© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the and of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme içtihadı üzerine bilgi notu No 162
Nisan 2013
Animal Defenders International/Birleşik Krallık [BD] - 48876/08
Karar 22.4.2013 [BD]
Madde 10
Madde 10-1
İfade özgürlüğü
Politik nitelikteki reklamlara uygulanan yasak nedeniyle hükümetdışı bir kuruluşun televizyonda reklam yapmasına izin verlmemesi: ihlal yok
Olaylar – İletişim ile ilgili 2003 tarihli yasa, televizyon medyasının tarafsızlığını korumak ve güçlü grupların yayın süresi satın alarak etki göstermelerini engellemek için, televizyonda ve radyoda politik reklam yapılmasını yasaklamaktadır. Bu yasak, sadece politik mesaj içeren reklamlara değil ama aynı zamanda reklamın içeriğinden bağımsız olarak tamamen veya esasen politik amaçları olan kurumlara da uygulanmaktadır. Kabul edilmeden önce yasa metni, parlamenterlerden oluşan değişik organların danışma sürecine ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin VgT Verein gegen Tierfabriken/İsviçre davasındaki kararı (bu davada politik reklamın yasaklanması Sözleşme’nin 10. maddesine aykırı bulunmuştur) ışığında detaylı bir incemeye tabi tutulmuştur.
Hükümetdışı kuruluş olan başvurucu, hayvanların ticari, bilimsel veya eğlence amacıyla kullanılmasına karşı mücadele etmektedir. Başvurucu, bu alanda mevzuatın değişmesi için ve bu konuda kamuoyunu ve milletvekilllerini etkilemeye çaba göstermektedir. Başvurucu 2005 yılında, maymunlara yapılan muamele ile ilgili kampanya kapsamında televizyonda bir reklam yayınlatmak istemiştir. Televizyon reklamlarının kontrol merkezi (Broadcast Advertising Clearance Centre) başvurucunun amaçlarının tamamen politik olduğu ve iletişimle ilgili 2003 tarihli yasanın 321 § 2 maddesinin böyle bir reklamı yasakladığı gerekçesiyle, bu reklamın yayınlanmasına izin vermeyi reddetmiştir. Bu karar, High Court (Yüksek Mahkeme) ve Lordlar Kamarası tarafından onanmıştır; Lordlar Kamarası 12 Mart 2008 ([2008] UKHL 15) tarihli kararıyla, politik reklamın fazla para verenlerin hükümeti ve politikasını seçme ihtimalini engellemeyi güvence altına alma kaygısıyla haklı kılındığını belirtmiştir.
Hukuk açısından – Madde 10 : Radyo ve televizyonda paralı politik reklamların yapılmasının yasaklanması, başvurucunun 10 madde ile güvence altına alınan haklarına bir müdahale oluşturmaktadır. Bu müdahale, « yasa ile öngörülmüştür » ve televizyon yayınlarının tarafsızlığını koruma ve böylece demokratik sürecin korunması amacındadır. Müdahale « başkasının haklarını » koruma meşru amacına yöneliktir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan nokta, bu müdahalenin « demokratik bir toplumda gerekli » olup olmadığı sorununa ilişkindir.
Mahkeme, her ne kadar genel tedbirlerin bazı özel durumlarda zorluklara neden olma riskini ortaya çıkarıyorsa da devletin, Sözleşme hükümlerine saygı çerçevesi içinde ve her şahsın durumu ile ilgili şartlardan bağımsız olarak daha önceden belirlenen durumlara uygulanan genel tedbirleri kabul edebildiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme içtihatlarına göre, genel bir tedbirin orantılılığını belirlemek için Mahkeme’nin, bu tedbirin kökeninde yatan yasama tercihlerini incelemeye başlaması gerekmektedir. Ulusal alanda tedbirin gerekliliği konusunda gerçekleştirilen yasama ve hukuki incelemenin kalitesi, ilgili taktir yetkisinin uygulanması konusu dahil olmak üzere bu konuda özel bir önem taşımaktadır. Ayrıca, genel bir tedbirin esnekliğinin ortaya çıkarabileceği kötüye kullanma durumunu da dikkate almak gerekmektedir. Genel bir tedbirin belli bir davanın olaylarına uygulanma şekli, uygulamada etkiler göstermeye imkan vermektedir ve dolayısıyla bu tedbirin orantılılığının taktiri için daha önemlidir. Bu nedenle, genel tedbiri desteklemek için genel nitelikteki haklı nedenler ne kadar fazla ikna edici ise, Mahkeme kendisine sunulan bir olayda bu tedbirin etkisine o kadar az önem vermektedir.
Bu davada taraflar aynı amacı, yani kamu çıkarı ile ilgili konularda çoğulcu ve serbest tartışma ortamını güvence almayı ve demokratik sürece katkıda bulunmayı hedeflemektedirler. Ancak hükümetdışı kuruluş olan başvurucu, daha az sınırlayıcı kuralların yeterli olacağını savunmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme’nin, bir taraftan başvurucunun hükümetdışı kuruluş olarak kamusal sorunlarla ilgili bilgileri ve düşünceleri alma hakkı ve diğer taraftan, önemli ekonomik kaynaklara sahip olan gruplar tarafından demokratik sürecin kötüye kullanılmasını önlemek için kamu makamlarının kaygısı arasında bir denge kurması gerekmektedir.
Bu denge kurma işleminde Mahkeme, Birleşik Krallık’ta reklam mesajlarının radyoda ve/veya televizyonda yayınlanmasını düzenleyen karmaşık rejim ile ilgili Parlamenterlerden oluşan organlar ve yargısal organlar tarafından yapılan kontrole ve demokratik sürecin zayıflamasını ve böylece, kamu çıkarını ilgilendiren konular ile ilgili önemli tartışmaların bozulmasını engellemek için bu genel tedbirin gerekli olduğu yönündeki söz konusu görüşlere büyük bir değer vermektedir. Mahkeme 2003 tarihli yasanın, yasağın tüm kültürel, politik ve hukuki yönlerinin istisnai bir şekilde incelenmesinin bir sonucu olduğunu ve hiçbir karşı oy olmadan tüm siyasi partilerin desteğiyle kabul edildiğini kaydetmektedir. Ayrıca bu tedbirin orantılılığı, High Court ve Lordlar Kamarası önünde detaylı bir şekilde tartışılmıştır. Bu iki yargı organı, Sözleşme’den çıkan içtihatları ve Sözleşme’nin ilgili ilkelerini incelemiştir ve yapılan müdahalenin gerekli ve orantılı olduğu sonucuna varmışlardır.
İkinci olarak Mahkeme, yasağın, devletin kaçınmak zorunda olduğu kamu tartışmalarının bozulma riskini aza indirecek ve ifade özgürlüğüne mümkün olduğu kadar az zarar verecek şekilde düşünüldüğünün önemli olduğunu belirtmektedir. Mahkeme tedbirin, sadece paralı reklamlara uygulandığını ve en etkili ve en masraflı bazı medya alanlarıyla (radyo ve televizyon) sınırlı olduğunu gözlemlemektedir.
Mahkeme hükümetdışı kuruluş olan başvurucu tarafından, yasağın kapsamı konusunda yasal tercihlerin haklılığına itiraz etmek için öne sürülen argümanları, aşağıdaki nedenlerle reddetmektedir :
– Mahkeme ise, radyo ve televizyonun özel etkisine dayanan bu ayrımın mantıklı olduğunu belirtmektedir. Mahkeme özellikle, bu medya alanlarının hemen etki gösterme niteliğini ve güçlülüğünü kabul etmektedir. Mahkeme, internetin ve sosyal medyaların son yıllarda önemli bir şekilde gelişmelerine rağmen, kendilerine özel tedbirlerin uygulanması gerekliliğini ortaya koyacak ve bunların televizyon yayınlarının etkisini ters çevirecek kadar önemli bir etki gösterdiği ile ilgili hiçbir durumun söz konusu olmadığını belirtmektedir.
– Radyoda ve televizyonda yapılan reklamın diğer medya alanlarına göre artık pahalı olmadığı konusundaki argüman ile ilgili olarak Mahkeme, bu medya alanları üzerinden yapılan reklamların bir avantaj sağladığını, reklam verenlerin bu avantajın farkında olduklarını, bu avantajı elde etmek için yüksek oranda ödeme yaptıklarını ve bu durumun kamusal tartışmalara katılan hükümetdışı kuruluşların çoğu için söz konusu olmadığını gözlemlemektedir.
– Her ne kadar başvurucuyu ilgilendirmiyorsa da, demokratik sürecin merkezinde bulunan organlar olan siyasi partiler için yasağın kontrolünün yumuşatılması, siyasi partilere politik ve seçimlerle ilgili mesajlar ile referandum kampanyaları ile ilgili mesajlar vermek için bedava yayın süresini verilmesinin, yasağın orantılılığını değerlendirirken Mahkeme’nin dikkate alması gereken bir durumdur.
– Sosyal hakları savunan derneklere seçim dönemleri dışında reklam yapabilmelerine imkan verecek şekilde söz konusu yasağın kapsamının sınırlandırılması, kötüye kullanma riskini ortaya çıkarabilmektedir (zengin kurumlar yayın süresini toplamak ve kendi düşüncelerinin yayınlanmasını sağlamak amacıyla benzer çok sayıda çıkar grubu kurabilirler ve bu şekilde yayın sürelerini bir araya getirebilirler). Ayrıca, reklam verenleri ve değişik mesajları olaydan olaya bakarak birbirinden ayırma gerekliliğini ortaya koyan yasak, belki de uygulamada uygulanamamaktadır : mevzuat ile ilgili düzenlemenin karmaşıklığı dikkate alındığında bu kontrol şekli, belirsizlik, uyuşmazlık, harcama ve keyfiliğin kaynağı olabilecek ve ayrımcılık ve keyfilik iddialarına neden olabilecektir.
Ayrıca, her ne kadar bugün geniş yasaklardan vazgeçme konusunda bir eğilim olsa da, radyoda ve televizyonda paralı politik reklamları düzenlemek için Avrupa’da bir konsensüs bulunmamaktadır. Politik reklamları düzenlemek için Taraf Devletler, kendi demokrasi vizyonlarında değişik yöntemlere başvurabilmektedir; bu yöntemler tarihi gelişim içerisinde gözlemlediğimiz farklılıkların, kültürel farklılığın, devletlerin politik düşüncelerinin çok sayıda olduğunu yansıtmaktadır. Bu alanda konsensüsün olmaması, kamuyu ilgilendiren konularda ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar konusunda devlete tanınan ve dar olan bir taktir yetkisini genişlemektedir.
Son olarak, yasağın başvurucuya uygulanmasının ortaya çıkardığı sonuçların, söz konusu genel tedbiri destekleyen ikna edici nedenlere baskın gelmemektedir. Diğer iletişim araçlarına erişimin olması, potansiyel olarak faydalı olan medya alanlarına erişimin sınırlanmasının orantılılığının değerlendirilmesinde önemli bir faktör oluşturmaktadır ve başvurucu her zaman, diğer iletişim araçlarına (radyo ve televizyondaki tartışma programları, yazılı basın ve - sosyal medya dahil olmak üzere - internet) erişimden faydalanmaktadır.
Bu nedenle Mahkeme, ulusal makamlar tarafından başvurucuya uygulanan yasağın haklılığı konusunda öne sürülen gerekçelerin yerinde ve yeterli olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla söz konusu tedbir başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan orantısız bir müdahale oluşturmamaktadır.
Sonuç : ihlal yok (dokuza karşı sekiz oyla).
(Bkz. ayrıca, VgT Verein gegen Tierfabriken/İsviçre, no 24699/94, 28 Haziran 2001 ; TV Vest AS ve Rogaland Pensjonistparti/Norveç, no 21132/05, 11 Aralık 2008, Bilgi Notu no 114 ; ve Bowman/Birleşik Krallık [BD], no 24839/94, 19 Şubat 1998)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından kaleme alınan bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy