AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇELİK / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 19840/21)
KARAR
STRAZBURG
15 Mayıs 2025
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şeklî değişikliklere tabi tutulabilir.
Çelik / Türkiye davasında,
Başkan
Gediminas Sagatys,
Hâkimler
Stéphane Pisani,
Juha Lavapuro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Viktoriya Maradudina’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
24 Nisan 2025 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“Mahkeme” veya “AİHM”) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme” veya “AİHS”) 34. maddesine uygun olarak 30 Mart 2021 tarihinde Türkiye aleyhine yapılmış olan bir başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuru Türk Hükümetine (“Hükümet”) iletilmiştir.
OLAYLAR
3. Başvuran ve başvuruyla ilgili bilgiler ekteki tabloda yer almaktadır.
4. Başvuran ceza yargılamalarının, özellikle Türk Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamaların aşırı uzun sürdüğünden şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA5. Başvuran, söz konusu yargılamalarının uzunluğunun “makul süre” koşuluyla bağdaşmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesini ileri sürmüştür.
6. Mahkeme öncelikle, Anayasa Mahkemesi yargılamalarının ilke olarak Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin kapsamı dışında olmadığını kaydeder (bk. Süßmann/Almanya, 16 Eylül 1996, §§ 39-42, Kararlar ve Hükümler Derlemeleri 1996‑IV; Gast ve Popp/Almanya, no. 29357/95, § 64, AİHM 2000-II; ve Tričković/Slovenya, no. 39914/98, §§ 36-41, 12 Haziran 2001). Bu durum, bu tür yargılamaların amacının, derece mahkemeleri önünde kişinin medeni hak ve yükümlülüklerinin veya cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların belirlenmesine ilişkin olarak yürütülen önceki yargılamalarda başvuranın temel haklarının ihlal edilip edilmediğini tespit etmek olması hâlinde geçerlidir (örneğin bk. Keszeli/Slovenya (no.2), no. 34200/06, § 22, 21 Aralık 2010; Çevikel/Türkiye, no. 23121/15, § 41, 23 Mayıs 2017; ve Siništaj/Karadağ [Komite], no. 31529/15, § 24, 23 Eylül 2021).
7. Mevcut davada başvuranın Türk Anayasa Mahkemesi önündeki şikâyeti, mahkûmiyetinin yasal dayanağına ve aleyhindeki ceza yargılamalarının adilliğine ilişkindir. Dolayısıyla, 6 § 1 maddesinin ceza boyutu kapsamında söz konusu yargılamalara uygulanabilir olduğu değerlendirilmektedir.
8. Mahkeme, yargılamaların uzunluğunun makul olup olmadığına dair değerlendirmenin davanın koşullarının yanı sıra, davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili makamların davranışları ve uyuşmazlıkta başvuran için neyin söz konusu olduğu ölçütleri dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini hatırlatır (bk. diğer birçok karar arasında, Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, § 67, AİHM 1999‑II, ve Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000‑VII).
9. Mahkeme hâlihazırda Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) öncü davasında, somut davadakilere benzer meseleler bakımından ihlal tespit etmiştir (bk. diğerlerinin yanı sıra, İshak Sağlam/Türkiye, no. 22963/08, §§ 34-38, 10 Temmuz 2018 ve Ruşen Bayar/Türkiye, no. 25253/08, §§ 91-98, 19 Şubat 2019).
10. Hükümetin 21 Temmuz 2016 ile 19 Temmuz 2018 tarihleri arasında yaklaşık iki yıl süren olağanüstü hâlin ilanına, Türk Anayasa Mahkemesinin artan iş yüküne, COVID-19 pandemisine ve emsal karar verilinceye dek yargılamaların bir yıl ertelenmesine ilişkin argümanları dâhil olmak üzere kendisine ibraz edilen tüm materyalleri inceleyen Mahkeme, ulusal düzeyde yargılamaların bir yargı mercii önünde toplamda sekiz yılı aşkın bir süre boyunca derdest olmasını haklı kılabilecek herhangi bir olgu veya argüman saptamamıştır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Şahin Alpay/Türkiye, no. 16538/17, § 75, 20 Mart 2018; Bieliński/Polonya, no. 48762/19, § 44, 21 Temmuz 2022; Q ve R/Slovenya, no. 19938/20, § 80, 8 Şubat 2022; ve Kavala/Türkiye, no. 28749/18, § 195, 10 Aralık 2019). Mahkeme konuya ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, mevcut davada yargılamaların uzunluğunun aşırı olduğu ve “makul süre” koşulunu karşılamadığı kanaatine varmıştır.
11. Dolayısıyla bu şikâyet kabul edilebilir olup, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlalini ortaya koymaktadır.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI12. Mahkeme, elindeki belgeleri ve içtihadını (özellikle bk. yukarıda anılan Ümmühan Kaplan) dikkate alarak, ekli tabloda belirtilen miktara hükmedilmesini makul görmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna; Bu başvurunun Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamalarının aşırı uzunluğuna ilişkin olarak Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlalini ortaya koyduğuna;(a) Davalı Devlet tarafından üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere başvurana ekli tabloda belirtilen miktarın ödenmesine; ve
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 15 Mayıs 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Viktoriya Maradudina Gediminas Sagatys
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Başkan
EK
Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetlere ilişkin başvuru
(Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamaların aşırı uzunluğu)
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum yılı
Yargılamaların başlangıç tarihi
Yargılamaların bitiş tarihi
Toplam süre
Yargı aşamaları
Anayasa Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat
Dosya numarası
Anayasa Mahkemesinin nihai kararı
Tarih
Maddi ve manevi tazminat olarak her bir başvurana ödenecek miktar
(avro cinsinden)[1]
19840/21
30.03.2021
Yücel ÇELİK
1989
03.09.2014
23.02.2023
8 yıl, 5 ay, 21 gün
1 dereceli yargı
0
2018/5126
23.02.2023
5.000
[1] Başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere.