AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
BULUT / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 2441/13)
KARAR
STRAZBURG
17 Ocak 2023
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Bulut / Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1962 doğumlu Türk vatandaşı olan, Ankara’da ikamet eden Sacit Bulut’un (“başvuran”) 11 Kasım 2012 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuruyu (no. 2441/13),
Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerine ilişkin şikâyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olarak beyan edilmesine ilişkin kararı,
Hükümetin görüşlerini göz önünde bulundurarak,
13 Aralık 2022 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından,
Anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Dava, olayların meydana geldiği dönemde Manisa’da hâkim olarak görev yapan başvuran hakkında, bilhassa hakkında ceza davası açılmış bir kişi ile devam ettirdiği ilişki nedeniyle yürütülen disiplin soruşturması ile ilgilidir.
2. Adalet Bakanlığı 4 Nisan 2007 tarihinde, başvuranın işlediğinden şüphelenilen mesleki kusurlarla ilgili olarak ön disiplin soruşturması açma izni vermiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 24 Mayıs 2007 tarihinde ön inceleme açılması talimatı vermiş; akabinde 22 Ağustos 2007 tarihinde, bir hâkimi, inceleme yapmak ve ön inceleme raporu düzenlemekle görevlendirmiştir. Başvuran hakkında disiplin soruşturması açılmasını öneren nihai rapor, 30 Mart 2009 tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre, ilgiliye bu aşamada herhangi bir suçlama yapılmamıştır.
3. Adalet Bakanlığının uygun görmesi üzerine, müfettişler 10 Ağustos 2009 tarihinde, disiplin soruşturması aşamasına geçtiklerini Adalet Bakanlığı Teftiş Kuruluna bildirmişlerdir. Aynı gün, başvurana, hakkında bir disiplin soruşturması yürütüldüğü bilgisi verilmiş ve başvuran savunmasını sunmaya davet edilmiştir. Adalet müfettişleri tarafından yürütülen soruşturma tamamlandıktan ve gerekli bilgi/belgeler toplandıktan sonra, 7 Eylül 2009 tarihli soruşturma raporu sunulmuştur. 29 Ocak 2010 tarihinde soruşturma raporunun bir örneğinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (“HSYK”) gönderilmesine karar verilmiştir. 29 Mart 2010 tarihinde başvuran savunma dilekçesini sunmuştur.
4. 6 Temmuz 2011 tarihinde, HSYK İkinci Dairesi, oy çokluğuyla, 2802 sayılı Kanunun 68. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzuna zarar verme ve şahsi onur ve saygınlığını yitirme gerekçesiyle ilgiliyi yer değiştirme cezasına çarptırmıştır. Başvuran, HSYK Genel Kuruluna itiraz başvurusunda bulunmuş; söz konusu ceza 20 Haziran 2012 tarihinde onaylanmıştır. Söz konusu karar, 25 Eylül 2012 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
5. Başvuran, cezalandırılan hâkim ve savcılara, haklarında verilen disiplin cezalarının yeniden incelenmesi talebinde bulunma imkânı tanıyan 2 Aralık 2014 tarih ve 6572 sayılı Kanunun geçici 19. maddesinden yararlanarak, 15 Aralık 2014 tarihinde HSYK’ye bu yönde bir talepte bulunmuştur.
6. İtiraz edilen cezayı yeniden gözden geçiren HSYK Genel Kurulu 5 Ocak 2015 tarihli kararla, [yer değiştirme cezası] yerine kınama cezası uygulanmasına karar vermiştir. Kararda, on gün içinde kararın yeniden incelenmesi talebinde bulunabileceği belirtilmiş olmasına rağmen, başvuran, HSYK Genel Kuruluna itirazda bulunmamıştır. Ancak 4 Temmuz 2017 tarihinde, başvuranın talebini kabul eden HSYK, önceki hizmetlerini göz önünde bulundurarak, 2802 sayılı Kanunun 75. maddesinde öngörülen dört yıllık yasal sürenin dolmuş olması nedeniyle kınama cezasının ilgilinin dosyasından silinmesine karar vermiştir.
7. 2802 sayılı Kanunun ilgili maddeleri ve iç hukukun ilgili diğer hükümleri, Eminağaoğlu/Türkiye (no. 76521/12, 9 Mart 2021) kararının 37 ila 43. maddelerinde belirtilmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerini ileri sürerek, disiplin cezasının ve buna dair kararın herhangi bir yargısal denetime tabi tutulmadığından şikâyet etmektedir. [Başvuran] mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Öte yandan, HSYK önünde ihtilaf konusu disiplin cezasıyla ilgili olarak yürütülen yargılamanın, 6. maddede yer alan bağımsızlık ve tarafsızlık gereklilikleriyle uyumlu olmadığından yakınmaktadır. Ayrıca ilgili makamları, söz konusu davada vermiş oldukları kararları gerekçelendirmemekle suçlamaktadır. Başvuran son olarak, söz konusu disiplin yargılamasının süresinden şikâyet etmektedir.
Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, Sözleşme’nin yalnızca 6. maddesinin 1. fıkrası açısından bir incelemeye uygun olduğu değerlendirmesinde bulunmaktadır (yukarıda anılan Eminağaoğlu kararı ile karşılaştırınız, § 53).
Kabul Edilebilirlik Hakkında9. Hükümet, kabul edilemezliğe ilişkin dört itiraz ileri sürmektedir. İlk olarak, Mahkemeden, başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermesini talep etmektedir. Bu bağlamda, başvuranın, ihtilaf konusu disiplin cezasının, kınama cezası ile değiştirildiği hususunu Mahkemeye bildirmeyi ihmal ettiğini belirtmektedir. İkinci olarak, Mahkemeyi, mağdur sıfatı bulunmaması nedeniyle başvuruyu reddetmeye davet etmektedir. İlgiliye başta verilen yer değiştirme cezasının sonrasında HSYK tarafından iptal edilerek yerine kınama cezası verildiğini ve bunun daha sonra dosyasından silindiğini ifade etmektedir. Hükümet bu nedenle, başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında artık mağdur sıfatına sahip olmadığı ve başvurunun Sözleşme’nin hükümleriyle kişi yönünden (ratione personae) bağdaşmadığı kanaatindedir. Üçüncü olarak, başvuranın 5 Ocak 2015 tarihli kararın yeniden incelenmesi talebinde bulunmak için on günlük bir süreye sahip olduğu halde bu yönde bir talepte bulunmadığını ileri sürerek iç hukuk yollarının tüketilmediğini ifade etmektedir. Hükümet son olarak, nazarında herhangi bir “medeni” hak söz konusu olmadığından, Sözleşme’nin 6. maddesinin hukuk yönünün mevcut davada uygulanamayacağını ileri sürmektedir.
10. Mahkeme, Eminağaoğlu davasında (yukarıda anılan karar, §§ 49-52), yer değiştirme disiplin cezasına çarptırılan, ancak Mahkemeye başvuruda bulunması sonrasında, söz konusu cezası kınama cezası ile değiştirilen bir hâkim ile ilgili olarak, mağdur sıfatının bulunmaması ve bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması bağlamında kabul edilemezlik itirazlarını incelemeye davet edildiğini hatırlatmaktadır. Bu kararda Mahkeme, özellikle ilgili kişinin başvuru formundaki şikâyetleri konusunda eksiksiz bilgi verdiğini ve yer değiştirme disiplin cezası uygulanmış olsa bile sonrasında bunun daha hafif bir cezayla, yani kınama cezası ile değiştirildiğini kaydederek söz konusu itirazları reddetmiştir. Başvuranın mevcut davadaki şikâyetlerinin, başvuru sunulduktan sonra hafifletilmiş olan ilk cezayla ilgili olduğu unutulmamalıdır. Mevcut davanın olay ve olguları, yukarıda anılan kararın ilgili olduğu olay ve olgulardan çok az farklılık göstermektedir. Öte yandan, 4 Temmuz 2017 tarihinde verilen kınama cezasının silinmesi, kanunda öngörülen dört yıllık sürenin sona ermesinin bir sonucudur. Bu nedenle, başvuranın somut olayda bireysel başvuru hakkını kötüye kullandığını düşündürecek hiçbir dayanak mevcut olmamakla birlikte, cezanın silinmesine ilişkin karar, özünde dahi olsa, ilgili tarafından ileri sürülen sözleşme haklarının ihlalinin kabulü veya düzeltici tedbir olarak değerlendirilemez. Bu nedenle Hükümet tarafından ileri sürülen ilk iki itiraz reddedilmelidir.
11. İç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itiraz ile ilgili olarak Mahkeme, emsal bir davada, HSYK tarafından verilen karara karşı kullanılan itiraz yolunun, Sözleşme’nin 13. maddesi uyarınca “etkili” bir başvuru yolu olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Bu karara varmak için, mevcut davada başvuranın itirazı kapsamında değerlendirme yapan HSYK üyelerinin, itiraz edilen cezayı verenlerle ister istemez aynı kişiler oluşunu dikkate almıştır (Özpınar /Türkiye, no. 20999/04, §§ 82-88, 19 Ekim 2010). Bu sonuç, ihtilaf konusu disiplin cezasına ilişkin yeniden inceleme talebinin, bu cezayı veren merciye yapılmış olması sebebiyle mevcut davada evleviyetle (a fortiori) geçerlidir. Bundan dolayı, Hükümetin bu itirazı kabul edilemezdir; zira başvuran, kendisini itiraz edilen cezaya çarptıran merciye yeniden inceleme başvurusunda bulunmamaktan dolayı eleştirilemez.
12. Son olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin hukuk yönünün disiplin yargılamasına uygulanabilirliği ile ilgili olarak Mahkeme, Eminağaoğlu davasında (yukarıda anılan karar, §§ 58-81) bu hükmün, Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya kararında ([BD], no. 63235/00, § 62, AİHM 2007‑II) belirtilen ikinci koşul bakımından söz konusu disiplin yargılamasına uygulanabilir olduğu sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Aynı sonuç mevcut davada da geçerlidir.
13. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin Sözleşme’nin 35. maddesinde belirtilen başka bir gerekçeden ötürü açıkça dayanaktan yoksun ve kabul edilemez olmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
Mahkemeye Erişim Bağlamındaki Şikâyet Hakkında14. Mahkemeye erişim olmaması bağlamındaki şikâyetle ilgili olarak Mahkeme, Türkiye’de hâkim ve savcılarla ilgili disiplin davaları bağlamında mahkemeye erişim hakkına ilişkin yerleşik içtihadına atıfta bulunmaktadır (yukarıda anılan Eminağaoğlu kararı, §§ 89-91).
15. Bu kararda Mahkeme, bir yandan, mevcut davada başvurana disiplin cezası vermiş olan HSYK İkinci Dairesinin ve HSYK Genel Kurulunun, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında “mahkeme” olarak değerlendirilemeyeceğine, diğer yandan, bu merciler önünde yürütülen yargılamanın, esasen yazılı olarak gerçekleştiği ve ilgili hâkime çok az güvence sunması sebebiyle, bu hükümle öngörülen usuli gereklilikleri karşılayacak nitelikte olmadığına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, söz konusu merciler tarafından verilen kararların, sadece ilkesel gerekçeler içerdiği ve heyeti bu şekilde karar vermeye sevk eden nedenler hakkında herhangi bir açıklama içermediğini, yalnızca basit bir muhakeme içerdiğini de gözlemlemiştir (yukarıda anılan Eminağaoğlu kararı, §§ 95-105). Mahkeme somut olayda, önceki sonuçlarından sapmaya yol açabilecek herhangi bir neden görmemektedir. Bu nedenle, yetkili disiplin merci tarafından başvurana verilen cezanın adli görevleri yerine getiren başka bir organ veya olağan bir mahkeme tarafından incelenmemiş olması sebebiyle, davalı Devlet, ilgili kişinin ileri sürebileceği mahkemeye erişim hakkının özünü ihlal etmiştir.
16. Dolayısıyla, başvuranın davasının bir mahkeme tarafından incelenmesi hakkına müdahale nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.
Sözleşme’nin 6. Maddesinin 1. Fıkrası Bağlamındaki Diğer Şikâyetler Hakkında17. Başvuran, HSYK önünde ihtilaf konusu disiplin cezasıyla ilgili olarak yürütülen yargılamanın, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan bağımsızlık ve tarafsızlık gereklilikleriyle uyumlu olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca, davasında verilen kararların gerekçesiz olduğundan da yakınmaktadır. Başvuran son olarak, söz konusu disiplin yargılamasının süresinden şikâyet etmektedir.
18. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmektedir.
19. HSYK önündeki yargılamanın adilliği bağlamındaki diğer şikâyetlerle ilgili olarak Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ilişkin davalarda, bağımsız ve tarafsız olmayışı tespit edilmiş bir mahkemenin, kendi yetki alanına tabi kişilere adil yargılanmayı hiçbir şekilde taahhüt edemeyeceğine karar verdiğini hatırlatmaktadır (Yeltepe/Türkiye, no. 24087/07, § 33, 14 Mart 2017). Benzer değerlendirmeler mevcut davada da geçerlidir. Bundan dolayı, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının gereklerini karşılamayan bir ulusal merci, kendi yetki alanına tabi kişilerin adil yargılanmasını hiçbir şekilde taahhüt edemez. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında ve yukarıda vardığı 6. maddenin 1. fıkrasının ihlali tespitini göz önünde bulunduran Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamındaki diğer şikâyetleri ayrı olarak incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmaktadır (bk. bu anlamda, yukarıda anılan Eminağaoğlu kararı, § 108; bk. aynı zamanda, yukarıda anılan Yeltepe kararı, § 33, burada yapılan atıflarla birlikte).
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
20. Başvuran adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamındaki şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna;Mahkemeye erişim hakkı ile ilgili olarak Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamında ifade edilen diğer şikâyetleri ayrı olarak incelemeye gerek olmadığına karar vermiştir.İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 17 Ocak 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan