AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇETİN/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 9526/20)
KARAR
STRAZBURG
1 Şubat 2022
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Çetin/Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Gilberto Felici,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, Türk vatandaşı ve 1982 doğumlu olan, Balıkesir’de ikamet eden ve Mahkeme önünde Batman Barosuna bağlı Avukat E. Şenses tarafından temsil edilen Resul Çetin’in (“başvuran”), 8 Şubat 2016 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuruyu (no. 9526/20),
Başvurunun, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
11 Ocak 2022 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın hapis cezasına mahkûm edilmiş olması sebebiyle, 1 Kasım 2015 tarihli genel seçimlerde oy kullanma hakkının yasaklanmasıyla ilgilidir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’YE EK 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA2. Kasten işlediği bir suç sebebiyle hapis cezasına mahkûm edilen başvuran, 9 Eylül 2015 tarihinde, Yüksek Seçim Kurulundan, 1 Kasım 2015 tarihli genel seçimlerde oy kullanması yönünde karar alınmasını talep etmiştir.
3. Yüksek Seçim Kurulu, 15 Ekim 2015 tarihli bir kararla, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesine dayanarak, başvuranın kasten işlediği bir suç sebebiyle hapis cezasına mahkûm edilmiş olduğu gerekçesiyle, başvuranın 1 Kasım 2015 tarihli genel seçimlerde oy kullanma talebini reddetmiştir.
4. Genel seçimler, 1 Kasım 2015 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Başvuran bu seçimlerde oy kullanma hakkından faydalanamamıştır.
5. Anayasa’nın 79. maddesine göre, Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararlar kesin niteliklidir. Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararlara Anayasa Mahkemesi önünde itiraz edilemez.
6. Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesi kapsamında başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
7. Hükümlü kişilerin oy kullanma yasağına ilişkin genel ilkeler, Hirst/Birleşik Krallık (no. 2) [BD], no. 74025/01, §§ 63-71, AİHM 2005‑IX) ve Scoppola/İtalya (no. 3) [BD], no. 126/05, §§ 81-87, 22 Mayıs 2012) kararlarında özetlenmiştir. Türkiye’de hükümlü kişilerin oy kullanma yasağına ilişkin genel ilkeler, Söyler/Türkiye (no. 29411/07, §§ 12-18 ve 31-35, 17 Eylül 2013) kararında özetlenmiştir.
8. Mahkeme, daha önce Söyler davasında (yukarıda anılan, §§ 37-47), Türkiye’de hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin oy kullanma hakkından yoksun bırakılmasının, kendiliğinden kanunun bir sonucu olduğunu ve bir hâkimin takdir yetkisine veya denetimine tabi tutulmadığını hatırlatmaktadır.
9. Mahkeme, yukarıda anılan Söyler kararının icrasının ardından iç hukukta meydana gelen çeşitli hukuki ve mevzuata ilişkin gelişmelerle ilgili olarak Hükümet tarafından sunulan bilgi notlarını dikkate aldığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, iç hukukta meydana gelen bu çeşitli gelişmeler, mevcut başvurunun olaylarının meydana geldiği tarihten sonra gerçekleşmiştir.
10. Dolayısıyla somut olayda Mahkeme, Söyler davasında (yukarıda anılan, §§ 46-47) varılan sonucu bertaraf etmek için ihtilaf konusu olayların meydana geldiği tarihte iç hukukta ortaya çıkan herhangi bir hukuki gerekçe veya meydana gelen yeni bir gelişme tespit etmemektedir. Mahkeme, bu tedbirin kendiliğinden veya değiştirilmeden uygulanmasının, başvuranın 1 Kasım 2015 tarihli genel seçimlerde oy kullanamamış olması sebebiyle, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi anlamında, başvuranın oy kullanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varmaktadır.
11. Dolayısıyla, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
12. Başvuran maruz kaldığı kanaatine vardığı manevi zarar bağlamında 2.000 avro (EUR) ve Mahkeme önünde yürütülen yargılama kapsamında yapılan masraf ve giderler bağlamında 5.216 avro (EUR) talep etmektedir. Başvuran bu talebine dayanak olarak, avukatının çalışma saatlerini detaylı olarak gösteren bir dekont sunmaktadır.
13. Hükümet, başvuranın taleplerine dayanak göstermediği gerekçesiyle, bu taleplere itiraz etmektedir.
14. Mahkeme, ihlal tespitinin, tek başına, başvuranın maruz kaldığı manevi zararı telafi etmek için yeterli bir adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir (yukarıda anılan Söyler, § 55).
15. Mahkeme, kendisine sunulan belgeleri ve içtihatlarını dikkate alarak, başvurana, kendi önünde yürütülen yargılama kapsamında yapılan masraf ve giderler için, ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 1.000 EUR tutarının ödenmesinin makul olduğuna karar vermektedir.
16. Mahkeme, gecikme faizi olarak, bu tutarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygulanmasının uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna,Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiğine,İhlal tespitinin, başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için tek başına yeterli bir adil tazmin sağladığına,a) Davalı Hükümetin, başvurana, üç aylık bir süre içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere, aşağıda belirtilen tutarı ödemekle yükümlü olduğuna: Masraf ve giderler için, başvuran tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 1.000 avro (bin avro);b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu miktara, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 1 Şubat 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Egidijus Kūris
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan