Cengiz ve Diğerleri / Türkiye – 48226/10 ve 14027/11
1.12.2015tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Bir Ankara mahkemesi Mayıs 2008’de, YouTube web sitesindeki on sayfanın içeriğinin Atatürk’ün hatırasına hakaret yasağını ihlal ettiğini tespit ederek, web sitesinin tamamı hakkında erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Web sitesinin faal kullanıcıları olan başvuranlar söz konusu karara itiraz etmişlerdir. Başvuranların itirazı, soruşturmaya taraf olmadıkları ve dolayısıyla erişim engeline itiraz etme ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Mahkeme kararının dayandığı mevzuat, davaya konu olayların meydana gelmesinin ardından, sadece bahse konu içerik değil, internet sitesinin tamamı bakımından geniş kapsamlı bir erişimin engellenmesi kararı verilmesine imkân verecek şekilde değiştirilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 10: Başvuranlar, YouTube’un faal kullanıcıları olarak Mahkeme’ye başvuruda bulunmuşlardır. Başvuranlar özellikle, erişimin engellenmesi kararının akademik çalışmaları üzerindeki etkilerinden şikâyet etmiş ve söz konusu web sitesinin önemli özelliklerinin altını çizmişlerdir. Başvuranlar özellikle, YouTube hesapları aracılığıyla platformu sadece mesleki alanlarıyla ilgili videolara erişim sağlamak için değil, ayrıca faal bir şekilde söz konusu materyalleri indirmek ve paylaşmak için kullandıklarını belirtmişlerdir. Başvunlardan bazıları ayrıca, akademik faaliyetleriyle ilgili olarak kayıtlar yayınladıklarına dikkat çekmiştir. Ayrıca, YouTube sanat veya müzik eserleri yayınlamasının yanı sıra siyasi konuşmalar ve sosyal faaliyetler açısından da oldukça popüler bir platformdu. YouTube’da yayınlanan materyal, diğerlerinin yanı sıra, herkesin özellikle ilgi alanına girebilecek bilgiler içeriyordu. Erişimin engellenmesi kararı, başvuranların ilgi alanına giren ve başka yollarla kolaylıkla erişilemeyen belirli bilgileri içeren bir web sitesine erişimi engellemiştir. Web sitesi ayrıca başvuranlar için önemli bir iletişim kaynağı teşkil etmiştir. Ayrıca, YouTube kullanıcıların video gönderebildiği, izleyebildiği ve paylaşabildiği ve şüphesiz bilgi ve fikir alma ve yayma özgürlüğünün kullanılması için önemli bir araç olan bir video web sitesiydi. Özellikle, geleneksel medyada iletilmeyen siyasi bilgiler, vatandaş gazeteciliğinin ortaya çıkmasını teşvik eden YouTube aracılığıyla yayılmaktaydı. Bu açıdan platform özellikleri, erişilebilirlik düzeyi ve hepsinden önemlisi potansiyel etkisi bakımından benzersizdi ve ilgili tarihte platformun dengi mevcut değildi.
Sonuç olarak, her ne kadar YouTube’a erişimin engellenmesi kararıyla doğrudan hedef alınmamış olsalar da başvuranlar, erişimin engellenmesi kararının bilgi ve fikir alma ve yayma haklarını etkilediğini meşru olarak iddia edebilirlerdi. Yasal dayanak ne olursa olsun, bu tür bir tedbirin, internete erişimi etkilemesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla söz konusu tedbir, davalı Devletin 10. madde kapsamında sorumluluğunu devreye sokmuştur.
Müdahalenin hukuka uygunluğuna ilişkin olarak, söz konusu mevzuatın bir internet sitesinin barındırdığı web sayfalarından biri nedeniyle web sitesinin tamamına yönelik kapsamlı bir erişimin engellenmesi kararı verilmesine izin vermediğinin belirtilmesi gerekmiştir. Erişimin engellenmesi kararı ancak belirli bir yayınla ilgili olarak ve yayının içeriği nedeniyle mevzuatta öngörülen bir suç anlamına geldiğinden şüphelenmek için gerekçelerin mevcut olması halinde verilebilmekteydi. Sonuç olarak, mahkeme YouTube hakkında erişimin engellenmesi kararı verdiğinde, mahkemelere böyle bir yetki veren herhangi bir kanun hükmü mevcut değildi. Türkiye’de yurt dışı kaynaklı web siteleri için URL filtreleme teknolojisi bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, uygulamada, bir idari merci belirli bir içeriğe ilişkin yargı kararlarının uygulanması sırasında söz konusu web sitesinin tamamına erişimin engellenmesine karar vermekteydi. Yetkililerin büyük miktarda bilgiye erişimi engelleyen bu tür bir tedbirin kaçınılmaz olarak internet kullanıcılarının haklarını kayda değer ölçüde etkileyeceğini ve önemli ilave etkilerinin olacağını dikkate almaları gerekirdi. Dolayısıyla, erişimin engellenmesi kararı hukuka uygunluk koşulunu sağlamamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: İhlal tespiti tüm manevi zararlar bakımından adil tazmin teşkil etmiştir.
Madde 46: Mevcut davanın açılmasından sonra, söz konusu mevzuat değiştirilmiştir. Artık, hukuki koşulların yerine gelmesi halinde bir internet sitesinin tamamına erişim engellenebilmekteydi. Söz konusu değişiklikler mevcut davaya konu olaylar meydana geldikten sonra yapılmıştır. Mahkeme’nin görevi Türkiye’de ilgili veya mevcut tarihte internet sitelerine erişimin engellenmesine ilişkin kanun hükümlerinin Sözleşme’ye uygunluğu hakkında soyut olarak karar vermek değil, söz konusu hükümlerin mevcut davada başvuranların ifade özgürlüğü hakkı üzerindeki etkisini somut olarak incelemek olmuştur. Dolayısıyla, mevcut davanın koşulları içerisinde, başvuranların Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında verilmesini talep ettiği karar hakkında hüküm vermek gerekli olmamıştır.
(Ayrıca bk. Ahmet Yıldırım / Türkiye, 3111/10, 18 Aralık 2012, 158 sayılı Bilgi Notu, ve Yeni teknolojiler hakkında Tematik Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy