AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ESKİ İKİNCİ BÖLÜM
DEDECAN VE OK / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 22685/09 ve 39472/09)
KARAR
STRAZBURG
22 Eylül 2015
İşbu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirlenen şartlara göre kesinleşecek olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Dedecan ve Ok / Türkiye davasında,
Başkan
András Sajó,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
Helen Keller,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon FridrikKjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Eski İkinci Bölüm), Daire olarak toplanarak, 1 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (22685/09 ve 39472/09 No.’lu) davanın temelinde, Türk vatandaşları olan Mustafa Dedecan ve Metin Ok (“başvuranlar”) 22 Nisan 2009 ve 24 Temmuz 2009 tarihlerinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması’na İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları iki başvuru bulunmaktadır.
1. Başvuranlar, Ankara Barosu’na bağlı olan Avukat M.R. Tiryaki, Türk Hükümeti ise (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
2. Başvurular, 23 Nisan 2010 tarihinde, Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAY
I. DAVANIN KOŞULLARI
3. Başvuranlar, sırasıyla 1974 ve 1969 doğumludurlar ve Ankara’da ikâmet etmektedirler. Başvuranlar, Devlet memurudurlar ve Devlet okullarında öğretmenlik görevini icra etmektedirler. Öte yandan başvuranlar, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası–Eğitim-Sen sendikasının (Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası) üyesidirler.
4. Başvuranlar, 15 Şubat 2005 tarihinde, “dünyada küresel savaşa karşı küresel barış” konulu bir gösteriye katılmışlardır. Bu gösteri, başvuranların bağlı oldukları sendika da dâhil olmak üzere, diğer sendikaları, dernekleri ve siyasi partileri bir araya getiren sivil toplum örgütleri birliği olan Şanlıurfa Demokrasi Platformu tarafından düzenlenmektedir.
5. Belirtilmeyen bir tarihte, başvuranların söz konusu gösteriye katılmaları nedeniyle, haklarında disiplin soruşturması yürütülmüştür.
6. Şanlıurfa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulu tarafından 14 Haziran 2005 tarihinde verilen kararlarla, başvuranlara Devlet memurlarına ilişkin 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi uyarınca, disiplin cezası bağlamında, bir yıl boyunca derecelerinin ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. İlk başvuran ile ilgili olarak ceza kararında, yasadışı bir örgüt liderinin yakalanması vesilesiyle 15 Şubat 2005 tarihinde düzenlen bir gösteriye katıldığı, siyasi bir partinin militanı olduğu ve bu siyasi parti lehine hareket ettiği belirtilmektedir.
7. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Müdürlüğü tarafından 8 Haziran ve 11 Temmuz 2005 tarihinde alınan kararlarla, başvuranlar Devlet memurlarına ilişkin 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi ve Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirmesine İlişkin İçtüzüğün 16. maddesinin a) bendi uyarınca, diğer illere atanmışlardır. Yetkililer, başvuranların söz konusu gösteriye katılmaları nedeniyle, haklarında yürütülen disiplin soruşturmasını esas almışlardır.
8. Başvuranlar, farklı tarihlerde, yer değiştirme kararlarına karşı idare mahkemeleri önünde iptal davası açmışlardır.
9. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, 30 Ekim 2006 tarihinde, başvuran Metin Ok’un talebini reddetmiştir. Öncelikle İdare Mahkemesi, başvuranın siyasi bir parti tarafından düzenlen izinsiz bir gösteriye katıldığını tespit etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, soruşturma raporuyla başvuranın siyasi parti lehine hareket ettiğinin ortaya çıktığı kanaatine varmıştır. Ardından İdare Mahkemesi, öğretmenlik mesleğinin önemini ve özelliğini dikkate alarak, başvuranın Şanlıurfa’daki öğretmenlik görevini icra etme koşullarının artık bir araya gelmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesi, söz konusu başvuran hakkında yer değiştirme kararını onamıştır.
10. Şanlıurfa Bölge İdare Mahkemesi, 14 Haziran 2007 tarihinde, başvuran Mustafa Dedecan’ın talebini reddetmiştir. İdare Mahkemesi, başvuranın yasadışı bir gösteriye katıldığını, yasadışı örgüt liderine övgüler yağdırdığını ve bu örgüt lehine afişler tuttuğunu tespit etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, başvuran tarafından icra edilen öğretmenlik mesleğinin önemini ve özelliğini dikkate alarak, yer değiştirme kararını onamıştır.
11. Aynı gerekçelere dayanarak Danıştay nezdinde başvuranların itirazı üzerine, Danıştay savcısı yeni bir argüman getirmeksizin, başvuranların ileri sürdükleri gerekçelerin bozma kararına ilişkin herhangi bir yasal gerekçeye uygun olmadığını ve yapılan itirazın reddedilmesi gerektiğine dair görüşler sunmuştur.
12. 23 Ekim 2008 tarihinde Mustafa Dedecan’a tebliğ edilen 27 Haziran 2008 tarihli bir kararla, Danıştay Şanlıurfa Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını onamıştır. 22 Mayıs 2008 tarihinde Metin Ok’a tebliğ edilen 1 Nisan 2008 tarihli bir kararla, Danıştay Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
13. Başvuran Metin Ok, Danıştay önünde karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 26 Ocak 2009 tarihinde başvurana tebliğ edilen 20 Kasım 2008 tarihli bir kararla, Danıştay bu talebi reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
14. “Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi” başlıklı Devlet Memurlarına ilişkin 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya (...) daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.
(...)”
15. Devlet Memurları hakkında 14 Temmuz 1965 tarihli ve 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi şu şekildedir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
(...)
D - Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
(...)
o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.
(...)”
16. Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ve “Hizmet Gerekliliği ile Yer Değiştirme” başlıklı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirmesine İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesi, aşağıdaki şekildedir:
“yer değiştirme ile ilgili olarak bu yönetmelikte öngörülen diğer koşullar yani a) haklarında yürütülen soruşturma sonucunda uygun olarak değerlendirilen yer değiştirme koşulları [incelenmeksizin], hizmet gerekliliği nedeniyle yer değiştirebilir.”
6 Mayıs 2010 tarihinde yürürlüğe giren bu konuda yeni yönetmeliğin 40 (1) maddesi eski yönetmeliğin 16 a) ve b) maddesindeki metni yeniden ele almaktadır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA
17. Mahkeme, davalardaki olaylar ve hukukî konularla ilgili olarak benzerlik taşımasını dikkate alarak, içtüzüğün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, tek bir kararda başvuruların birlikte incelenmesi amacıyla başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
18. Başvuranlar, yer değiştirme kararının üye oldukları sendikanın bağlı olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen gösteriye katılmalarının gerekçelendirildiğini iddia etmektedirler. Başvuranlar, yer değiştirme kararının aşağıda belirtildiği şekliyle, Sözleşme’nin 11. maddesinde öngörüldüğü gibi, örgütlenme özgürlüğüne ihlal teşkil ettiğini değerlendirmişlerdir.
“1. Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.
19. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
20. Hükümet, başvuran Mustafa Dedecan ile ilgili olarak, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin kabul edilemezlik itirazını tespit etmektedir. Hükümet, başvuranın Danıştay önünde karar düzeltme talebinde bulunmadığından şikâyet etmektedir.
21. Söz konusu başvuran, Hükümetin itirazını kabul etmemektedir.
22. Mahkeme, Türk hukukunda karar düzeltme talebinin, yerel mahkemenin kusuru nedeniyle, bu karara ilişkin itiraz edilen mahkemeyi bu konuda yeniden incelenmesine davet etmekle ilgili olduğunu dikkate almaktadır. Nitekim söz konusu mahkeme, yeni unsur bulunmaksızın, tarafların yalnızca başvurmasıyla aynı davayı ikinci defa incelemektedir. Mahkeme, somut olaydın kendine özgü koşulları ışığında, belli bir iç hukuk yolunun, başvurana ileri sürdüğü şikâyetin giderilmesi için etkin bir imkân verilip-verilmediğini değerlendirmelidir. Başvuranın, “ortak görüşe göre” olayların meydana geldiği tarihte şikâyetlerini giderecek nitelikte olmayan bir başvuruda bulunması gerekli değildir (bk. De Wilde, Ooms ve Versyp/Belçika, 18 Haziran 1971, § 62, A Serisi, No. 12).
23. Mahkeme, daha önce benzer bir itirazı incelediğini ve reddettiğini hatırlatmaktadır (bk. diğer kararlar arasında, Karaduman/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar) no. 16278/90, 3 Mayıs 1993 ve Ünal Tekeli/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 29865/96, 1 Temmuz 2003). Mevcut davada, farklı tespitlere yol açabilecek olay ve gerekçenin bulunmaması nedeniyle, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin hükümetin itirazının reddedilmesi gerekir.
24. Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit ederek, kabul söz konusu şikâyetin edilebilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas Hakkında
1. Müdahalenin Varlığı Hakkında
25. Başvuranlar, yer değiştirme kararlarının sendikanın bağlı olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen bir gösteriye katılmaları nedeniyle haklarında bu kararın verildiğini iddia etmektedirler ve söz konusu kararların dernek kurma özgürlüklerine bir ihlal teşkil ettiğini değerlendirmektedirler.
26. Hükümet, başvuranların çalışmak yerine gösteriye katılmayı tercih ettiklerini ve sendikal örgüte bağlı olmaları nedeni yerine bu gerekçeyle yer değiştirmenin söz konusu olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların sendikaya katılma haklarında bir müdahale yapılmadığı kanaatindedir.
27. Öncelikle Mahkeme, cezai ve yer değiştirme aynı zamanda idare mahkemelerinin kararlarından, başvuranların işyerinde bulunmamaları nedeni yerine üye oldukları Eğitim-Sen sendikasının bağlı olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen bir gösteriye katılmalarından dolayı yer değiştirme kararı verildiğinin anlaşıldığını dikkate almaktadır. (yukarıda 7.,8.,10. ve 11. paragraflar)
28. Ardından Mahkeme, başvuranların Eğitim-Sen sendikası üyeleri olarak söz konusu gösteriye katıldıklarını ve kendileri açısından sendikal faaliyetin yapılmasıyla ilgili olduğunu dikkate almaktadır. Başvuranlar gibi, Mahkeme, ihtilaf konusu tedbirde başvuranların örgütlenme özgürlüğü haklarında bir müdahale yapıldığının değerlendirilebilir olduğu kanaatindedir.
2. Müdahalenin Haklı Gösterilmesi Hakkında
29. Mahkeme, benzer bir müdahalenin, “kanun ile öngörülmediği”, Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrası bakımından meşru bir amaç veya amaçlar izlemediği ve bu amaçlara ulaşmak için “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” sürece Sözleşme’nin 11. maddesine aykırı olduğunu hatırlatmaktadır.
a) Müdahalenin “Kanunda” Öngörülüp Öngörülmediği Konusu Hakkında
30. Mahkeme, başvuranlar hakkında verilen yer değiştirme kararlarının Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirmesine İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin a) bendine ve 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi (yukarıda 15. paragraf) uygun olduğuna dair taraflarca itiraz edilmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, ihtilaf konusu kararların yasal bir dayanağının bulunduğunu dikkate almaktadır.
b) Müdahalenin Meşru Bir Amaç Veya Amaçlar Taşıyıp Taşımadığı Hakkında
31. Hükümet, müdahalenin, ulusal güvenliği koruma, kamu güvenliliğini sürdürme, düzenin korunması amacı taşıdığını savunmaktadır. Başvuranlar, bu hususta görüş bildirmemektedir.
Mahkeme, başvuranlar ile ilgili olarak alınan tedbirlerde izlenen amaçların yasaya uygunluğu konusunda kuşku duyarak, müdahalenin kamu düzeninin korunmasının sağlanması açısından meşru bir amaç taşıdığı varsayımından yola çıkacaktır (Küçükbalaban ve Kutlu/Türkiye, No. 29764/09 ve 36297/09, § 29, 24 Mart 2015).
c) Müdahalenin “Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olup Olmadığı” Konusu Hakkında
i. Tarafların İddiaları
32. Hükümet, başvuranlara verilen yer değiştirme kararının, gösteriye katılmaları ve işyerinde bulunmamaları nedeniyle verildiğini belirterek zorunlu sosyal ihtiyacı karşıladığını savunmaktadır. Hükümet, bu iki durumun ilgili makamlara bilgisine sunulmadığını ve başvuranların mazeret bildirmediklerini belirtmektedir. Hükümet, başvuranların başka şekillerde düşüncelerini ifade etme imkânlarının bulunması nedeniyle, bu tedbirin orantılı olduğunu değerlendirmektedir.
33. Başvuranlar, Hükümetin iddialarını kabul etmemekte ve iddialarını yinelemektedirler. Başvuranlar, işyerinde bulunmamaları nedeni yerine sendikanın bağlı olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen bir gösteriye katılmalarından yer değiştirme kararı verildiğini iddia etmektedirler.
ii. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
34. Öncelikle Mahkeme, üye oldukları sendikanın bağlı olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen bir gösteriye katıldıklarını ve bu sivil toplum örgütleri birliğinde diğer sendikaların, derneklerin ve siyasi partilerin dâhil olduğunu dikkate almaktadır.
35. Ardından Mahkeme, başvuranların söz konusu gösteriye katılmaları nedeniyle yer değiştirme kararı verildiğini tespit etmektedir. Nitekim, ulusal makamlar, başvuranlar hakkında yer değiştirme kararı vermek için, bu gösteriye katılmalarının ardından haklarında açılan disiplin soruşturmalarını esas almaktadırlar. Soruşturmalar sonucunda, bir siyasi parti yararına veya zararına faaliyette bulunmayı” cezalandıran 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-(o) maddesi uyarınca, başvuranlar disiplin cezası almışlardır. Başvuran Mustafa Dedecan ile ilgili olarak, ceza kararı söz konusu başvuranın siyasi parti militanı olduğu koşuluna ve bu parti lehine hareket ettiğine dayanmaktadır (yukarıda 7. paragraf). Öte yandan Şanlıurfa Bölge İdare Mahkemesi, siyasi parti militanlarının söz konusu gösteriye katıldıkları esnada siyasi nitelikteki faaliyetlere katıldıklarını gözlemlemektedir. Hâlbuki Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi başvuran Metin Ok’un siyasi parti lehine hareket ettiğinin ortaya çıkarıldığı kanaatindedir (yukarıda 10. ve 11. paragraflar).
36. Mahkeme, belirli bir sınıf memurun siyasi tarafsızlığını korumak olduğu bir tedbirin genellikle yasaya uygun ve Sözleşme’nin 11. maddesinin amaçlarıyla orantılı olarak değerlendirmektedir (bk. mutatis mutandis, Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, 2 Eylül 1998, § 63, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998‑VI). Bununla birlikte, bu türden bir tedbirin, söz konusu devlet memurunun görev ve işlevleri ile özellikle her davanın kendine özgü koşullarını gerektiği gibi dikkate almadan, toplanma ve dernek kurma özgürlüğü hakkının özüne de dokunması nedeniyle genel bir şekilde uygulanmaması gerekir (yukarıda anılan Küçükbalaban ve Kutlu, § 34).
37. Mahkeme öncelikle, davanın koşullarından, görevlerine veya idare bünyesindeki sorumluluklarına dayalı ayrım yapılmaksızın tüm devlet memurlarına uygulanan 657 sayılı Kanun’un 76. maddesine dayanılarak başvuranlar hakkında yer değiştirme kararı verildiğinin açıkça anlaşıldığını dikkate almaktadır. İkinci olarak, başvuranların katıldığı gösterinin barışçıl olduğuna Hükümet tarafından itiraz edilmemiştir. Üçüncü olarak, başvuranlar, Devlet okullarında öğretmenlik mesleğini icra etmek üzere mesleki niteliklerini şikâyet konusu yapabilecek nitelikte siyasi görüşler ifade etmeden ihtilaflı gösteriye tamamen pasif şekilde katılmışlardır. Üstelik Hükümet, söz konusu gösteri esnasında başvuranların kendilerine atfedilen hangi eylemlerle belirli bir siyasi parti yararına faaliyette bulunduklarını kanıtlamamaktadır. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların bu barışçıl gösteriye katılmalarının, gösteri yapma özgürlüğü hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir. Mahkeme, bu gösteriye katılarak, başvuranların barışçıl bir şekilde toplanma özgürlüğü hakkını kullandıklarını değerlendirmektedir (Ezelin/Fransa, 26 Nisan 1991, § 41, A Serisi No. 202 ve Enerji Yapı-Yol Sen, No. 68959/01, § 32, 21 Nisan 2009, yukarıda anılan Küçükbalaban ve Kutlu, § 35).
38. Mahkeme, yukarıda belirtilenler ışığında, başvuranlar hakkında verilen yer değiştirme kararının, 15 Şubat 2005 tarihli barışçıl gösteriye katılmalarındaki özel koşulları ve başvuranların kamudaki görevlerini dikkate alarak, Hükümetin, Sözleşme’nin 11. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, orantılı bir tedbir teşkil ettiğini ortaya koymadığını kanaatindedir. Dolayısıyla Mahkeme başvuranlar hakkında verilen yer değiştirme kararının, ilgililerin barışçıl olarak gösteriye katılma özgürlüğü haklarını ihlal ettiği sonucuna varmaktadır (bk. aynı anlamda, Metin Turan/Türkiye, No. 20868/02, § 30, 14 Kasım 2006 ve Müslüm Ҫiftçi/Türkiye, No. 30307/03, §35, 2 Şubat 2010, bk. a contrario, Akat/Türkiye, No. 45050/98, § 43, 20 Eylül 2005, Bulğa ve diğerleri/Türkiye, No. 43974/98, § 73, 20 Eylül 2005, Ertaş Aydın ve diğerleri/Türkiye, No. 43672/98, § 51, 20 Eylül 2005, Adem yılmaz ve diğerleri/Türkiye, No. 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606/98, § 41, 21 Mart 2006, ve Kazım Ünlü/Türkiye, No. 31918/02, § 30, 6 Mart 2007).
39. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranlar hakkında verilen yer değiştirme kararlarının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatindedir.
40. Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşme’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
41. Başvuranlar, Danıştay nezdinde savcı görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle, silahların eşitlik ilkesinin ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler. Somut olayda Başvuranlar, ilgili kısımların aşağıda yer aldığı Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürmektedirler.
““Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar (...) konusunda karar verecek olan (...) bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. (...)”
42. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
43. Somut olayda Mahkeme, Danıştay nezdinde savcının görüşünde, başvuranlar tarafından ileri sürülen gerekçelerin hiçbir bozma kararına uygun olmadığını belirtmekle yetinildiğini ve temyiz talebinin reddedilmesi gerektiğini dikkate almaktadır. Nitekim Mahkeme, başvuran tarafından görüş sunulabilecek hiçbir yeni konunun ileri sürülmediğini tespit etmektedir. Öte yandan Mahkeme, söz konusu görüş karşılığında, ilgililerin davanın incelenmesi için yeni ve uygun unsurlar sunabileceklerinin ispatlanmadığını tespit etmektedir. Sonuç olarak Mahkeme, Danıştay’ın başvuranın talebini reddetmek için özellikle söz konusu görüşü esas almadığını gözlemlemektedir.
44. Ardından Mahkeme, Kılıç ve diğerleri/Türkiye davasında (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 33162/10, § 32, 3 Aralık 2013) benzer şikâyeti daha önce incelediğini ve bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, mevcut durumda farklı bir sonuca ulaştıracak bir iddia ya da bir olgunun bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 fıkrasının b) bendi uyarınca bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
45. Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca,
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
46. Başvuran Mustafa Dedecan yer değiştirdiği şehirde konaklama ve söz konusu şehir ile ikâmet yeri arasında yaptığı masraflara tekabül eden 2.850 avro (EUR) talep etmektedir.
47. Öte yandan başvuranların her biri, maruz kaldıklarını ileri sürdükleri manevi tazminat için 50.000 avro talep etmektedirler.
48. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
49. Mahkeme, başvuran Mustafa Dedecan tarafından ileri sürülen maddi kayıplar ve Sözleşme’nin 11. maddesi arasında doğrudan bir nedensellik bağının bulunduğundan tatmin olmayıp bu duruma bağlı olan talebi reddetmektedir. Buna karşın Mahkeme, başvuranların her birine manevi tazminat olarak 1.500 avro ödenmesinin uygun olacağını değerlendirmektedir.
B. Masraf ve Giderler
50. Diğer yandan başvuranlar, yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapılan masraf ve giderler için 2.900 avro talep etmektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, herhangi bir belge sunmamaktadırlar.
51. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
52. Hükümet, destekleyici nitelikte belgenin bulunmadığını dikkate alarak, masraf ve giderlere ilişkin başvuranların talebini reddetmektedir.
C. Gecikme Faizi
53. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranı uygulamanın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların, Sözleşme’nin 11. maddesine ilişkin şikâyete gelince, kabul edilebilir diğer şikâyetlerin ise kabul edilemez olduklarına;
Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
4.
a) Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak, manevi tazminat olarak, davalı Devletin başvuranların her birine kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 1.500 avro (bin beş yüz avro) ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu miktarlara, belirtilen sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, 22 Eylül 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithAndrás Sajó
Yazı İşleri Müdürü Başkan
Full & Egal Universal Law Academy