ĐKĐNCĐ D A ĐRE BOZDEMĐR ve YEꢀĐLMEN/TÜRKĐYE DAVASI (B a ꢀvuru No: 33860/03) KARAR STRAZBURG 9 Temmuz 2013 Đꢀbu karar Sözleꢀme'nin 44 § 2 maddesinde belirlenen koꢀullara uygun olarak kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir. 1 _________________________________________________________________________________________ © T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayrıresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir. Bozdemir ve Yeꢁilmen/Türkiye davasında, Baꢀkan Guido Raimondi, Yargıçlar Danuté Jociené, Dragolijub Popovic, András Sajó, Iꢀıl Karakaꢀ, Paulo Pinto de Albuquerque, Helen Killer ve Daire Yazı Đꢀleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluꢀturulan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire) heyeti yapılan gizli müzakereler sonrasında 18 Haziran 2013 tarihinde aꢀağıdaki kararı vermiꢀtir: USUL 1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 33860/03 no’lu dava, iki Türk vatandaꢀı Sayın Gülçin (Yeꢀilmen) Bozdemir ve Sayın Maꢀallah Yeꢀilmen’in (“baꢀvuranlar”) 6 Ağustos 2003 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Hakların Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudan ibarettir. 2. Baꢀvuranlar Đstanbul’da görev yapan avukatlar Sayın F. Karakaꢀ Doğan ve E. Keskin tarafından temsil edilmiꢀtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlileri tarafından temsil edilmiꢀtir. 3. Baꢀvuranlar özgürlük ve güvenlik haklarından yoksun bırakıldıklarını, polis tarafından gözaltında tutuldukları sırada kötü muameleye maruz kaldıklarını ve kötü muameleye maruz kalmalarıyla ilgili ꢀikâyetleri hususunda etkili baꢀvuru haklarının engellendiğini iddia etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar, Sözleꢀme’nin 3, 5, 6 ve 13 maddelerine atıfta bulunmuꢀlardır. 4. 11 Eylül 2007 tarihinde, Mahkeme baꢀvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu beyan etmiꢀ ve baꢀvuranların özgürlükten mahrumiyeti, polis tarafından gözaltında tutuldukları sırada kötü muameleye maruz kalmaları ve etkili baꢀvuru haklarının olmaması iddialarıyla ilgili ꢀikâyetlerini Hükümet’e tebliğ etmeye karar 2 vermiꢀtir. Ayrıca, baꢀvurunun kabul edilebilirliği ve esası hususunda aynı anda hüküm verilmesine karar vermiꢀtir (Madde 29 § 1). OLAYLAR I. DAVANIN KOꢀULLARI 5. Baꢀvuranlar sırasıyla 1970 ve 1979 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedirler. Baꢀvuranlar, PKK (Kürdistan Đꢀçi Partisi) isimli yasadıꢀı bir örgüte üye olduğu iddia edilen ꢁ.Y.’nin kız kardeꢀi ve eꢀidirler. A. Baꢁvuranlar tarafından belirtilen ꢁekilde olaylar 6. 28 Kasım1997 tarihinde sırasıyla saat 01.00 ve 04.00’da, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde görev yapmakta olan polis memurları tarafından baꢀvuranların ayrı ayrı dairelerine baskın gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Polisler, ꢁabettin Yeꢀilmen’i aramaktaydılar. Daha sonra ꢁabettin Yeꢀilmen, baꢀvuranlar ve çocukları polis tarafından gözaltına alınmıꢀlardır. 7. Baꢀvuranlar ve çocukları hem apartman dairelerinde hem de emniyet müdürlüğünde kötü muameleye maruz kalmıꢀlardır. Özellikle, o sırada hamile olan Gülçin Bozdemir çıplak bırakılmıꢀ, dövülmüꢀ, hakarete uğramıꢀ ve çocuklarının öldürülmesiyle tehdit edilmiꢀtir. Polis memurlarının kasten uyguladığı kötü muamele sonucunda bebeğini kaybetmiꢀtir. Bu olayı kültürel nedenlerden ötürü gizlemiꢀ ve baꢀvuru Hükümet’e tebliğ edilene kadar bu olaydan hiç bahsetmemiꢀtir. Ayrıca, erkek kardeꢀine iꢀkence yapılmasını izlemeye zorlanmıꢀtır. 8. Maꢀallah Yeꢀilmen hakarete uğramıꢀ ve çocuklarına iꢀkence edilmesi ve çocuklarının öldürülmesiyle tehdit edilmiꢀtir. Copla dövülmüꢀtür. Ellerine ve karnına darbe almıꢀtır. Elbiseleri soyulmuꢀ ve eꢀinin önünde tecavüz edilmekle tehdit edilmiꢀtir. 9. Aynı gün, ꢁabettin Yeꢀilmen, kendisinin ve ailesinin maruz kaldığı iddia edilen kötü muameleden ötürü, aleyhindeki iddiaları kabul ettiğinde, baꢀvuranlar ve çocukları polis tarafından eve götürülmüꢀlerdir. Baꢀvuranların ve çocuklarının Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki gözaltıları kayıtlara geçmemiꢀtir. 10. 2 Aralık 1997 tarihinde baꢀvuranlar, 28 Kasım 1997 tarihinde Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alındıklarını ve kötü muameleye maruz 3 kaldıklarını iddia ederek, Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuꢀlardır. 11. Aynı gün, Gülçin Bozdemir Türkiye Đnsan Hakları Vakfı’nın Đstanbul ꢁubesi’nde görev yapmakta olan bir doktor tarafından muayene edilmiꢀ ve sol üst kolunda 8 x 5 cm, sol pazılarında 6 x 2 cm, sağ pazılarında 4 x 4 cm, sol uyluğunda 7 x 5 cm ve 3 x 2 cm boyutlarında yeꢀil-sarı, ve sol ayağında 7 x 5 cm boyutlarında mor çürükler gözlenmiꢀtir. Doktor, Gülçin Bozdemir’e ayrıca yumuꢀak doku travması, üst solunum yolu enfeksiyonu ve akut stres bozukluğu teꢀhisi koymuꢀtur. 28 Temmuz 1998 tarihinde aynı kurumda görev yapmakta olan üç doktordan oluꢀan bir komite Gülçin Bozdemir’in doktor muayenesiyle ilgili bir sağlık raporu hazırlamıꢀ ve yumuꢀak doku travması ve akut stres bozukluğu teꢀhisinin, baꢀvuranın kötü muameleyle ilgili iddialarıyla tutarlı olduğunu ve baꢀvuranın üst solunum yolu enfeksiyonunun kötü muamele sonucu oluꢀmasının mümkün olabileceği kararına varmıꢀlardır. 12. 3 Aralık 1997 tarihinde Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığının talebi üzerine, baꢀvuranlar Đstanbul Adli Tıp Kurumu’nda görev yapmakta olan bir doktor tarafından muayene edilmiꢀlerdir. Maꢀallah Yeꢀilmen ile ilgili olarak doktor görüꢀü ꢀöyledir: “Sol avuç içinde mor ve sarı çürükler vardır. Boynundaki ağrıdan ꢀikâyetçidir.” Gülçin Bozdemir ile ilgili, doktor ꢀu ꢀekilde bildirimde bulunmuꢀtur: “Sırayla sol ve sağ pazılarında 3 cm ve 2 cm çaplarında mor-yeꢀil çürükler gözlenmiꢀtir. Ayrıca, sol uyluğunda ve sol ayağında 1.5 cm ve 2 cm çapında mor-yeꢀil çürükler vardır.” 13. Doktor, Gülçin Bozdemir’e ve Maꢀallah Yeꢀilmen’e sırasıyla üç ve bir günlük iꢀ göremezlik raporu vermiꢀtir. 14. Belirtilmeyen bir tarihte, ꢁabettin Yeꢀilmen kendisini yargılayan mahkeme önünde, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kız kardeꢀi Gülçin Bozdemir’e gözleri önünde iꢀkence yapıldığını iddia etmiꢀtir. 15. 13 Nisan 2000 tarihinde Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde görev yapmakta olan polis memurlarıyla ilgili takipsizlik kararı vermiꢀtir. Bu kararında, Cumhuriyet savcısı baꢀvuranların 27 ve 28 Kasım 1997 tarihinde gözaltına alındıkları iddialarını destekleyen baꢀvuran ya da tanık ifadelerini içeren belge ya da gözaltı tutanağı gibi 4 hiçbir kanıtın olmadığını belirtmiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuranların kötü muameleye maruz kaldıkları iddialarıyla ilgili polis memurlarını yargılamak için yeterli kanıtın olmadığı sonucuna varmıꢀtır. 16. 13 Nisan 2000 tarihli karar, baꢀvuranlara ya da temsilcilerine tebliğ edilmemiꢀtir. Baꢀvuranların temsilcileri ilgili kararı Ekim 2002 tarihinde Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’ndan almıꢀlardır. 17. 30 Ekim 2002 tarihinde baꢀvuranlar 13 Nisan 2000 tarihli karara itiraz etmiꢀlerdir. Bunu desteklemek için, 28 Temmuz 1998 tarihli Gülçin Bozdemir’ in muayenesine iliꢀkin düzenlenen raporu sunmuꢀlardır. 18. 11 Nisan 2003 tarihinde Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi 13 Nisan 2000 tarihli kararın hukuka uygun olduğuna karar vererek baꢀvuranların itirazını reddetmiꢀtir. B. Hükümet tarafından belirtilen ꢁekilde olaylar 19. 3 Aralık 1997 tarihinde baꢀvuranların avukatı, baꢀvuranların 27 Kasım 1997 tarihinde gözaltına alındığını ve görev baꢀındaki polis memurları tarafından kötü muameleye uğradıklarını iddia ederek Đstanbul Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’na, suç duyurusunda bulunmuꢀtur. Avukat, baꢀvuranlara adli tıp muayenesi yapılmasını talep etmiꢀtir. 20. Aynı gün, baꢀvuranlara Đstanbul Adli Tıp Kurumu’nda adli tıp muayenesi yapılmıꢀtır. Doktorlar tarafından hazırlanan tıbbi raporda Maꢀallah Yeꢀilmen’ in avuç içinde bir morartı olduğu ve Gülçin Bozdemir’ in kollarında ve sol ayağında çürükler olduğu belirtilmiꢀtir. 21. 4 Aralık 1997 tarihinde baꢀvuranların yasal temsilcisi, baꢀvuranların 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları tarafından evlerinde eꢀleriyle birlikte yakalanarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüklerinden ꢀikâyet ederek Đstanbul’da bulunan Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’na baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Baꢀvuranlar, yakalandıkları sırada çocuklarının önünde dövüldüklerini, Emniyet Müdürlüğü’nde darp, küfür ve tehdit ꢀeklindeki kötü muamelenin sürdüğünü iddia etmiꢀtir. Verilen sağlık raporlarına dayanarak, baꢀvuranların sırayla bir ve üç gün boyunca iꢀ göremez durumunda olduklarını öne sürmüꢀtür. Bu nedenle, savcılık yetkililerinin soruꢀturma 5 yürütmesini ve kötü muamelede bulunan polis memurlarının yargılanmasını talep etmiꢀtir. 22. Fatih Cumhuriyet Savcısı vakit kaybetmeden baꢀvuranların iddialarıyla ilgili soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. Bu bağlamda, 8 Aralık 1997 ve 5 ꢁubat 1998 tarihli yazılarla, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nden baꢀvuranlardan polis merkezinde alınan ifadeleri, gözaltı kayıtları ve tıbbi raporlarla birlikte sunmasını istemiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranların sorgusuna katılan polis memurlarının isimlerini talep etmiꢀtir. Savcı, ayrıca Ümraniye Emniyet Müdürlüğü’nden baꢀvuranların bulunmasını ve Savcılığa getirilmelerini talep etmiꢀtir. 23. 13 Ocak 1998 tarihli bir tutanakta, bir polis memuru baꢀvuranların ikamet adreslerine pek çok kez gittikten sonra, komꢀularından edindiği bilgiye göre baꢀvuranların son iki aydır evlerinde kalmadıklarını belirtmiꢀtir. 24. 16 ꢁubat 1998 tarihli bir yazıyla, Emniyet Müdürlüğü, Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığına baꢀvuranların gözaltına alınmadığını bildirmiꢀtir. Gözaltı kayıtları Cumhuriyet Savcılığı’na sunulmuꢀtur. Kayıt defterinde baꢀvuranların isimlerine rastlanılmamıꢀtır. 25. 19 Temmuz 1999 tarihinde Cumhuriyet savcısı ikinci baꢀvurandan iddialarıyla ilgili ifade almıꢀtır. Baꢀvuran, 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde evinden alınıp, üç gün boyunca kaldığı Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’ne götürüldüğünü belirtmiꢀtir. Dövülmüꢀ, aç bırakılmıꢀ, cinsel istismara uğramıꢀ ve tecavüz edilmekle tehdit edilmiꢀtir. Polis memurları ayrıca yasadıꢀı örgüt üyelerinin onu ziyaret edebileceğini umarak baꢀvuranın evinde bir gece kalmıꢀlardır. 26. Cumhuriyet savcısı ayrıca 27 ve 28 Kasım 1997 tarihlerinde görevde olan polis memurlarının ifadesine baꢀvurmuꢀtur. Polis memurları bütün iddiaları reddetmiꢀ ve baꢀvuranları yakalamadıklarını ya da gözaltına almadıklarını iddia etmiꢀlerdir. 27. 13 Nisan 2000 tarihinde Fatih Cumhuriyet savcısı iddiaları destekleyen delillerin olmadığı gerekçesiyle baꢀvuranların ꢀikâyetleriyle ilgili takipsizlik kararı vermiꢀtir. Đddiaları kanıtlamaya yardım edebilecek yakalama tutanağı, gözaltı kaydı ya da tanık ifadeleri gibi belgelere dayanan hiçbir delilin olmadığını belirtmiꢀtir. 28. 30 Ekim 2002 tarihinde baꢀvuranların avukatı Fatih Cumhuriyet Baꢀsavcılığı kararına itiraz ederek Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀtur. 6 29. 11 Nisan 2003 tarihinde Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi soruꢀturma dosyasında bulunan delillere ve Fatih cumhuriyet savcısı tarafından gösterilen nedenlere dayanarak baꢀvuranların itirazını reddetmiꢀtir. C. Tarafların Sundukları Belgeler 1. 29 Kasım 1997 tarihli polis tutanakları 30. Hükümet, Đstanbul’un Ümraniye ilçesinde devriye gezen bir polis arabasında bir polis memurunun öldürülmesinin ve iki polis memurunun yaralanmasının ardından, 29 Kasım 1997 tarihinde gerçekleꢀtirilen polis operasyonlarıyla ilgili üç adet rapor sunmuꢀtur. 31. “Yakalama, arama ve el koyma kararı” baꢀlıklı ilk karara göre, polis memurları yukarıda bahsedilen terör saldırısıyla ilgili M.Ç. ismindeki bir ꢀüpheliyi yakalamıꢀtır. ꢁüpheli, polislere terörist örgütünü [PKK] üyelerinin kaldığı daireyi gösterebileceğini söylemiꢀtir. Daha sonra polis memurları o daireye baskın gerçekleꢀtirmiꢀ ve dairenin sahibi olan ꢁabettin Yeꢀilmen’i ve A.B. ve H.D. isimlerindeki diğer iki kiꢀiyi yakalamıꢀtır. Polis memurları, ꢁabettin Yeꢀilmen’ in izniyle daireyi aramıꢀ fakat yasadıꢀı hiçbir ꢀey bulamamıꢀlardır. 32. Đkinci ve üçüncü raporlara göre, ꢀüpheliler ꢁabettin Yeꢀilmen ve M.Ç. polise bahsi geçen saldırı sırasında kullanılan silahları sakladıkları yerleri gösterebileceklerini söylemiꢀlerdir. Polis memurları ꢁabettin Yeꢀilmen tarafından gösterilen bir inꢀaat alanında silahlar, cephane ve el bombaları bulmuꢀ ve bunlara el koymuꢀlardır. Daha sonra polis memurları ev sahibi A.B.’nin izniyle bir evi aramıꢀlardır. Daha çok silah, cephane ve yasadıꢀı örgüte ait çok sayıda belge bulmuꢀ ve bunlara el koymuꢀlardır. 2. Gözaltı kayıt defterinin ilgili sayfaları 33. Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde tutulan gözaltı kayıt defterinin ilgili sayfalarında 25 Kasım 1997 ve 3 Aralık 1997 tarihleri arasında gözaltına alınan kiꢀilerin isimleri bulunmaktadır. Listede baꢀvuranların isimleri yoktur. 7 3. Polis görev kayıt defteri 34. Polis görev seyir defterinin ilgili sayfalarında 27 Kasım 1997 ve 1 Aralık 1997 tarihleri arasında emniyet müdürlüğünde her gün ve gece görevli olan polis memurlarının isimleri bulunmaktadır. 4. Baꢀvuranlar tarafından sunulan tanık ifadeleri (a) M.Ç.’nin 18 Nisan 2008 tarihli ifadesi 35. 27 Kasım 1997 tarihinde yakalanan ve Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde gözaltında yedi gün geçiren M.Ç. baꢀvuranların ikisini de gözaltındayken gördüğünü öne sürmüꢀtür. Hücrelerinden sorgu odasına götürüldükleri sırada iꢀkence gördükleri, hakarete uğradıkları ve küfüre maruz kaldıklarını görmüꢀtür. Hücresinden, iꢀkenceye maruz kaldıkları sırada baꢀvuranların çığlıklarını duyduğunu söylemiꢀtir. Tanığın ismi Hükümet’in sunduğu gözaltı kayıtlarında mevcuttur. (b) A.Y.’nin ifadesi 36. Tanık, ꢁabettin Yeꢀilmen’in kayınpederi ve ikinci baꢀvuranın babasıdır. Kasım 1997 tarihinde, ꢁabettin Yeꢀilmen’in dairesine baskın gerçekleꢀtirildiği sırada, ꢁabettin Yeꢀilmen ile birlikte bulunmaktaydı. Damadının ve kızının on beꢀ ile yirmi polis memuru tarafından dövüldüklerni, yakalandıklarını ve ciddi bir biçimde hırpalandıklarını ve Vatan Caddesi’ndeki Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’ne götürüldüklerini söylemiꢀtir. Daha sonra tutuklu bulundukları sırada daha fazla iꢀkenceye maruz kaldıklarını öğrenmiꢀtir. (c) Mehmet M. O.’nun ifadesi 37. ꢁabettin Yeꢀilmen’ in yeğeni olan tanık, olay gecesi ꢁabettin Yeꢀilmen’ in dairesinde bulunmaktaydı. 28 Kasım 1997 tarihinde yaklaꢀık sabah 3.30 sularında polis memurlarının, amcasının dairesine baskın gerçekleꢀtirdiklerini ve amcasına ve amcasının eꢀine (ikinci baꢀvuran) ꢀiddetli bir biçimde kötü muamelede bulunduktan sonra arabayla onları götürdüklerini iddia etmektedir. Amcasının ve ikinci baꢀvuranın 8 polis tarafından gözaltında tutuldukları süre içinde iꢀkenceye maruz kaldıklarını duymuꢀtur. (d) ꢀ.B.’nin 24 Nisan 2008 tarihli ifadesi 38. Tanık, ikinci baꢀvuranla aynı muhitte ikamet etmektedir. Aynı zamanda ikinci baꢀvuranın arkadaꢀıdır. 28 Kasım 1997 tarihinde sabah saat 10.00’da ikinci baꢀvuranı ziyarete gittiğini fakat evde kimsenin olmadığını belirtmiꢀtir. Đkinci baꢀvuranın nerede olduğunu soruꢀturduğunda, binanın ikinci katında ikamet eden ikinci baꢀvuranın komꢀusu, polislerin Gülçin Bozdemir, amcası, A.B. ve ꢁabettin Yeꢀilmen ile birlikte Maꢀallah Yeꢀilmen’ i yakaladıklarını söylemiꢀtir. Gözaltından salıverildiklerinde, adı geçen kiꢀilerde ꢀiddetli iꢀkence izleri bulunmaktadır. (e) ꢀabettin Yeꢁilmen’in 18 Nisan 2008 tarihli ifadesi ve Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki iddiaları (1997/512 numaralı dosyada) 39. ꢁu an hapis cezasını infaz etmekte olan tanık, birinci baꢀvuranın erkek kardeꢀi ve ikinci baꢀvuranın eꢀidir. 28 Kasım 1997 tarihinde sabahın erken saatlerinde kendisin, eꢀinin, çocuklarının, kayınpederinin, kız kardeꢀinin, kayınbiraderinin ve iki yeğeninin uyuduğu sırada çok sayıda polis memurunun dairesine girdiğini iddia etmiꢀtir. Polis memurlarının kendisini dövdüklerini ve misafirlerini hırpaladıklarını öne sürmüꢀtür. Kız kardeꢀi Gülçin Bozdemir ve eꢀi Maꢀallah Yeꢀilmen ile birlikte yakalanmıꢀlar ve Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’ne götürülmüꢀlerdir. Tutulduğu sırada hakarete uğramıꢀ ve ciddi bir biçimde iꢀkence görmüꢀtür. Polis memurları eꢀine ve kız kardeꢀine gözü önünde iꢀkence etmiꢀlerdir. Ayrıca hakkındaki suçlamaları kabul etmezse onlara tecavüz etmekle tehdit etmiꢀlerdir. 40. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki ilk duruꢀmada, tanık polis tarafından gözaltında bulunduğu sırada hakkındaki suçlamaları kabul etmeye zorlanmak için, gözü önünde eꢀine ve kız kardeꢀine iꢀkence edildiğini iddia etmiꢀtir. II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA 9 41. Suçun iꢀlendiği tarihte yürürlükte olan Ceza Kanunu, bir kiꢀiyi yasaya aykırı ꢀekilde hürriyetinden mahrum etmeyi ceza gerektiren bir suç olarak ihdas eder (genel olarak 179. madde, devlet memurları ile ilgili 181. madde). Ayrıca, 243 ve 245. madde uyarınca iꢀkence ve kötü muamele yasaklanmıꢀtır: Madde 243 “Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, ꢀahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, ꢀikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut ꢀikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple iꢀkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere baꢀvuran memur veya diğer kamu görevlilerine beꢀ yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir. Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.” Madde 245 “….zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalde baꢀka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan üç seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır.” HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME I. KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK 42. Hükümet, Sözleꢀme’nin 35 § 1 maddesinin gerektirdiği ꢀekilde, baꢀvuranların kendilerine sunulan iç hukuk yollarının tüketmemiꢀ olduklarını ileri sürmüꢀtür. Bu bağlamda Hükümet, baꢀvuranların muzdarip olduklarını iddia ettikleri zararlar açısından tazmin elde edebilecekleri medeni ve idari kanun yollarından faydalanmadıklarını belirtmiꢀtir. 10 43. Mahkeme, benzer davalarda Hükümet’in bu tür ilk itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu tekrar ifade eder (bakınız, özellikle, Karayiğit v. Türkiye (k.k.), no. 63181/00, 5 Ekim 2004). Mahkeme, mevcut davada kendisinin bu sonuçtan vazgeçmesini gerektirecek özel bir durum olmadığını tespit etmiꢀtir. Sonuç olarak, Mahkeme Hükümet’in ilk itirazını reddeder. 44. Mahkeme, Sözleꢀme’nin 35 § 3 maddesinin anlamı çerçevesinde bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Mahkeme ayrıca ꢀikayetin baꢀka bir gerekçe ile kabul edilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle ꢀikayet kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir. II. MAHKEME TARAFINDAN DELĐLLERĐN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ VE OLAYLARIN TESPĐT EDĐLMESĐ A. Tarafların savları 1. Baꢀvuranlar 45. Baꢀvuranlar, Mahkeme önündeki delillerin, polis memurlarının onları evlerinden alıp, kayda geçirilmediği halde gözaltına aldıklarını ve iꢀkence ettiklerini ve ilgililerin bu konularda yeterli soruꢀturma gerçekleꢀtirmediğini ispatladığını savunmuꢀlardır. Mahkeme’den Sözleꢀme’nin 3, 5 § 1 ve 13 maddelerinin Hükümet tarafından ihlal edildiğine hükmetmesini talep etmiꢀlerdir. 2. Hükümet 46. Hükümet, baꢀvuranların iddialarını reddetmiꢀ ve savcılık yetkilileri tarafından yürütülen soruꢀturmanın, baꢀvuranların iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu ve Sözleꢀme’nin hiçbir maddesinin ihlal edilmediğini gösterdiğini ileri sürmüꢀtür. B. Genel Đlkeler 47. Mahkeme, kanıtları değerlendirirken kullandığı “makul ꢀüpheye yer vermeyecek” kanıt standardının uygulanmasını doğrulayan içtihat hukukuna iꢀaret eder (Orhan/Türkiye, no. 25656/94, § 264, 28 Haziran 2002). Bu tür bir kanıt yeterince ciddi, açık, belirgin ve tutarlı çıkarımlardan ya da çürütülmemiꢀ 11 karinelerden neꢀ'et edebilir. Bu bağlamda, tarafların kanıtlar toplanırken takındıkları tutum göz önünde bulundurulmalıdır (Đrlanda/Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978, § 161, A Serisi no. 25). 48. Mahkeme, üstlendiği rolün ikincil niteliği hususunda duyarlıdır ve belli bir davanın koꢀullarının zorunlu kılmaması halinde, ilk derece mahkemesinin görevini üstlenmekte ihtiyatlı olmak zorunda olduğunun farkındadır. Bununla birlikte, kiꢀilerin kayda geçirilmemiꢀ gözaltı iꢀlemine maruz kalmaları ile ilgili iddiaların varlığı durumunda, bazı iç kovuꢀturma ve soruꢀturma süreçleri zaten iꢀletilmiꢀ olsa bile, Mahkeme özellikle kapsamlı bir inceleme yapmak zorundadır (bkz. mutatis mutandis, Orhan/Türkiye, yukarıda alıntısı yapılan, § 265). C. Mahkeme’nin mevcut davaya konu olan olaylara iliꢁkin değerlendirmesi 49. Mahkeme, davaya konusu olayların taraflar arasında ihtilaflı olduğunu belirtmektedir. Baꢀvuranlar, polis memurları tarafından gözaltına alınıp kötü muameleye maruz bırakıldıklarını iddia ederlerken, Hükümet baꢀvuranların hiçbir zaman gözaltına alınmadıklarını, bu nedenle de kötü muameleye maruz kalmadıklarını ileri sürmüꢀtür. Yukarıdakilerin ıꢀığında, Mahkeme baꢀvuranların kötü muamele gördükleri ile ilgili iddialarının ispatlanmasının iddia edildiği gibi baꢀvuranların gerçekten 28 Kasım 1997 tarihinde sabah erken saatlerde gözaltına alınıp alınmadığının öncelikli olarak tespit edilmesine bağlı olduğunu düꢀünmektedir. Bu nedenle, yukarıdaki görüꢀler doğrultusunda, Mahkeme tarafların sunduğu yazılı delilleri inceleme yoluna gidecektir. 50. Bu bağlamda, Mahkeme baꢀvuranların iddia ettikleri gibi Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları tarafından yakalanmalarına, gözaltına alınmalarına ve kötü muameleye maruz bırakılmalarına neden olan olayları detaylı bir ꢀekilde anlattıklarını belirtmektedir (bkz. yukarıda 6-9, 19, 21 ve 25. paragraflar). 51. Yakalanmaları ve tutulmalarıyla ilgili iddialarını desteklemek için, baꢀvuranlar Nisan 2008 tarihinde Mahkeme’ye tanık ifadeleri sunmuꢀlardır. Bu tanıklar arasında, A.Y., Mehmet M.O. ve ꢁabettin Yeꢀilmen, baꢀvuranların 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde ya da 28 Kasım 1997 tarihinde sabahın erken saatlerinde Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları 12 tarafından zorla yakalanıp götürüldüklerini gördüklerini iddia etmiꢀlerdir (bkz. yukarıda 36, 37 ve 39. paragraflar). 52. 27 Kasım 1997 tarihinde yakalanan ve terörle mücadele ꢀubesi polisi tarafından yedi gün boyunca gözaltında tutulmuꢀ bir ꢀüpheli olarak gözaltı kayıt defterinde adı bulunan M.Ç., baꢀvuranların her ikisini de polis tarafından kötü muameleye maruz bırakılırken gördüğünü ileri sürmüꢀtür. (bkz. yukarıda 35. paragraf). Benzer olarak, ikinci baꢀvuranın eꢀi ve birinci baꢀvuranın erkek kardeꢀi olan ꢁabettin Yeꢀilmen de baꢀvuranların polis memurları tarafından yakalanmasına, gözaltına alınmasına ve kötü muameleye maruz bırakılmalarına ve hakkındaki suçlamaları kabul etmeye zorlanması için baꢀvuranlara gözleri önünde kötü muamele uygulandığına tanık olduğunu iddia etmiꢀtir (bkz. yukarıda 39. ve 40. paragraflar). 53. Son olarak, tanık ꢁ.B. baꢀvuranların yakalanıp gözaltına alındığını onların nerede olduklarını soruꢀtururken komꢀularından öğrendiğini söylemiꢀtir (bkz. yukarıda 38. paragraf). 54. Yukarıdaki olgular göz önüne alındığında, Mahkeme yazılı ifadelerinde tüm tanıkların, 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde ya da 28 Kasım 1997 tarihinde sabahın erken saatlerinde polis memurları tarafından evlerine baskın gerçekleꢀtirildiğini, zor kullanılarak yakalanarak, baꢀvuranların kayda geçirilmediği halde gözaltına alınıp kötü muameleye maruz kaldıkları yer olan Vatan Caddesi’nde bulunan Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’ne götürüldüklerini iddia eden yerel makamlara sunulmuꢀ ifadelerinde ve asıl baꢀvuru formunda ortaya atılan olayları, baꢀvuranların anlattığına geniꢀ çapta uygun olan doğrulamalarda bulunduklarını belirtmektedir. 55. Baꢀvuranların tanıkları tarafından verilen ifadelerinin göz ardı edilememesine rağmen, Mahkeme baꢀvuranların bu ifadeleri Mahkeme’ye sunmak için neden bu kadar uzun süre beklediklerinin açık olmadığı görüꢀündedir. Bu ifadeler ayrıca ilgili zamanda savcılık makamına yürütülen soruꢀturmaya yardımcı olma amacıyla ibraz edilmeliydiler. Ayrıca, söz konusu ifadeler, M.Ç. tarafından verilen ve doğruluğu hiçbir zaman ölçülmemiꢀ ifadeler (bkz. yukarıda 35. paragraf) dıꢀında ya baꢀvuranların yakın akrabaları ya da aile dostları tarafından verilmiꢀlerdir (bkz. yukarıda 36-39. paragraflar). Ek olarak, aile dostu olan ꢁ.B. tarafından verilen ifadeler, iddia edilen olayları komꢀularından duyduğu fakat bizzat görmediğinden, söylentiye dayanan kanıttan öteye geçmemektedir. Sonuç olarak, baꢀvuranların iddialarını destekleyen bağımsız herhangi bir görgü tanığı yoktur. 13 56. Hükümet’in iddialarını göz önüne aldığında, Mahkeme bu iddiaların Fatih Cumhuriyet savcısının bulgularına dayalı olduğunu ve Hükümet’in baꢀvuranların gözaltına hiçbir zaman alınmadığını ileri sürdüğünü belirtmektedir. Baꢀvuranların tutulduklarına dair iddialarını doğrulamak amacıyla, Cumhuriyet savcısı tutukluların isimlerinin kayıtlı olduğu gözaltı kayıt defterindeki kayıtları incelemekle ve olay günü görevde olan polis memurlarını sorgulamakla yetinmiꢀtir (bkz. yukarıda 22, 24, 26. paragraflar). Polis memurlarından alınan ifadelere ve baꢀvuranların yakalandığını ve gözaltında tutulduklarını gösteren belgelerin yokluğuna dayanarak, baꢀvuranların iddialarını destekleyen hiçbir kanıt olmadığından soruꢀturmayı sonlandırmıꢀtır (bkz. yukarıda 15. paragraf). 57. Ancak, Mahkeme Cumhuriyet savcısının baꢀvuranların iꢀaret ettikleri olası yolları araꢀtırma yoluyla soruꢀturmanın kapsamını geniꢀletmediği ve olası tanıkları tespit etmek için kendi inisiyatifiyle hiçbir giriꢀimde bulunmadığı kanaatindedir. Mahkeme’ye göre, Cumhuriyet savcısı iddia edildiği gibi baꢀvuranların yakalandığı sırasında aynı dairede bulunan kiꢀilerin ya da baꢀvuranların polis memurları tarafından götürülürken görmüꢀ olabilen komꢀularının ifadelerine baꢀvurabilirdi. Ayrıca, Cumhuriyet savcısı Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nün gözaltı kayıt defterini teslim aldığında, gözaltında tutulan tüm kiꢀilerin yer aldığı listeyi görmüꢀtür. Bu nedenle, baꢀvuranlarla aynı zamanda terörle mücadele polisleri tarafından gözaltında tutulan M.Ç. (bkz. yukarıda 35. paragraf) gibi kiꢀileri sorgulayabilirdi. 58. Buna bağlı olarak, Fatih Cumhuriyet savcısının olası tanıkları tespit ederek soruꢀturma kapsamını geniꢀletmemesi ve olayları polis memurlarının anlattığı ꢀekliyle kabul etmesi göz önüne alındığında, Mahkeme savcının, baꢀvuranların iddialarının hiçbir belgesel kanıt ya da görgü tanığı tarafından desteklenmediği sonucuna varmamasını kabul etmemektedir. Mahkeme, söz konusu sonucun tamamıyla baꢀvuranların gözaltında tutulduklarına dair hiçbir belgenin olmadığı iddialarına dayandığına karar vermektedir. Ancak, gözaltı kayıtlarında baꢀvuranların isimlerinin yer almamasının tutuklanmadıklarının kesin kanıtı olarak görülemeyeceği görüꢀündedir. Mahkeme bu bağlamda önceki davalarda gözaltı kayıt defterindeki kayıtlarda eksiklikler tespit ettiğini belirtir (bkz. Ahmet Özkan ve Diğerleri/Turkey, no. 21689/93, § 206, 6 Nisan 2004; Tepe/Turkey, no. 27244/95, § 148, 9 Mayıs 2003; Timurtaꢀ/Turkey, no. 23531/94, § 105, AĐHM 2000-VI; Đrfan Bilgin/Turkey, no. 25659/94, § 130, AĐHM 2001-VIII; Çakıcı/Turkey [BD], no. 23657/94, § 105, AĐHM 14 1999-IV; Çiçek/Turkey, no. 25704/94, §§ 137-138, 27 ꢁubat 2001; Orhan, yukarıda alıntılanan, § 313; ve Osmanoğlu/Turkey, no. 48804/99, § 48, 24 Ocak 2008). 59. Mahkeme, bu nedenle, 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde ya da 28 Kasım 1997 tarihinde sabahın erken saatlerinde neler olduğunu belirleyemediği bir durumla karꢀı karꢀıya kalmıꢀtır. Bu durum, bir yandan baꢀvuranların iddialarını desteklemek amacıyla yeterli kanıt sunamamalarından ve diğer bir yandan Hükümet tarafından sunulan eksik soruꢀturma dosyasından kaynaklanmaktadır. 60. Mahkeme, ileri sürüldüğü gibi baꢀvuranların Hükümet’in ꢀikâyetleriyle ilgili etkili bir soruꢀturma yürütememesi ile ilgili ꢀikâyetlerini incelerken bu durumun neden olduğu sonuçları ele almanın daha uygun olduğuna karar verir. III. SÖZLEꢀME’NĐN 3, 6 ve 13 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA 61. Baꢀvuranlar çeꢀitli ꢀekillerde kötü muameleye maruz kalmalarından ve ꢀikayetleriyle ilgili etin bir hukuk yolunun olmamasından ꢀikayetçidirler. Đlgili kısımları ꢀu ꢀekilde olan Sözleꢀme’nin 3, 6 ve 13 maddelerine dayanmıꢀlardır: Madde 3 “Hiç kimse iꢀkenceye veya insanlık dıꢀı ya da aꢀağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” Madde 6 § 1 “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuꢀmazlıklar … konusunda karar verecek olan, … [bir] mahkeme tarafından, .. görülmesini isteme hakkına sahiptir. Madde 13 “Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kiꢀiler tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀ olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola baꢀvurma hakkına sahiptir.” A. Tarafların beyanları 15 1. Baꢀvuranlar 62. Baꢀvuranlar, yakalandıkları ve Terörle Mücadele ꢁube Müdürlüğü’nde kayda geçirilmediği halde tutuldukları sırada polis memurları tarafından ꢀiddetli bir ꢀekilde kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmiꢀlerdir. Savcılık makamının ꢀikayetleriyle ilgili etkili bir soruꢀturma gerçekleꢀtirmediğini ileri sürmüꢀlerdir. 2. Hükümet 63. Hükümet bu iddialara itiraz etmiꢀtir. Yetkililer tarafından yürütülen soruꢀturmanın, baꢀvuranların polis memurları tarafından yakalanmadıklarını veya gözaltına alınmadıklarını veya kötü muameleye maruz bırakılmadıklarını gösterdiğine karar vermiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuranların iddialarının doğrulukları kanıtlanmamıꢀtır. B. Mahkeme’nin değerlendirmesi 1. Genel ilkeler 64. Mahkeme, Sözleꢀme'nin 3. maddesinin, Sözleꢀme'nin istisnaya izin verilmeyen en temel hükümlerinden biri olduğunu hatırlatır. Bu madde aynı zamanda Avrupa Konseyi'ni oluꢀturan demokratik toplumların temel değerlerinden birini muhafaza etmektedir. Bireylerin insan haklarının korunması için bir araç olarak Sözleꢀme'nin amaç ve hedefi, söz konusu hükümlerin, sağladığı güvenceleri uygulanabilir ve etkili kılacak ꢀekilde yorumlanmasını ve uygulanmasını da gerektirir (bkz. Avꢀar/Türkiye, no. 25657/94, § 390, AĐHM 2001-VII (alıntılar)). 65. Mahkeme ayrıca bir kiꢀinin sağlıklı olarak gözaltına alınıp serbest bırakıldığında yaralanmıꢀ olması halinde, söz konusu yaralanmaların nasıl meydana geldiğine dair makul bir açıklama getirmenin ve baꢀvuranın iddialarının, özellikle de bunlar tıbbi raporlarla desteklenmiꢀse, doğruluğuna iliꢀkin ꢀüphe yaratacak deliller ortaya koymanın, devletin görevi olduğunu yineler. Aksi halde Sözleꢀme'nin 3. maddesi kapsamında açık bir sorun ortaya çıkacaktır (bkz. Çolak ve Filizer/Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96, § 30, 8 Ocak 2008; Selmouni/Fransa [BD], no. 25803/94, § 87, AĐHM 1999-V; Aksoy/Türkiye, 18 Aralık 1996, § 61, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1996-VI; ve Ribitsch/Avusturya, 4 Aralık 1995, § 34 A Serisi no. 336). 16 66. Son olarak Mahkeme, bir kiꢀinin 3. maddeye aykırı olarak polis veya Devletin buna benzer diğer görevlileri tarafından ciddi bir kötü muameleye tâbi tutulduğu yönünde savunulabilir bir iddia ortaya attığı durumlarda, söz konusu hükmün, Sözleꢀme'nin 1. maddesinde yer alan devletin "kendi yetki alanı içinde bulunan herkese Sözleꢀme' de yer alan hak ve özgürlükleri tanıması" genel yükümlülüğüyle birlikte dikkate alındığında, etkili bir resmi soruꢀturma yapılması gerekliliğini içerdiğini hatırlatır. Bu soruꢀturma, sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılmasını sağlar nitelikte olmalıdır. Aksi takdirde, iꢀkence, insanlık dıꢀı ya da aꢀağılayıcı ceza veya iꢀlemlere iliꢀkin genel yasak, temel önemine rağmen, uygulamada etkisiz olacak ve kimi durumlarda devlet görevlilerinin, fiili bir dokunulmazlıkla, kontrolleri altında bulunanların haklarını suiistimal etmeleri mümkün olacaktır (bkz. (see Assenov ve Diğerleri/Bulgaristan, 28 Ekim 1998, § 102, Derlemeler 1998-VIII). 2. Yukarıda belirtilen ilkelerin mevcut davanın koꢀullarına uygulanması (a) Baꢁvuranların maruz kaldığı iddia edilen kötü muamele 67. Mevcut davada, Mahkeme baꢀvuranların iddia edildiği gibi 27 Kasım 1997 tarihinde gece saatlerinde terörle mücadele polisleri tarafından yakalanıp gözaltında tutulduğunun sabit olmadığına karar vermiꢀtir (bkz. yukarıda 59. paragraf). Baꢀvuranların iddialarını desteklemek amacıyla yeterli kanıt sunmamaları göz önüne alındığında, Mahkeme baꢀvuranların, Hükümet’in mağdurların iddialarının doğruluğuna gölge düꢀüren delil sunma ve yaraların nasıl meydana geldiğini açıklama yükümlülüklerini yerine getirmesi için gerekli olan ölçüde giriꢀimde bulunmadıkları sonucuna varmıꢀtır. 68. Buna göre, Mahkeme baꢀvuranların iddia edildiği gibi kötü muameleye maruz kalmaları konusunda Sözleꢀme’nin 3 maddesinin esas bakımından ihlal edilmediğine karar vermiꢀtir. (b) Đç hukuk yollarının etkisiz olduğu iddiaları 69. Mahkeme, Sözleꢀme‘de güvence altına alınan hakların teorik veya hayali değil, pratik ve etkili olduğunu hatırlatmaktadır. Bu nedenle, bu tarz soruꢀturmaların sorumluları tespit edip cezalandırabilmesi gerekmektedir. Ancak, mevcut davada söz konusu iꢀlemler, Cumhuriyet savcısının kendi inisiyatifiyle baꢀvuranların gösterdiği 17 olası yolları izleyerek ve olası tanıkları tespit ederek soruꢀturma kapsamını geniꢀletmemesinin yanı sıra polis memurlarının, baꢀvuranların gözaltına alınmadığı veya baꢀvuranlara kötü muamelede bulunulmadığı yönündeki savunmalarını kabul etmeye hazır olması nedeniyle hiçbir somut netice ortaya koymamıꢀtır (bkz. yukarıda 57. ve 58. paragraflar). 70. Yukarıdakiler ıꢀığında ve polis memurlarının suçlu olmaları durumunda sorumluluklarının belirlenmesi ve cezalandırılmaları için yetkililerin polis memurları hakkında cezai kovuꢀturma yapmadığı göz önüne alındığında, Mahkeme, baꢀvuranların ꢀikâyetleriyle ilgili soruꢀturmanın, Sözleꢀme'nin 3. maddesinin usuli gerekliliklerini karꢀılayabilecek kadar titiz ve etkili olarak değerlendirilemeyeceği kanısına varır. 71. Dolayısıyla bu maddeyle ilgili olarak usul ihlali söz konusudur. 72. Bu koꢀullarda, Mahkeme, Sözleꢀme'nin 6. ve 13. maddeleri kapsamında ayrı bir sorunun bulunmadığı kanısındadır (bkz. Timur/Türkiye, no. 29100/03, §§ 35- 40, 26 Haziran 2007). IV. SÖZLEꢀME’NĐN 5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐNE ĐLĐꢀKĐN ĐDDĐALAR 73. Baꢀvuranlar, Sözleꢀme’nin 5. maddesinin ihlal edilerek, polis tarafından kayda geçirilmediği halde tutuklanıp gözaltında tutulduklarını ileri sürmüꢀlerdir. Bu maddenin ilgili kısımları ꢀu ꢀekildedir: “1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aꢀağıda belirtilen haller dıꢀında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz: a) Kiꢀinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiꢀ mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması; b) Kiꢀinin, bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara uymaması sebebiyle veya yasanın öngördüğü bir yükümlülüğün uygulanmasını sağlamak amacıyla yasaya uygun olarak yakalanması veya tutulması; c) Kiꢀinin bir suç iꢀlediğinden ꢀüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç iꢀlemesine ya da suçu iꢀledikten sonra kaçmasına engel 18 olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması; 2. Yakalanan her kiꢀiye, yakalanma nedenlerinin ve kendisine yöneltilen her türlü suçlamanın en kısa sürede ve anladığı bir dilde bildirilmesi zorunludur. 3. Đꢀbu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkesin derhal bir yargıç veya yasayla adli görev yapmaya yetkili kılınmıꢀ sair bir kamu görevlisinin önüne çıkarılması zorunlu olup, bu kiꢀi makul bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir. Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminat ꢀartına bağlanabilir. 4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma iꢀleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye baꢀvurma hakkına sahiptir. 5. Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama veya tutma iꢀleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir.” 74. Baꢀvuranlar, tutukluluklarının resmi olarak kaydı alınmadan gözaltına alındıklarından bu maddenin ihlal edildiğini iddia etmiꢀlerdir. 75. Hükümet baꢀvuranların gözaltına alındığına dair hiçbir dayanak olmadığını ve bu nedenle Sözleꢀme’nin 5. maddesinin ihlaline hükmetmenin olanaksız olduğunu ileri sürmüꢀtür. 76. Mahkeme, tarafların ibraz ettiği belgelere dayanarak baꢀvuranların yakalanıp kayda geçirilmediği halde gözaltında tutulduklarını tespit edemeyeceğini belirtmiꢀtir. 77. Yukarıdakiler göz önüne alındığında, Mahkeme Sözleꢀme’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine sonucuna varır. V. SÖZLEꢁME'NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI 78. Sözleꢀme'nin 41. maddesine göre: “Eğer Mahkeme bu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.” 19 A. Tazminat 79. Baꢀvuranlar maddi tazminat olarak 3000 Avro, manevi tazminat olarak ise 30.000 Avro talep etmiꢀtir. 80. Hükümet, adil tazmin açısından bir miktara hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Bunun yerine, bu baꢀlık altında hükmedilecek bir tazminatın haksız yere verilmemesi gerektiğini öne sürmüꢀtür. 81. Mahkeme, baꢀvuranların belirli bir miktar belirtmediklerini veya maddi tazminat taleplerini destekleyen belge veya savlar sunmadıklarını belirtmektedir. Bu nedenle Mahkeme bu baꢀlık altında herhangi bir miktara hükmetmemiꢀtir. 82. Mevcut davada tespit edilen ihlallerin mahiyetini göz önüne alarak ve hakkaniyete uygun olarak, Mahkeme her bir baꢀvurana, manevi tazminat kapsamında, 6000 Avro ödenmesine karar vermiꢀtir. B. Yargılama giderleri 83. Ayrıca baꢀvuranlar Mahkeme önünde yapılan harcama ve masraflar için toplam 7000 Avro talep etmiꢀlerdir. 84. Hükümet, taleplerin kanıtlanmadığını öne sürmüꢀtür. 85. Mahkeme, Mahkeme Đçtüzüğü'nün 60. maddesi hükümleri gereğince, baꢀvuranların harcama ve masraflara iliꢀkin taleplerini destekleyen hiçbir belge sunmadıklarını belirtmektir. Bu nedenle Mahkeme bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir. C. Gecikme Faizi 86. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda faiz uygulanmasını uygun görmüꢀtür. BU GEREKÇELERE DAYANARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE 1. Baꢀvurunun kabul edilebilir olduğunu karar verir; 2. Sözleꢀme'nin 3. maddesinin esas bakımından ihlal edilmediğine karar verir; 3. Sözleꢀme'nin 3. maddesinin usul bakımından ihlal edildiğine karar verir; 4. Sözleꢀme’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine karar verir; 20 5. Sözleꢀme'nin 6. ve 13. maddeleri çerçevesindeki ꢀikâyetleri ayrı olarak incelemenin gerekli olmadığına karar verir; 6. (a) Sözleꢀme'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere Davalı Devlet tarafından ba ꢀvuranların her birine, ödenmesi gereken tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 6000 Avro (altı bin Avro ) ödenmesine; (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin y a p ı l m a s ı n a k a d a r , A v r u p a M e r k e z B a n k a s ı 'n ı n o d ö n e m i ç i n g e ç e r l i o l a n m a r j i n a l kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına karar verir. 7. Baꢀvuranın adil tazmine iliꢀkin taleplerinin geri kalanını reddeder. Đꢀ bu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca, 9 Temmuz 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir. Stanley Naismith Guido Raimondi Daire Yazı Đ ꢀ leri Müdürü Baꢀkan 21
Full & Egal Universal Law Academy