Olaylar ve Olgular – Başvuranlar moda fotoğrafçılarıdırlar. Farklı moda yayınları için Fransız tasarımcılar federasyonu (Fédération française de la couture) tarafından yetkilendirilen başvuranlar Mart 2003 tarihinde çeşitli moda evleri tarafından 2003/2004 kadın kış koleksiyonu moda şovlarına davet edilmişlerdir. Hiçbir münhasırlık sözleşmesi imzalamamışlardır. Moda şovlarında çektikleri fotoğrafları, ücretsiz veya görüntülemek için ücretli bir şekilde moda şovlarının fotoğraf ve videolarını paylaşan, alanında uzman bir internet sitesinde şovlardan birkaç saat sonra yayınlayan bir şirkete yollamışlardır. Tasarımcılar federasyonu ve pek çok moda evi Merkezi Endüstriyel ve Sanatsal Eserlerin Telif Hakları İhlali Birliği’ne (“Central Industrial and Artistic Copyright Infringement Brigade”) şikayet etmişlerdir. Başvuranlar, 2003 yılında sorgulanmışlardır. Haziran 2005 tarihinde ceza mahkemesi beraat etmelerine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı ve şikayetçiler itiraz etmişlerdir. Ocak 2007 tarihli bir kararla Yargıtay ilk derece mahkemesi kararını iptal etmiş ve başvuranların telif hakkı ihlali suçu işlediklerine hükmetmiştir. Şubat 2008 tarihinde Yargıtay daha sonra yapılan itirazı reddetmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 10. Madde: Yerel mahkemelerin yorumladığı şekilde Fikri Mülkiyet Kanunu gereğince eser sahiplerinin haklarının ihlali ile ilgili olarak fikri eserleri dağıtarak veya temsil ederek telif hakkı ihlalinden yargılandıklarından, başvuranların yasalarla korunan ifade özgürlüğü haklarına müdahale edilmiştir. Müdahale tartışmalı fotoğraflarda oluşturulan kreasyonların sahibi olan moda evlerinin haklarını yasalara uygun şekilde koruma amacıyla gerçekleştirilmiştir. Fotoğraflar, ilk iki başvuranın yönettiği bir şirketin internet sitesinde onları satmak veya görüntülemek için ücret talep etmek amacıyla yayınlanmıştır. Başvuranların yaklaşımı esasında ticaridir. Genel olarak moda ve özel olarak tasarım modasının halkın ilgisini çektiği inkar edilemez olmasına rağmen başvuranların sadece moda şovlarının fotoğraflarını yayınlayarak kamu yararı konusuyla ilgili bir tartışmada yer aldıkları söylenemez. Müdahalenin hedefi ve bu müdahalenin aynı zamanda Sözleşme’de veya Protokollerinde güvence altına alınan hakları fikri haklara uygulanan 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi uyarınca korumayı hedeflediği göz önüne alındığında, yerel yetkililer bu davada özellikle geniş bir takdir yetkisine sahiptirler.
Başvuranlar fotoğrafçı olarak söz konusu moda şovlarına yayınlanmaları amacıyla fotoğraf çekmeleri için davet edildiklerinden ve aynı fotoğraflar yetkili dergiler tarafından aynı anda yayınlandığından ve fotoğrafçıların onlara yetki veren dergilerle münhasırlık anlaşması imzalamasını gerektiren “basın sorumluluğu” uygulamasının gerçekte artık yerine getirilmediğinden dolayı fotoğrafların yetkilendirildikleri çerçevenin dışında yayınlanmasının telif hakkı ihlali riskini arttırmadığından telif hakkı ihlali suçundan yargılanmaları gerekli değildir. Fakat Yargıtay başvuranların hak sahiplerinin yetkilendirmesi olmaksızın söz konusu fotoğrafları kasten yaydıklarına ve “basın sorumluluğu” anlaşmalarının uygunsuz veya artık standart bir uygulama olmadığı görüşünün onları sorumluluklarından muaf etmeyeceğine ve bunlara göre telif hakkı ihlali suçundan suçlu olduklarına karar vermiştir. Bu nedenle, yerel mahkeme moda tasarımcılarının mülkiyet hakkına saygı haklarını başvuranların ifade özgürlüğü hakkı üzerinde ayrıcalıklı tutarak takdir yetkisinin sınırlarını aşmamıştır.
Ayrıca başvuranlar çarptırıldıkları cezaların orantısız bir şekilde ağır olduğundan şikayetçi olmuşlardır. Sadece yüksek para cezalarına değil aynı zamanda büyük zararları ödeme cezalarına çarptırılmışlardır. Fakat bu cezaların ekonomik durumları üzerindeki sonuçları ile ilgili olarak hiçbir kanıt sunmamışlardır. Buna karşın, yerel mahkeme adilliği tartışılmayan vakaların ve bunları ispatlayan delillerin taraflarca mahkemeye sunulduğu davaların ardından bu meblağları sabitlemiş ve bu tür cezaları gerektirdiği görüşünde olduğu durumları açıklayarak kararı için yeterli neden göstermiştir.
Bu durum ve özellikle geniş bir takdir yetkisinin yerel yetkililere açık olduğu göz önüne alındığında, başvuranların çarptırıldıkları cezaların mahiyeti ve ağırlığı Mahkeme’nin söz konusu müdahalenin güdülen hedeflere göre fazla olduğuna karar vermesine yol açacak mahiyette değildir.
Sonuç: ihlal yokluğu (oy birliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy