AVRUPA İNSAN HAKLAR MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇETİN VE GEDİK / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 29899/07 ve 33333/08)
KARAR
STRAZBURG
4 Eylül 2018
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Çetin ve Gedik/Türkiye davasında,
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
3 Temmuz 2018 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Fermani Çetin ve Soncan Gedik (“başvuranlar”) adlı iki Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uyarınca, sırasıyla 13 Haziran 2007 ve 10 Haziran 2008 tarihlerinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan iki başvuru (no. 29899/07 ve 33333/08) bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvurular, 22 Ağustos 2007 ve 10 Ekim 2008 tarihlerinde Hükümete bildirilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuranlar Türk vatandaşları olup, başvurularını sundukları zamanda kendilerinin hapis cezaları farklı kurumlarda infaz edilmekteydi.
5. Başvuranların isimleri ve doğum tarihleri ve ayrıca temsilcilerinin isimleri ekte yer almaktadır.
6. Başvuranlar tutuldukları cezaevlerinin disiplin kurullarının kararları ile cezaevi düzenini ihlal etmekten suçlu bulunmuşlardır. Başvuranlar Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük uyarınca, ilgili cezaevi disiplin kurullarının (bundan böyle “kurul” olarak anılacaktır) kararları ile sırasıyla 11 ila 12 gün hücreye koyma cezası almışlardır.
7. Akabinde infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri 4675 sayılı ve 16 Mayıs 2001 tarihli İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca başvuranların itirazlarını kendilerini veya avukatlarını dinlemeksizin dosya üzerinden reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
8. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar Gülmez/Türkiye (no. 16330/02, §§ 13-15, 20 Mayıs 2008); Aydemir ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010); Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 başvuru, §§ 12-13, 1 Ekim 2013); Çetin/Türkiye ((k.k.), no. 47768/09, §§ 7-15, 14 Haziran 2016); ve Güngör/Türkiye ((k.k.), no. 14486/09, §§ 12–16, 4 Temmuz 2017) kararlarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
9. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
10. Başvuranlar PKK’nın tutuklu liderine atıfta bulunurken saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullandıkları gerekçesiyle kendilerine verilen disiplin cezasının Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü haklarına haksız bir müdahale teşkil ettiğinden şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar aynı olaylar temelinde ayrıca Sözleşme’nin 9. maddesini ileri sürmüşlerdir. Mahkeme, bu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında incelemiştir.
11. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
12. Mahkeme, başvuruların, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca, Mahkeme başvuruların kabul edilemez olduğuna dair başka herhangi bir gerekçe de bulunmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, başvuruların kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
13. Başvuranlar Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük uyarınca haklarında uygulanan disiplin yaptırımlarının Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiğinden şikâyet etmişlerdir.
14. Mahkeme hâlihazırda benzer bir şikâyeti Yalçınkaya ve Diğerleri/Türkiye (no. 25764/09 ve diğer 18 başvuru, §§ 26-38, 1 Ekim 2013) davasında incelemiş ve Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Mevcut başvuruları da incelemiş olan Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir durum görmemektedir.
15. Mahkeme, yukarıdaki hususları göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
I. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuranlar ayrıca Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, yerel mahkemelerin disiplin işlemlerini değerlendirirken duruşma gerçekleştirmeksizin dosya üzerinden karar verdiğinden şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar kendilerini bizzat veya bir avukatın yardımı aracılığıyla savunma haklarından mahrum bırakıldıklarını iddia etmişlerdir. Başvuran ayrıca, 33333/08 no’lu başvurudakilerle aynı olaylar temelinde Sözleşme’nin 7 ve 14. maddelerini ileri sürmüştür. Mahkeme, bu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında incelemiştir.
17. Hükümet iç hukukta yapılan değişikliğe atıfta bulunarak, Mahkemeden başvuruların bu kısmını iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmesini talep etmiştir.
18. Mahkeme, 6008 sayılı Kanun ile İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinde, önceden disiplin suçları isnat edilmiş olan mahpusların kendilerini bizzat veya avukat yardımı aracılığıyla savunmalarına izin verecek şekilde değişiklik yapıldığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, yeni kanunun önceden disiplin suçları isnat edilmiş olan tüm mahpuslar için bir hukuk yolu sunduğunu gözlemlemektedir. Buna göre, söz konusu mahpuslar ilgili kanunun yürürlüğe giriş tarihinden itibaren altı ay içerisinde, önceden aldıkları cezalara ilişkin olarak infaz hâkimliklerine yeni bir itirazda bulunabilecek ve bu tür bir itiraz infaz hâkimliği tarafından yeni usul ışığında incelenecekti.
19. Mahkeme hâlihazırda söz konusu hukuk yolunu incelemiş ve cezaevi disiplin yaptırımlarına ilişkin başvurular bakımından etkili olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme özellikle, yeni hukuk yolunun erişilebilir olduğunu ve makul bir başarı şansı sunduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme yeni hukuk yolunun etkililiğini değerlendirirken, itirazların sunulmasının ardından infaz hâkimliklerinin dava dosyasındaki delilleri yeniden değerlendirdiklerini, ihtilaf konusu disiplin yaptırımlarını iptal ettiklerini ve böylelikle ilgili mahpuslar bakımından suçun tüm sonuçlarının ortadan kalktığını belirten, Hükümet tarafından sunulan emsal kararları dikkate almıştır (bk. Aydemir ve diğerleri (k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05 ve 9509/05, 9 Kasım 2010; Aksoy/Türkiye (k.k.), no. 8498/05 ve diğer 158 başvuru, 11 Ocak 2011; Arslan/Türkiye (k.k.), no. 9486/05 ve diğer 59 başvuru, 25 Ocak 2011; Güler/Türkiye (k.k.), no. 14377/05 ve diğer 49 başvuru, 25 Ocak 2011; ve Çetin/Türkiye (k.k.), no. 47768/09, 14 Haziran 2016).
20. Başvuranların iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulmalarını gerektirecek herhangi bir istisnai koşul bulunmadığını değerlendiren Mahkeme, başvuranların 6008 sayılı ve 25 Temmuz 2010 tarihli Kanun tarafından sunulan yeni hukuk yolundan faydalanmış olmaları gerektiği sonucuna varmıştır.
21. Dolayısıyla, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvuruların bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmelidir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuranlar Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, kendilerine disiplin cezası olarak verilen hücreye koyma cezasının insanlık dışı muamele teşkil ettiğinden şikâyet etmişlerdir. 33333/08 no’lu başvurudaki başvuran aynı olaylar temelinde ayrıca Sözleşme’nin 5. maddesini ileri sürmüştür. Mahkeme, bu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında incelemiştir.
23. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
24. Mahkeme, mevcut davadakine benzer sorunların gündeme geldiği Güngör/Türkiye ((k.k.), no. 14486/09, §§ 12-16, 4 Temmuz 2017) davasında başvurana disiplin yaptırımı olarak uygulanan 12 gün hücreye koyma cezasının Sözleşme’nin 3. maddesinin kapsamına girebilmesi için gereken ciddiyet eşiğine ulaşmadığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır.
25. Mevcut başvurularda, söz konusu hücreye koyma cezalarının süresi on bir ila on iki gün olmuştur. Davaları incelemiş olan Mahkeme, yukarıda anılan Güngör davasında ulaştığı sonuçlardan ayrılması için herhangi bir gerekçe görmemektedir.
26. Bu doğrultuda Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, başvuruların bu kısmının Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı Sözleşmenin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
V. 33333/08 NO’LU BAŞVURU BAKIMINDAN SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
27. Ayrıca, 33333/08 no’lu başvuruda başvuran Kurul’un kararı dolayısıyla Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
28. Hükümet, başvuranın 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmuş olması gerektiğinden başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
29. Mahkeme, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından 9 Ocak 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin, adli yargılamaların uzunluğuna ve yargı kararlarının icra edilmemesi ya da gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkemeye yapılan başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun’u yürürlüğe koymuş olduğunu gözlemlemektedir. Tazminat Komisyonunun görev alanı daha sonra sırasıyla 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihlerinde kabul edilen iki kararla genişletilmiştir. Mahkeme bu bağlamda, Tazminat Komisyonunun hâlihazırda, cezaevi yetkilileri tarafından tutuklu ve hükümlüler hakkında uygulanan ilgili disiplin yaptırımları nedeniyle bir başvuranın özel ve aile hayatı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin şikâyetleri inceleme yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir.
30. Mahkeme ayrıca, yukarıda anılan Çetin davasında benzer bir şikâyeti incelediğini ve başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddettiğini kaydetmektedir.
31. Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmak suretiyle şikâyeti bakımından tazmin talep etmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
32. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmelidir.
VI. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
33. Birinci başvuran Fermani Çetin manevi tazminat olarak 7.000 avro ve ikinci başvuran Soncan Gedik manevi tazminat olarak 2.000 avro talep etmiştir.
34. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
35. Mahkeme, her iki başvuranın da Sözleşme’nin ihlali tespitiyle yeterince tazmin edilemeyecek derecede manevi zarara uğradığı görüşündedir. Mahkeme, hakkaniyet temelinde bir değerlendirme yaparak ve davanın koşullarını dikkate alarak, bu başlık altında birinci başvurana 3.250 ve ikinci başvurana 2.000 avro ödenmesine hükmetmiştir (bk. yukarıda anılan Yalçınkaya ve Diğerleri, § 53).
B. Gecikme Faizi
36. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir, başvuruların geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine;
3. Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Davalı Devlet tarafından, başvuranlara, üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek ve yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere aşağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) manevi zarara ilişkin olarak:
- birinci başvuran Fermani Çetin’e 3.250 avro (üçbinikiyüzelli avro);
- ikinci başvuran Soncan Gedik’e 2.000 avro (ikibin avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranların adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 4 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
No.
Başvuru
no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
doğum tarihi
ikâmet yeri
Temsil eden kişi
Kurul kararı tarihi
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen nihai kararın tarihi
Verilen disiplin cezasının türü
Disiplin cezasının verilmesine sebep olan eylemler
1.
29899/07
13.06.2007
Fermani ÇETİN
01.03.1972
Bolu
a) 26.03.2007
(no. 2007/47)
b)
09.04.2007
(no. 2007/100)
a) 22.05.2007
b) 30.05.2007
11 gün hücreye koyma cezası
11 gün hücreye koyma cezası
a) Açlık grevi yapmak ve bir mektupta PKK’nın hapisteki liderini saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullanmak suretiyle övmek
b) Açlık grevi yapmak ve bir mektupta PKK’nın hapisteki liderini saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullanmak suretiyle övmek
2.
33333/08
10.06.2008
Soncan GEDİK
14.08.1967
Antalya
Gökhan GEDİK
31.03.2008
27.05.2008
12 gün hücreye koyma cezası
PKK’nın hapisteki liderini saygı ifadesi olan “sayın” kelimesini kullanmak suretiyle övdüğü bir dilekçeyi Adalet Bakanlığına yazmak
Full & Egal Universal Law Academy