Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/28
LUCA/İTALYA
(43870/04, 24/9/2013)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS P1-1
Hak ve Özgürlükler
Mülkiyet Hakkı
Anahtar Kelimeler
Mülkiyet hakkı, mülk, alacak hakkı, kamu borcu, icra edilebilirlik.
Davanın Özü
Kamu kurumunun borçlusu olduğu ve yeterince icra edilebilir kılınmış bir alacak hakkının icra edilememesi, mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkını ihlal eder.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucu 1992 yılında, Benevento Belediyesi aleyhine ödenmemiş kiralar için alacak ve mülküne verilen zarar için tazminat davası açmış, 2003 yılında ilk derece mahkemesince dava kabul edilmiş ve Belediyenin başvurucuya, zararlarına karşılık belli bir miktarın yasal faizi ve enflasyon farkıyla birlikte ödemesine hükmedilmiş, karar 2004 yılında kesinleşmiştir.
Belediye, 1993 yılında borçlarını ödemekte acze düştüğünü bildirmiştir. İlgili mevzuata göre böyle bir durumda Belediye aleyhine icra takibi yapmak mümkün değildir. Ancak yargısal içtihatlara göre bu durum aciz bildiriminden sonra verilen mahkeme kararlarıyla belirlenen alacaklar için geçerli değildir. 2004 yılında başvurucu lehine verilen kararın kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren bir yasayla aciz bildiriminden sonra verilen mahkeme kararlarıyla belirlenen alacaklar da kapsama dâhil edilmiş, böylelikle başvurucu, lehine verilen kesin kararı icra edebilme imkânından yoksun kalmıştır.
Bu arada Belediye, dostane çözüm kapsamında başvurucuya alacağının %80’ini ödemeyi teklif etmiş ancak başvurucu, teklifi kabul etmemiştir.
İddialar:
Başvurucu, lehine verilen mahkeme kararının icrasını sağlayamaması nedeniyle alacağını elde edemediğini, böylelikle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, bütçeyle ilgili nedenlerden kaynaklanan kamu yararı gereği ilgili yasal düzenlemenin yapıldığını, başvurucunun az bir kayba uğrayacağı dostane çözüm önerisini kabul etmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edilmediğini savunmuştur.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu P1-1’den ele almıştır.
P1-1 yönünden;
AİHS 41. Madde yönünden;
Mahkeme, önceki kararlarına atıfla bir “alacak hakkı”nın, yeterince icra edilebilir kılınmış olması hâlinde, P1-1 anlamında “mülk” olarak nitelendirilebileceğini tekrarlamış, somut olayda başvurucunun alacağının bir mahkeme kararıyla icra edilebilir kılındığını tespit etmiş, anılan mahkeme kararının Belediyenin aciz bildirimi ve yasal düzenlemeler nedeniyle icra takibine konu edilememesinin ve Belediyece de borcun ödenmemiş olmasının başvurunun mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Mahkeme, başvurucunun alacağının bir kısmını kaybetmesine neden olacak yasal faiz ve enflasyon farkını da içermeyen dostane çözüm önerisi ile Belediyenin yeterli ödeneğinin olmamasının varılan sonucu değiştirmeyeceğini belirtmiştir.
Mahkeme, maddi ve manevi tazminatı birlikte hesap etmiş ve toplamda belli bir miktar adil tazmine hükmetmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy