AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
BAYSAL / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 1162/20)
KARAR
STRAZBURG
12 Kasım 2024
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Baysal/Türkiye davasında,
Başkan,
Jovan Ilievski,
Hakimler,
Diana Sârcu,
Gediminas Sagatys,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1969 doğumlu ve Aydın Barosuna kayıtlı Avukat G. Kaygusuz tarafından temsil edilen, İstanbul’da tutuklanan bir Türk vatandaşı olan Mustafa Baysal (“başvuran”) tarafından 16 Aralık 2019 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruyu (no. 1162/20);
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 10. maddesine ilişkin şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve başvuranın başvuruyu takip etme konusundaki ilgisini;
Hükümetin, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedildiği kararı dikkate alarak;
15 Ekim 2024 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru ceza infaz kurumu idaresinin İngilizce dilindeki bir kitabı başvurana vermeyi reddetmesine ilişkindir.
2. Somut başvuruya yol açan olayların yaşandığı tarihte başvuran, Türk yetkililerce “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (“FETÖ/PDY”) olarak tanımlanan silahlı terör örgütüne üye olma suçlamalarıyla Silivri 7 No.lu Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak kalmaktaydı.
3. 13 Şubat 2017 tarihinde Silivri 7 No.lu Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu, akrabaları tarafından başvurana gönderilen “Kosovo: A Short History” adlı kitabı alıkoymuş, kitabın İngilizce olduğunu ve bir ders kitabı olmadığını belirtmiştir.
4. 6 Nisan 2017 tarihinde başvuran, kitabın da aralarında bulunduğu eşyaları ile birlikte Silivri 6 No.lu Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
5. 10 Nisan 2017 tarihinde Silivri 6 No.lu Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (“Kurul”) yeni bir inceleme yapmış ve kitabı alıkoymaya karar vermiş; kitabın Türkçe olmaması ve kurumda kitabı çevirecek bir personel olmadığı için ceza infaz kurumu idaresinin kitabın içeriğini izleyemediğini veya ilgili mevzuata uygunluğunu değerlendiremediğini belirtmiştir. Kurul, kitabın incelenebilmesi için başvuranın masraflarını karşılayarak kitabı tercüme ettirmesini önermiştir.
6. Başvuran Kurulun kararına itirazını Silivri infaz hakimliğine sunmuştur. 25 Nisan 2017 tarihinde infaz hâkimi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 62. maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi Hakkındaki Tüzüğün 87 § 3 ve 43 § 1 maddelerine dayanarak talebi reddetmiştir.
7. Ayrıca Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın karara itirazını reddetmiş, söz konusu kararın usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir.
8. Anayasa Mahkemesi 24 Ekim 2019 tarihinde verdiği kısa kararda başvuran tarafından yapılan bireysel başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Karar, 11 Kasım 2019 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
9. Somut başvurunun tebliğinden sonra Hükümet tarafından sunulan belgelere göre, söz konusu kitap başvurana 19 Şubat 2021 tarihinde teslim edilmiştir.
10. Söz konusu tarihte yürürlükte olduğu şekliyle 5275 sayılı Kanunun 62. maddesi aşağıdaki gibidir:
“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.
(2) (...) Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.
(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.”
11. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi Hakkındaki Tüzüğün 87 § 3 maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğitim kurulunca, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf veya yorumları kapsadığı tespit edilen yayın hükümlüye verilmez.”
12. Aynı tüzüğün 43 § 1 maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğitim Kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir; (…)
Kuruma gelen her türlü yayının, kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek.” (…)
13. Başvuran, ceza infaz kurumu yetkililerinin, akrabaları tarafından gönderilen İngilizce kitabı kendisine teslim etmeyi reddetmeleri nedeniyle Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haber ve görüş alma ve verme hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Kabul Edilebilirlik Tarafların beyanları14. Hükümet, başvurunun kabul edilebilirliğine dair birkaç ilk itirazda bulunmuştur.
15. Hükümet öncelikle şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 1 maddesinde öngörülen altı aylık süre sınırı dolduktan sonra sunulmasından dolayı reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu bağlamda Hükümet, söz konusu kitap hakkındaki ilk kararın Silivri 7 No.lu Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu tarafından 13 Şubat 2017 tarihinde verildiğini belirtmiştir. Bu karara dair hiçbir itiraz yapılmadığından 2 Mart 2017 tarihinde kesinleşmiştir; ancak somut başvuru Mahkemeye 16 Aralık 2019 tarihine kadar yapılmamıştır.
16. Alternatif olarak, Hükümet Mahkemeyi başvuranın şikayetlerini iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle kabul edilemez bulmaya davet etmiştir. Hükümet, başvuranın itirazlarını Silivri 7 No.lu Ceza İnfaz Kurumunun 13 Şubat 2017 tarihli kararın ardından infaz hakimine sunmuş olması gerektiğini ve başvuranın bunu yapmadığını ileri sürmüştür.
17. Ayrıca Hükümet, söz konusu kitabın nihayetinde kendisine 19 Şubat 2021 tarihinde teslim edilmiş olmasından dolayı başvuranın mağdur statüsüne sahip olmadığını iddia etmiştir. Bununla birlikte, yerel mevzuatın 14 Nisan 2020 tarihinde değiştirildiğini, Adalet Bakanlığına yabancı bir dilde yayınlanan gazete ve dergileri ceza infaz kurumlarına kabul etme yetkisini verdiğini kaydetmiştir.
18. Hükümet, başvuranın yine de diğer kitaplara ve süreli yayınlara erişimi olduğu ve söz konusu kitabı neden İngilizce dilinde okuması gerektiğine dair ikna edici bir sebep sunmadığı için Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi anlamında önemli bir zarara uğramadığını savunmuştur.
19. Hükümet son olarak başvuranın istediği herhangi bir kitabı idare aracılığıyla talep etme hakkına sahip olduğunu ve tercümesinin masrafını karşılayabileceğini belirtmiş, bu nedenle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
20. Başvuran, Mahkemenin belirlediği süre sınırı içinde Hükümetin itirazları hakkında bir yorum yapmamıştır.
Mahkemenin değerlendirmesi21. Hükümetin (i) altı aylık süre sınırına uyulmaması ve (ii) iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itirazları hususunda Mahkeme, 10 Nisan 2017 tarihinde Silivri 6 No.lu Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulunun aynı kitap hakkında yeni bir karar verdiğini, bu karara başvuranın itiraz ettiğini ve altı aylık süre sınırı kuralına uygun şekilde Mahkemeye somut başvuruyu yapmadan önce (bk. yukarıdaki 5-8 paragraflar) mevcut olan tüm iç hukuk yollarını usulüne uygun şekilde tükettiğini kaydetmektedir.
22. Ayrıca Mahkeme, başvuranın mevcut iç hukuk yollarını tüketme gerekliliğine uymadığının Anayasa Mahkemesi dahil yerel mahkemelerden hiçbiri tarafından değerlendirilmediğini gözlemlemektedir.
23. Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, Hükümet tarafından yapılan ilk iki itiraz temelinde, başvuranın şikayetlerini Sözleşme’nin 35 § 1 maddesindeki gerekliliklere uyulmadığı nedeniyle reddetmek için hiçbir gerekçe olmadığı sonucuna varmıştır.
24. Hükümetin mağdur sıfatının olmadığına ilişkin itirazı hususunda Mahkeme, ulusal makamların açıkça ya da özü itibariyle Sözleşme ihlalini kabul edip telafi etmediği takdirde, başvuranın lehindeki karar veya tedbirlerin prensip olarak onu “mağdur” statüsünden çıkarmak için yeterli olmadığını yineler (bk. Amuur/Fransa, 25 Haziran 1996, § 36, Karar ve Hükümler Derlemesi 1996-III, ve Dalban/Romanya [BD], no. 28114/95, § 44, AİHM 1999-VI).
25. Somut davada Mahkeme, ilk olarak, başvuranın dava konusu kitabı yaklaşık dört yıl teslim alamadığını kaydetmektedir (bk. yukarıdaki 9. paragraf). Ayrıca Mahkeme, yerel makamların açıkça ya da özü itibariyle, başvuran tarafından iddia edilen Sözleşme ihlalini kabul etmediklerini de gözlemlemektedir. İç hukukta yapılan değişiklik, başvuranın ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini özü itibariyle kabul etmek olarak da yorumlanamaz (ayrıca benzer yönleri bakımından karşılaştırınız Pryanishnikov/Rusya, no. 25047/05, §§ 46-47, 10 Eylül 2019). Bununla birlikte, başvurana kitabın tesliminde yaşanan gecikme için hiçbir tazmin teklif edilmemiştir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın iddia edilen ifade özgürlüğü hakkının ihlali nedeniyle mağdur olduğunu iddia edebileceğine karar vermiştir.
26. Hükümetin önemli bir zararın olmadığı yönündeki itirazı hususunda ise Mahkeme, başvuranın ceza infaz kurumunda diğer bilgi kaynaklarına erişimi olmasına rağmen, söz konusu kitabın ona teslim edilmediğini; bu durumun somut davadaki ana sorunu teşkil ettiğini belirtir. Bu nedenle başvuranın yayınlara ve ceza infaz kurumu kütüphanesine erişimi, söz konusu kitabın alıkonulması ile alakasız olup, olumsuz etkilerini hafifletmemiştir (ayrıca, gerekli değişikliklerle, benzer yönleri bakımından karşılaştırınız Kop/Türkiye [Komite], no. 47404/20, § 10, 21 Mart 2023). Bununla birlikte, somut başvurunun ceza infaz kurumu bağlamında İngilizce dilinde bir kitaba dair iletişim tespiti hakkında yapılan ilk başvuru olduğu dikkate alındığında, Mahkeme başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesine dayanarak Hükümetin itirazını reddeder.
27. Mahkeme son olarak, Hükümet tarafından sunulan ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu iddiasını destekler nitelikteki argümanların, şikâyetin kabul edilebilirliğinden ziyade, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında esas bakımından incelenmesini gerektiren hususları ortaya çıkardığını değerlendirmektedir (Osman ve Altay/Türkiye, no. 23782/20 ve 40731/20, § 34, 18 Temmuz 2023, ve Mehmet Çiftçi/Türkiye, no. 53208/19, § 26, 16 Kasım 2021).
28. Mahkeme, bu başvurunun Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını veya başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
Esas29. Somut davada, ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleye ilişkin olarak, Hükümet ceza infaz kurumu yetkililerinin kitabın başvurana teslimini kategorik olarak yasaklamadığını, ancak gerekli tercüme sonrasında teslim edilebileceğini belirttiklerini iddia etmiştir. Ayrıca Hükümet, mevzuatta yapılan değişikliklerin ardından kitabın nihayetinde başvurana teslim edildiğini öne sürmüştür.
30. Mahkeme, ceza infaz kurumu yetkililerinin dava konusu kitabı başvurana teslim etmeyi reddettiğinin ve ilgili mahkemelerin bu kararları onadıklarının tartışma konusu olmadığını belirtir (bk. yukarıdaki 5-8 paragraflar). Ayrıca Mahkeme, kitabın yaklaşık dört yıl boyunca başvurana verilmeden alıkonulduğunu, bunun önemli bir gecikme teşkil ettiğini gözlemlemektedir.
31. Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, ceza infaz kurumu yetkililerinin bu uygulamalarının, başvuranın Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haber ve görüş alma ve verme hakkına bir müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır (bk. Mesut Yurtsever ve Diğerleri/Türkiye, no. 14946/08 ve diğer 11 başvuru, § 102, 20 Ocak 2015).
32. Müdahaleye yönelik gerekçe konusunda Hükümet, müdahalenin kanunda öngörüldüğünü ve Devletin mahkumların yayınlarının tercüme masraflarını karşılamakla yükümlü olmadığını, böyle bir yükümlülüğün Sözleşme’de belirtilmediğini iddia etmiştir.
33. Mahkeme, daha önce benzer bir davayı incelediğini ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini gözlemlemektedir (bk. yukarıda anılan Mesut Yurtsever ve Diğerleri). İlgili davada Mahkeme, yerel makamlar tarafından verilen kararlar iç hukukta belirtilen gerekçelerden hiç birisine dayanmadığından, Kürtçe bir günlük gazetenin belirli sayılarının mahkumlara verilmemesinin Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğine karar vermiştir (Aynı yerde, §§ 104-11).
34. Ayrıca Mahkeme, somut davada söz konusu olay tarihinde, mahkumların yayınlara olan erişimini düzenleyen iç hukuktaki kanunların, bir yayının ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından hangi koşullarda alıkonulabileceğine dair kapsamlı bir liste sunduğunu da gözlemlemektedir. Bu kriterlere göre, yayınlar sadece mahkemelerce yasaklandıkları veya kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, fotoğraf ve yorumları kapsadıkları takdirde alıkonulabilir (bk. yukarıdaki 10-12. paragraflar).
35. Buna karşın, yerel mahkeme kararlarının incelenmesinde, dava konusu kitabın başvurana teslim edilmemesine dair kararların yukarıda belirtilen kriterlerden hiçbirine dayalı olmadıkları ortaya çıkmıştır. Yetkililer, yukarıda belirtilen kriterlere uygun olup olmadığını belirlemek için, İngilizce dilinde yazılmış olan kitabın içeriğini anlayamadıklarını belirtmişlerdir. Buna rağmen, ilgili kanun, yetkililerin yayınların içeriklerinin ilgili mevzuata uygun olup olmadıklarını değerlendirmelerini gerektirirse de, iletişim tespiti için bir gerekçe olarak çeviri gerekliliğinden bahsetmez.
36. Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, somut davada, sadece kullanılan dile dayanarak yayınların mahkumlardan alıkonulması olasılığının hiçbir kanun veya tüzükte öngörülmediğini ve yerel makamların verdikleri kararların kanun veya tüzükte sıralanan gerekçelerden hiçbirine dayalı olmadıklarını tespit etmiştir (ayrıca benzer yönleri bakımından karşılaştırınız, yukarıda anılan Mesut Yurtsever ve Diğerleri, § 57).
37. Bu nedenle Mahkeme, şikâyet edilen müdahalenin “kanuna uygun olmadığı” sonucuna varmıştır.
38. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
39. Başvuran, Mahkemenin belirlediği süre sınırı içinde adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle, Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna; Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 12 Kasım 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan