Cıngıllı Holding A.Ş. ve Cıngıllıoğlu / Türkiye - 31833/06 ve 37538/06 - 21.07.2015 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — Dava, 2000 yılında alınan bir kararla, söz konusu tarihte Türkiye’nin en büyük beşinci özel bankası olan Demirbank’ın devredilmesi ve daha sonra satılmasına ilişkindir. Başvuranlar, bankanın ana hissedarlarıdır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (“Kurul”), 2000 yılı Aralık ayında aldığı bir kararla, Demirbank’ın varlıklarının taahhütlerini karşılamaya yeterli olmadığı ve bankanın faaliyetlerine devam etmesinin mali sistemin güvenliğini ve istikrarını tehdit edeceği gerekçesiyle, bankanın yönetim ve denetimini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (“Fon”) devretmiştir. Danıştay, 5 Kasım 2004 tarihinde verdiği kararla, başka seçenekler değerlendirilmeden bankanın Fona devredilmesinin kanuna aykırı olduğu kanaatine vararak, söz konusu işlemi iptal etmiştir. Fon, 2001 yılında, yani yargılama süreci halen devam ederken, Demirbank’ın HSBC Bank’a satılmasına karar vermiştir. Demirbank’ın satışına ilişkin anlaşma, 2004 yılında Türk mahkemeleri tarafından iptal edilmiştir. Başvuranlar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna (“Kurum”) başvurarak, mahkeme kararlarının icra edilmesini ve Demirbank’ın eski sahiplerine iade edilmesini talep etmişlerdir. Kurum, Demirbank’ın HSBC Bank’a satışının ardından kaydının ticaret sicilinden silindiğini belirterek, söz konusu talebin yerine getirilmesinin mümkün olmayacağını 2006 yılında bildirmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Sözleşme’nin 6/1 maddesi: Mahkeme, idari işlemlerin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunun ilan edildiği bir mahkeme kararının eski hale iadeyi sağlayacak şekilde uygulanmasının aşılması mümkün olmayan fiili veya hukuki engeller nedeniyle nesnel olarak imkânsız olabileceği bir durumun istisnai bir şekilde ortaya çıkabileceğini kabul etmektedir. Ancak bu tür durumlarda, üye Devletlerin, mahkemeye erişim hakkına uygun olarak, iyi niyetle ve resen, işlemlerinin hukuka aykırı etkilerini telafi edebilecek, özellikle tazminat ödenmesine hükmedilmesi gibi diğer alternatif çözümleri incelemeleri gerekmektedir. Hükümet, Demirbank’ın devir ve HSBC’ye satış işlemlerinin iptaline ilişkin kararlar ışığında başvuranların durumunu tazmin etmek üzere yetkililer tarafından herhangi bir adım atıldığını ortaya koymamıştır. Mahkemeye yapılan konuyla ilgili bir başvurunun (bk. Reisner/Türkiye, no. 46815/09, 21 Temmuz 2015) kaynağı olan başka bir yargılama sürecinde, Danıştay, 16 Mart 2009 tarihinde verdiği bir kararında, 5 Kasım 2004 tarihli kararın uygulanmasının Demirbank’ın hissedarlarının denetim ve yönetim haklarının iade edilmesi suretiyle sağlanabileceğine ve kararın uygulanması için, her hâlükârda imkânsız olan, hisselerin fiilen iadesine gerek olmadığına hükmetmiştir. Kurum’un Danıştay kararlarının uygulanması talebine karşılık verme konusunda tamamen eylemsiz kalması, başvuranların etkin bir şekilde mahkemeye erişim haklarından yoksun kalmalarına neden olmuştur.
Sonuç: ihlal (bire karşı altı oyla).
Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi: Demirbank’ın devredilmesi yönündeki Kurul kararı, ülkedeki bankacılık sektörünü denetlemeye yönelik bir tedbir olarak alınmıştır. Kararda mülkiyetten yoksun bırakma durumu söz konusu olsa da, içinde bulunulan koşullar dikkate alındığında, bu durumun, bankacılık sektörünün denetlenmesine ilişkin planın kurucu bir unsuru olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi mevcut davada uygulanabilir niteliktedir (mülkiyetin kullanımının denetlenmesi).
Demirbank’ın Fon tarafından devralınması ve ardından HSBC Bank’a satılması işlemi, ulusal mahkemelerce kanuna aykırı görülerek iptal edilmiştir. Bu nedenle, başvuranların mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi haklarına yapılan muamelenin, Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında kanuna uygun olduğu söylenemez.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Henüz bu maddeyle ilgili bir karar verilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy