AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇALAN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 53658/07, 19227/08, 35095/08, 42613/08, 56044/08, 59545/08, 57/09, 226/09, 6773/09, 6841/09, 6844/09, 7726/09, 7730/09, 7735/09, 8015/09, 10097/09, 28604/09, 36876/09 ve 39115/09)
KARAR
STRAZBURG
14 Nisan 2015
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Çalan ve diğerleri / Türkiye Davasında,
Başkan
Nebojša Vučinić,
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) heyeti, 24 Mart 2015 tarihinde gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (53658/07, 19227/08, 35095/08, 42613/08, 56044/08, 59545/08, 57/09, 226/09, 6773/09, 6841/09, 6844/09, 7726/09, 7730/09, 7735/09, 8015/09, 10097/09, 28604/09, 36876/09 ve 39115/09 ) davaların temelinde, Mehmet Çelebi Çalan, Lütfi Yoldaş, Fermani Çetin, Sakɪp Hazman, Mehmet Faruk Aydɪn, Nidai Tezer, Hüseyin Ayyɪldɪz, İdris Calɪşkan, Abdurrahman Yɪldɪrɪm, Ramazan Kɪran, Nedim Özalp, Abdulhakim Özdemir, Cuma Özkan, Ali Koç, Metin Atmɪş, Mustafa Geylan, Ali Murat Çelik, Tevfik Miho ve Yaşar Aslan isimli on dokuz T.C. vatandaşının ( ’’başvuranlar’’), sırasıyla 15 Kasım 2007 (başvuru no. 53658/07), 22 Şubat 2008 (başvuru no. 19227/08), 15 Temmuz 2008 (başvuru no. 35095/08), 4 Ağustos 2008 (başvuru no. 42613/08), 21 Ekim 2008 (başvuru no. 57/09), 23 Ekim 2008 (başvuru no. 56044/08), 21 Kasım 2008 (başvuru no. 59545/08, 6773/09 ve 6844/09), 17 Kasım 2008 (başvuru no. 226/09), 9 Ocak 2009 (başvuru no. 6841/09), 7 Ekim 2008 (başvuru no. 7726/09, 7730/09 ve 7735/09), 25 Kasım 2008 (başvuru no. 8015/09), 6 Şubat 2009 (başvuru no. 10097/09), 27 Nisan 2009 (başvuru no. 28604/09), 4 Mayıs 2009 (başvuru no. 36876/09) ve 10 Temmuz 2009 (başvuru no. 39115/09) tarihlerinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (‘‘Sözleşme’’) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuru bulunmaktadır. Bazı başvuranlar, Mahkeme önünde, sırasıyla Ankara, Diyarbakır, İstanbul, İstanbul ve Şanlıurfa Barosu’na bağlı Avukat Murat Vargün (başvuru no. 59545/09, 226/09, 6773/09, 6844/09, 28604/09, 36876/09 ve 39115/09), Avukat Muharrem Şahin (başvuru no. 7726/09, 7730/09 ve 7735/09), Avukat Fɪrat Aydɪnkaya (başvuru no. 56044/08), Avukat İnan Akmeşe (başvuru no. 19227/08) ve Avukat Necati Cevirci (başvuru no.42613/08) tarafından temsil edilmektedirler.
2. Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlar, özellikle haberleşme haklarının ihlaline (Sözleşme’nin 8. maddesi) maruz kaldıklarını ve adil yargılanma hakkından (Sözleşme’nin 6. maddesi) faydalanamadıklarını iddia etmişlerdir. Başvuranlar ayrıca, Sözleşme’nin 1, 3, 7, 9, 10, 13, 14 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.
4. Başvurular, Hükümete, 19 Mayıs 2009 ile 26 Şubat 2013 tarihleri arasında tebliğ edilmiştir.
OLAY
I. DAVANIN KOŞULLARI
A. Mehmet Çelebi Çalan (Başvuru No. 53658/07)
5. Başvuran, 1967 doğumlu olup, başvurunun sunulduğu tarihte, başvuran Ankara F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
6. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, başvuranın bir başkasına gönderilmek üzere Kürtçe yazdığı bir mektubu, cezaevinde tercüme edebilecek ve dolayısıyla içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını denetleyebilecek yetkili bir personel bulunmadığı gerekçesiyle, bazı paragrafların üzerini karalayarak göndermeye 5 Eylül 2007 tarihinde karar vermiştir.
7. Bolu İnfaz Hâkimliği, başvuran tarafından sunulan itirazı, cezaevi idaresinin uygulamasının usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, 18 Eylül 2007 tarihinde reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, özellikle mektubun Türkçe dışında bir dilde yazılmış olduğunu ve mektubun içeriğini anlamanın 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen şartlara göre mümkün olmadığını belirtmiştir.
8. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Ekim 2007 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, başvuranın itirazını reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, mektubun Türkçe yazılmamış olduğunu ve cezaevinde tercümeyi gerçekleştirmek için yetkili bir personelinin bulunmadığını tespit ettikten sonra, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna uygun olduğu kanaatine varmıştır.
B. Lütfi Yoldaş (Başvuru No. 19227/08)
9. Başvuran, 1982 doğumlu olup, başvurunun sunulduğu tarihte, Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
10. Tekirdağ F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 21 Eylül 2007 tarihinde, başvuranın Kürtçe yazmış olduğu bir mektubun, ancak başvuran tarafından yeminli bir mütercime tercüme ettirildikten ve disiplin kurulu tarafından içeriğinin ‘‘tedirgin edici olmadığı’’ kanısına varıldıktan sonra gönderilebileceği gerekçesiyle, gönderilmesini reddetmiştir.
11. Tekirdağ İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 6 Kasım 2007 tarihinde reddetmiştir. Tekirdağ İnfaz Hâkimliği, tercüme işlemine ilişkin masrafların ödenmesi için cezaevi yönetimine hiçbir yasal sorumluluğun yüklenemeyeceğinin altını çizmiş ve ilgilinin tercüme masraflarını üstlenmeyi reddetiğini kaydetmiştir.
12. Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Kasım 2007 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, cezaevi idaresinin uygulamasının usule ve kanuna uygunluğunu onaylayarak başvuranın itirazını reddetmiştir.
C. Fermani Çetin (Başvuru No. 35095/08)
13. Başvuran, 1972 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
14. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 14 Mayıs 2008 tarihinde, başvuran tarafından yazılan Kürtçe bir mektubun gönderilmesini reddetmiştir. Dolayısıyla disiplin kurulu, mektubun kendi bünyesinde tercüme edilmesi için yetkili personel bulunmaması sebebiyle, içeriğinin anlaşılamayacağının ve dolayısıyla içeriğin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmayacağının altını çizmiştir.
15. Bolu İnfaz Hâkimliği, 28 Mayıs 2008 tarihinde, başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, haberleşme özgürlüğüne saygı hakkı güvence altına alınmış olsa bile, bu hakkın sınırsız olmadığını ve mevcut durumda mektubun içeriğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğini anlamanın mümkün olmadığını gözlemlemiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, cezaevi kurumunda Türkçe’den başka bir dilde yazılmış olan mektubun tercümesini yapmak için yetkili bir personel bulunmadığının altını çizmiştir.
16. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Haziran 2008 tarihinde, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
D. Sakɪp Hazman (Başvuru No. 42613/08)
17. Başvuran 1965 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
18. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 26 Mayıs 2008 tarihinde, başvuran tarafından yazılan Kürtçe bir mektubun gönderilmesini reddetmiştir. Disiplin kurulu, mektubun kendi bünyesinde tercüme edilebilmesi için yetkili bir personel bulunmaması sebebiyle, içeriğinin anlaşılamayacağının ve dolayısıyla bu içeriğin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmayacağının altını çizmiştir.
19. Bolu İnfaz Hâkimliği, 9 Haziran 2008 tarihinde, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, söz konusu mektubun Latin Alfabesi’nde kullanılan harflerden başka harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevi bünyesinde tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili personelin bulunmadığını ve dolaysıyla mektubun içerğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğinin anlaşılmadığını gözlemlemektedir.
20. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Temmuz 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna aykırı olmadığı gerekçesiyle başvuranca yapılmış olan itirazı reddetmiştir.
E. Mehmet Faruk Aydɪn (Başvuru No. 56044/08)
21. Başvuran, 1973 doğumlu olup, başvurunun sunulduğu tarihte Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
22. Tekirdağ F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 23 Haziran 2008 tarihinde, başvuranın bir başka kişiye göndermek üzere Kürtçe yazdığı bir mektubun, cezaevinde bu mektubu tercüme edebilecek yetkili bir personel bulunmadığı ve dolayısıyla içeriğinin anlaşılamayacağı gerekçesiyle, gönderilmesini reddetmiştir.
23. Tekirdağ İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 7 Ağustos 2008 tarihinde reddetmiştir.
24. Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna aykırı olmadığı kanısına vararak başvuran tarafından yapılan itirazı 26 Ağustos 2008 tarihinde reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, cezaevi makamlarının aldığı bu tedbirin Kürtçe’nin yasaklanması olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizmiştir. Mahkemeye göre, cezaevi yönetimi tarafından anlaşılamayan Kürtçe ifadelere başvurulması, başvuran tarafından yazışmasının denetimden geçmesini tamamen engellemek için yapılan bir girişim olarak değerlendirilmiştir.
F. Nidai Tezer (Başvuru No. 59545/08)
25. Başvuran 1973 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
26. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 2 Nisan 2008 tarihinde, başvuran tarafından yazılan Kürtçe bir mektubun, cezaevi bünyesinde tercüme edilmesi için yetkili personel bulunmaması sebebiyle, içeriğinin anlaşılamayacağı ve dolayısıyla bu içeriğin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmayacağı gerekçesiyle, gönderilmesini reddetmiştir.
27. Bolu İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu kanaatine vararak başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 21 Mayıs 2008 tarihinde reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, söz konusu mektubun Latin Alfabesi’nde kullanılan harflerden başka harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevi bünyesinde tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili bir personelin bulunmadığını ve dolaysıyla mektubun içerğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğinin anlaşılmadığını gözlemlemektedir.
28. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna aykırı olmadığı kanaatine varmış ve başvuranın itirazını 11 Haziran 2008 tarihinde reddetmiştir.
G. Hüseyin Ayyɪldɪz (Başvuru No. 57/09)
29. Başvuran 1966 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
30. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 2 Nisan 2008 tarihinde, başvuran tarafından Kürtçe yazılmış bir mektubun, cezaevinde bu mektubu tercüme edebilecek yetkili bir personel bulunmadığı ve içeriğinin anlaşılamaması, dolayısıyla içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, gönderilmemesine karar vermiştir.
31. Bolu İnfaz Hâkimliği, 20 Mayıs 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının hukuka uygun olduğu kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, söz konusu mektubun Latin Alfabesi’nde kullanılan harflerden başka harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevi bünyasinde tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili bir personelin bulunmadığını ve dolaysıyla mektubun içerğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğinin anlaşılmadığını gözlemlemektedir.
32. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, infaz hâkimliğinin kararından herhangi bir hukuka uygunsuzluk bulunmadığı gerekçesiyle, başvuran tarafından yapılan itirazı 9 Haziran 2008 tarihinde reddetmiştir.
H. İdris Çalɪşkan (Başvuru No. 226/09)
33. Başvuran 1973 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
34. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 20 Mayıs 2008 tarihinde, başvuran tarafından Kürtçe yazılmış bir mektubu, cezaevinde bu mektubu tercüme edebilecek yetkili bir personel bulunmadığı ve içeriğinin anlaşılamaması, dolayısıyla içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, gönderilmemesine karar vermiştir.
35. Bolu İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 3 Haziran 2008 tarihinde reddetmiştir. Bolu İnfaz Hâkimliği, söz konusu yazışmanın Latin Alfabesinde bulunanlar haricinde harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevinde bu mektubun çevirisini yapabilecek yetkili bir personelin bulunmadığının ve dolayısıyla mektubun içeriğinin 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğini anlamanın mümkün olmadığının altını çizmiştir.
36. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Haziran 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliğinin kararında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
I. Abdurrahman Yɪldɪrɪm (Başvuru No. 6773/09)
37. Başvuran, 1974 doğumlu olup, başvurunun sunulduğu tarihte Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
38. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 12 Mayıs 2008 tarihinde, başvuranın Kürtçe yazmış olduğu bir mektubunun gönderilmesini reddetmiştir. Disiplin kurulu, cezaevi bünyesinde mektubu tercüme edebilecek yetkili personel bulunmaması sebebiyle, mektubun içeriğinin anlaşılamayacağının ve dolayısıyla içeriğin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığının altını çizmiştir.
39. Bolu İnfaz Hâkimliği, 29 Mayıs 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir. İnfaz hâkimliği, söz konusu yazışmanın Latin Alfabesi’nde kullanılan harflerden başka harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevi bünyesinde tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili personelin bulunmadığını ve dolaysıyla mektubun içerğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğinin anlaşılmadığını gözlemlemektedir.
40. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Haziran 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliğinin verdiği kararın kanuna aykırı olmadığı kanaatine varmış ve başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
J. Ramazan Kɪran (Başvuru No. 6841/09)
41. Başvuran, 1966 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte Erzurum H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
42. Erzurum H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 24 Ekim 2008 tarihinde başvuran tarafından Kürtçe yazılmış olan bir mektubun gönderilmesini reddetmiştir. Disiplin kurulu sonuç olarak, mektubun içeriğinin anlaşılabilmesi için, başvuran tercüme masraflarını karşılayana kadar, mektubu saklamaya karar vermiştir.
43. Erzurum İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 5 Kasım 2008 tarihinde reddetmiştir.
44. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliğinin verdiği kararın kanuna aykırı olmadığı gerekçesiyle başvuran tarafından yapılan itirazı 18 Kasım 2008 tarihinde reddetmiştir.
K. Nedim Özalp (Başvuru No. 6844/09)
45. Başvuran, 1963 doğumlu olup, başvurusunun yapıldığı sırada Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
46. Bolu F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 14 Mayıs 2008 tarihinde, başvuran tarafından Kürtçe yazılmış bir mektubun, cezaevinde bu mektubu tercüme edebilecek yetkili bir personel bulunmaması sebebiyle içeriğinin anlaşılamaması ve dolayısıyla içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığını anlamanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, gönderilmemesine karar vermiştir.
47. Bolu İnfaz Hâkimliği, 28 Mayıs 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu kanaatine vararak başvuranın ileri sürdüğü itirazı reddetmiştir. İnfaz hâkimliği, söz konusu yazışmanın Latin Alfabesi’nde kullanılan harflerden başka harfler içerdiğinin tespit edilmesinin ardından, cezaevi bünyesinde tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili personelin bulunmadığını ve dolaysıyla mektubun içeriğinin, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen kısıtlamalara riayet edip etmediğinin anlaşılmadığını gözlemlemektedir.
48. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna aykırı olmadığı kanaatine varmış ve başvuranın itirazını 25 Haziran 2008 tarihinde reddetmiştir.
L. Abdulhakim Özdemir (Başvuru No. 7726/09)
49. Başvuran, 1975 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı sırada, Gaziantep H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
50. Gaziantep H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 26 Mart 2008 tarihinde, başvuranın yazmış olduğu bir mektubu, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrası ve İçtüzüğün 91. maddesinin 3. fıkrası gereğince, mektubun içeriğinin tedirgin edici olduğu gerekçesiyle, başvurana geri göndermeye karar vermiştir. Disiplin kurulu, başvuranın, mektubunu yeminli bir tercümana tercüme ettirmesi ve tercüme masraflarını üstlenmesi durumunda, mektubunun gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
51. Gaziantep İnfaz Hâkimliği, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvuran tarafından ileri sürülen itirazı 10 Nisan 2008 tarihinde reddetmiştir.
52. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararda herhangi bir hukuka uygunsuzluk bulunmadığı kanaatine varmış ve başvuranın itirazını 1 Mayıs 2008 tarihinde reddetmiştir.
M. Cuma Özkan (Başvuru No. 7730/09)
53. Başvuran 1966 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı sırada Gaziantep H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
54. Gaziantep H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 26 Mart 2008 tarihinde, başvuranın yazmış olduğu bir mektubu, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrası ve İçtüzüğün 91. maddesinin 3. fıkrası gereğince mektubun içeriğinin tedirgin edici olduğu gerekçesiyle, başvurana geri göndermeye karar vermiştir. Disiplin kurulu, başvuranın, mektubunu yeminli bir tercümana tercüme ettirmesi ve tercüme masraflarını üstlenmesi durumunda, mektubunun gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
55. Gaziantep İnfaz Hâkimliği, 10 Nisan 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
56. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın herhangi bir yönden hukuka uygunsuzluğu bulunmadığı kanaatine varmış ve başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
N. Ali Koç (Başvuru No. 7735/09)
57. Başvuran, 1971 doğumlu olup, tutuklandığı sırada Gaziantep H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
58. Gaziantep H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 26 Mart 2008 tarihinde, başvuranın yazmış olduğu bir mektubu, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrası ve İçtüzüğün 91. maddesinin 3. fıkrası gereğince, mektubun içeriğinin tedirgin edici olduğu gerekçesiyle, başvurana geri göndermeye karar vermiştir. Disiplin kurulu, başvuranın, mektubunu yeminli bir tercümana tercüme ettirmesi ve tercüme masraflarını üstlenmesi durumunda, mektubunun gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
59. Gaziantep İnfaz Hâkimliği, 10 Nisan 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
60. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Mayıs 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliğinin kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.
O. Metin Atmɪş (Başvuru No. 8015/09)
61. Başvuran, 1976 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı tarihte, Erzurum H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
62. Erzurum H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 10 Ekim 2008 tarihinde başvuran tarafından Kürtçe yazılmış bir mektubun gönderilmesini reddetmiştir. Disiplin kurulu, tercümeyi gerçekleştirebilecek yetkili bir personelin bulunmaması sebebiyle, mektubun, ancak başvuranın tercüme masraflarını üstlenemesi şartıyla yeminli bir mütercim tarafından tercüme edilmesi ve içeriğinin incelenmesinin ardından, ‘‘tedirgin edici’’ nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda, gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
63. Erzurum İnfaz Hâkimliği, 21 Ekim 2008 tarihinde, cezaevi idaresinin uygulamasının kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuranın ileri sürdüğü itirazı reddetmiştir.
64. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın ne usule ne de kanuna aykırı olmadığı gerekçesiyle, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
P. Mustafa Geylan (Başvuru No. 10097/09)
65. Başvuran, 1969 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı sırada Erzurum H Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
66. Erzurum H Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 10 Ekim 2008 tarihinde, başvuran tarafından Kürtçe yazılmış bir mektubun gönderilmesini reddetmiştir. Disiplin kurulu, mektubun, tercümesini gerçekleştirebilecek yetkili bir personelin bulunmaması sebebiyle, ancak başvuranın masraflarını üstlenemesi şartıyla yeminli bir mütercim tarafından tercüme edilmesi ve içeriğinin incelenmesinin ardından, ‘‘tedirgin edici’’ nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
67. Erzurum İnfaz Hâkimliği, 21 Ekim 2008 tarihinde, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
68. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2008 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna aykırı olmadığı gerekçesiyle, bu karara karşı başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.
R. Ali Murat Çelik (Başvuru No. 28604/09)
69. Başvuran, 1968 doğumlu olup, başvurunun sunulduğu sırada, Ankara F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
70. Ankara F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 30 Aralık 2008 tarihinde, başvuran tarafından Türkçe dışında başka bir dilde yazılan bir mektubu, başvuranın tercüme edilmesini reddetmesi sebebiyle imha etmeye karar vermiştir.
71. Ankara İnfaz Hâkimliği, 29 Aralık 2008 tarihinde, tercümesini yapabilecek yetkili bir personelin bulunmaması sebebiyle, mektubun, ancak başvuranın masraflarını üstlenemesi şartıyla yeminli bir mütercim tarafından tercüme edilmesi ve içeriğinin incelenmesinin ardından, ‘‘tedirgin edici’’ nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda gönderilebileceğinin altını çizmiştir.
72. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Ocak 2009 tarihinde, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kendisine sunulan unsurlara dayanarak, başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.
S. Tevfik Miho (Başvuru No. 36876/09)
73. Başvuran, 1973 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı sırada Ankara F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
74. Cezaevi Disiplin Kurulu, 17 Aralık 2008 tarihinde, başvuranın annesine yollamak üzere Kürtçe yazdığı mektubunun tercüme masraflarını kendisinin üstlenmemesi ve mektubun içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığının anlaşılamaması durumunda gönderilemeyeceğine dair başvuranı bilgilendirmiştir. Disiplin kurulu, bu türden bir tercümenin yapılması için yetkili bir personeli bulunmadığının altını çizmiştir.
75. Ankara İnfaz Hâkimliği, 11 Şubat 2009 tarihinde, ihtilaf konusu mektubun tercüme masraflarını ilgilinin üstlenmemesi ve mektubun içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığının anlaşılamaması durumunda gönderilemeyeceği kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
76. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Şubat 2009 tarihinde, kendisine sunulan unsurlara dayanarak, infaz hâkimliği tarafından verilen kararın kanuna uygun olduğu kanaatine varmış ve başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
T. Yaşar Aslan (Başvuru No. 39115/09)
77. Başvuran, 1973 doğumlu olup, başvurunun yapıldığı sırada Ankara F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
78. Ankara F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, 24 Aralık 2008 tarihinde, Kürtçe yazmış olduğu mektubun, tercüme masraflarını başvuranın üstlenmesi ve mektubun içeriğinin ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığının anlaşılması durumunda gönderilebileceğine dair başvuranı bilgilendirmiştir.
79. Ankara İnfaz Hâkimliği, 6 Ocak 2009 tarihinde, ihtilaf konusu mektubun tercüme masraflarını başvuranın üstlenmesi ve mektubun içeriğinin incelenmasinin ardından, ‘‘tedirgin edici’’ olup olmadığının anlaşılması durumunda, gönderilebileceği kanaatine vararak, başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
80. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Ocak 2009 tarihinde, infaz hâkimliği tarafından verilen kararda, herhangi bir hukuka uygunsuzluk bulunmadığı gerekçesiyle başvuran tarafından ileri sürülen itirazı reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
81. İlgili iç hukuk ve uluslararası metinler için bk. Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye Kararı (No. 15672/08, 24462/08, 27559/08, 28302/08, 28312/08, 34823/08, 40738/08, 41124/08, 43197/08, 51938/08 ve 58170/08, §§ 30-34, 11 Ocak 2011).
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
82. Mahkeme, teşkil ettiği olay ve olgular ile esaslarına ilişkin konuların benzerlikleri dikkate aldığında, İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak, bu davaların birleştirilmelerinin gerekli olduğu kanaatine varmıştır.
II. SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
83. Başvuranlar, haberleşme haklarının ve/veya düşünce ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, Sözleşme’nin 8, 9 ve 10. maddelerini ileri sürmektedirler. Mahkeme, içtihatları ışığında (Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, no. 6289/02, § 33, 5 Aralık 2006 ve Nakçi/Türkiye, no. 25886/04, § 13, 30 Eylül 2008), bu şikâyetlerin sadece Sözleşme’nin 8. maddesi açısından incelenmeleri gerektiği kanaatindedir. Söz konusu hüküm aşağıdaki gibidir:
‘‘1. Herkes (...) haberleşme özgürlüğüne saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.’’
84. Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
85. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Diğer taraftan Mahkeme, şikâyetin herhangi bir kabul edilmezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi uygundur.
B. Esas Hakkında
86. Hükümet, Mahkeme’ye farklı tarihlerde, yani 16 Kasım 2009 ve 12 Ocak 2012 tarihlerinde sunmuş olduğu görüşlerinde, özellikle mektupların gönderilmesinin reddedilmesinin, ihtilaf konusu mektupların içeriğine bağlı olduğunda, başvuranların haberleşme hakkına müdahalede bulunulmadığını ileri sürmektedir. Hükümet, Mahkeme’nin müdahalenin bulunduğu kanaatine vardığı varsayıldığında, bu durumun Sözleşme’nin 8. maddesinin 2. paragrafı bakımından kanıtlanmış olması gerektiği kanısındadır. Hükümete göre, aslında düzenin bozulmasını ve suçu önleme gibi meşru bir amaç taşıyan bir müdahale, kanunla öngörülmüştür ve demokratik bir toplumda mümkündür. Hükümet, özellikle ilgililer tarafından Türkçe haricinde başka bir dilde gönderilen veya alınan mektupların, 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, içeriklerinin tedirgin edici bir nitelik teşkil edip etmediklerinin belirlenmesi amacıyla, tercüme edilmeleri gerektiğinin altını çizmektedir. Hükümet diğer taraftan, Devlet’in tutukluların yazışmalarının tercüme masraflarını karşılamaya ilişkin herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını iddia etmektedir. Mahkeme, hükümetin, 35095/08 ve 59545/08 başvurularla ilgili olarak davaların kabul edilebilirliği ve esası hakkında hiçbir görüş bildirmediğini hatırlamaktadır.
87. Başvuranlar Yoldaş ve Aydɪn, haberleşme haklarına yapılan müdahalenin öngörülebilir olmadığını ve dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli olmadığını iddia etmektedirler. Başvuranlar bu bağlamda, mektuplarının Türkçe’ye tercüme edilmesine ilişkin masrafların ulusal makamlar tarafından üstlenilmemesi sebebiyle denetime tabi tutulamamasını eleştirmektedirler. Başvuranlara göre, bu uygulama, Türk kökenli olmayan tutukluların yazışmalarını engellemektedir. Diğer başvuranlar bu konu hakkında görüş bildirmemişlerdir.
88. Mahkeme, tutukluların Türkçe dışında başka bir dilde yazılan mektuplarına muamele şekillerini belirleyen hukuki çerçeveyle ilgili olarak, söz konusu mektupların değerlendirilmesinin, sadece, masrafları tutuklular tarafından ödenmesi koşuluyla tercüme edilmesi zorunluluğuna dayanan bir uygulama geliştiren cezaevinin takdirinde olduğunu kaydetmektedir. Bu durumda Mahkeme, ihtilaf konusu mektupların yazıldığı dilin anlaşılmaması ve cezaevleri bünyesinde tercüme yapabilecek yetkili personelin bulunmaması sebebiyle, söz konusu mektupların içeriğinin anlaşılamadığını ve dolayısıyla 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 3. fıkrası bakımından ‘‘tedirgin edici’’ nitelikte olup olmadıklarını anlamanın da mümkün olmadığını gözlemlemektedir.
89. Bu bağlamda Mahkeme, benzer olaylar ve şikayetler taşıyan davaları daha önce de incelediğini ve ihtilaf konusu müdahalenin ‘‘kanunla öngörülmediği’’ gerekçesiyle, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (bk. Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, no. 15672/08, 24462/08, 27559/08, 28302/08, 28312/08, 34823/08, 40738/08, 41124/08, 43197/08, 51938/08 ve 58170/08, §§ 59-62, 11 Ocak 2011). Mahkeme, Mehmet Nuri Özen ve diğerleri Kararında (daha önce anılan, §§ 59-60), Türkçe dışında başka bir dilde yazılmış tutuklu mektuplarının denetimi konusunda hukuki bir çerçeve bulunmamasına ilişkin olarak vardığı sonuçların, mevcut dava için de geçerli olduğu kanaatindedir.
90. Hükümetin, daha önce anılan Mehmet Nuri Özen ve diğerleri Davasında Mahkeme’nin vardığı sonuçtan başka bir sonuç çıkarılmasını sağlayacak herhangi bir olgu ve iddia sunmamış olması sebebiyle, Mahkeme, bu şikâyetle ilgili olarak, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
III. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
91. Başvuranlar, ulusal makamlar önünde görülen davanın hakkaniyetten yoksun olduğundan ve etkin bir başvuru yolundan faydalanamadıklarından şikâyet etmektedir. Başvuranlar bu bağlamda, Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerini ileri sürmektedirler, ayrıca Sözleşme’nin 1, 3, 7, 14 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğinden şikâyetçidirler.
92. Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesiyle ilgili olarak yaptığı ihlal tespiti bakımından (98. paragraf), mevcut başvuru tarafından ortaya konulan öncelikli hukuki sorunu incelediği kanaatine varmıştır. Mahkeme, davanın olaylarının tümünü dikkate aldığında, geri kalan şikâyetlerin kabul edilebilirliği ve esası hakkında ayrı ayrı karar vermenin artık gerekli olmadığı kanısındadır (Kamil Uzun/Türkiye, no. 37410/97, § 64, 10 Mayıs 2007 ve daha önce anılan Mehmet Nuri Özen ve diğerleri).
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
93. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir;
‘‘Şayet Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.’’
A. Tazminat
94. Başvuran Yoldaş (19227/08) maruz kaldığı manevi zarar karşılığında 5.000 avro (EUR) talep etmektedir.
Başvuran Çetin (35095/08) maruz kaldığı manevi zarar karşılığında 2.000 avro talep etmektedir.
Başvuran Hazman (42613/08) maruz kaldığı manevi zarar bağlamında 100.000 avro talep etmektedir.
Başvuran Aydɪn (56044/08) maruz kaldığı manevi zarar karşılığında 5.000 avro talep etmektedir.
Başvuran Ayyɪldɪz (57/09) maruz kaldığı maddi ve manevi zarar karşılığında 14.000 avro talep etmektedir.
95. Diğer taraftan başvuranlar Çalan, Tezer, Calɪşkan, Yɪldɪrɪm, Kɪran, Özalp, Özdemir, Özkan, Koç, Atmɪş, Geylan, Celik, Miho ve Aslan (başvuru no. 53658/07, 59545/08, 226/09, 6773/09, 6841/09, 6844/09, 7726/09, 7730/09, 7735/09, 8015/09, 10097/09, 28604/09, 36876/09 ve 39115/09) herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmamışlardır.
96. Hükümet, talep edilen miktarlara itiraz etmektedir.
97. Mahkeme, başvuran Ayyıldız tarafından iddia edilen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında nedensellik bağı bulunmadığı kanaatindedir ve bu talebin maddi zarara ilişkin kısmını reddetmektedir.
98. Diğer taraftan Mahkeme, başvuranlar Yoldaş, Çetin, Hazman, Aydɪn ve Ayyɪldɪz’ın her birine, manevi zarar bağlamında 300 avro ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bk. benzer bir yaklaşım için, Akar/Türkiye, no. 28505/04; § 21, 21 Haziran 2011, Tur/Türkiye, no. 13692/03, § 30, 11 Haziran 2013; Nusret Kaya ve diğerleri/Türkiye, no. 43750/06, 43752/06, 32054/08, 37753/08 ve 60915/08, § 94, AİHM 2014 (özetler)).
99. Mahkeme buna karşın, herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmayan başvuranlar Çalan, Tezer, Calɪşkan, Yɪldɪrɪm, Kɪran, Özalp, Özdemir, Özkan, Koç, Atmɪş, Geylan, Celik, Miho ve Aslan’a bu bağlamda tazminat ödenmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir.
B. Masraf ve Harcamalar
100. Başvuranlar Çalan, Tezer, Çalɪşkan, Yɪldɪrɪm, Kɪran, Özalp, Özdemir, Özkan, Koç, Atmɪş, Geylan, Çelik, Miho ve Aslan (başvuru no. 53658/07, 59545/08, 226/09, 6773/09, 6841/09, 6844/09, 7726/09, 7730/09, 7735/09, 8015/09, 10097/09, 28604/09, 36876/09 ve 39115/09) masraf ve harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamaktadırlar.
101. Başvuran Yoldaş (19227/08), avukat ücreti karşılığında 2.950 Türk lirası (TRL), masraf ve harcamalar bağlamında 600 TRL talep etmiştir. Yoldaş, bu harcamasını kanıtlayıcı bir belge olarak, avukatlık ücretine ilişkin bir sözleşme sunmaktadır.
Başvuran Çetin (35095/08) masraf ve harcamaları için 2.000 avro talep etmektedir. İlgili, bu bağlamda herhangi bir kanıtlaycı belge sunmamıştır.
Başvuran Hazman (42613/08) masraf ve harcamalar için 20.000 avro talep etmiştir. İlgili, bu bağlamda herhangi bir kanıtlaycı belge sunmamıştır.
Başvuran Aydɪn (56044/08) avukat ücreti karşılığında 2.950 TRL, masraf ve harcamalar bağlamında 600 TRL talep etmiştir. İlgili, bu harcamasını kanıtlayıcı bir belge olarak, avukatlık ücretine ilişkin bir sözleşme sunmaktadır.
Başvuran Ayyɪldɪz (57/09) masraf ve harcamaları karşılığında 1.000 avro talep etmektedir. İlgili, bu bağlamda herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıştır.
102. Hükümet, talep edilen bu miktarlara itiraz etmektedir.
103. Mahkeme içtihadına göre, bir başvuranın, Mahkeme önünde yaptığı masraf ve harcamaların doğruluğunu, gerekliliğini ve oranlarının makul niteliğini ispatlaması halinde, söz konusu giderler başvurana iade edilebilmektedir.
104. Somut olayda, başvuranlar Çalan, Tezer, Çalɪşkan, Yɪldɪrɪm, Kɪran, Özalp, Özdemir, Özkan, Koç, Atmıs, Geylan, Çelik, Miho ve Aslan’ın masraf ve harcamaları karşılığında herhangi bir talepte bulunmamaları sebebiyle, Mahkeme, bu bağlamda tazminat ödemenin gerekli olmadığı kanaatindedir.
105. Diğer taraftan Mahkeme, başvuranlar Çetin, Hazman ve Ayyɪldɪz’ın taleplerini, gerekli kanıtlayıcı belgelerle destekleyememiş olmaları sebebiyle reddetmiştir.
106. Mahkeme, başvuranlar Yoldaş ve Aydɪn ile ilgili olarak, kendisine sunulan belgeleri ve içtihatlarını dikkate alarak, Mahkeme önündeki yargılama için 500 avro ödemenin makul olduğu ve bu miktarın, her bir başvurana ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
C. Gecikme Faizleri
107. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanması gerektiği sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Sözleşme’nin 8. maddesine ilişkin şikâyeti içeren başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
3. Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Sözleşme’ye ilişkin diğer şikâyetlerin kabul edileblirliği ve esası hakkında ayrı ayrı incelenmesinin gerekli olmadığına;
5. a) Davalı Devletin, aşağıda belirtilen tazminat miktarlarını, ödemenin yapıldığı tarihte geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek suratiyle, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranlara ödemesine:
i. Başvuranlar Lütfi Yoldaş, Fermani Çetin, Sakɪp Hazman, Mehmet Faruk Aydɪn ve Hüseyin Ayyɪldɪz’ın her birine, manevi zarar karşılığında, ortaya çıkabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 300 avro (üçyüz avro) ödenmesine;
ii. Başvuranlar Lütfi Yoldaş ve Mehmet Faruk Aydɪn tarafından yapılan masraf ve harcamalar karşılığında, ortaya çıkabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere her birine 500 avro (beşyüz avro) ödenmesine;
b) Söz konusu tazminat miktarlarına, belirtilen sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi faizi oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz oranının uygulanmasına;
6. Başvurunun geri kalan kısmı için sunulan adil tazmin taleplerinin reddedilmesine;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, 14 Nisan 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Abel Campos Nebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy