Karar 14.3.2013 [I. Daire]
Olaylar – Üç başvuran şirket (diğer iki şirketle birlikte), ilgili teknoloji sistemleri için ortak bir sunucuyu paylaşmaktaydı. Mart 2004’te, bölge vergi makamları, başvuran şirketlerden biri olan Bernh Larsen Holding’ten (B.L.H.), vergi denetçilerinin, sunucu üzerinde bulunan tüm verilerin bir kopyasını almasına izin vermesini istemiştir. B.L.H. izin vermeyi kabul etmiş; ancak, sunucunun ikinci başvuran şirkete (Kver) ait olduğunu ve diğer şirketler tarafından da veri depolama amacıyla kullanıldığını ileri sürerek, tüm sunucunun bir kopyasını vermeyi reddetmiştir. Kver de tüm sunucuya el konulmasına itiraz edince, vergi makamları, Kver’in de denetleneceği konusunda bildirimde bulunmuştur. Bunun ardından iki şirket, önceki aya ait verilerden oluşan bir yedek kayıt vermeyi kabul etmiş; ancak hemen merkezî vergi makamı nezdinde şikâyette bulunmuş ve şikâyetleri hakkında karar beklerken mühürlü kalan yedek kaydın süratle iadesini talep etmiştir. Kver’den, diğer üç şirketin de sunucuyu kullandığı ve el koyma işleminden etkilendiği bilgisini alan vergi makamları, diğer şirketlere, onların da denetleneceğini bildirmiştir. İçlerinden biri, Increased Oil Recovery (I.O.R.) şirketi, daha sonra merkezî vergi makamı nezdinde şikâyette bulunmuştur. Haziran 2004’te, merkezî vergi makamı, Kver ve I.O.R. şirketlerine yönelik denetim bildirimini geri çekmiş ve B.L.H.’nin denetleneceğini ve yetkililere sunucuya erişim vermek zorunda olduğunu teyit etmiştir. Söz konusu karar, ilk derece mahkemesinde, bölge mahkemesinde ve nihayetinde Yüksek Mahkeme’de onaylanmıştır.
Hukuk – 8. Madde: Üç başvuran şirketin, vergi denetçilerinin, ortak sunucularında bulunan tüm verilere erişmesine ve bu verilerin bir kopyasını almasına izin verme yükümlülüğü, 8. maddenin amacı bakımından “evlerine” ve “haberleşmelerine” müdahale teşkil etmekteydi. Kişisel e-posta ve yazışmalarının sunucu üzerinde yedeklendiği iddia edilen çalışanlardan hiçbiri şikâyette bulunmadığı için, şirketlerin “özel yaşamına” da müdahale olup olmadığının tespit edilmesi gerekmemişti. Mahkeme, bununla birlikte, müdahalenin haklı olup olmadığını incelerken, şirketlerin, kendileri için çalışan kişilerin mahremiyetinin korunmasını sağlamadaki meşru menfaatini de göz önünde bulundurmuştur.
Müdahalenin, ulusal hukukta bir dayanağı mevcuttu ve söz konusu hukuk erişilebilirdi. Mahkeme, ayrıca, bu hukukun yeterince açık ve öngörülebilir olduğuna kanaat getirmiştir. Başvuran şirketler, bir yedek kopya almak suretiyle, vergi makamlarının, vergi hesaplama amaçları açısından önem taşıyan herhangi bir bilgi içermeyen ve dolayısıyla ilgili hükümlerin yetki alanı dışına düşen yüksek miktarda veriye erişme imkânı elde ettiğini ileri sürmüştür. Buna karşın, Yüksek Mahkeme’nin de açıkladığı üzere, vergi makamları, etkin olabilmek için, hazırlık aşamasında nispeten geniş bir hareket alanına ihtiyaç duymaktaydı. Bu, ilgili hükümlerin, vergi makamlarına mutlak takdir yetkisi verildiği anlamına gelmemekteydi; zira belgelere erişim emrinin amacı açık bir biçimde tanımlanmıştı. Bilhassa, makamlar, tamamen diğer mükelleflere ait arşivlere erişim isteyemezdi. Bununla birlikte, burada olduğu gibi, başvuran şirketlerin arşivlerinin net bir biçimde ayrılmadığı, onun yerine “karışık” olduğu durumlarda, vergi makamlarının, ilgili içeriği bulma konusunda mükelleflerin kendi açıklamalarına itibar etmemesinin, bunun yerine, içeriği kendi kendilerine değerlendirebilmek için sunucu üzerindeki tüm verilere erişimlerinin olması gerektiğinin öngörülmesi mantıken mümkündü. Mahkeme ayrıca, müdahalenin, ülkenin ekonomik refahını temin etme meşru amacını güttüğünü tespit etmiştir.
Söz konusu tedbirin, demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığına gelinecek olursa, Norveç yasama organının, arşivlerin incelenmesinin, vergi makamlarına ibraz edilen bilgilerin etkin bir biçimde denetlenmesi ve bunun yanı sıra bu yolla sağlanan bilgilerin daha doğru olmasının temin edilmesi için gerekli bir araç olduğu şeklindeki görüşü hakkında kuşku duymayı gerektirecek hiçbir sebep bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, vergi makamlarının, içeriğini kendi yerinde incelemek için sunucuya erişim sağlama ve bir yedek kopya elde etme hususundaki gerekçelendirmesi, hem ilgili hem de yeterli sebeplerle desteklenmişti.
Orantılılık ile ilgili olarak, yetkililerin, sayesinde sunucunun bir yedek kopyasına erişim hakkı elde ettiği usulün beraberinde pek çok güvence de bulunmaktaydı. Başvuran şirketlerden birine, vergi makamlarının vergi denetimi yapma niyeti hakkında bir yıl önceden bildirimde bulunulmuştu ve hem söz konusu şirketin, hem de başvuran şirketlerden bir diğerinin temsilcileri orada bulunmaktaydı ve vergi makamları iş yerindeyken görüşlerini ifade etmeleri mümkündü. Şirketler, tedbire itiraz etme hakkına sahipti ve itiraz da etmişlerdi; böylelikle yedek kopya mühürlü bir zarf içerisine konulmuş ve şikâyetleri hakkında karar verilmesi beklenirken, vergi dairesinde tutulmuştur. İlgili yasal hükümler, özellikle mührün kırıldığı esnada, vergi mükelleflerinin orada bulunma, denetim raporunun bir kopyasını alma ve ilgili olmayan belgelerin iadesini alma hakları gibi, daha başka güvenceler de içermekteydi. İçerik, Yüksek Mahkeme’nin nihaî kararının çıkmasına kadar incelenmemiştir. Ayrıca, inceleme tamamlandıktan sonra, yedek kopyanın imha edilmesi ve içeriklere ait tüm izlerin vergi makamlarının bilgisayar ve depolama aygıtlarından silinmesi gerekmekteydi. Makamlar, vergi mükellefi kabul etmediği takdirde, belgeleri alıkoyma yetkisine sahip değildi. Son olarak, müdahalenin niteliği, ceza hukuku kapsamında yürütülen arama ve el koyma operasyonlarında olağan olarak kabul edilen durumla aynı ciddiyette ve seviyede değildi. Bir vergi mükellefinin, işbirliği yapmayı reddetmesinin sonuçları sadece idarîydi. Üstelik söz konusu tedbiri gerektiren, kısmen, başvuran şirketlerin, paylaşılan bir sunucu üzerinde “karışık arşivleri” yeğleme şeklindeki kendi seçimlerinin, kullanıcı alanlarının ayrılmasını ve belgelerin tespit edilmesini vergi makamları açısından daha zor hale getirmesi olmuştur.
Özetle, önceden adlî bir yetkilendirme şartı olmamasına karşın, Mahkeme, etkili ve yeterli güvencelerin ortaya konulduğuna ve şirketlerin “eve” ve “haberleşmeye” saygı hakkı ile bir yanda söz konusu şirketlerin kendileri için çalışan kişilerin mahremiyetini korumadaki menfaatleri, öte yanda vergilerin hesaplanması için etkin denetim yapılmasının sağlanmasındaki kamu menfaati arasında adil bir denge tutturulmuş olduğuna karar vermiştir.
Sonuç: ihlâl (ikiye karşı beş oyla).
(Ayrıca bakınız, ceza hukuku bağlamında: Robathin / Avusturya, no. 30457/06, 3 Temmuz 2012, Bilgi Notu no. 154)
Full & Egal Universal Law Academy