Arnaud ve Diğerleri/Fransa- 36918/11 - 15.1.2015 tarihli Karar [Bölüm V]
Olaylar - Sekiz başvuran Monako’da yaşayan Fransız vatandaşlarıdır. 2001 yılında,1 Ocak 1989 tarihine kadar ikametlerini Monako’ya alan söz konusu Fransız vatandaşların 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren varlık vergisi ödemeye yükümlü olacakları, aynı şekilde vergi amaçları doğrultusunda Fransa’da ikamet eden Fransız mükelleflerinde yükümlü olacakları anlamda, Fransa ve Monako, Franko-Monako Vergi Sözleşmesinde bir değişiklik yapılması konusunda anlaşmaya varmışlardır. Söz konusu tedbir, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren etkin olacağı belirtilerek, 2001 yılı Ekim ayında kamuya açıklanmıştır. İlgili mükellefler, özellikle çıkacak olan yasanın yürürlüğe girmesi ve öngörülen geriye dönük etkileri hususunda bir bakanlık yazısıyla bilgilendirilmişlerdir. Ayrıca, yasal bir sorumluluk olmamasına rağmen, 2002 yılından itibaren vergileri ödeyerek ve vergi beyanı göndererek söz konusu yasanın yürürlüğe girmesini beklemenin tercih edilebilir olduğu konusunda tavsiyede bulunulmuştur. 2005 yılının Mart ayında, Vergi Sözleşmesine dair Fransa’nın Protokol onayını geçerli kılan bir yasa çıkarılmış ve bir kararname ile resmi olarak duyurularak resmi gazetede yayınlanmıştır.
Mahkeme huzurunda, başvuranlar kendilerinden geriye dönük etkili olarak varlık vergilerinin ödenmesinin istenmesinin, 2005 yılından itibaren ikisinin 2002 yılından itibaren ise dördünün, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
Hukuki Değerlendirme - 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi: İhtilaflı vergi borcu tutarına yapılan müdahale açık bir şekilde kanun tarafından öngörülmüştür: Vergi Sözleşmesine dair Protokol’ün onayı yasama organı tarafından geçerli kılınmış ve metni kararname tarafından yayımlanmıştır. Ayrıca, söz konusu müdahale vergi kaçakçılığıyla mücadeleyi amaçlamıştır; Fransız vatandaşların Monako’da yerleşimlerinin yegâne amacı, Fransa dışında bulunan mal varlıkları için varlık vergisi yükümlülüğünden kaçınmalarıdır. İhtilaflı vergi borcu, vergi konularında Devlet tarafından kullanılan geniş takdir yetkisi kapsamına girmektedir. Bu sebeple keyfi olarak kabul edilemez. Bir vergi yasasının geriye dönük uygulanması söz konusu hüküm tarafından yasaklanmadığı göz önüne alındığında, söz konusu yasanın geriye dönük uygulanması kendi içinde 1 ek Protokol’ün 1. maddesine yönelik bir ihlal oluşturmamaktadır.
Söz konusu geriye dönük uygulamanın başvuranlar üzerine aşırı bir yük getirip getirmediğine dair, tartışmalı Protokol’ün, özellikle Devlet’in belirli coğrafi ve mali özelliklerine ilişkin sebeplerden dolayı eyalete yerleşmiş olan Fransız vatandaşlar bağlamında, vergi konularında Fransa ve Monako arasında eskiden beri süregelen, yakın ilişki kapsamında yürürlüğe girdiği unutulmamalıdır. Ayrıca, tartışmalı tedbirin geriye dönük doğası, başvuranların ikisi için 2005 yılında geçerli olduğu kadarıyla, Vergi Sözleşmesine dair Protokol’ün onayına ilişkin yasal yetki aynı vergi yılı süresince yürürlüğe girdiğinden dolayı mali mevzuat açısından tamamen istisnai değildir. 2002-2004 yıllarına ilişkin diğer başvuranlar tarafından ödenen tutarlarla ilgili olarak, başvuranlar yurtdışında yaşayan Fransız vatandaşların 2005 yılında tabi tutulduğu vergi tutarı hakkında, borç dört yıla karşılık geldiğinden, şikâyetçi olmuşlardır. Ancak, mükellefler resmi duyuru ve tekrar 2002 Mayıs ayında Bakanlıktan bir yazı vasıtasıyla çıkacak olan tedbirin yürürlüğe girmesiyle ve henüz 2001 Ekim ayında öngörülen geriye dönük etkisiyle ilgili olarak bilgilendirilmişlerdir. Söz konusu yazı, bu aşamada yasal bir sorumluluk olmamasına rağmen vergi beyanlarını göndererek ve 2002 yılından itibaren vergilerini ödeyerek metnin yürürlüğe girmesini beklemeye davet etmiştir. Bazı mükellefler tavsiyeye uymayı tercih etmişler ve bu nedenle 2005 yılında ilgili vergi yılına tekabül eden tutardan daha yüksek vergi faturasına tabi tutulmamışlardır. Diğerleri, aksine, gelen isteğe bağlı ödemeleri ve beyanları göndermeden önce 2005 yılında tedbirin yürürlüğe girmesini beklemeyi tercih etmişlerdir. Söz konusu kişiler hakkında vergi makamları uygulamaya konulacak ödemeye dair yapılan düzenlemeleri duyurmuş ve Protokol’ün onaylanmasından önceki döneme ilişkin herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Ayrıca, başvuranlar ilgili mahkemeler önünde isteğe bağlı yaptıkları ödemeleri dikkate alınarak borçlarının hukuka uygunluğuna dair itiraz haklarından mahrum edilmemişlerdir.
Bu nedenle, itiraz edilen tedbirin geriye dönük mahiyetine rağmen, makamlar mükelleflere önceden bilgi sunarak etkilerini tahmin etmelerini sağlamıştır. Aynı şekilde, yasaya uyum sağlamadan önce yasanın yürürlüğe girmesini bekleyen kişilere, 2005 yılından itibaren ödenebilir vergi miktarını azaltmak için uygun tedbirler alınmıştır. Sonuç olarak, itiraz edilen tedbir neticesinde başvuranlar aşırı bir yük altına sokulmamışlar ve bu temelde mali konumlarına müdahale olmamıştır. Bu faktörler göz önüne alındığında, Vergi Sözleşmesi Protokolünde sağlanan yükümlülük, toplumun genel çıkarıyla ilgili gerekler ile bireyin temel haklarının korunmasıyla ilgili zorunluluklar arasında olması gereken “adil dengeyi” bozmamıştır.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle)
Mahkeme, ayrıca Monako’da ikamet eden Fransız vatandaşlarının konumunun dışarıda yaşayan Fransız vatandaşların konumuyla aynı olmadığını tespit ederek, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesiyle birlikte 14. maddenin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, uluslararası ikili vergi sözleşmeleri alanında, Devletler tarafından belirtilen kurallar hem aralarındaki mevcut diplomatik ilişkilere hem de ilgili ulusal vergilendirme sistemlerine dayanan müzakereler neticesinde oluştuğuna ve sonuç itibariyle yurtdışında yaşayan Fransız vatandaşlarına, üyeleri aynı konumda olan tek bir kategori teşkil ettiği biçiminde değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.
Mülkiyet kullanımının düzenlenmesi
Tazmini olmadan Tütün lisansının kaldırılması ve yenilenmemesi: ihlal
Vékony /Macaristan - 65681/13
13.1.2015 tarihli Karar [Bölüm II]
Olaylar- 1994 yılından beri, başvuranın ailesi tüketim vergisine tabi tutulan tütün ürünlerinin satıldığı bir market işletmekteydi. 2012 yılında yapılan mevzuat değişikliği ardından, tütün perakende satışı Devlet tekeline girdi ve tütün perakende satıcıları devletçe verilen imtiyaz teklifi üzerinden yetkilendirilmeleri gerekiyordu. Sonuç olarak, başvuran kendi tütün mamullerine ilişkin Perakende Satış Lisansını kaybetmiştir. Kendisi yeni kurallar kapsamında yeni bir lisans alamamıştır.
Hukuki Değerlendirme - 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuranın tütün satma lisansının yenilenmemesi ve lisansının yasal olarak iptal edilmesi, mülkiyet kullanımının kontrolüne ilişkin olan ve başvuranın 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki haklarına müdahale anlamına gelen bir tedbir teşkil etmiştir.
Cirosu üçte bir oranında azaltıldığından ve işin eninde sonunda tasfiye edilmesi gerektiğinden, lisans kaybının başvuranın iş hayatında ciddi etkileri olmuştur. Tütünün perakende satışına son verilmesine ilişkin son tarih ile söz konusu kanunun yasalaşması arasındaki geçiş dönemi yeterli değildir. Ayrıca, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesinde, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesine ilişkin her türlü müdahalenin söz konusu ilgililere yetkililere davalarını sunmaya dair makul bir fırsat ve etkin bir şekilde tedbirlere itiraz etme sağlayan usulî güvenceleri beraberinde getirmesi gerektiği belirtilmektedir. Orantısız ve keyfi kontrol tedbiri, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında mal ve mülkü koruma koşullarını karşılayamaz.
Mahkeme, başvurana aşırı bireysel bir yük uygulandığına karar vermiştir. Bu sonuca varırken, başvuranın lisansının herhangi bir tazminat olmadan feshedildiğini, tedbirin kanuna daimi değişiklikler yoluyla dikkate değer bir hızla getirildiğini, eski lisansın doğrudan kaybedildiğini, yeni bir lisans verilmesini reddetmek için genel bir inceleme olmadığını ve kullanılabilir yasal bir hukuk yolu olmadığını, ve yeni imtiyazlar verme süreci keyfi olduğundan, bir önceki lisans sahiplerine öncelik verilmediğinden başvuranın elinde kalan gerçekçi bir umudu olmadığını kaydetmektedir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: maddi ve manevi tazminat olarak 15.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy