AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
BENLİ VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 59262/15 ve diğer 5 başvuru)
KARAR
STRAZBURG
11 Şubat 2025
İşbu karar, kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Benli ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan,
Jovan Ilievski,
Hâkimler,
Anja Seibert-Fohr,
Stéphane Pisani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İsimleri ekteki tabloda yer alan başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruları;
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetlerin tebliğ edilmesine ve başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
tarafların beyanlarını;
Hükümetin, başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedildiği kararı dikkate alarak;
21 Ocak 2025 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (bundan böyle “HSYK” olarak anılacaktır) veya Adalet Bakanlığında tetkik hâkimi veya başmüfettiş olarak görev yapan başvuranların, HSYK’nın görevlerinden alınmalarına ve rızaları olmaksızın başka şehirlere tayin edilmelerine ilişkin kararlarına karşı yargı yoluna başvuramamaları iddiasına ilişkindir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında şikâyette bulunmuşlardır.
2. Söz konusu tarihte, 59262/15 ve 9335/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar sırasıyla Adalet Bakanlığı ve HSYK’da tetkik hâkimi olarak görev yapmakta, diğer başvuranlar ise HSYK’da başmüfettiş olarak görev yapmaktaydı.
3. HSYK Genel Kurulu 19 Kasım 2014 tarihli bir kararla Birinci Dairesinden 62546/15, 63089/15, 670/16, 9335/16 ve 11395/16 no.lu başvurulardaki başvuranların statülerine uygun başka görevlere atanmalarını talep etmeye karar vermiştir. Söz konusu başvuranların bu kararın yeniden incelenmesine ilişkin talepleri HSYK Genel Kurulu tarafından 10 Haziran 2015 tarihli bir kararla reddedilmiştir. Bu karar 62546/15 no.lu başvurunun sahibine 1 Eylül 2015 tarihinde, 63089/15 ve 670/16 no.lu başvuruların sahiplerine 2 Eylül 2015 tarihinde, 9335/16 no.lu başvurunun sahibine 7 Ağustos 2015 tarihinde ve 11395/16 no.lu başvurunun sahibine 9 Eylül 2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
4. 59262/15 no.lu başvurudaki başvuranla ilgili olarak, dönemin Adalet Bakanı 25 Kasım 2014 tarihinde HSYK’dan, başvuranın diğer adli personelle birlikte uygun başka görevlere atanmasını talep etmiştir.
5. HSYK Birinci Dairesi, 27 Kasım 2014 tarihli bir kararname ile 59262/14 no.lu başvuruda yer alan başvuranı Diyarbakır’a hâkim olarak, diğer başvuranları ise sırasıyla Edirne, Samsun, Kırıkkale, Kozan (Adana) ve Afyonkarahisar’a savcı olarak atamıştır.
6. HSYK Birinci Dairesi 18 Aralık 2014 tarihinde, 670/16 sayılı başvuruda yer alan başvuranın Kırıkkale yerine Samsun’a atanma talebini kabul ederken, diğer başvuranların yeniden inceleme taleplerini reddetmiştir. Diğer başvuranlar bu karara HSYK Genel Kurulu nezdinde itiraz etmiş, Kurul 13 Mayıs 2015 tarihinde başvuranlar tarafından ileri sürülen hususların yerinde bulunmadığı gerekçesiyle bu itirazları reddetmiştir. Bu karar, 59262/15 ve 63089/15 no.lu başvurulardaki başvuranlara 25 Haziran 2015 tarihinde, 62546/15 no.lu başvurudaki başvurana ise 29 Haziran 2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
7. HSYK Genel Kurulunun kararları kesindir. Bu kararlar hakkında başka bir idari ya da kazai mercie başvurulamaz.
8. Başvuranlar, HSYK’nın kendilerini görevlerinden alma ve nakletme kararına itiraz edebilecekleri bir mahkemeye erişimleri olmadığından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine açıkça veya özü itibariyle dayanmışlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ9. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, söz konusu başvuruları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
HÜKÜMETİN, SÖZLEŞMENİN 37. MADDESİ UYARINCA 59262/15 NO.LU BAŞVURUNUN KAYITTAN DÜŞÜRÜLMESİNE İLİŞKİN TALEBİ HAKKINDA10. Hükümet, 59262/15 no.lu başvurudaki başvuranın yazılı görüşlerini ve adil tazmin taleplerini Mahkeme tarafından belirlenen süre içerisinde sunmadığını ileri sürmüştür. Hükümet bu nedenle Mahkemeyi, başvuranın başvurusunu sürdürme niyetinde olmadığı gerekçesiyle, Sözleşme’nin 37 § 1 (a) maddesi uyarınca davayı kayıttan düşürmeye veya alternatif olarak, geç yaptığı başvuruları dikkate almamaya davet etmiştir.
11. Mahkeme, 12 Ağustos 2024 tarihli bir yazıyla, başvuranın 11 Temmuz 2024 tarihli bir mektupla gönderdiği başvurunun gecikmesinin haklı olduğunu düşünerek, başvuranın görüşlerini dava dosyasına eklemeyi kabul ettiğini kaydetmektedir. Başvuran yazısında, başvurusunu sürdürme niyetini teyit etmiştir.
12. Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin yukarıda anılan başvurunun dava listesinden çıkarılması talebini reddetmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA13. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesini ileri sürerek, HSYK’nın kendilerini görevlerinden alma ve nakletme kararlarına itiraz etmek için mahkemeye erişimlerinin engellendiğinden şikâyetçi olmuşlardır. 59262/15 no.lu başvurudaki başvuran dışındaki tüm başvuranlar, HSYK Genel Kurulunun 10 Haziran 2015 tarihli kararından şikâyetçi olmuştur (bk. yukarıda 3. paragraf). 59262/15 no.lu başvurudaki başvuran ile 62546/15 ve 63089/15 no.lu başvurulardaki başvuranlar, HSYK Genel Kurulunun 13 Mayıs 2015 tarihli kararından şikâyetçi olmuşlardır (bk. yukarıda 6. paragraf).
Kabul EdilebilirlikKonu Bakımından (ratione materiae) Uygulanabilirlik14. Hükümet, başvuranların şikâyetinin konu bakımından Sözleşme hükümleriyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür.
15. Hükümet, ilk olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin HSYK nezdindeki prosedüre uygulanamayacağını, çünkü bu organ tarafından alınan kararların yargı mensuplarını ilgilendirdiğini ve bu nedenle “medeni” olarak nitelendirilemeyeceğini savunmuştur. Hükümet özellikle, Vilho Eskelinen ve Diğerleri / Finlandiya ([BD], no. 63235/00, AİHM 2007-II) kararında belirtilen testin ikinci koşulunun -yani Devletin menfaatleri doğrultusunda kamu görevlilerinin 6. maddede yer alan korumanın dışında bırakılması için objektif bir gerekçenin varlığı- karşılandığını ileri sürmüştür. Hükümet, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin ardından, başvuranların tamamının, yetkililer tarafından darbe girişiminin arkasında olduğu düşünülen silahlı terör örgütü olan “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (bundan böyle “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) ile bağlantılı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle meslekten çıkarıldıklarını belirtmiştir. Buna göre, Hükümet, Bilgen / Türkiye (no. 1571/07, 9 Mart 2021) davasından farklı olarak, başvuranların hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlılıklarının şüpheli olduğunu ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkına ilişkin istisnanın haklı olduğunu savunmuştur.
16. Mahkeme, devlet memurlarının ancak Devletin ulusal hukukunda söz konusu personel kategorisi için mahkemeye erişim hakkının bulunmadığı ve bu istisnanın Devletin menfaatine yönelik objektif gerekçelerle haklı gösterilmesi halinde 6. maddede yer alan korumadan hariç tutulabileceğini yinelemektedir (bk. daha yakın tarihli, Grzęda / Polonya [BD], no. 43572/18, § 261, 15 Mart 2022). Mahkeme, Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 76-81), Vilho Eskelinen davasında (yukarıda anılan) belirtilen ikinci koşulun karşılanmaması nedeniyle, başvuran hâkimin isteği dışında daha düşük rütbeli bir yargı bölgesindeki başka bir mahkemeye atanması kararına Sözleşme’nin 6. maddesinin uygulanabilir olduğu sonucuna vardığına dikkat çekmektedir.
17. Somut davaya dönüldüğünde ve Eskelinen testi uygulandığında, başvuranların durumunda mahkemeye erişim ulusal hukuk tarafından açıkça engellenmiştir (bk. yukarıda 7. paragraf) Ayrıca, bu dışlama, Devletin menfaati açısından objektif gerekçelerle haklı gösterilmemiştir. Mahkeme, söz konusu tarihte, üstlendikleri özel görevlere bakılmaksızın, başvuranların tamamının hâkim ve savcı statüsünde olduğunu ve hepsinin yargı bağımsızlığına ilişkin anayasal güvencelere sahip olduğunu gözlemlemektedir (bk. Eminağaoğlu / Türkiye, no. 76521/12, §§ 78, 122-23 ve 125, 9 Mart 2021). Başvuranların atama kararlarının incelenmesi için talepte bulundukları sırada, HSYK belirli bir gerekçe göstermemiş (bk. yukarıda 3 ve 6. paragraflar), bu da uyuşmazlığın yargı denetimi dışında bırakılmasını haklı çıkarabilecek istisnai veya zorlayıcı nedenlerle ilgili olmadığı sonucuna götürmektedir (bk. ayrıca yukarıda anılan Bilgen, § 80). Hükümetin, yargıda FETÖ/PDY mensuplarının varlığının söz konusu atamalardan kısa bir süre önce ortaya çıktığı ve başvuranların darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY ile bağlantılı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle meslekten çıkarıldıkları yönündeki argümanına ilişkin olarak, Mahkeme, HSYK tarafından ilgili zamanda sunulan herhangi bir bireyselleştirilmiş gerekçenin yokluğunda, bu geriye dönük (ex post facto) gerekçeyi dikkate alamaz. Bu bağlamda, dava dosyasında, HSYK’nın maddi zamanda, başvuranlara yönelik bu tür ciddi suçlamaları soruşturmak için herhangi bir eylemde bulunduğunu (disiplin soruşturmaları başlatmak gibi) ve bu eylemlerin bir sonucu olarak onları başka yere atamaya karar verdiğini gösteren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
18. Bu koşullar altında Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin medeni hukuk yönünden uygulanabilir olduğu ve Hükümetin başvuruların Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığına ilişkin itirazının reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
59262/15 no.lu başvuruda iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin itiraz hakkında19. Hükümet, başvuranın Diyarbakır’a hâkim olarak atanmasının Adalet Bakanının teklifi üzerine yapıldığını ve bu nedenle idari mahkemeler nezdinde denetime tabi idari bir işlem olduğunu savunmuştur.
20. Mahkeme, başvuranın atanmasına dair kararın HSYK Birinci Dairesinin 27 Kasım 2014 tarihli kararıyla verildiğini kaydetmektedir. HSYK Birinci Dairesi ve Genel Kurulu sırasıyla 18 Aralık 2014 ve 13 Mayıs 2015 tarihlerinde başvuranın yeniden inceleme taleplerini reddetmiştir.
21. Başvuranın şikâyeti, Adalet Bakanının teklifiyle değil, HSYK’nın kararlarıyla ilişkili olduğundan, Mahkeme Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin itirazını reddetmiştir.
670/16 no.lu başvuruda başvuranın mağdur statüsüne itiraz hakkında22. Hükümet, 670/16 no.lu başvuruda, başvuranın HSYK Birinci Dairesinin 27 Kasım 2014 tarihli kararına itiraz etmesinin ardından, talep ettiği gibi Kırıkkale yerine Samsun’a yeniden atandığı gerekçesiyle mağdur statüsüne itiraz etmiştir.
23. Mahkeme, başvuranın şikâyetinin sadece Samsun’a atanmasıyla ilgili olmadığını, HSYK Genel Kurulunun 19 Kasım 2014 tarihinde, HSYK’da başmüfettiş olarak görev yaptığı sırada kendisini belirsiz bir göreve atama kararıyla başlayan atanma sürecinin tümüyle ilişkili olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca başvuranın hem bu atamaya hem de Genel Kurulun önceki kararına itiraz ettiğini kaydetmektedir. Başvuranın Birinci Dairenin kararına yaptığı itiraz kendisinin Samsun’a yeniden atanmasına yol açarken, Genel Kurulun kararına yaptığı itiraz 10 Haziran 2015 tarihli nihai kararla reddedilmiştir. Her halükarda, başvuran HSYK’daki başmüfettişlik görevinden rızası olmaksızın alınmış ve başka bir şehire atanmıştır.
24. Mahkeme, bu koşullar altında, başvuranın HSYK’daki eski görevinden rızası olmaksızın başka bir şehre atanmasından oluşan tedbirin mağduru olarak kabul edilebileceği sonucuna varmıştır. Bu nedenle söz konusu itiraz reddedilmiştir.
Kabul Edilebilirlik Hakkında Sonuç25. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
Esas Hakkında26. Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 69-81 ve §§ 91-97), Mahkeme, bir yargı mensubunun gönüllü olmadan atanmasına karşı yargı yolunun kapalı olmasının nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
27. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, mevcut koşullarda farklı bir sonuca varmasını sağlayabilecek herhangi bir olgu ya da argüman tespit etmemiştir. Mahkeme, yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün korunmasındaki güçlü kamu yararı dikkate alındığında, HSYK’nın başvuran hâkim ve savcıları eski görevlerinden alma ve nakletme kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasının herhangi bir meşru amaç gütmediğini ve dolayısıyla başvuranların mahkemeye erişim hakkının özünün zedelendiğini kaydetmektedir.
28. Bu sebeple Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
29. Maddi tazminatla ilgili olarak, 62546/15, 63089/15, 670/16 ve 11395/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar, itiraz edilen tedbirin bir sonucu olarak maaşlarının bir kısmını veya hak ettikleri önemli ödenekleri (görevleriyle ilgili seyahat ödenekleri ve kamu konutları) kaybettiklerini belirtmişlerdir. Bu bağlamda, her biri 20,000 avro talep etmiştir.
30. Başvuranlar manevi tazminata ilişkin olarak, kendilerine karşı gerçekleştirilen eylemler nedeniyle yaşadıkları iddia edilen sıkıntıları öne sürmüşlerdir. 59262/15 ve 9335/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar sırasıyla 10.000 avro ve 40.000 avro, diğer başvuranların her biri ise 12.500 avro talep etmiştir.
31. Masraf ve giderlere ilişkin olarak, 59262/15, 62546/15, 63089/15, 670/16 ve 11395/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar temsil ücreti talep etmişlerdir. Taleplerini desteklemek için, 59262/15 no.lu başvurudaki başvuran 2,800 avro tutarında bir yasal temsil sözleşmesi sunmuş, 670/16 no.lu başvurudaki başvuran herhangi bir tutar belirtmeden bir sözleşme sunmuş ve diğer başvuranlar avukatlarına ödenecek tutar olarak 2,000 avro belirten sözleşmeler sunmuşlardır. Daha fazla tazminat talep eden başvuranlar herhangi bir destekleyici belge sunmamıştır.
32. Hükümet başvuranların taleplerine, dayanaksız ve aşırı olmaları nedeniyle itiraz etmiştir.
33. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına varmış ve bu nedenle söz konusu talepleri reddetmiştir.
34. Ancak, başvuranların manevi tazminat ile masraf ve giderlerine ilişkin talepleriyle ilgili olarak Mahkeme, hakkaniyete uygun bir karar vermeyi ve bu konuda genel ve tek tip bir değerlendirme yapmayı uygun bulmaktadır. Elindeki materyalleri, içtihadını ve somut davada incelenen hukuki meselelerin niteliğini göz önünde bulundurarak, Mahkeme 59262/15, 62546/15, 63089/15, 670/16 ve 11395/16 no.lu başvurularda yer alan başvuranların her birine, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat ve masraf ve giderler karşılığında 2.500 avro tutarında toplu ödeme yapılmasını hükmetmiştir (ayrıca karşılaştırınız Gülcü ve Diğerleri / Türkiye [Komite], no. 37013/15 ve diğer 49 başvuru, § 27, 23 Nisan 2024).
35. 9335/16 no.lu başvurudaki başvuranla ilgili olarak, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat karşılığında 2.000 avro tutarında ödeme yapılmasını hükmetmiştir (ayrıca karşılaştırınız yukarıda anılan Gülcü ve Diğerleri, § 28).
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Hükümetin, 59262/15 no.lu başvurunun kayıttan düşürülmesi talebinin reddedilmesine;Başvuruların kabul edilebilir olduğunun;Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;(a) Davalı Devlet tarafından, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç, manevi tazminat ile masraf ve giderlere ilişkin olarak 59262/15, 62546/15, 63089/15, 670/16 ve 11395/16 no.lu başvuranların her birine 2.500 avro (iki bin beş yüz avro) ödenmesine;
(b) Davalı Devlet tarafından 9335/16 no.lu başvurana, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, bu miktara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminata ilişkin olarak 2.000 avro (iki bin avro) ödenmesine;
(c) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 11 Şubat 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Dava listesi:
No.
Başvuru no.
Dava Adı
Dava Tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Uyruğu
Temsilci
1.
59262/15
Benli / Türkiye
18 Kasım 2015
Salih BENLİ
1976
Ankara
T.C.
Kamile KILDAN
2.
62546/15
Gül / Türkiye
15 Aralık 2015
Cevat GÜL
1970
Ankara
T.C.
Tarık Said GÜLDİBİ
3.
63089/15
Yılmaz / Türkiye
19 Aralık 2015
Mustafa YILMAZ
1969
Samsun
T.C.
Mustafa Emre ŞAHİN
4.
670/16
Köse / Türkiye
22 Aralık 2015
Eşref KÖSE
1974
Samsun
T.C.
Yılmaz PARILTI
5.
9335/16
Cengiz / Türkiye
4 Şubat 2016
Bilal CENGİZ
1981
Adana
T.C.
6.
11395/16
Hendek / Türkiye
22 Şubat 2016
Hasan HENDEK
1972
İstanbul
T.C.
Tarık Said GÜLDİBİ