AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No: 40924/19
Ali TAŞ / Türkiye
Başkan
Tim Eicke,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Gediminas Sagatys,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 1 Temmuz 2025 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1969 doğumlu, İzmir’de ikamet eden bir Türk vatandaşı olan Ali Taş (“başvuran”) tarafından 22 Temmuz 2019 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruyu (no. 40924/19),
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 3. maddesine ilişkin şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
tarafların beyanlarını dikkate alarak;
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Başvuru, başvurana doktor tarafından reçete edilen belirli tıbbi malzemelerin, Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olarak, cezaevi yetkilileri tarafından başvurana temin edilmediği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuran, söz konusu dönemde, Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” olarak tanımlanan bir örgüte üye olduğu iddiasıyla İzmir F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktaydı.
3. Başvuran, 4 Aralık 2017 tarihinde İzmir’de bir devlet hastanesinde muayene edilmiştir. Bu muayenenin ardından düzenlenen sağlık raporunda dizleri için bir ısıtıcı, siyatik ve bel fıtığını hafifletmek için bir korse ve ortopedik yastık kullanması tavsiye edilmiştir. Başvuranın talebi üzerine 12 Aralık 2017 tarihinde kendisine bir ısıtıcı teslim edilmiştir.
4. Başvuran, 2 Şubat 2018 tarihinde cezaevi idaresine bir dilekçe sunarak, 7 Aralık 2017 tarihli dilekçe ile idareden ilgili tıbbi malzemeleri talep ettiğini ve talebinden sonraki iki ay içinde herhangi bir cevap alamadığını belirtmiştir. Başvuran, dilekçesinin akıbetini sormuş ve yetkililerden, cezaevi yetkilileri tarafından kendisine temin edilmeyen gerekli malzemelerin ailesi tarafından getirilmesine izin verilmesini talep etmiştir.
5. Başvuran, 6 Şubat 2018 tarihinde İzmir İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunarak, cezaevi yetkililerinin dilekçelerini dikkate almadığını belirtmiş ve infaz hâkimliğinden genel olarak ihlal edilen haklarının telafi edilmesini talep etmiştir.
6. Başvuran, 14 Şubat 2018 tarihinde cezaevi yönetimine yeni bir dilekçe sunarak, doktor tarafından reçete edilen tıbbi malzemelerin temin edilmesini talep etmiştir. Cezaevi idaresi 16 Şubat 2018 tarihinde ortopedik yastık ve korse temin ederek başvurana teslim etmiştir.
7. İzmir İnfaz Hâkimliği, başvuranın 2 Şubat 2018 tarihli dilekçesinin, cezaevi idaresinden ailesinin kendisine ilgili tıbbi malzemeleri temin etmesine izin vermesi talebiyle ilgili olduğunu ve böyle bir yöntemin, doktor tarafından reçete edilen tıbbi malzemelerin cezaevi idaresinden talep edilmesini gerektiren ilgili düzenlemelerde öngörülmediğini belirterek 19 Şubat 2018 tarihinde başvuranın talebinin reddedilmesine karar vermiştir. Hâkimlik, başvuranın 7 Aralık 2017 tarihinde böyle bir dilekçe vermiş olduğu iddiasına hiçbir şekilde değinmemiştir. Hakimlik ayrıca, ilgili düzenlemeler doğrultusunda, başvuranın cezaevi idaresinden tıbbi malzeme temin edilmesini talep etmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını tespit etmiştir.
8. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat 2018 tarihinde, söz konusu kararın onanmasına karar vermiştir.
9. Anayasa Mahkemesi, 10 Nisan 2019 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
10. Başvuran, cezaevi yetkililerinin kendisine doktor tarafından reçete edilen ortopedik yastık ve korse temin etmemesinin Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir muamele teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ11. Hükümet, başvuru hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez bulunması gerektiğini ileri sürerek, başvuranın iddialarına itiraz etmiştir. Hükümet, başvuranın, başvuru formunda, somut başvuruyu sunmadan önce söz konusu tıbbi malzemeleri zaten teslim almış olduğunu Mahkemeye bildirmediğini, bunun da davanın incelenmesinde önemli bir unsur olduğunu belirtmiştir. Hükümet, bu bağlamda, Mahkemeye başvuran tarafından imzalanmış ve söz konusu malzemeleri teslim aldığını belirten bir belge sunmuştur. Hükümet, alternatif olarak, başvurana gerekli malzemelerin sağlanmış olması ve dava dosyasında, bu malzemelerin temininde gecikme yaşandığı iddiasının bir sonucu olarak başvuranın herhangi bir sağlık sorunu yaşadığını gösteren bir husus bulunmaması nedeniyle, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
12. Başvuran, cezaevi yetkililerinin 7 Aralık 2017 tarihli dilekçesine cevap vermediğini ileri sürmüştür. Başvuran, Hükümetin 16 Şubat 2018 tarihinde tıbbi malzemelerin başvurana teslim edildiğine ilişkin beyanlarına itiraz etmemiştir.
13. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında başvuranın bireysel başvuru hakkını kötüye kullanıp kullanmadığını değerlendirmeyecektir, nitekim her halükârda başvurunun aşağıdaki gerekçelerle reddedilmesi gerektiği kanısındadır.
14. Mahkeme, kötü muamelenin Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiğini yineler. Bu asgari düzeyin değerlendirilmesi göreceli olup, başta muamelenin süresi, fiziksel veya ruhsal etkileri ve bazı durumlarda mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu olmak üzere, söz konusu davanın bütün koşullarına bağlıdır (bk. diğer birçok karar arasında, Muršić/Hırvatistan [BD], no. 7334/13, § 97, 20 Ekim 2016).
15. Mahkeme ayrıca, ulusal makamların, özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin sağlığını koruma ve gerekli tıbbi bakımı izleme ve sağlama yükümlülüklerine ilişkin genel ilkelerle ilgili olarak Kudła/Polonya ([BD], no. 30210/96, §§ 91-94, AİHM 2000-XI) ve Valašinas/Litvanya (no. 44558/98, § 102, AİHM 2001-VIII) kararlarına atıfta bulunmaktadır. Özellikle, Devlet kişinin insan onuruna saygıyla uyumlu koşullarda tutulmasını, tedbirin infaz şeklinin ve yönteminin kişiyi tutuklama işleminin özünde var olan kaçınılmaz acı seviyesini aşan bir yoğunlukta sıkıntıya veya zorluğa maruz bırakmamasını ve tutukluluğun pratik gerekleri dikkate alındığında, kişinin sağlık ve refahının yeterli bir şekilde güvence altına alınmasını sağlamalıdır (aynı yerde).
16. Mahkeme, somut davada, başvuranın 7 Aralık 2017 tarihinde cezaevi idaresine ilgili tıbbi malzemeleri temin etmesini talep eden bir dilekçe sunduğunu ortaya koyamadığını belirtmektedir. Başvuran, 7 Aralık 2017 tarihli dilekçesinin akıbetini cezaevi yönetimine sorduğu birkaç dilekçeyi Mahkemeye sunmuş olsa da, söz konusu dilekçenin bizzat kendisini veya cezaevi yönetimine sunulduğunu gösteren herhangi bir doğrulayıcı delili sunmamıştır.
17. Mahkeme ayrıca, başvuranın 14 Şubat 2018 tarihinde cezaevi idaresine dilekçe sunmasının ardından, cezaevlerinde tıbbi malzeme temini hakkındaki ilgili düzenlemelere uygun olarak, ortopedik yastık ve korse temin edilerek 16 Şubat 2018 tarihinde, yani sadece iki gün içinde kendisine teslim edildiğini belirtmektedir.
18. Başvuranın 7 Aralık 2017 tarihinde cezaevi yetkililerine dilekçe sunarak ilgili düzenlemelere uygun olarak gerekli tıbbi malzemeleri talep ettiği varsayılsa bile, Mahkeme, reçete edilen malzemelerin iki ay on gün içinde kendisine teslim edildiğini ve söz konusu malzemelerin niteliği göz önüne alındığında bu sürenin aşırı uzun sayılamayacağını belirtmek durumundadır. Bu kapsamda, başvuran, özellikle Mahkemeye sağlık raporları sunarak, bu gecikme nedeniyle 3. maddenin kapsamına girecek düzeyde fiziksel veya psikolojik zarara uğradığını kanıtlayamamıştır.
19. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususlar ışığında, başvuranın, tutuklama işleminin özünde var olan kaçınılmaz acı seviyesini aşan bir yoğunlukta sıkıntıya veya zorluğa maruz kaldığı veya cezaevi idaresinin başvuranın sağlığını ve refahını koruma yükümlülüğünü ihmal ettiği sonucuna varamaz.
20. Dolayısıyla, somut başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 28 Ağustos 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Tim Eicke
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan