© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme İçtihadına İlişkin Bilgi Notu 188
Ağustos-Eylül 2015
Bouyid / Belçika [BD] - 23380/09
Karar 28.9.2015 [BD]
Madde 3
Aşağılayıcı muamele
Polis sorgusu sırasında polis memurları tarafından atıldığı iddia edilen tokat: ihlal
Olaylar – Başvurucular, ikisinden biri olay zamanı küçük olan iki erkek kardeş, birbirleriyle alakalı olmayan olaylarla ilgili olarak polis tarafından ayrı ayrı sorgulandı. Her ikisi de, polis memurları tarafından yüzlerine bir kez tokat atıldığını iddia etti. Şikayette bulundular ve müşteki olarak müdahil olmak için başvuruda bulundular lakin davaları başarısızlıkla sonuçlandı.
21 Kasım 2013 tarihli bir kararla (bkz. Bilgi Notu 168), Mahkeme’nin bir dairesi oy birliğiyle 3. maddenin ihlal edilmediğine karar verdi.
Hukuk – Madde 3 (esas bakımından)
(a) Olayların tespiti– Maddi karineden yararlanmak için, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlalinden ötürü mağdur olduklarını iddia eden kişiler, polisin veya benzer bir mercinin hakimiyeti altındayken yapılan kötü muamelenin izlerini taşıdıklarını göstermelidirler.
Başvurucular tarafından sunulan, olay günü başvurucular polis merkezinden ayrıldıktan kısa süre sonra verilen sağlık raporları, yüze atılan tokattan kaynaklanabilecek kızarıklık ve çürümeden bahsetmektedir. Ayrıca, başvurucuların polis merkezine girerken bu izleri taşımıyor oldukları tartışmalı değildi.
Sonuçta, söz konusu polis memurları iç hukuktaki yargılama boyunca istikrarlı bir biçimde başvuruculara tokat attıklarını inkar ederken, başvurucular yine istikrarlı bir biçimde aksini iddia etti. Ayrıca yürütülen ceza soruşturmasındaki esaslı eksiklikler dikkate alındığında, yalnızca soruşturmanın aksi yönde bilgi ortaya çıkarmadığından hareketle polis memurlarının ifadelerinin doğru olduğu sonucuna varılamaz. Duruşmada (milli mahkemeler önünde değil) Hükümet tarafından ortaya atılan, başvurucuların polisin başına iş açmak için kendi kendilerini tokatlamış olabilecekleri varsayımını destekleyen hiçbir delil de söz konusu değildir.
Mahkeme bu nedenle başvurucuların sunduğu raporlarda işaret edilen çürüklerin polis merkezinde memurların kontrolü altındayken gerçekleşmiş olduğunun yeterince sabit olduğu kanaatine varmıştır.
(b) Başvuruculara yapılan muamelenin vasıflandırılması – Hükümet yalnızca tokat atılma hadisesini reddetti. Dava dosyasından, her tokadın, saygısız olarak algılanan bir tutuma karşı tepkisel bir eylem olduğu anlaşıldı; bu, böyle bir fiziki kuvvet kullanımı gereğini ortaya koymak için kuşkusuz yetersizdi. Dolayısıyla, başvurucuların insan onuru zedelenmişti ve bunun sonucunda Sözleşme’nin 3. maddesi ihlal edilmişti.
Mahkeme bir polis memuru tarafından tamamıyla kendi hakimiyeti altında olan bir kişiye tokat atılmasının kişinin onuruna yönelik ciddi bir saldırı teşkil ettiğini vurgular.
Surata tokat maruz kalan kişi üzerinde hayli mühim bir etki yapar zira kişinin vücudunun, benliği ifade eden, sosyal kimliğini gösteren ve başkalarıyla iletişimde kullanılan duyularının merkezini oluşturan – görme, konuşma ve duyma – bir parçasını etkiler.
Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında aşağılayıcı muameleden söz edebilmek için mağdurun kendi gözünde küçük düşürülmüş olmasının pekala yeterli olabileceği dikkate alındığında, münferit, taammüden atılmamış, kişi üzerinde herhangi bir ciddi veya uzun süreli etkiden yoksun bir tokat, tokat atılan kişi tarafından küçük düşürücü olarak algılanabilir.
Tokat polis memurları tarafından kontrolleri altındaki kişilere atıldığı zaman, ilişkide üstün/aşağı olma durumunu ortaya çıkarır. Mağdurların böyle bir fiilin o memurlar tarafından mesleki etiğin ve ahlakın çiğnenmesi anlamına gelen hukuka aykırı bir fiil ve aynı zamanda kabul edilemez olduğunu bilmeleri, onlarda daha da fazla keyfi muamele, adaletsizlik ve güçsüzlük hissiyatı uyandırabilir.
Ayrıca, polis nezaretinde tutulan veya sadece sorgu veya kimlik kontrolü için bir polis merkezine çağrılmış ya da götürülmüş kişiler – başvurucuların durumunda olduğu gibi – ve daha genel olarak polisin veya benzer bir mercinin kontrolü altındaki bütün kişiler bir savunmasızlık hali içindedir. Onları koruma vazifesi altında olan merciler, tokatlanma utancını yaşatarak, bu vazifeyi hiçe saymaktadırlar.
Tokadın mağdurun saygısız veya kışkırtıcı tutumuna öfkelenen bir memur tarafından düşüncesizce atılmış olması, burada önem arz etmez. Dolayısıyla Büyük Daire, Daire’nin yaklaşımından bu noktada ayrılır. Sözleşme kesin bir dille işkenceyi, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleyi veya cezayı, ilgili kişinin davranışından bağımsız olarak yasaklamaktadır. Demokratik bir toplumda kötü muamele hiçbir zaman mercilerin karşılaştıkları sorunlara uygun bir cevap değildir. Özellikle polis “hiçbir işkence eylemini veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleyi veya cezayı hiçbir şart altında gerçekleştirmemelidir, bunlara yol açmamalıdır veya bunları hoş görmemelidir” (Avrupa Polis Etiği Kuralları). İlaveten, Sözleşme’nin 3. maddesi, devletlere, kimse işkenceye veya bu hükme aykırı muameleye tabi tutulmasın diye, yasa uygulayan memurlarını profesyonel davranışlarında üst düzey bir yetkinlik sağlayacak şekilde eğitmek pozitif yükümlülüğünü yükler.
Son olarak, birinci başvurucu olay zamanı küçüktü. Görevlerinin ifası sırasında küçüklerle muhatap olan yasa uygulayıcı memurlar için, (onların) genç yaşlarından kaynaklanan savunmasızlıklarını gerektiği gibi hesaba katmaları hayatidir. Polisin küçüklere davranışı, sadece küçük oldukları için bile, yetişkinler için kabul edilebilir olabilecekken, Sözleşme’nin 3. maddesinin gereklerine aykırı telakki edilebilir. Bu nedenle, yasa uygulayan memurlar küçüklerle muhatap olurken daha fazla ihtiyat ve soğukkanlılık göstermelidirler.
Sonuç olarak, her iki başvurucuya polis merkezinde onların kontrolü altında iken polis memurları tarafından atılan tokat, kendi tutumları nedeniyle kati surette gerekli hale gelmiş olan fiziki kuvvete başvuru teşkil etmemiş ve böylece onurlarını zedelemiştir.
Başvurucuların sadece ufak cismani zarara işaret ettikleri ve ciddi fiziksel veya ruhsal acı çektiklerini göstermediklerinden, söz konusu muamele insanlık dışı veya, a fortiori, işkence olarak tanımlanamaz. Mahkeme, bu nedenle, işbu davada aşağılayıcı muamelenin söz konusu olduğunu tespit eder.
Hüküm: ihlal (on dörde üç).
Madde 3 (usuli yönden): Soruşturma makamları başvurucuların iddialarına, dava dosyasına eklenmek üzere sundukları sağlık raporları ile desteklenmelerine rağmen, veya tamamen hakimiyeti altında bulunan bir kişiye tokat atan yasa uygulayıcı memurun karıştığı fiilin niteliğine gereken dikkati hasretmediler. Ayrıca, Mahkeme, soruşturmanın alışılmadık süresini not eder. Birinci başvurucunun şikayeti ile Yüksek Mahkeme’nin yargılamayı sonlandıran kararı arasında neredeyse beş yıl, ikinci başvurucu için ise dört yıl sekiz aydan fazla bir süre geçmişti. Dolayısıyla, başvurucular etkili bir soruşturmadan faydalanmamışlardı.
Hüküm: ihlal (oy birliği).
Madde 41: her birine 5,000 EUR manevi tazminat.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy