Bono / Fransa– 29024/11
14.12.2015 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Avukat olan başvuran Suriye’de tutuklanan bir terör şüphelisine vekâlet etmiştir. Söz konusu ülkeye bizzat giden bir sorgu yargıcı tarafından düzenlenen istinabe talepnamesi aracılığıyla, işkence altında yapıldığı iddia edilen ifade alma işleminin kayıtlarını içeren dosyaya konulmak üzere bazı belgeler alınmıştır. Akabinde başvuranın müvekkili Fransa’ya iade edilmiştir.
Başvuran, kendisine göre Suriye gizli servisleri tarafından işkence yapılmak suretiyle elde edilen delillerin dosyadan çıkarılmasını talep etmiş ve bu bağlamda, Fransız sorgu yargıçlarının Suriye’deki işkenceye iştirak ettiklerini ileri sürmüştür. Mahkeme uluslararası istinabe talepnamesi sonucunda alınan begeleri dosyadan çıkarmış; ancak başvuranın müvekkilini suçlu bulmuştur. Başvuran temyiz aşamasında bir kez daha belirli belgelerin dosyadan çıkarılmasını talep etmiş ve yargıçlar hakkındaki yorumlarını tekrarlamıştır. Temyiz Mahkemesi dosyadan çıkarma talebini kabul etmiş; ancak başvuranın yargıçların davranışlarına dair beyanlarını reddetmiş ve başvuranı ölçüsüz bir dil kullanmasından ötürü kınamıştır. Baro Başkanı, kendisine temyiz görüşlerinin bir nüshasını göndermiş olan başsavcıyı meseleyi daha ileriye taşıma niyetinin olmadığı konusunda bilgilendirmiştir. Fakat savcı Barolar Birliğine, başvuran hakkında disiplin işlemlerini başlatma çağrısında bulunmuştur. Baro Meclisinin disiplin kurulu başvuranı tüm suçlamalardan aklamıştır; ancak savcı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bunun üzerine Temyiz Mahkemesi, Baro Meclisinin kararını bozarak, başvurana kınama ve beş yıl boyunca mesleki kurumlardan men cezası vermiştir. Başvuran ve Baro Başkanı temyiz başvurusunda bulunmuş; ancak olumlu sonuç elde edememişlerdir.
Hukuksal Değerlendirme– Madde 10: Şikâyetçi olunan yaptırım başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil etmiştir. Bu müdahale yasayla öngörülmüş olup, başkalarının şöhretinin ve haklarının korunması ve mevcut davada sorgu yargıçlarının ait olduğu yargının otoritesinin sürdürülmesi meşru hedeflerini izlemiştir.
Özellikle sert olan söz konusu yorumlar, sorgu yargıçlarına karşı açıkça saygısızlık içermiştir. Mahkemelerin düzgün bir şekilde işlemesi, adalet sistemindeki farklı paydaşlar arasında, özellikle de yargıçlar ve avukatlar arasında anlayış ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler olmadan mümkün olamaz. Başvuranın sorgu yargıçlarını işkenceye iştirak etmekle suçladığı beyanları, izlenen hedefin, yani işkenceyle alınan ifadelerin dikkate alınmamasının gerçekleştirilmesi için gerekli olmamıştır; zira ilk derece mahkemesi yargıçları söz konusu talebi hâlihazırda kabul etmişlerdir. Bununla beraber, disiplin yaptırımının adaletin düzgün bir şekilde tecelli ettirilmesi bağlamında adil bir denge tutturup tutturmadığının tespit edilmesi gerekmiştir.
Rencide edici yorumlar, savunma makamı tarafından Temyiz Mahkemesine sunulan yazılı beyanlarda yer aldığından, yargısal bir bağlamda yapılmıştır. Söz konusu yorumların hedefi, esasa ilişkin savunmanın öncesinde, başvuranın müvekillinin Suriye’de işkence altında verdiği ifadelerin dikkate alınmamasını sağlamak olmuştur. Savcının dayandığı yorumlar yargıçların şahıslarına atfedilmemiş olup, soruşturmayı yürütme biçimleriyle ilgili olmuştur. Başvuran özellikle, yargıçların Suriye gizli servislerinin sorgulama yöntemlerinin insan haklarına saygılı olmadığını ve özellikle Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olduğunu biliyor olmaları gerekmesine rağmen, uluslararası bir istinabe talepnamesi düzenlenmesine ilişkin verdikleri karardan şikâyetçi olmuştur. Dolayısıyla başvuranın suçlaması, yargıçların usul tercihine odaklanmıştır. Ayrıca, hükümsüzlük gerekçesinin soruşturma sırasında sorgu yargıçları veya savcılık tarafından ileri sürülmemiş olmasına rağmen ulusal mahkemeler 3. maddeye aykırı olarak düzenlenen adli belgelerin dava dosyasından çıkartılmasına yönelik talebi kabul etmiştir. Bu usulî bağlamda, dava dilekçesinin, başvuranın müvekkilinin savunmasına doğrudan katkısı olmuştur. Yorumlar, esasen sorgu yargıçlarının soruşturma sırasındaki davranışlarına ilişkin genel bir değerlendirmeye ilişkin olduğundan, daha ziyade değer hükümleri anlamına gelmiştir. Ancak söz konusu yorumların fiili dayanağı mevcut olmuştur. Bu bağlamda, sorgu yargıcı sorgulamaya katılamamasına rağmen, sorguyu eş zamanlı olarak Şam’dan takip etmiştir. Sorgu, uluslararası istinabe talepnamesinde yer alan sualname ve hâlihazırda kayıt altına alınanlara ilaveten yanıtlanması gereken sorulara dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. İç hukuk yargılamalarında sunulan tanık ifadesinde ve daha genel anlamda, meseleye ilişkin tüm uluslararası raporlarda ortaya konduğu üzere Suriye polisinin yöntemleri kötü nam salmıştır. Ayrıca, başvuranın eleştirileri, yazılı beyanlarında yer alması nedeniyle mahkeme salonunun dışına çıkmamıştır. Dolayısıyla söz konusu eleştiriler mahkemelerin düzgün bir şekilde işlemesini veya genel toplum zihninde yargı mensuplarının itibarını zedeleyecek veya tehdit edecek mahiyette olmamıştır. Ancak, Temyiz Mahkemesi ve Yargıtay bu bağlamsal yönü dikkate almadığı gibi, yorumların sınırlı bir kitleye yöneltildiği hususunu da değerlendirmemiştir.
Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, başvurana uygulanan disiplin yaptırımı orantılı olmamıştır. Bu tür bir yaptırımın bir avukatın mesleki kariyeri üzerindeki olumsuz etkilerine ilaveten, bir avukat tarafından yazılı veya sözlü olarak ifade edilen kelimelerin geriye dönük olarak incelenmesi sırasında özellikle ihtiyatlı ve ölçülü davranılması gerekmektedir. Mevcut davada, başvuranın müvekkilinin önüne çıktığı Temyiz Mahkemesi heyetinin başkanı hâlihazırda duruşma esnasında başvurandan daha ölçülü bir dil kullanmasını talep etmiş ve ardından mahkeme, başvuranın yorumlarını aşırı bularak, kararın hüküm fıkralarında başvuranın bu husustaki beyanlarının onur kırıcı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini belirtmiştir. Duruşmadaki kınamanın yeterli olduğunu değerlendiren söz konusu yargıçlar Başsavcılıktan disiplin işlemi başlatmasını talep etmenin uygun olmadığını değerlendirmişlerdir. Savcı, dava dilekçesinin sunulmasından ve Temyiz Mahkemesinin kararını vermesinden birkaç ay sonrasına dek meseleyi disiplin merciine havale etmemiştir. Koşulların tamamı ışığında, başvurana disiplin yaptırımı uygulamakla Temyiz Mahkemesi’nin kararlı ve ölçülü tutumunun ötesine geçen yetkililer, avukatın savunma görevine aşırı bir müdahalede bulunmuşlardır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminata karşılık olarak 5.000 avro ödenmesine hükmedilmiştir.
(Ayrıca bk. Morice / Fransa [BD], 9369/10, 11 Temmuz 2013, 184 sayılı Bilgi Notu; ve Nikula / Finlandiya, 31611/96, 21 Mart 2002, 40 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy