Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/14
İBRAHİM GÜLER /TÜRKİYE
(1942/08, 15/10/2013)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 5/3 ve 6
Hak ve Özgürlükler
Özgürlük ve güvenlik hakkı, Adil yargılanma Hakkı
Anahtar Kelimeler
Hüküm öncesi tutukluluk, Avukata erişim, Ceza yargılamasının uzunluğu
Davanın Özü
- Hüküm öncesi tutukluluk süresi makul olmalıdır.
- Başvurucunun hukuki yardım alma hakkına yönelik sistemli kısıtlamalar kabul edilemez.
- Yargılama süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı, davanın özel şartları, karmaşıklığı, başvurucunun ve ilgili makamların davranışları ve başvurucunun davada neleri kaybedebileceği göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucu, 1973 doğumlu olup halen Diyarbakır cezaevinde olan bir hükümlüdür. 5 Kasım 1996’da yasa dışı Hizbullah örgütüne karşı yapılan bir operasyonda gözaltına alınmıştır. Belirsiz bir tarihte polis tarafından bir avukat olmaksızın sorgulanmıştır. 12 Kasım 1996’da yine avukat olmaksızın Mardin Cumhuriyet Savcılığı önüne çıkarılmıştır. Aynı gün Mardin Sulh Ceza Mahkemesinden bir soruşturma hâkimi yine bir avukat olmaksızın başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. 26 Kasım 1996’da Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine başvurucu hakkındaki iddianameyi sunmuştur.
16 Haziran 2004’te devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıştır. 31 Mart 2005 tarihinde ilk derece mahkemesi başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiş, 11 Aralık 2006’da Yargıtay bu mahkûmiyet kararını bozmuş, 9 Kasım 2007 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tekrar mahkûmiyete hükmetmiş ve bu karar Yargıtayca 21 Ocak 2009 tarihinde onanmıştır.
İddialar:
Başvurucu, AİHS’in 5/2, 5/3, 6/1. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
(Hukuki değerlendirme kısmında gerekli olduğu ölçüde işlenmiştir)
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme başvuruyu 5/3, 6/1. ve 6/3-c maddelerinden ele almıştır.
5/3. madde yönünden;
Mahkeme, 5/3. maddeye ilişkin şikâyetler açısından, çok sayıda ve ardışık tutukluluk süreleri söz konusu olduğunda altı aylık başvuru süresinin son tutukluluğun sona erdiği tarihten başlayacağını ifade etmiş ve başvurucunun gözaltına alındığı 5 Kasım 1996 tarihi ila hükmün kurulduğu 9 Kasım 2007 tarihleri arasında geçen (hükmün bozulması ile ilgili 31 Mart 2005 ila 11 Aralık 2006 arasındaki süre düşüldüğünde) 9 yıl 4 aylık hüküm öncesi tutukluluk süresinin aşırı olduğunu belirtmiş ve 5/3. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
6/1. ve 6/3-c madde yönünden; (avukat yokluğu açısından)
Mahkeme, başvurucunun hukuki yardım alma hakkına yönelik kısıtlamanın sistemli ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlardan dolayı gözaltında olan herkese uygulanan bir sınırlama olduğunu belirtmiş ve bu davada Salduz/Türkiye ( B. No: 36391/02, 27/11/2008) kararında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmayı gerektiren bir durum olmadığını ifade ederek 6/1. maddeyle bağlantılı olarak Sözleşme’nin 6/3-c maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
6/1. madde yönünden; (Ceza yargılamasının uzunluğu)
Mahkeme yargılama süresinin uzunluğunun makul olup olmadığının, davanın özel şartları, karmaşıklığı, başvurucunun ve ilgili makamların davranışları ve başvurucunun davada neleri kaybedebileceği göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Mahkeme bu davada ceza yargılamasının 5 Kasım 1996’da başladığını ve 21 Ocak 2009 ‘da bittiğini tespit etmiş ve bu sürenin aşırı olduğunu ve makul olma kriterinin karşılamadığını belirtmiştir. Bu nedenle 6/1. Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Diğer
Mahkeme, başvurucu lehine 12.200 avro manevi tazminata hükmetmiş ve bu davada en uygun çözümün yeniden yargılama yapılması olduğunu belirtmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy