182 No’lu (Şubat 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Bochan / Ukrayna (no. 2) – 22251/08 - 05.02.2015 tarihli karar [BD]
Olaylar – Başvuran, yerel mahkemeler önünde tapuyu üzerine alma konusunda uzun, ancak sonucunda başarısız olduğu bir davaya dâhil olmuştur. 2001 yılında, yerel mahkemeler önünde gerçekleşen yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunarak, AİHM’e başvurmuştur. 3 Mayıs 2007 tarihli kararda (Bochan / Ukrayna, 7577/02), Mahkeme, yerel mahkeme kararlarının, bağımsızlık ve tarafsızlık, hukuki kesinlik ve yeterli gerekçe sunma gibi, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki adil yargılanmaya ilişkin güvencelere uygun davranılmadığı işlemler sonucunda verildiği gerekçesiyle; Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Manevi tazminata ilişkin olarak başvurana 2.000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
Başvuran AİHM’in vermiş olduğu karara dayanarak, “istisnai durumlar ışığında temyiz” (“istisnai temyiz”) başvurusunda bulunmuştur. Temyiz başvurusunda, Ukrayna Yüksek Mahkemesi’ne, yerel mahkemelerin kararlarının bozulması ve taleplerinin bütünüyle kabul edilmesi isteminde bulunmuştur. Yüksek Mahkeme 2008 yılının Mart ayında, yerel mahkemelerce verilen kararların yerinde ve dayanaklı olduğunu tespit ederek, itirazı reddetmiştir. Haziran 2008’de de başvuran tarafından bir kez daha gerçekleştirilen istisnai temyiz talebinin kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
Başvuran mevcut davada AİHM önünde gerçekleştirdiği başvurusunda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, Yüksek Mahkeme’nin temyiz başvurusunu reddederken, AİHM’in 3 Mayıs 2007 tarihli kararında yer alan tespitleri göz önünde bulundurmadığı konusunda şikâyetçi olmuştur.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1: Mahkeme, üç hususu belirlemek durumunda kalmıştır: (a) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 3 Mayıs 2007 tarihli kararının icrasını halen denetlediği göz önüne alındığında; Sözleşme’nin 46. maddesinin, başvuranın şikâyetlerinin Mahkeme tarafından incelenmesini engelleyip engellemediği, (b) başvuranın istisnai temyiz başvurusuna ilişkin olarak iç hukukta gerçekleşen yargılamaların Sözleşme kapsamındaki güvenceleri etkileyip etkilemediği ve eğer durum böyleyse (c) Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki gerekliliklerin yerine getirilip getirilmediği.
(a) 46. maddenin, Mahkeme’nin şikâyetleri incelemesini engelleyip engellemediği hakkında – Büyük Daire, Bakanlar Komitesi’nin, Mahkeme kararlarının icra edilmesi alanındaki rolünün, Mahkeme’nin bir kararın icrası konusunda davalı devlet tarafından alınan tedbirlere ilişkin yeni bir başvuruyu, önceki karar kapsamında karara bağlanmamış hususlara ilişkin yeni bilgiler içermesi durumunda, incelemesini engellemediğini yinelemiştir.
Başvuranın mevcut davadaki savunmalarından bazıları, 3 Mayıs 2007 tarihli Mahkeme kararının düzgün bir şekilde icra edilmediğini iddia ederek şikâyette bulunması şeklinde anlaşılabilir. Ancak, Mahkeme kararlarının icra edilmemesi veya Mahkeme tarafından tespit edilen ihlalin tazmin edilmemesi, Mahkeme’nin yetkisi dışında kalmaktadır. Başvuranın, 6 § 1 maddesinin önceki ihlalinin düzeltilmemesine ilişkin şikâyetleri, bu sebeple kabul edilemezdir.
Ancak başvuran, 2008 yılının Mart ayında Yüksek Mahkeme tarafından karara bağlanan, yargılamaların işleyişi ve adilliği hususunda yeni bir şikâyet ortaya atmıştır. Başvuran özellikle, Yüksek Mahkeme tarafından söz konusu kararda ortaya konulan gerekçenin, Mahkeme’nin 2007 tarihli kararındaki bulgularıyla ters düştüğünü iddia etmiştir. Bu nedenle bu yeni şikâyet, başvuranın istisnai temyiz başvurusuna ilişkin yargılamaların sonucu veya yerel mahkemelerin AİHM kararlarını uygulamasının etkinliği ile değil, bu yargılamalar kapsamında Mart 2008 tarihli kararın verilme yöntemi ile ilgilidir. Bu nedenle, 2007 tarihli kararda incelenen durumdan farklı bir durumla ilgili olup, bu karar kapsamında hükme bağlanmayan hususlara ilişkin yeni bilgiler içermektedir. Bu nedenle Sözleşme’nin 46. maddesi, Mahkeme’nin başvuranın Yüksek Mahkeme’nin Mart 2008 tarihli kararında sonuçlanan işlemlerin adil olmadığı konusundaki yeni şikâyetini incelemesini engellememiştir.
(b) Başvuranın istisnai temyiz başvurusuna ilişkin yargılamalar hususunda 6. maddenin uygulanabilirliği – Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi normal koşullar altında, sonlandırılmış yargılamaların yeniden gerçekleştirilmesinin talep edildiği, olağan dışı temyiz işlemleri bakımından uygulanabilir değilken; ilgili hukuk sistemi içerisinde yer alan belirli bir olağan dışı temyiz işlemine ilişkin yargılamaların mahiyeti, kapsamı ve belirli özellikleri, bu tür bir temyiz işlemi hakkındaki yargılamaların madde 6 § 1 kapsamına ve davacılara sağladığı adil yargılama güvenceleri kapsamına alınması niteliğinde olabilir. Bu nedenle Mahkeme, mevcut davadaki istisnai temyiz başvurusunun mahiyeti, kapsamı ve belirli özelliklerini incelemek durumunda kalmıştır.
Uygulanabilir ulusal yasal çerçeve, AİHM’in orijinal yerel mahkeme kararlarının kusurlu olduğu yönündeki tespiti ışığında, başvuranın medeni kanuna ilişkin davasının Yüksek Mahkeme tarafından adli olarak incelenmesini sağlayan bir hukuk yolu sunmuştur. Başvuran tarafından gerçekleştirilen istisnai temyiz talebi, öngördüğü adli incelemenin türü gereğince, orijinal (sonlandırılmış) medeni hukuk yargılamalarının uzatılması, Ukrayna hukuku kapsamında tanımlandığı şekliyle temyiz usulüne yakın olarak görülebilir. Bu nedenle, bu temyiz usulünün özellikleri, madde 6 § 1’in öngördüğü usuli güvencelerin işlediği yöntem üzerinde etki sahibi olabilmesine rağmen; Mahkeme bu güvencelerin, genel olarak medeni davaya ilişkin hususlarda temyiz işlemlerine uygulandığı şekilde, bu hususa da uygulanması gerektiği görüşündedir.
Uygulanabilir iç hukuk hükümlerinden çıkarılan bu sonuç, Mart 2008’de Yüksek Mahkeme tarafından, ihtilaf konusu kararları aynı şekilde bırakarak, başvuranın istisnai temyiz başvurusunu reddetmesinden önce gerçekleştirilen “incelemenin” kapsamı ve mahiyetine istinaden doğrulanmıştır. Yüksek Mahkeme, orijinal yargılamalarda yer alan dava konusu belgeleri ve mahkeme kararlarını, başvuranın Mahkeme’nin 2007 tarihli kararı temelindeki yeni beyanları ışığında incelemiştir.
Bu nedenle, Ukrayna mevzuatının ilgili hükümleri ve başvuranın istisnai temyiz başvurusuna ilişkin Mart 2008 tarihli Yüksek Mahkeme kararında ve Haziran 2008 tarihli doğrular nitelikteki kararda sonuçlanan işlemlerin mahiyeti ve kapsamı ışığında; Mahkeme, söz konusu yargılamaların başvuranın medeni hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi bakımından belirleyici olduğu kanısına varmıştır.
Sonuç: ilk itiraz reddedilmiştir (oy birliğiyle).
(c) 6 § 1 maddesine uygunluk – Mahkeme, dördüncü derece bir mahkeme gibi hareket etme ve madde 6 § 1 kapsamında yerel mahkeme kararları, keyfi olması veya açıkça makul olmaması kaydıyla, sorgulama görevi bulunmadığını yinelemiştir.
Mevcut davada Yüksek Mahkeme, Mart 2008 tarihli kararında, AİHM’in 3 Mayıs 2007 tarihli kararında yer alan bulguları büyük ölçüde yanlış yorumlamıştır. Özellikle, AİHM’in yerel mahkeme kararlarını hukuka uygun ve dayanaklı bulduğunu ve “makul süre” güvencesinin ihlal edilmesi nedeniyle adil tazmin ödenmesine hükmettiğini belirtmiştir (esasında şikâyet açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir). Bu ifadeler açıkça doğru değildir. Yüksek Mahkeme’nin gerekçesi, bir hukuk metninin farklı şekilde okunması ile eşdeğer değildir. Mahkeme’ye göre bu gerekçe, 2007 tarihli kararın saptırılmış bir şekilde sunulmasının, başvuranın mülkiyet talebini iç hukuk kapsamında öngörülen temyiz usulü çerçevesindeki söz konusu karar ışığında incelettirme girişimini engelleme etkisine sahip olması anlamında, yalnızca, “büyük ölçüde keyfi” ve “adaletin tanınmaması” şeklinde yorumlanabilir. Şikâyet konusu yargılamalar bu nedenle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki “adil yargılanma” koşulunu karşılayamamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: manevi tazminata ilişkin olarak 10.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy