175 No’lu (Haziran 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Couderc ve Hachette Filipacchi Associés / Fransa – 40454/07 - 12.06.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar — Somut başvuru, Paris Match adlı haftalık bir derginin yayın yönetmeni ile dergiyi yayınlayan şirket tarafından yapılmıştır.
Daily Mail adlı İngiliz gazetesinde, 3 Mayıs 2005 tarihinde, C. isimli bir bayan tarafından ileri sürülen, oğlunun babasının şu anki Monako Prensi Albert Grimaldi olduğuna dair iddialar yayınlanmıştır. Söz konusu yazıda, daha sonraki günlerde Paris Match dergisinde yayınlanacak olan bir habere yer verilmiş, haberin önemli kısımları aynen yayınlanmış ve ayrıca haberle ilgili üç adet de fotoğraf eklenmiştir. Söz konusu fotoğraflar arasında, Prens’in kucağında çocuğuyla çekilmiş bir fotoğrafı da yer almaktadır. C. ile yapılan röportaj ve söz konusu fotoğraflar, 4 Mayıs 2005 tarihinde, Bunte isimli haftalık Alman dergisinde de yayınlanmıştır.
Paris Match dergisinde 6 Mayıs 2005 tarihinde yayınlanan bir yazıda, C.’nin Prens’le nasıl tanıştıkları, buluşmaları, samimi ilişkileri ve duyguları, Prens’in C.’nin gebe olduğu haberine nasıl tepki verdiği ve çocukla buluşma anındaki tutumu ile ilgili olarak C.’nin bizzat kendisinin aktardığı bazı bilgilere yer verilmiştir. C., çocuğun 24 Ağustos 2003 tarihinde dünyaya geldiğini ve Prens’in, çocuğu resmi olarak tanıma işlemlerini 15 Aralık 2003 tarihinde noter huzurunda gerçekleştirdiğini, ancak bu durumun, babası ölene kadar kamuya açıklanmamasını istediğini beyan etmiştir. Prens’in babası, Nisan 2005’te hayatını kaybetmiştir.
Prens, mahremiyetinin ve kendi görüntüsü üzerindeki hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, Fransız mahkemesinde başvuranlar hakkında dava açmış ve tazminat talebinde bulunmuştur. Prens, bu hususta Alman mahkemelerinde de dava açmıştır. Alman mahkemelerinin aksine, Fransız mahkemeleri, Prens’in talebini kabul ederek, 50.000 avro tazminata hükmetmiş ve bu kararın ayrıntılarının, derginin kapak sayfasının üçte birini kaplayacak şekilde yayınlanmasına karar vermiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 10: Mahkeme, başvuranlar hakkında, Prens’in mahremiyetini ve kendi görüntüsü üzerindeki hakkını ihlal ettikleri gerekçesiyle verilen kararın, ifade özgürlüğü haklarına yönelik bir müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Ancak, Mahkeme, söz konusu müdahalenin, yasayla öngörülen bir müdahale olduğunu ve başkalarının itibar ve haklarının korunması gibi meşru bir amaca hizmet ettiğini belirtmiştir.
Somut davada, meselenin sadece basın ile kamuoyu tarafından tanınan bir kişi arasındaki bir ihtilaftan ibaret olmadığı, C.’nin ve oğlu A.’nın menfaatlerinin de söz konusu olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. C., evlilik dışı dünyaya gelen bir çocuğun annesi olarak basına bilgi vermiş ve somut davada önemli bir rol oynamıştır. Yayınlanan haber, C. ile birlikte oğlunun ve Prens’in de özel hayatı kapsamına girmektedir. Haberin odak noktası, çocuğun varlığı ve babasının kim olduğudur. Mahkeme, C.’nin, kamuoyunun dikkatini, evlilik dışı dünyaya gelen ve babası tarafından resmen tanınmayan oğlunun durumuna çekmek amacıyla basını kullandığı gerçeğini de dikkate almalıdır.
(a) Kamuoyunu ilgilendiren bir tartışmaya katkı — Yazının esas mesajı ile belirtilen ayrıntılar arasında bir ayrım yapılmalıdır. Söz konusu yazı ve fotoğraflar, Prens’in çocuğuyla ilgilidir. Prens’in, kamuoyunun daha önce bilmediği evlilik dışı dünyaya gelmiş bir erkek çocuğunun olduğu belirtilmektedir. Yürürlükteki Monako Anayasası uyarınca, söz konusu çocuğun, babasının varisi olmayı talep etme hakkı bulunmamakla birlikte, onun varlığı kamuoyunun ve özellikle de Monako vatandaşlarının ilgisini çekebilecektir. Veraset yoluyla tahta çıkma durumu söz konusu olduğundan, bahsi geçen çocuğun varlığı oldukça önemlidir. Ayrıca, Prens’in tutumu, kişiliğine ve görevlerini layıkıyla yerine getirip getiremeyeceği hususuna da ışık tutmaktadır. Dolayısıyla, Prens’in özel hayatının korunması ihtiyacı ile verasete dayalı monarşinin geleceğinin tartışılması ihtiyacı arasında bir çatışma durumu söz konusudur. Bu konunun siyasi açıdan önem arz etmesi nedeniyle, çocuğun varlığının kamuoyu tarafından bilinmesi ve bu durumun Monako Prensliği’nin siyasi yaşamı üzerindeki muhtemel etkilerine dair bir tartışmanın yapılabilmesi bağlamında meşru menfaatler söz konusudur.
Ancak, bu yaklaşım, yazıda belirtildiği şekilde Prens’in ve C.’nin özel hayatlarına ilişkin tüm ayrıntılar, özellikle de buluşmaları, ilişkileri ve Prens’in gebelik haberini öğrendiğinde verdiği tepki ve sonrasında çocuğa olan davranışları için geçerli olamaz.
(b)İlgili kişinin resmi görevi ve kamuoyundaki profili ve haberin konusu — Devletin Hükümdarı olan Prens’in, röportajın yayınlandığı tarihte kamuoyu tarafından tanınan bir kişi olduğu açıkça görülmektedir.
Haberin konusu ve yayınlanan fotoğraflarla ilgili olarak, özel hayatın korunması ile ifade özgürlüğü arasında bir karşılaştırma yapılırken hangisinin daha ağır bastığı konusunda belirleyici olan etken, kamuoyunu ilgilendiren bir tartışmaya sağlanan katkıdır. Somut davada, şikâyet konusu haber ve fotoğraflar, Prens ile çocuğun annesi arasındaki ilişki, çocuğun doğumu, Prens’in duyguları, oğlunun dünyaya gelişine verdiği tepki ve oğluyla olan ilişkisi ile ilgilidir. Somut davada ele alınan konular Prens’in özel hayatı kapsamına girmekle birlikte, bu kapsamda, sadece Prens’in değil, aynı zamanda çocuğun annesinin ve çocuğun kendisinin de özel hayatı söz konusudur. Bir kimsenin (somut davada Prens) özel hayatının, varlığını kabul ettirmeye ve kimliğinin tanınmasını sağlamaya çalışan başka bir kimsenin (oğlu) çeşitli iddialarda bulunmasına nasıl engel teşkil edebileceğini anlamak güçtür. Mahkeme, bu anlamda, C.’nin, söz konusu yayına, kendi ve oğlu adına rıza gösterdiğine dikkat çekmiştir.
(c)Bilginin elde ediliş şekli ve doğruluğu — Mahkeme, diğer davaların aksine, somut davada, şikâyet konusu yazı metniyle ilgili olarak, bilgilerin araştırmacı basın tarafından ortaya çıkarmasından ziyade, doğrudan konuyla ilgili kişilerden birinin belirli bir konu hakkında basına bilgi verme girişiminde bulunduğunu belirtmiştir.
Mahkemeye taşınan pek çok davanın aksine, somut davada yazıyla alakalı fotoğrafların elde edilme şekliyle ilgili olarak, söz konusu fotoğrafların Prens’in bilgisi dışında çekilmediği kanaatine varılmıştır. Aksine, söz konusu fotoğraflar, özellikle de çocuğun annesinin çektikleri, ev içerisinde yani mahremiyeti bulunan bir yerde çekilmiştir. Yayınlanan fotoğraflar arasında, çok küçük bir çocuğun çok sayıda fotoğrafı bulunmaktadır. Söz konusu fotoğraflar, çocuğun annesi tarafından dergiye verilmiştir. Fotoğrafların bazılarında, çocuğun annesi de yer almaktadır. Prens, söz konusu fotoğrafların doğruluğuna hiçbir zaman itiraz etmemiş, sadece bunların yayınlanmış olmasından rahatsız olmuştur. Ayrıca, söz konusu fotoğraflarda, Prens veya oğlunun hoş olmayan bir görüntüsü de yer almamaktadır.
Mahkeme, bu nedenle, somut davada, röportajı çocuğun annesinin başlatmış olmasının ve fotoğrafları da kendi arzusuyla dergiye vermiş olmasının, özel hayatın korunması ile ifade özgürlüğü arasında hangisinin daha ağır bastığı konusunda yapılan değerlendirmede dikkate alınacak önemli bir etken olduğu kanaatine varmıştır.
(d)Şikâyet konusu yazıların şekli ve etkileri
—Mayıs 2005’te şikâyet konusu yazı ve fotoğrafların yayınlandığı Paris Match adlı ulusal haftalık derginin söz konusu sayısından bir milyondan fazla basılmıştır.
Ancak, anneyle yapılan röportaj ve fotoğraflardan bazıları, 3 Mayıs 2005 tarihinde, Daily Mail adlı İngiliz gazetesinde zaten yayınlanmıştır. Bunte adlı haftalık Alman dergisinde de, 4 Mayıs 2005 tarihinde, çocuğun annesiyle yapılan röportajdan alıntıları ve bazı fotoğrafları içeren bir yazı yayınlanmıştır. Bu nedenle, Mahkeme, mevcut iletişim araçları dikkate alındığında, Paris Match dergisinde 5 Mayıs 2005 tarihinde yayınlanan yazının hiç şüphesiz önemli etkileri bulunmakla birlikte, söz konusu yazıda yer alan bilgilerin gizli olmaktan çıktığını vurgulamıştır. Ayrıca, söz konusu yazıda hakaret içerikli herhangi bir iddianın da yer almadığı ve Prens’in yazıda yer alan açıklamaların doğruluğuna itiraz etmediği belirtilmiştir.
(e)Başvuranlara verilen cezanın ağırlığı
—Hükmedilen 50.000 avro tazminat miktarı oldukça yüksektir. Ayrıca, başvuranların, derginin kapak sayfasının üçte birini kaplayacak şekilde bir açıklama yayınlamalarına karar verilmiştir.
(f)Yayının ilgili kişiler üzerindeki etkisi
—Çocuğun annesi, açıkça görüldüğü üzere, oğlunun durumunun ve Prens’in onun babası olduğunun, kamuoyu tarafından bilinmesini sağlamak amacıyla söz konusu açıklamalarda bulunmuştur. Bu hususların, oğluyla ilgili sırrı açıklamasındaki önemli etkenler olduğunu düşünmüştür. Çocuğun annesi, bu amacını gerçekleştirmek için, çocuğun babasının kim olduğuna dair bilgilerin yanı sıra, gerekli olmayan ve sadece kendi özel hayatı değil, aynı zamanda Prens’in de özel hayatı kapsamına giren bazı bilgiler vermiştir.
(g) Sonuç — Başvuranlar hakkında verilen kararda, kamuoyunu ilgilendiren bir tartışma ile sadece Prens’in özel hayatını ilgilendiren bilgiler arasında bir ayrım yapılmamıştır. Bu nedenle, bu hususta Devletlere tanınmış olan takdir yetkisine rağmen, mahkemeler tarafından başvuranların ifade özgürlüğü haklarına yönelik olarak getirilen kısıtlamalar ile ulaşılmak istenen meşru amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmamaktadır.
Sonuç: ihlal (3’e karşı 4 oyla).
Madde 41: Herhangi bir tazminat talebinde bulunulmamıştır.
178 No’lu (Ekim 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Couderc ve Hachette Filipacchi Associés / Fransa - 40454/07 - 12.06.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Başvuranlar haftalık Paris-Match dergisinin sırasıyla yayın yönetmeni ve yayıncısıdır. 2005 yılında söz konusu dergide C. adlı bir kadının, oğlu hakkındaki bazı beyanları yayınlanmıştır. Bu beyanlarda C. adlı kadın, oğlunun babasının Monako Prensi Albert Grimaldi olduğunu iddia etmiştir. C. adlı kadın, prensle nasıl tanıştığı, buluşmaları, samimi ilişkileri, hisleri, prensin hamilelik haberine nasıl tepki verdiği ve çocuğuyla buluşma anındaki tutumu hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Prens, başvuranlar hakkında dava açmış ve mahremiyetinin ve kişinin kendi görüntüsü üzerindeki hakkının ihlal edilmesi nedeniyle tazminat talep etmiştir. Fransa mahkemeleri bu talebi kabul ederek 50.000 avro ödenmesine hükmetmiştir. Ayrıca mahkeme kararının detaylarının, ilgili derginin ön kapağının üçte birini kaplayacak şekilde yayınlanmasına karar vermiştir.
AİHM Dairesi, 12 Haziran 2014 tarihli (bk. 175 sayılı Bilgi Notu) kararla, üçe karşı dört oyla, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranlar hakkındaki kararda, kamuoyunu ilgilendiren tartışmanın bir bölümünü oluşturan bilgiler ve yalnızca Prensin özel hayatının detaylarını açığa çıkaran bilgiler arasında ayrım yapılmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, bu hususta Devletlere tanınmış olan takdir yetkisine rağmen, yerel mahkemeler tarafından başvuranların ifade özgürlüklerine yönelik olarak getirilen kısıtlamalar ile ulaşılmak istenen meşru hedef arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmamaktadır.
Hükümetin talebi üzerine, dava 13 Ekim 2014 tarihinde Büyük Daire’ye havale edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy