182 No’lu (Şubat 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Béláné Nagy / Macaristan – 53080/13 - 10.2.2015 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Başvurana 2001 yılında maluliyet maaşı bağlanmış; ancak 2010 yılında başvuranın engellilik derecesinin farklı bir metodoloji kullanılarak tekrar değerlendirilmesi sonucunda daha düşük olduğunun anlaşılması üzerine 2010 yılında maaş kesilmiştir. Başvuran takip eden yıllarda daha fazla muayeneye tabi tutulmuş ve nihayetinde maaşı almaya hak kazanacak düzeyde engelli olduğu değerlendirilmiştir. Ancak; 2012 yılında yürürlüğe giren yeni mevzuatta sigortalılık süresiyle ilgili ek uygunluk kriterleri eklenmiştir. Başvuran söz konusu kriterleri taşımamıştır. Bunun sonucunda, her ne kadar aksi takdirde başvuranın engellilik derecesi kendisine yeni sistem uyarınca maluliyet maaşı verilmesini sağlayabilecek olsa da, başvuran tarafından yapılan başvurular reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuranın engellilik derecesinin ölçümündeki değişiklikler, başvuranın değişmeyen sağlık durumunda herhangi bir iyileşme olmasından değil; fakat sadece kullanılan metodolojideki peş peşe değişikliklerden kaynaklanmıştır. Maluliyet maaşı sistemi 2012 yılında, yeni uygunluk kriterleri içeren bir maaş sistemi ile değiştirilmiştir. Başvuranın maaş almasının uygun görülmemesinin nedeni gerekli engellilik derecesinin bulunmaması değil, yeni kuralların gerektirdiği üzere yeterli sigorta süresinin bulunmaması olmuştur. Bu esas itibariyle, başvuranın artık gerekli gün sayısını biriktirecek bir konumda olmaması nedeniyle imkânsızdı. Ancak çalıştığı süre boyunca başvuran kanunun gerektirdiği üzere sosyal güvenlik sistemine katkıda bulunmuştur. Bu da, Devletin başvurana beklenmedik bir durumun meydana gelmesi halinde engellilik bakımı sağlama konusundaki sosyal yardımlaşmaya dayalı yükümlülüğünü devreye sokmuştur. Mahkeme sosyal güvenlik planına yapılan zorunlu katkılar dolayısıyla kazanılan ödeneklerin “satın alınmış haklar” olarak görülmesinin mümkün olmadığı doğrultusundaki Anayasa Mahkemesi görüşünü onaylamıştır. Dolayısıyla maluliyet maaşı/ödeneği almak, iç hukuk uyarınca tanınan, yoksulluk yardımından faydalanma konusunda iddia edilebilir bir hak olup, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi söz konusu hakka uygulanabilir olmuştur. Bir Sözleşmeci Devletin hakkın kazanıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuatından kaynaklanan tanınmış meşru beklentinin ve şahsi menfaatlerin, yeni bir metodoloji uyarınca başvuranın engellilik durumunda esaslı bir değişiklik meydana gelmeksizin engellilik derecesinin önemli ölçüde düşürülmüş olması nedeniyle ortadan kalktığı değerlendirilemez. Bu bağlamda, başvuranın engellilik bakımı alma konusundaki devam eden ve tanınmış meşru beklentisinin varlığı, başvuranın engellilik derecesinin düzenli olarak yeniden incelenmiş olmasıyla ortaya konmuştur. Dolayısıyla başvuranın beklentisi, 2010 yılında maluliyet maaşı kesilmiş olmasına rağmen, meşru ve süregelen bir beklentisi bulunmuştur. Engellilik bakımı alma konusundaki meşru beklentinin uygunluk kriterlerinin değiştirilmemesi hakkını doğurup doğurmadığı meselesine gelince Mahkeme, Dünya Sağlık Örgütü’nün İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırılması’nda belirtilen temel etik ilkelerinin, tesis edilen hakları tanımamak veya kişilerin sosyal yardımlardan faydalanmaya yönelik meşru haklarını kısıtlamak amacıyla kullanılmaması gerektiğini kaydetmiştir. Ayrıca, hukukun üstünlüğüne saygı Devletlerin çalışma kapasitesi kanuni düzeyin altına düşen kişilere, plana yeterli katkıda bulunmuş olmaları koşuluyla, sosyal yardımlaşma temelinde belirli bir gelir sağlamasını gerektirmektedir.
Orantılılık konusuna gelince, her ne kadar Devletler engellilik bakımına erişimi düzenleme konusunda belirli bir takdir payına sahip olsa da, bu türden bir bakım bir kez verildikten sonra Devletler bu hakkı özünden yoksun bırakacak kadar ileri gidemez. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın makul ve orantılı bir kesintiye tabi tutulmak yerine engellilik bakımından tamamen mahrum bırakıldığını kaydetmiştir. Olayların bu gidişatı başvuranın maluliyet yardımlarına erişim koşulları üzerinde esaslı ve öngörülemez bir değişiklik anlamına gelmiştir. Dolayısıyla başvuran bu koşullar altında aşırı ve orantısız bir yük altına sokulmuştur.
Sonuç: ihlal (üçe karşı dört oyla).
Madde 41: Maddi tazminat olarak 5.000 avro ve manevi tazminat olarak 5.000 avro ödenmesine hükmedilmiştir.
(Bk. Engelli Bireyler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hakkında Tematik Bilgi Notu)
186 No’lu (Haziran 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Béláné Nagy / Macaristan – 53080/13 - 10.02.2015 tarihli Karar [II. Bölüm]
2001 yılında, başvurana maluliyet maaşı bağlanmış, ancak başvuranın engellilik derecesinin, faklı bir yöntem kullanılarak daha az seviyede olduğuna ilişkin yeniden değerlendirme yapılarak maluliyet maaşı iptal edilmiştir. Başvuran, sonraki yıllarda tekrar muayene olmuş ve en sonunda gerekli engellilik düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Ancak, 2012 yılında yürürlüğe giren yeni mevzuatla sosyal güvenlik güvencesinin süresiyle ilgili ek uygunluk kriterleri getirilmiştir. Başvuran bu kriterleri karşılamamıştır. Sonuç olarak, maluliyet derecesi, yeni sistem kapsamında başvurana maluliyet ödeneği hakkı sağlasa da, başvuruları reddedilmiştir.
Mahkemenin bir Dairesi, 10 Şubat 2015 tarihli bir kararda (bk. 182 sayılı Bilgili Notu) üç oya karşılık dört oyla, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme özellikle, başvuranın maluliyet yardımına erişim koşullarındaki köklü ve öngörülemez değişiklik nedeniyle, maluliyet bakımından tamamen yoksun bırakıldığını kaydetmiştir.
Dava, Hükümetin talebi üzerine, 1 Haziran 2015 tarihinde Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy