Armani Da Silve / Birleşik Krallık – 5878/08 - [Bölüm IV]
Başvuran, yanlışlıkla terörist olduğundan şüphelenilen ve Londra’da iki özel silahlı memur tarafından 22 Temmuz 2005 yılında öldürülen Jean Charles de Menezes’in bir yakınıdır. Söz konusu olay, Londra’da bir otobüste ve üç yer altı treninde bulunan patlamamış dört bombanın sorumlularının bulunması için bir polis memurunun görevlendirilmesinden bir gün sonra meydana gelmiştir. Bir bomba saldırısının daha yapılmasından endişe duyulmuştur. İki hafta önce, Londra ulaşım ağında canlı bombaların patlaması sonucu elliden fazla kişi hayatını kaybettikten sonra güvenlik güçleri en üst düzeye çıkartılmıştır. De Menezes, başarısızlıkla sonuçlanan bomba saldırılarına karıştıklarından şüphelenilen iki kişinin yaşadığı diğer bir blokla ortak bir giriş kapısı olan bir blokta yaşamıştır. 22 Temmuz sabahında işe gitmek için evden ayrıldığı bir sırada, şüphelilerden biri olabileceğini düşünen polis memurları tarafından takip edilmiştir. Menezes’i yer altı trenine binmesine engel olmak için özel silahlı polis memurları olay yerine gönderilmişlerdir. Ancak, onlar geldiklerinde, Menezes, Stockwell istasyonuna girmişti. Orada, bindiği trende birçok kez kafasından vurularak öldürülmüştür.
Dava, Bağımsız Polis Şikâyetleri Komisyonu’na intikal etmiştir. Söz konusu komisyon, 19 Ocak 2006 tarihinde usule ilişkin tavsiye kararları vermiş ve ilgili polis memurları tarafından işlenmiş olan cinayet ve ihmal gibi olası suçları belirlemiştir. Ancak, sonuç olarak, suçlu olduklarını gösteren somut bir delil olmadan polis memurları aleyhinde cezai suç duyurusu veya disiplin işlemleri başlatılmamasına karar verilmiştir. Daha sonra, 1974 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca polis mercii aleyhinde kovuşturma başlatılmıştır. Polis mercii, masraflara ek olarak 175.000 sterlin para cezasına çarptırılmıştır. Ancak, juri üyeleri, operasyonda görevli polis memurunun olaylarda “kişisel bir kusurunun” olmadığına karar vermişlerdir. 2008 yılında yapılan bir soruşturma sırasında, sorgu hâkimi olası çeşitli kanılardan ölümün yasadışı olduğuna karar vermesinin ardından, jüri kamuya açık karar vermiştir. Söz konusu kişinin ailesi de tazminat davası açmış ve söz konusu dava 2009 yılında gizli hükümle sonuçlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, De Menezes’in ölümüyle bağlantılı olarak kişiler hakkında kovuşturma yapılmama kararı alındığı konusunda şikayetçi olmuştur. Özellikle, savcılar tarafından cezai suçların işlenip işlenmediğinin belirlenmesi için uygulanan delil testinin keyfi ve öznel olduğunu, kovuşturmalara ilişkin kararların kamu görevlisi yerine mahkeme tarafından alınması gerektiğini veya en azından daha yoğun bir yargı denetimine tabi tutulmaları gerektiğini ve Sözleşme’nin 2. maddesi uyarınca sağlık ve güvenlik suçu nedeniyle polis merciinin kovuşturulmasına ilişkin usulü yükümlülüğün yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.
9 Aralık 2014 tarihinde, Mahkeme’nin bir Bölüm’ü, Büyük Daire lehine davadan feragat etmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy