Cumhuriyetçi Eğitim Ve Kültür Merkezi Vakfı /Türkiye- 32093/10 - 2.12.2014 tarihli Karar [Bölüm II]
Olaylar - Başvuran dernek, Türkiye genelinde İslam’ın heterodoks bir dalı ve azınlık olan Aleviliğin uygulanmasına ayrılmış mekânlar olan birçok cemevini işleten dini bir kuruluştur. Sağlanan mevzuata göre, ibadet yerleri için elektrik faturaları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yönetilen fondan ödenebileceğinden, 2006 yılının Ağustos ayında, belirli bir merkezi Alevi topluluğu için bir ibadet yeri olduğunu beyan ederek, söz konusu merkezin idarecisi elektrik faturalarını ödemekten muaf olmayı talep etmiştir. Bölge mahkemesinin 2008 yılı Mayıs ayı tarihli kararında, kararını Başkanlığın Aleviliğin bir din olmadığı ve cemevlerinin ibadet yeri olmadığı görüşüne dayandırarak, kuruluşun iddialarını reddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır ve başvuran dernek tarafından yapılan karar düzeltme talebi 2009 yılında reddedilmiştir. Merkezin ödenmemiş faturalarının toplam miktarı yaklaşık 290,000 avro olmuştur.
Hukuki Değerlendirme- 9. maddeyle birlikte 14. madde: İbadet yerleri faturalarını ödemeye yardımcı olmak için, elektrik giderlerinin kamu fonlarından karşılanması Sözleşme’nin 9. maddesi tarafından yeterli ölçüde garanti altına alınan hakkın kullanılmasıyla bağlantılıdır. Sonuç olarak, başvuran derneğin elektrik faturalarını ödemeden muaf tutulmaya dair yaptığı talebin reddedilmesiyle ilgili şikâyet, 9. madde kapsamında yer almaktadır, öyle ki aynı zamanda somut davada 14. maddeyle de bağlantılıdır.
Türk Hukuku kapsamında cemevi statüsü Devlet tarafından tanınan ibadet yerlerinden farklıdır. Ancak, Alevilerin din özgürlüğü haklarını özgür bir şekilde kullanmaları Sözleşme’nin 9. maddesi kapsamında korunduğu, söz konusu merkezin cem uygulaması için Alevi dinini uygulamanın temel bir parçası olan cenaze merasimi yapılan bir oda içerdiği ve burada yapılan etkinliklerin kâr amaçlı olmadığı göz önüne alındığında, cemevleri diğer tanınan ibadethanelerde olduğu gibi dini törenler yapmayı amaçlayan mekânlardır.
Din özgürlüğü, dini gruplara ya da inananlara var olan diğer kuruluşlardan farklı şekilde belirli bir vergi statüsü ya da hukuki statü vermesi gerektiğini işaret etmezken, Bakanlar Kurulu kararı tarafından Türk Hukuku kapsamında ibadethaneler için özel bir statü oluşturulmuştur. Bu tür statüler, Diyanet İşleri Başkanlığı fonları tarafından elektrik faturalarının karşılanması dâhil olmak üzere, bir dizi önemli netice taşımaktadır. Cemevi çalıştıran başvuran dernek bu nedenle statüsünü korumaya ve yasal olarak tanınmaya dair gereksinimi hususunda diğer ibadethanelerle kıyaslanabilir durumdadır. Ayrıca, söz konusu karar açık bir şekilde tanınan ibadethanelerin elektrik faturalarının karşılanmasına mahsustur. Sonuç olarak, üstü kapalı şekilde cemevlerini söz konusu statüden faydalanmanın dışında tutarak, dava konusu tedbir dini temelde muameledeki bir farklılığı ortaya çıkarmıştır.
İslam dini işlerinden sorumlu makam tarafından verilen bir görüş temelinde, yerel mahkemeler tarafından yapılan değerlendirmeye dayalı olarak muafiyetle ilgili başvuran derneğin talebinin reddedilmesi, Aleviliğin bir din olmadığı ve bu nedenle kendi ibadet yeri olamayacağı anlamına gelmektedir. Mahkeme, ancak bu tür bir değerlendirmenin, söz konusu faydalanmadan cemevlerini hariç tutmayı gerekçelendirmeye dair kullanamayacağı görüşündedir. Bir Devletin, belli ibadethanelerin belirli bir usulden yararlanmasının kısıtlanmasına dair başka meşru nedenleri olabilirken, Hükümet somut davada cemevleri ve tanınan ibadethaneler arasında muameledeki farklılığa ilişkin herhangi bir gerekçelendirme yapmamıştır.
Hükümet’in görüşüne göre, başvuran derneğin, söz konusu merkez için, vakıflara verilen elektrik indiriminden yararlanma hakkına sahip olması gibi bir olasılık, ibadethanelere verilen elektrik faturalarını ödeme muafiyetini telafi etme kapasitesine sahip değildir.
Tüm bu hususlar ışığında, başvuran dernek tarafından maruz kalınan muameledeki farklılık objektif ya da makul bir gerekçeye sahip değildir. İbadethanelere elektrik faturaları ödemeye dair muafiyet verilmesi sistemi bu nedenle dini temelde ayrımcılığa yol açmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: bu husus saklıdır
(The Church of Jesus Christ of Latter-Day Saints / Birleşik Krallık davasıyla karşılaştırınız, 7552/09, 4 Mart 2014, 172 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy