakçılığından suçlu bulunmuş ve bir yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Yargılamaları yürüten mahkeme, suç işlenirken kullanıldığı gerekçesiyle başvuranın arabasına el konulmasına karar vermiştir.
Hukuki değerlendirme – 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi: Başvuranın arabasına el konulması, kesin mülkiyet devrini gerektiren kalıcı bir tedbirdir. Dolayısıyla söz konusu tedbir mülkiyetten yoksun bırakma işlemi teşkil etmiştir. El koyma kararı yasayla öngörülmüş olup, gizli göç ve insan kaçakçılığının önlenmesi meşru amacını taşımıştır. Söz konusu amaç ile başvuranın hakları arasındaki denge, başvuranın davranışları da dâhil olmak üzere birçok unsura bağlıdır. Başvuranın arabasına, aleyhindeki suçlamalar düştükten sonra, üçüncü bir kişi hakkında yürütülen ceza yargılamaları kapsamında el konulmuştur. Geçimini taksi şoförlüğü yaparak sürdüren başvuranın herhangi bir sabıka kaydı bulunmamaktadır. Arabasının daha önce suç işlemek için kullanıldığını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca, arabanın bundan sonra suç işlemek için kullanılacağını gösteren bir delil de bulunmamaktadır. Buna karşın, Göçmen kaçakçılığı için kullanılan ulaşım araçları hakkında müsadere kararı verilmesini öngören Ceza Kanunu hükmü herhangi bir istisnaya izin vermemekte ve aracın failin mi yoksa üçüncü bir kişinin mi olduğuna bakılmaksızın ve eğer üçüncü bir kişininse, üçüncü kişinin davranışları veya suçla ilgisi hesaba katılmaksızın uygulanmaktadır. Bu tür bir müsadere işlemi başvuranı, davasını savunma veya el koyma işlemlerinde başarı şansına sahip olma imkânından yoksun bırakmıştır. Aynı şekilde, yerel mahkemeler bu koşullar altında takdir hakkına sahip değildir ve davayı yukarıda belirtilen unsurlar temelinde inceleyememektedir. Son olarak, söz konusu hüküm tazminat talebinde bulunma imkânı tanımamaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararı başvurana aşırı bir yük getirdiğinden orantısızdır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: manevi tazminat olarak 3.000 avro ödenmesine; Davalı Devletin el konulan arabayı, el konulduğu haliyle başvurana iade etmesine, iade işlemi gerçekleşmezse, başvurana maddi tazminat olarak 10.000 avro ödemesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy