AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
AYDIN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 43641/05, 41892/06 ve 41893/06)
KARAR
STRAZBURG
16 Ocak 2018
İşbu karar kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Aydın ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
19 Aralık 2017 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Yasin Aydın, Ahmet Gerez ve Nusret Kaya (“başvuranlar”) adlı üç Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uyarınca, sırasıyla 14 Kasım 2005, 11 Eylül 2006 ve 11 Eylül 2006 tarihlerinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan üç başvuru (no. 43641/05, 41892/06 ve 41893/06) bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 20 Ekim 2008 tarihinde Hükümete bildirilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVALARIN KOŞULLARI
4. Başvuranlar sırasıyla 1967,1965 ve 1972 doğumludur. Başvuranların, başvurularını yaptıkları sırada, Muş E-Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hapis cezaları infaz edilmekteydi.
5. Başvuranların her biri, 6 ve 7 Mart 2006 tarihlerinde, Adalet Bakanlığına, PKK’nın tutuklu lideri Abdullah Öcalan için bir saygı ifadesi olan “sayın” ifadesini kullanarak övdükleri bir mektup göndermişlerdir.
6. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzük uyarınca, Erzurum H-Tipi Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (bundan böyle “Kurul” olarak anılacaktır), başvuranları cezaevi düzenini bozmak ile suçlu bulmuştur.
7. Başvuranlar, 5 Nisan 2006 tarihinde yukarıda anılan mektupta kullandıkları ifadeler dolayısıyla 12 gün hücre hapsine mahkûm edilmişlerdir.
8. Erzurum İnfaz Hâkimi, 17 Nisan 2006 tarihinde başvuranların itirazını reddetmiştir.
9. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Haziran 2006 tarihinde 17 Nisan 2006 tarihli kararı onamıştır.
10. Ek olarak birinci başvurana, Öcalan’nın tutukluluk şartlarına karşı protestoda bulunmak için ziyaret saatleri ve telefon görüşmelerinden kaçınması dolayısıyla 4 Temmuz 2005 tarihinde bir disiplin cezası verilmiştir. Birinci başvurana 2 ay boyunca ziyaretçi yasağı konulmuştur. Erzurum İnfaz Hâkimi ve Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi sırasıyla 21 Ekim 2005 ve 14 Kasım 2005 tarihlerinde birinci başvuranın itiraz taleplerini reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
11. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar, Gülmez/Türkiye(no. 16330/02, §§ 13-15, 20 Mayıs 2008), Aydemir ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010), Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 karar, §§ 12-13, 1 Ekim 2013), Çetin/Türkiye ((k.k.), no. 47768/09, §§ 7-15, 14 Haziran 2016) ve Güngör/Türkiye ((k.k.), no. 14486/09, §§ 12-16, 4 Temmuz 2017) davalarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
12. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
13. Başvuranlar PKK’nın tutuklu liderine atıfta bulunurken saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullandıkları gerekçesiyle kendilerine verilen disiplin cezasının Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü haklarına haksız bir müdahale teşkil ettiğinden şikâyet etmişlerdir.
14. Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.
15. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
16. Başvuranlar Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük uyarınca haklarında uygulanan disiplin yaptırımlarının Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiğinden şikâyet etmişlerdir.
17. Mahkeme, daha önce, Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 dava, §§ 26-38, 1 Ekim 2013) davasında benzer bir şikâyeti incelemiş ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir özel sebep görmemektedir.
18. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
III. SÖZLEŞME’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
19. Başvuranlar Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, kendilerine disiplin cezası olarak verilen hücreye koyma cezasının insanlık dışı bir muamele teşkil ettiğinden şikâyet etmişlerdir.
20. Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.
21. Mahkeme, mevcut davadakine benzer sorunların gündeme geldiği Güngör/Türkiye ((k.k.), no. 14486/09, §§ 12-16, 4 Temmuz 2017) davasında başvurana disiplin yaptırımı olarak uygulanan 12 günlük hapis cezasının Sözleşme’nin 3. maddesinin kapsamına girmek için gereken ciddiyet eşiğine ulaşmadığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır.
22. Mevcut başvurularda, söz konusu hücreye koyma cezalarının süresi on iki gündür. Davayı incelemiş olan Mahkeme, yukarıda anılan Güngör davasında ulaştığı sonuçlardan ayrılması için herhangi bir gerekçe görmemektedir.
23. Bu doğrultuda Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, başvuruların bu kısmının Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, başvuruların bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
24. Başvuranlar ayrıca Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, yerel mahkemelerin disiplin işlemlerini değerlendirirken duruşma gerçekleştirmeksizin dosya üzerinden karar verdiğinden şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar kendilerini bizzat veya bir avukatın yardımı aracılığıyla savunma haklarından mahrum bırakıldıklarını iddia etmişlerdir.
25. Hükümet iç hukukta yapılan değişikliğe atıfta bulunarak, Mahkemeden başvuruların bu kısmını iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmesini talep etmiştir.
26. Mahkeme, 6008 sayılı Kanun ile İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinde, disiplin suçlarıyla itham edilen mahpusların kendilerini bizzat veya avukat yardımcı aracılığıyla savunmalarına izin verecek şekilde değişiklik yapıldığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, yeni kanunun önceden disiplin suçlarıyla itham edilmiş olan tüm mahpuslar bakımından bir hukuk yolu sunduğunu gözlemlemektedir. Buna göre, söz konusu mahpusların kanunun yürürlüğe giriş tarihinden itibaren altı ay içerisinde, önceki cezalarına ilişkin olarak infaz hâkimliklerine yeni bir itirazda bulunma imkânı vardır. Bu tür bir itiraz ise infaz hâkimliği tarafından yeni usul ışığında incelenecektir.
27. Mahkeme hâlihazırda söz konusu hukuk yolunu incelemiş ve bunun ceza infaz kurumu disiplin yaptırımlarına ilişkin başvurular bakımından etkili olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme özellikle, yeni hukuk yolunun erişilebilir olduğunu ve makul bir başarı şansı sunduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme, yeni hukuk yolunun etkililiğini değerlendirirken Hükümet tarafından ibraz edilen örnek kararları dikkate almıştır. Söz konusu örnek kararlara göre, infaz hâkimleri, itirazların yapılmasının ardından dava dosyasında bulunan delilleri tekrardan incelemiş, ihtilafa konu olan disiplin cezalarını iptal etmiş ve böylelikle ilgili mahpuslar bakımından suçun tüm sonuçlarının ortadan kalkmıştır (bk. Aydemir ve Diğerleri (k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010; Aksoy/Türkiye (k.k.), no. 8498/05 ve diğer158 karar, 11 Ocak 2011; Arslan/Türkiye (k.k.), no. 9486/05, 25 Ocak 2011; Güler/Türkiye (k.k.), no. 14377/05, 25 Ocak 2011; ve Çetin/Türkiye (k.k.), no. 47768/09, 14 Haziran 2016).
28. Başvuranların iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulmalarını gerektirecek herhangi bir istisnai koşul bulunmadığını değerlendiren Mahkeme, başvuranların 6008 sayılı ve 25 Temmuz 2010 tarihli Kanun tarafından sunulan yeni hukuk yolundan faydalanmış olmaları gerektiği sonucuna varmıştır.
29. Dolayısıyla, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvuruların bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
30. Başvuranlar, Mahkemeye ibraz ettikleri yazıda belirli bir iddiada bulunmadan kendilerine tazminat ödenmesi gerektiğini kaydetmişlerdir.
31. Mahkeme, Mahkeme İçtüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca adil tazmin talep etmek isteyen başvuranların bu doğrultuda belirli bir iddiada bulunması ve bu iddiaya ilişkin olarak belirlenen süre sınırı içerisinde ilgili destekleyici belgelerle birlikte tüm detayları Mahkemeye ibraz etmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Mahkeme, somut davada başvuranların manevi tazminat başlığı altında iddialarını açıkça belirtmediğini gözlemlemektedir.
32. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranlara bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir, başvuruların geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine;
3. Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Başvuranların adil tazmin talebinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 16 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy