AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇELİK / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 25834/09)
KARAR
STRAZBURG
4 Eylül 2018
İşbu karar kesinleşmiş olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Çelik / Türkiye davasında,
Başkan
Ledi Bianku,
Hâkimler
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 3 Temmuz 2018 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, İzzet Çelik (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 27 Nisan 2009 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 25834/09) bulunmaktadır.
2. Başvuran, Şanlıurfa Barosuna bağlı avukatlar S. Gözkıran ve B. Benek tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Sözleşme’nin 6 ve 10. maddeleri kapsamındaki şikâyetler, 25 Ağustos 2014 tarihinde Hükümete bildirilmiş ve başvurunun geriye kalan kısmı Mahkeme İç Tüzüğü’nün 54 § 3 maddesi uyarınca kabul edilemez bulunmuştur.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, 1977 doğumlu olup, Şanlıurfa’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran, 17 Temmuz 2008 tarihinde, Halfeti (Şanlıurfa) Cumhuriyet Savcılığına aşağıdaki ifadelerin yer aldığı bir mektup göndermiştir:
“Eğer sayın olarak hitap etmek suç ise ben de Sayın Abdullah Öcalan diyorum ve bu suçu işleyip kendimi ihbar ediyorum.”
6. Cumhuriyet savcısı, 9 Ekim 2008 tarihinde, Halfeti Sulh Ceza Mahkemesine başvuran hakkında bir iddianame sunmuştur. İddianame kapsamında, başvuranın, söz konusu mektupta yer alan ifadeleri nedeniyle, 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 215. maddesi kapsamında tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunu işlediği belirtilmiştir.
7. Halfeti Sulh Ceza Mahkemesi, 29 Aralık 2008 tarihli nihai kararında, başvuranın, yukarıda belirtilen mektupta yer alan ifadeleri nedeniyle yasa dışı silahlı PKK örgütünün cezaevindeki liderini övme suçunu işlediği kanaatine vararak, iki ay on beş gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Söz konusu hapis cezası, Ceza Kanunu’nun 50. maddesi gereğince, 1.500 Türk lirası para cezasına dönüştürülmüştür.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
8. İlgili iç hukuka ilişkin tüm açıklamalar, Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve18 diğer başvuru numarası, §§ 12‑13, 1 Ekim 2013) ve Bayar ve Gürbüz/Türkiye (no. 37569/06, §§ 13‑14, 27 Kasım 2012) kararlarında yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
9. Başvuran, mektubunda PKK’nın cezaevinde bulunan liderinden bahsederken saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullandığı gerekçesiyle mahkûm edilmesinin, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkına haksız bir müdahale teşkil ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
10. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, söz konusu şikâyetin, başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
11. Başvuran, Ceza Kanunu’nun 215. maddesi uyarınca hakkında verilen mahkûmiyet kararının, Sözleşme kapsamındaki haklarının ihlaline neden olduğundan şikâyet etmiştir.
12. Mahkeme, ilk olarak, Hükümetin, Mahkemenin ilgili içtihadının farkında olduğunu belirterek esas hakkında görüşlerini sunmadığına dikkat çekmektedir.
13. Mahkeme hâlihazırda benzer bir şikâyeti Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 başvuru numarası, §§ 2638, 1 Ekim 2013) davasında incelemiş ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir sebep görmemektedir.
14. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, hakkında hükmedilen para cezasının miktarının temyiz başvurusunda bulunabilmek için gerekli asgari değere ulaşmadığı gerekçesiyle, mahkemeye erişim hakkının, yani hakkında verilen mahkûmiyet kararını temyize götürme hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
16. Hükümet, Mahkemenin içtihadının farkında olduğunu belirterek, esas hakkında herhangi bir görüş bildirmemiştir.
17. Mahkeme, daha önceki davalarda (bk. Bayar ve Gürbüz/Türkiye, no. 37569/06, §§ 40‑49, 27 Kasım 2012, ve yukarıda anılan Yalçınkaya ve Diğerleri, §§ 44-45) benzer şikâyetleri incelediğini ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini belirtmektedir. Bu tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
18. Dolayısıyla, Mahkeme, somut davada, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
19. Başvuran, maddi tazminat olarak 1.263 avro, manevi tazminat olarak 20.000 avro talep etmiştir.
20. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
21. Mahkeme, hükmedilen para cezasını dikkate alarak, maddi tazminat bakımından, başvurana bu başlık altında 275 avro ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme, manevi tazminat bakımından, başvuranın ihlal tespitiyle yeterince telafi edilemeyecek derecede manevi zarara uğradığını kabul etmektedir. Mahkeme, hakkaniyet temelinde bir değerlendirme yaparak ve davanın koşullarını dikkate alarak, başvurana bu başlık altında 2.500 avro ödenmesine hükmetmiştir (bk. yukarıda anılan Yalçınkaya ve Diğerleri, § 53).
B. Masraflar ve Giderler
22. Başvuran, yerel mahkemeler ve Mahkeme önündeki masraf ve giderleri için 400 avro talep etmiştir.
23. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Mahkeme, başvuranın masraf ve giderlerinin miktarını belirtmediğini ve bu konudaki taleplerini destekleyecek herhangi bir belge sunmadığını gözlemlemektedir. Bu nedenle, bu başlık altında herhangi bir miktara hükmetmemiştir.
C. Gecikme Faizi
24. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
4.
(a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere:
(i) Maddi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç 275 avro (ikiyüzyetmiş beş avro);
(i) Manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç 2.500 avro (ikibinbeşyüz avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 4 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy