Olaylar ve Olgular–Birinci başvuran, Romanya İstihbarat Servisi (RİS)’nin telefon iletişimi izleme ve kaydetme ile ilgili askeri biriminde çalışmaktadır. Görevi sırasında pek çok usulsüzlük ile karşılaşmıştır. Ayrıca, pek çok gazeteci, politikacı ve işadamına ait telefonlar özellikle çeşitli sansasyonel haberler medyada yer aldıktan sonra dinlenmiştir. Başvuran usulsüzlükleri iş arkadaşlarıyla ve bölüm başkanıyla paylaşmıştır ve iddiaya göre bölüm başkanı tarafından azarlanmıştır. Konuştuğu insanlar bu konuyla ilgilenmediğinden, başvuran RİS parlamento denetleme komisyonu üyesi olan bir parlamento üyesiyle iletişime geçmiştir. Parlamento üyesi ona insanları keşfettiği usulsüzlüklerden haberdar etmenin en iyi yolunun basın toplantısı yapmak olduğunu söylemiştir. Komisyon başkanı ve RİS başkanı arasındaki bağlar göz önüne alındığında parlamento komisyonuna bu usulsüzlüklerden bahsetmenin bir anlamının olmayacağını belirtmiştir. 13 Mayıs 1996 tarihinde başvuran ulusal ve uluslararası manşetlerde yer alan bir basın toplantısı gerçekleştirmiştir. Davranışını ülkesinin kanunlarına ve özellikle Anayasa’ya saygı gösterildiğini görme isteğiyle haklı göstermiştir. Temmuz 1996 tarihinde hakkında cezai yargılama işlemleri başlatılmıştır. Diğerlerinin arasında, görevi sırasında edindiği gizli bilgileri ifşa etmekle suçlanmıştır. 1998 yılında iki yıl tecilli hapis cezasına çarptırılmıştır.
Başvuranın açıkladığı kayıtlardan biri, ikinci ve üçüncü başvuranların evlerinde geçen, üçüncü başvuran olan ikinci başvuranın reşit olmayan kızı ve annesi arasındaki bir telefon görüşmesidir.
Hukuksal Değerlendirme – 10. Madde: Başvuranın giydiği cezai hüküm, ulusal güvenliği tehdit eden suçları yasal yollardan önlemek ve cezalandırmak amacıyla ifade özgürlüğü hakkına müdahale etmiştir. Verilen hükmün hukuki dayanağının öngörülebilirliği hakkındaki endişelerin, demokratik bir toplumda herhangi bir durumda söz konusu önlem gerekli olmadığından incelenmelerine ihtiyaç duyulmamaktadır.
(a) Başvuranın bilgileri yaymak için başka herhangi bir yola sahip olup olmadığı– Resmi prosedür mevcut değildir. Başvuranın tek yapabildiği başkanlarına endişelerinden bahsetmektir. Fakat başvuranın keşfettiği usulsüzlükler onları doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle, başvuranın çalıştığı yerde yaptığı şikayetler soruşturma açılmasına ve yapılan usulsüzlüklerin sonlandırılmasına yol açmayacaktır. RİS’ni denetlemekten sorumlu parlamento komisyonuna yapılan şikayetle ilgili olarak, başvuran komisyon üyesi bir parlamento üyesiyle iletişime geçmiş ve bu tür bir şikayetin faydasının olmayacağı bilgisini almıştır. Bu nedenle, Mahkeme bu komisyona yapılacak resmi bir şikayetin usulsüzlüklerle etkin bir şekilde başa çıkma yolu olacağı görüşünde değildir. Romanya’da kamu hizmetinde muhbirlik yapanları koruyan özel kanunların çıkarıldığını göz önüne almak önemlidir. Fakat çok az sayıda Devletin sahip olduğu bu yeni övgüye değer kanunlar başvuran usulsüzlükleri ifşa ettikten sonra çıkmıştır ve bu nedenle bu davaya uygulanamazlar. Sonuç olarak, bilgiyi doğrudan halka ifşa etmek haklı çıkarılabilir bir davranıştır.
(b) İfşa edilen bilginin halkın çıkarlarına ilişkin değeri – Telefon konuşmalarının dinlenmesi komünist bir rejim altındayken gizli servislerce yakın takip politikasına alışkın bir toplumda özel bir öneme sahiptir. Ayrıca sivil toplum, herkesin telefonunun dinleniyor olabileceğinden, ilgili bilgiden doğrudan etkilenmiştir. Başvuranın ifşa ettiği bilgi üst düzey görevlilerin görevlerini suiistimal etmiş olmalarıyla ilgilidir ve Devlet’in demokratik temellerini etkilemiştir. Bu durum, halkın fikirlerinin meşru menfaate sahip olduğu demokratik bir toplumda politik tartışmalar için çok önemli meseleler teşkil etmiştir. Fakat yerel mahkemeler başvuranın ilgili savını dikkate almamışlardır.
(c) İfşa edilen bilgilerin doğruluğu – Başvuran pek çok usulsüzlüğün yapıldığını keşfetmiştir. Bütün kanıtlar telefon görüşmelerinin dinlenmesini haklı gösterebilecek ulusal güvenliğe karşı hiçbir tehdit unsuru olmadığı ve gerçekte telefon dinleme için cumhuriyet savcısı tarafından hiçbir yetkinin verilmediği iddialarını desteklemektedir. Ayrıca, mahkemeler telefonların dinlenmesi için RİS’nin belirttiği yetkilendirilme dayanaklarını incelemeyi reddetmişlerdir. Bu nedenle, yerel mahkemeler davanın her yönünü incelemeye çalışmamış, fakat sadece zorunlu yetkilendirmenin mevcut olduğunu kabul etmişlerdir. Fakat başvuranın savunması iki iddiayı içine almaktadır: İlk olarak zorunlu yetkilendirme elde edilmemiştir ve ikinci olarak çok sayıda politikacı, gazeteci ve vatandaşın telefon konuşmalarının iddia edildiği gibi dinlenmesini haklı çıkarabilecek herhangi bir ulusal güvenlik tehdidi olduğuna dair kanıt yoktur. Ayrıca, Hükümet başvuranın ifşa ettiği bilgilerin neden “çok gizli” olarak sınıflandırdığını açıklayamamış, bunun yerine RİS’den gelen talepleri ve cumhuriyet savcısının yetkilendirmesini içeren cezai dava dosyasının tamamını yayınlamayı reddetmiştir. Bunun gibi durumlarda, Mahkeme ikinci başvuran Bay Toma’nın telefon konuşmalarının dinlenmesiyle ilgili bu belgelerin yalnızca başvuranların sunduğu kopyalarına güvenememektedir. Fakat bu belgeler RİS’nin yetkilendirilme için ve cumhuriyet savcısının da bu yetkiyi vermek içinhiçbir neden göstermediklerine işaret etmiştir. Buna göre birinci başvuran ifşa ettiği bilgilerin doğruluğuna inanmak için makul dayanaklara sahiptir.
(d) RİS’nin maruz kaldığı zararlar – RİS’nde meydana gelen yasadışı olayların ifşa edilmesindeki halk menfaati, halkın söz konusu kuruma olan güvenini korumaktaki çıkarın üstünde olduğu demokratik bir toplumda oldukça önemlidir.
(e) Birinci başvuranın iyi niyeti – Başvuranın bir devlet kurumunun Romanya kanunlarına ve özellikle Anayasa’ya bağlı kalmasını sağlama niyetinden başka bir hedef güttüğüne inanmak için hiçbir neden yoktur. Bunu onun olası en geniş kitleye ulaşmak için doğrudan basın yoluna gitmeyi seçmeyip, ilk olarak RİS’yi denetlemekten sorumlu parlamento komisyonunun bir üyesine gitmesi desteklemektedir.
Sonuç olarak, birinci başvuranın ifade özgürlüğüne ve özellikle bilgi verme hakkına müdahale demokratik bir toplumda bir zorunluluk değildir.
Sonuç: Birinci başvuranla ilgili olarak ihlal (oy birliğiyle).
Mahkeme ayrıca birinci başvuran ile ilgili olarak 6. Maddenin; ikinci ve üçüncü başvuranlarla ilgili olarak 8. Maddenin ve 8. Maddeyle birlikte 13. Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
41. Madde: Başvuranların her birine manevi tazminat olarak 7.800 ila 20.000 AVRO arasında değişen bir miktarda tazminat verilmiştir. Birinci başvuranın maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
(Ayrıca bkz. Guja/Moldova [BD], no. 14277/04, 12 Şubat 2008, 105 No’lu Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy