172 No’lu (Mart 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Biao / Danimarka - 38590/10 - 25.3.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuranlar, karı kocadırlar. Birinci başvuran, 6 ve 21 yaşları arasında Gana’da yaşamış, 22 yaşında 1993 yılında Danimarka’ya gelmiş ve 2002 yılında Danimarka vatandaşı olmuş, Togo asıllı olan bir Danimarka vatandaşıdır. Başvuran, ikinci başvuranla 2003 yılında Gana’da evlenmiştir. İkinci başvuran, Gana’da doğup yetişen ve evlendiği sırada daha önce hiç Danimarka’yı ziyaret etmemiş ve Danimarkaca konuşmayı bilmeyen bir Gana vatandaşıdır. Evlilikten sonra, ikinci başvuran Danimarka’da ikamet izni verilmesini talep etmiş, ancak bu talebi, başvuranların, ailenin bir araya gelmesi için eşlerin başka bir ülkeyle daha güçlü bağlarının bulunmamasını gerektiren (başvuranların davasında Danimarka ile olan bağlarından ziyade Gana ile olan bağları daha kuvvetlidir) Yabancılar Kanunu’nun (“bağlık şartı” olarak da bilinmektedir) gerektirdiklerine uymadıkları gerekçesiyle Yabancılar Merci tarafından reddedilmiştir. Bağlılık şartı, en az 28 yıl Danimarka vatandaşı olan kişiler için ve Danimarka’da doğan ve/veya büyüyen ve yasal olarak en az 28 yıl orada kalan kişiler için kaldırılmıştır (Yabancılar Kanunu uyarınca 28 yıl kuralı). Başvuranlar, aile olarak bir araya gelmelerine izin verilmemesine Danimarka mahkemeleri önünde itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, inter alia, 28 yıl kuralının Danimarka vatandaşı olarak doğan ve daha sonra Danimarka vatandaşlığı alan kişiler arasında iki farklı Danimarka vatandaşı grubu olarak farklı muameleye neden olduğunu ileri sürmüşlerdir. Birinci başvuran, bu nedenle, 59 yaşına ulaşacağı yıl olan 2030 yılına kadar bağlılık şartından muaf tutulamamaktadır. Bu arada, ikinci başvuran Danimarka’ya turist vizesi ile girmiştir. Birkaç ay sonra, çift İsveç’e taşınmış ve 2004 yılında bir oğulları olmuştur. Oğulları, babasının uyruğu nedeniyle Danimarka vatandaşıdır.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 8: Mevcut dava, Danimarka’da ailenin bir araya gelmesinin reddedilmesine ilişkin olduğundan dolayı, davalı Devlet’in pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası incelenmelidir. Birinci başvuranın Togo, Gana ve Danimarka’yla güçlü bağları olmasına rağmen, Gana’yla güçlü bağları bulunan eşinin, Danimarka’da yaşayan ve Danimarka vatandaşı olan birinci başvuranla evlenmesi dışında Danimarka’yla hiçbir bağı bulunmamaktadır. Başvuranlara, Danimarkalı yetkililerce ikinci başvurana Danimarka’da ikamet izni verileceğine dair hiç teminat vermemişlerdir. Bağlılık şartı 2002 yılında yürürlüğe girdiğinden, çift, 2003 yılında evlendiklerinde, ikinci başvuranın göçmen statüsünün en başından itibaren Danimarka’da bir aile kurmayı şüpheli hale getireceğinin farkında olmalılardır. Ayrıca, ikinci başvuran, bir ülkeye turist vizesiyle girerek orada ikamet hakkı kazanacağını bekleyemez. Diğer bir yandan, birinci başvurana, Gana’da iş bulduğu takdirde, ailesiyle birlikte oraya yerleşebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, yerel mahkemeler, ikinci başvurana Danimarka’da ikamet izni verilmemesinin çifti, Gana’da veya başka bir ülkede aile kurma haklarını kullanmaktan alıkoymadığı sonucuna varmışlardır. Yukarıdaki bilgiler ışığında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yerel mahkemelerin keyfi davranmadıklarına veya bir yandan etkili göç kontrolü sağlamak için kamu çıkarı ile diğer bir yandan başvuranların Danimarka’da aile kurma ihtiyaçları arasında adil bir denge kurmaya çalışırken takdir yetkilerine ilişkin sınırı aşmadıklarına hükmetmiştir.
Sonuç: ihlal yokluğu (oy birliğiyle).
Madde 8 ile birlikte Madde 14: Danimarka’da doğup büyümüş ve ülkene yasal bir şekilde 28 yıl yaşamış Danimarka uyruklu olmayan vatandaşların bağlılık kuralından muaf tutulduğu göz önüne alındığında, başvuranlar, 28 yıl kuralının uygulanmasına ilişkin olarak ırk veya etnik kökene dayanılarak ayırımcılık yapıldığını kanıtlayamamışlardır. Ancak, Mahkeme, 28 yıldan daha az bir süre Danimarka vatandaşı olan birinci başvuran ile 28 yıldan fazla Danimarka vatandaşı olan kişiler arasında farklı muamele uygulandığına hükmetmiştir. 28 yıl kuralının amacı, genel açıdan bakıldığında, Danimarka’yla kalıcı ve uzun bağları olan vatandaşları ayırmak, böylece yabancı bir eşle ailenin bir araya gelmesinin, böyle bir eş için Danimarka toplumuyla bütünleşmesi normal olarak mümkün olduğundan dolayı, sorunsuz olması sağlanmaktır. Bu amacın meşru olmasına rağmen, bir ülkeyle güçlü bağlara sahip olduğunun öngörülmesi için bir kişinin söz konusu ülkeyle en az 28 yıl doğrudan bağa sahip olmak zorunda olmasına ilişkin çıkarım yapmak aşırı bir şekilde katıdır. Mahkeme, bir kişinin bir ülkede örneğin 10, 15 veya 20 yıl kaldıktan sonra o ülkeye olan bağının gücünün devamlı ve dikkate değer bir şekilde arttığı konusunda ikna olmamıştır. Ayrıca, Danimarka doğumlu bütün vatandaşlar, 28 yaşına girmelerinin ardından, Danimarka’da yaşayıp yaşamalarına veya Danimarka’yla güçlü bağlar kurup kurmadıkları göz önüne alınmaksızın, bağlılık şartından muaf olmaktadırlar. Bu nedenle, 28 yıl kuralının, Danimarka vatandaşlığıyla doğan kişilerden çok, daha sonra Danimarka vatandaşı olan kişiler üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir. Gerçekte, Danimarka’da yabancı bir eş ile bir araya gelme ve bir aile kurma şansı, ikamet eden eşin sonradan Danimarka vatandaşı olduğu durumda dikkate değer bir biçimde daha az ve hayalidir, çünkü ayrı olmalarına rağmen aile, bağlılık şartını yerine getirmek için, 28 yıl beklemek veya diğer yollarla Danimarka’yla güçlü bağlar oluşturmak zorundadır. Tedbirin orantılılığına ilişkin olarak, başvuranların Danimarka’yla olan bağlarının başka bir ülkeyle (Gana) olan bağlarında daha güçlü olmadığı açıktır. Ayrıca, birinci başvuran, ailesinin bir araya gelmesi reddedildiğinde, iki yıldan az süredir Danimarka vatandaşıdır. Mahkeme’ye göre, bu kadar kısa bir süre sonra başvuranın bağlılık şartından muaf tutulmasının reddedilmesinin, yukarıda anılan 28 yıl kuralının makul hedefi çerçevesinde, orantısız olduğu düşünülemez.
Sonuç: ihlal yokluğu (üç oya karşı dört oyla).
177 No’lu (Ağustos-Eylül 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Biao/Danimarka - 38590/10 - 25.03.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — 2002 yılından itibaren Danimarka vatandaşlığına kabul edilmiş bir kişi olan birinci başvuran, Gana vatandaşı olan ikinci başvuran ile 2003 yılında evlenmiştir. İkinci başvuran Gana’da doğup büyümüş ve söz konusu evlilik tarihi öncesinde Danimarka’yı daha önce hiç ziyaret etmemiş ya da Danimarka dilini konuşmamıştır. Evlendikten sonra, ikinci başvuran Danimarka’da yaşamak için ikamet izni talebinde bulunmuş; bu talebi, başvuranların eşiyle bir araya gelme için başvuran bir çiftin diğer ülke (söz konusu başvuranların davasında bu ülke Gana’dır) ile bağlarının Danimarka ile olan bağlarından daha güçlü olmaması gerektiğini öngören Yabancılar Kanunu (“bağlılık koşulu” olarak bilinen) uyarınca gerekli koşulu sağlamadıkları gerekçesiyle Yabancılar Şubesi tarafından reddedilmiştir. “Bağlılık koşulu” en az 28 yıldır Danimarka vatandaşı olan kimseler ve Danimarka vatandaşı olmamasına rağmen Danimarka’da doğup ve/veya büyüyüp orada en az 28 yıl kalmış kimseler için kaldırılmıştır.
Mahkeme’nin bir Dairesi 25 Mart 2014 tarihli bir kararında, başvuranların Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki haklarına ilişkin bir ihlalin söz konusu olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (bk. 172 sayılı Bilgi Notu). Ayrıca, bahse konu Daire üçe karşı dört oyla, 28 yıldan uzun bir süreyle Danimarka vatandaşı olan kimselere, bundan daha kısa bir süredir Danimarka vatandaşı olan kimselerden farklı bir muamelede bulunulması bakımından Sözleşme’nin 8. maddesi ile bağlantılı olarak 14. maddesinin ihlal edilmemiş olduğuna karar vermiştir.
Dava, başvuranların talebi üzerine 8 Eylül 2014 tarihinde Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy