Olaylar ve Olgular – Şubat 1978 tarihinde Ceza Mahkemesi henüz reşit olmamış kız kardeşine tecavüz eden başvuranın, yaptıkları için cezai sorumluluğu olmadığına karar vermiştir. Pek çok cinsel saldırıda bulunduktan sonra zihinsel engeli bulunan başvuran, 1994 yılından beri Akıl Sağlığı Kurulu kararının ardından hapishane dışında tek seferde geçirdiği yirmi iki aylık bir süre dışında devamlı olarak bir hapishanenin akıl ve ruh hastalıkları bölümünde tutulmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – 3. Madde: Hapishane psikiyatristi veya psikologuyla iletişim dışında, başvurana belirli bir tedavi veya tıbbi gözetim uygulanmamıştır. 2002 yılından başlayarak, bir kurumun sunduğu aktivitelerde yer alabilmiş ve Eylül 2005 yılında hapishaneye ait Akıl Sağlık Kurulu’nun desteklediği psikososyal birim başvuranın durumunda bir iyileşme gözlemlemiş ve durumunun gözden geçirilme olasılığı konusunu gündeme getirmiştir. Onu kabul etmeye hazır durumda herhangi bir tesis bulunmadığından, başvuran akıl ve ruh sağlığı bölümünde 2009 yılına kadar tutulmuştur. 1994 yılından beri devam eden bu uzun süreli durumun başvuranın psikolojik durumuna açıkça zarar verici etkileri olmuştur. Durumunun gözden geçirilmesi umudu olmadığından endişe yaşamıştır. Ayrıca problemlerinin ne olduğunu anlayamamış, bireysel ve yoğun gözlem talep etmiştir.
Mahkeme, zorunlu hapis cezası çeken kişilere verilen desteğin hapishane tarafından iyileştirilme çabalarını azımsamamaktadır. Fakat geniş çaplı çalışan eksikliği, bakımın azlığı ve standartların altında oluşu, binanın bakımsız oluşu ve hapishane dışında akıl ve ruh sağlığı yerlerinin yapısal eksikliklerinden dolayı akıl sağlığı problemleri olan insanların tutuklu bulundurulduğu akıl ve ruh hastalıkları birimlerinin uygunsuzluğu ile ilgili olarak başvuranın iddiaları, ulusal ve uluslar arası seviyede isimsiz bulgularla desteklenmektedir. Benzer olarak Mahkeme, 1998 yılından beri düzenli bir şekilde yetkililerin başvurana hastalığı ile ilgilenmek için yeterli donanıma sahip hapishane dışında bir tesis bulmaya çabalamalarını takdir etmektedir. Fakat gerçekte başvuranın durumu yapısal bir problemden kaynaklanmaktadır. Hapishanenin akıl ve ruh hastalıkları birimlerinde tutulan kişilere sağlanılan destek yetersizdir fakat akıl ve ruh hastalıkları hastanelerindeki yerlerin yetersiz olduğundan veya ilgili mevzuatın akıl sağlığı yetkililerine hükümlülerin dışarıdaki tesislere yerleşmelerini sağlamalarına izin vermediğinden onları hapishane dışındaki tesislere yerleştirmek imkânsızdır. Bu nedenle, ulusal makamlar başvuranın davasında 3. Maddeye aykırı bir durumun gelişmesini önlemek amacıyla başvuranın durumuna uygun tedaviyi sağlamamışlardır. Bu nedenle gerçekçi bir değişim umudu olmaksızın akıl ve ruh hastalıkları biriminde uygun tıbbi bakım sağlanmadan uzun bir süre devamlı tutuklu bulunması, tutukluluk haliyle kaçınılmaz bir biçimde ilişkilendirilen normal seviyelerin çok üzerinde bir endişelilik haline yol açan özellikle akut zorlukların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Başvuranın kendi davranışlarından kaynaklanan zorluklar, akıl ve ruh hastalıkları hastanelerinde tutulan ve hatta bir hapishane ortamında tutuklu bulunan hastaların bulundukları güçsüz pozisyonlarına istinaden Devlet’in yükümlülüklerinden muaf olmasına neden olmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen koşullar altında uzun bir süre devam eden devamlı tutukluluk haline ilişkin olarak başvuran aşağılayıcı muameleye maruz kalmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Mahkeme ayrıca 3. Maddeye uyulmayarak, başvuranın hapishanede tutulmasının tutsaklığın hedefi ve etkilendiği durumlar arasında oluşan zaruri bağı güçlendirdiğinden, 5. Maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca, Akıl Sağlığı Kurulu’nun kanunlara uygun hareket etmediği görüşü ile ilgili olarak 5§ 4. Maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
41. Madde: Manevi tazminat için 16.000 AVRO. Başvuranın ihtiyaçlarını karşılayabilecek donanımlara sahip bir kuruma gönderilmesi en uygun telafi şekli olmuştur.
Full & Egal Universal Law Academy