AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÇOKBİLGİN VE AYVAZ / TÜRKİYE
Başvuru No. c
KARAR
(Gözden Geçirme Kararı)
STRAZBURG
1 Mart 2022
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Çokbilgin ve Ayvaz/Türkiye davasında (8 Aralık 2020 tarihli kararın gözden geçirilmesine ilişkin talep),
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), 8 Aralık 2020 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
Başvuranlar sırasıyla 1958 ve 1967 doğumlu olup, İstanbul’da ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Antalya Barosuna bağlı Avukat S. Çığgın ve İstanbul Barosuna bağlı Avukat A. Becerik tarafından temsil edilmiştir. Mahkeme, 8 Aralık 2020 tarihli bir kararla, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen başvuranların malvarlıkları üzerinde, İmarbank’ın yöneticileri hakkında yürütülen ceza yargılamasının ulusal mahkemeler önünde derdest olduğu gerekçesiyle, tedbir konulması ve söz konusu tedbirlerin sürdürülmesi nedeniyle, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme aynı kararla, başvurunun, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi zarar taleplerine ilişkin olarak Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, Müştak Ayvaz’a, masraf ve giderler bağlamında 12.500 avro (EUR) ödenmesine ve adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine karar vermiştir. Hükümet, 8 Mart 2021 tarihinde, Mahkemeden, kararın adil tazmine ilişkin kısmının gözden geçirilmesini talep etmiştir. Hükümet, Uzan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin) (no. 19620/05 ve 3 diğer başvuru, § 23, 5 Aralık 2019) kararında, Mahkemenin, 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonunun söz konusu taleplere yönelik inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunduğu gerekçesiyle Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi zarar taleplerine ilişkin olarak Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmının kayıttan düşürülmesine karar verdiğini; bununla birlikte, mevcut başvuruda, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmının kayıttan düşürülmesine karar verme nedenini tam olarak belirtmediğini; Tazminat Komisyonuna yönelik açık bir ifadenin bulunmadığını; bu durumun ulusal makamlar tarafından kararın uygulanmasında tereddütte yol açabileceğini belirtmiştir. Bu nedenle Hükümet, kararın Mahkeme tarafından gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindedir. Bu bağlamda, Hükümet, Mahkemenin yukarıda bahsedilen taleplerin çözümünün Tazminat Komisyonu’nun yetkisi kapsamına girdiğini düşünmesi halinde bunun kararda açıkça belirtilmesi gerektiğini ifade etmek istemektedir. Sonuç olarak, Hükümet, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 80. maddesi anlamında kararın gözden geçirilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 18 Mayıs 2021 tarihinde, gözden geçirme talebini incelemiş ve başvuranların temsilcisine muhtemel görüşlerini sunmaları için altı haftalık bir sürenin verilmesine karar vermiştir. Çokbilgin’in temsilcisi A. Becerik, 2 Temmuz 2021 tarihli bir yazıyla, kararın gözden geçirilmesine gerek olmadığını ve bu prosedürün, kararın uygulanmasını geciktireceğini belirttiği görüşlerini sunmuştur. Ayvaz’ın temsilcisi S. Çığgın da 5 Temmuz 2021 tarihli bir yazıyla görüşlerini sunmuştur. S. Çığgın da kararın gözden geçirilmesine gerek olmadığını ileri sürmekte, ancak Mahkemeden, kararı gözden geçirmesi halinde, yukarıda bahsedilen Uzan ve diğerleri kararının 37. paragrafını gözden geçirilmiş karara eklemesini talep etmektedir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
GÖZDEN GEÇİRME TALEBİ HAKKINDA Hükümet, Mahkemenin, başvurunun Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmını kayıttan düşürmeye neden karar verdiğini açıkça belirtmemesi nedeniyle uygulayamadığı 8 Aralık 2020 tarihli kararın gözden geçirilmesini talep etmektedir. Başvuranların temsilcileri, açıkça karşı çıkmamakla birlikte kararın gözden geçirilmesine gerek olmadığını belirtmektedirler. Mahkeme, Sözleşme’nin 44. maddesine göre, kararlarının kesin olduğunu ve Sözleşme tarafından öngörülmeyen, ancak Mahkeme İç Tüzüğü tarafından düzenlenen gözden geçirme prosedürünün, bu kesin niteliği sorgulaması nedeniyle, istisnai bir nitelik taşıdığını hatırlatmaktadır: bu nedenle, bu türden bir prosedür kapsamında, Mahkeme kararının gözden geçirilmesine ilişkin her türlü talebin kabul edilebilirliği hakkında sıkı bir inceleme gerekliliği söz konusudur (Pardo/Fransa (gözden geçirme – kabul edilebilirlik), 10 Temmuz 1996, § 21, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1996‑III, Gustafsson/İsveç (gözden geçirme – esas), 30 Temmuz 1998, § 25, Derleme 1998‑V, Stoicescu/Romanya (gözden geçirme), no. 31551/96, § 33, 21 Eylül 2004 ve İrlanda/Birleşik Krallık (gözden geçirme), no. 5310/71, §§ 78-79 ve 120-122, 20 Mart 2018). Mahkeme dolayısıyla, İç Tüzüğü’nün 80. maddesi uyarınca, 20 Haziran 2017 tarihinde verilen kararın gözden geçirilmesine gerek olup olmadığını tespit etmelidir. Söz konusu maddenin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:“Taraflardan biri, niteliği gereği, daha önce incelenen bir davanın sonucu üzerinde belirleyici bir etki yaratabilecek ve kararın verildiği dönemde, Mahkemenin bilgisi dâhilinde olmayan ve makul olarak kendisi tarafından da bilinmesi mümkün olmayan bir olayın varlığını öğrenmesi durumunda, bu taraf (...) Mahkemeye söz konusu kararın gözden geçirilmesi talebiyle başvurabilmektedir. (...)”
Bu nedenle, somut olayda, bu koşulların yerine getirilip getirilmediğini tespit etmek gerekmektedir (Pennino/İtalya (gözden geçirme), no. 43892/04, § 11, 8 Temmuz 2014, Petroiu ve diğerleri/Romanya (gözden geçirme), no. 30105/05, §§ 11 ve devamındaki paragraflar, 14 Haziran 2016 ve Cumhuriyetçi Eğitim Ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye (gözden geçirme), no. 32093/10, § 9, 19 Şubat 2019). Mahkeme, İç Tüzüğü’nün 80. maddesi anlamında, Hükümetin, “niteliği gereği, daha önce incelenen bir davanın sonucu üzerinde belirleyici bir etki yaratabilecek ve kararın verildiği dönemde, Mahkemenin bilgisi dâhilinde olmayan ve makul olarak kendisi tarafından da bilinmesi mümkün olmayan” bir olayın varlığına atıfta bulunmadığını tespit etmektedir. Aksine, Hükümetin, Uzan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin), (no. 19620/05 ve 3 diğer başvuru, §§ 27-39, 5 Aralık 2019) kararına atıfta bulunulmasına ilişkin olarak şüpheleri olduğu görünmektedir. Mahkeme, mevcut kararda, Uzan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin), (no. 19620/05 ve 3 diğer başvuru, §§ 27-39, 5 Aralık 2019) kararında, hâlihazırda başvuranlar tarafından mevcut başvuruda sunulanlara benzer iddialar hakkında karar verme imkânına sahip olduğunu ve maddi ve manevi tazminat talepleriyle ilgili olarak, davanın Sözleşme’nin 41. maddesine ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesine karar verdiğini hatırlatmıştır. Mahkeme, Uzan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin) kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne dair 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan Tazminat Komisyonu’nun konu yönünden (ratione materiae) yetki alanının, 8 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 809 sayılı ve 7 Mart 2019 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile genişletildiğini tespit etmiş (§ 24 ve devamı) ve nihai kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren bir aylık bir süre içinde Tazminat Komisyonu’na başvurulmasının, idare tarafından tazminat ödenmesine yol açacak nitelikte olduğu ve bu başvuru yolunun, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi bakımından tespit edilen ihlali düzeltmek için uygun bir yol teşkil ettiği kanaatine varmıştır (§ 33). Yine Uzan ve diğerleri/Türkiye kararında, iddia edilen maddi zararla ilgili olarak, Mahkeme, ulusal hukukun artık tespit edilen ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya imkân verdiği sonucuna varmış ve bu sebeple, başvuranlar tarafından bu bağlamda sunulan talep hakkında karar vermeye yer olmadığı kanaatine varmıştır. Sonuç olarak Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı gösteren herhangi bir nedenin bulunmadığı kanaatine varmıştır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi). Mahkeme ayrıca, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesine ilişkin olarak başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektiren özel koşulların bulunmadığı görüşünde olduğunu belirtmiştir (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi (in fine)). Diğer taraftan Mahkeme, bu sonuca ulaşırken, koşulların bu türden bir prosedürün uygulanmasını haklı kıldığı kanaatine varması halinde, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir başvurunun yeniden kayda alınmasına karar verebileceğine ilişkin yetkisini dikkate almıştır (yukarıda anılan Gümrükçüler ve diğerleri, § 42 ve yukarıda anılan Uzan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin), § 37). Mahkeme, manevi tazminatla ilgili olarak, Uzan ve diğerleri/Türkiye kararında, yukarıda belirtilen Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, Tazminat Komisyonu’nun ayrıca manevi tazminat taleplerini incelemekle ve bunlar hakkında karar vermekle yetkili olduğunu gözlemlemiştir. Dolayısıyla, maddi tazminat konusunda varmış olduğu sonuçlar ışığında, Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlali sebebiyle manevi tazminat talebiyle ilgili olarak, başvurunun Sözleşme’nin 41. maddesine ilişkin kısmının da kayıttan düşürülmesi gerektiği kanaatine varmıştır (yukarıda anılan Uzan ve diğerleri (adil tazmin), § 37). Mevcut davada başvuranların taleplerini, Uzan ve diğerleri (yukarıda anılan karar, §§ 37-39) kararı ışığında inceleyen ve söz konusu kararda, ulusal hukukun artık tespit edilen ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya imkân verdiği sonucuna varması ve Tazminat Komisyonu’nun hem maddi hem de manevi tazminat taleplerini incelemeye yetkili olduğu kanaatinde olması nedeniyle, Mahkeme, somut olayda kendisini farklı bir sonuca götürebilecek herhangi bir olay, argüman veya özel bir koşul tespit etmemiştir. Diğer bir ifadeyle, Mahkeme, başvuranların, Uzan ve diğerleri davasındaki aynı nedenlerle hem maddi hem de manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu’na sunmak zorunda olduğunu tespit etmiştir. İç Tüzüğü’nün 80. maddesi anlamında nazara alınacak herhangi bir olayın var olmaması nedeniyle Mahkeme, Hükümetin gözden geçirme talebini reddetmeye karar vermiştir.BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, 8 Aralık 2020 tarihli kararın gözden geçirilmesine ilişkin talebin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 1 Mart 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan