Bljakaj ve Diğerleri / Hırvatistan - 74448/12 - 18.09.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuranlar, 2002 yılında müvekkillerinden birinin kocası olan A.N. tarafından vurularak öldürülen bir avukatın, beş yakın akrabasıdır. Söz konusu olay döneminde akli dengesi bozuk olan A.N.’nin aile içi şiddet, kanuna aykırı bir şekilde silah bulundurma ve alkol bağımlılığı geçmişi bulunmaktaydı. Silahlı saldırıdan bir gün önce, A.N.’nin eşi, A.N.’nin kendisini öldürmekle tehdit ettiğini polise bildirmiş ancak polis tarafından herhangi bir işlem başlatılmamıştır. Ertesi gün, A.N. eşini öldürme teşebbüsünde bulunduktan sonra, avukatın bürosuna gitmiş ve avukatı vurarak öldürmüştür. Ardından da intihar etmiştir. Söz konusu silahlı saldırıdan kısa bir süre önce A.N.’nin polis gözetiminde olmasına ve aklen rahatsız ve tehlikeli görünmesine rağmen, sorumlu polis memurları kendisini denetimsiz bir şekilde bırakmış ve sonradan durumu sağlık makamlarına bildirmişlerdir. Silahlı saldırı sonrasında, cinayet günü görevli olan polis memuru ve bir gün önce görevli olan amir hakkında disiplin işlemleri başlatılmıştır. Memurlar, olay günü sabahında polis tarafından alınan tedbirlere ilişkin raporu tahrif etmekten ve A.N. ve eşiyle olaydan bir gün önceki görüşmelerini bildirmemekten suçlu bulunmuşlardır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 2 (esas açısından): Mahkeme, maktulün öldürüldüğü koşullar dikkate alındığında, mevcut davadaki söz konusu durumun, göründüğü kadarıyla akli dengesi bozuk bir kişinin olası şiddet eylemlerine karşı davalı Devletin topluma genel koruma sağlamasına yönelik sorumluluğuyla ilgili olduğunu kaydetmiştir. Yetkililer, yaşama yönelik gerçek ve yakın olan riskten haberdardı ya da haberdar olmalıydı. A.N.’nin akli dengesinin bozuk olduğu ve tehlikeli olduğunun anlaşılmasından dolayı, yetkililer tıbbi denetimin gerekli olduğunu değerlendirmişlerdir. Ayrıca, olay sabahında A.N. iki kez polis denetimine ve gözetimine alınmıştır. Bu tür durumlarda, Devletlerin Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülükleri, ulusal makamların bu tür bir riski engellemek adına makul olarak kendilerinden beklenen her şeyi yapmalarını gerektirmektedir. Ancak, yerel yargılamalarda, polisin durumu ele alış şeklinde bazı kusurlar saptanmıştır. Ayrıca, yetkililerden makul olarak almaları beklenilen başka tedbirler bulunmaktaydı. Mahkeme, yetkililerin farklı davranmaları durumunda söz konusu hususların daha farklı olabileceği sonucuna kesin bir şekilde varamaz. Bununla birlikte, makul tedbirlerin, sonucu değiştirmeye ya da zararı hafifletmeye yönelik gerçek bir ihtimal barındırması, Devletin 2. madde kapsamındaki sorumluluğu açısından yeterli olmaktadır. Polisin hataları sadece kaçırılmış bir fırsat değildir. Bu hatalar yapılmasaydı, A.N.’nin tıbbi gözetim altına alınması sağlanarak ve akli dengesinin bozuk olmasıyla ilgili diğer gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesiyle olayların gidişatı değiştirilebilirdi. Dolayısıyla, polisin özen göstermemesi, davalı Devletin yaşam hakkını temin etmek üzere tüm makul tedbirleri almasına yönelik yükümlülüğünün ihlal edildiğini göstermiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: manevi tazminat olarak müştereken 20.000 avro.
(Ayrıca bk. Mastromatteo / İtalya [BD], 37703/97, 24 Ekim 2002, 46 sayılı Bilgi Notu; Maiorano ve Diğerleri / İtalya, 28634/06, 15 Aralık 2009, 125 sayılı Bilgi Notu; ve Choreftakis ve Choreftaki / Yunanistan, 46846/08, 17 Ocak 2012, 148 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy