© Avrupa Konseyi/ İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 2016. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin Human Rights Trust Fonu’nun desteğiyle yapılmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2016. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2016. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme İçtihadına ilişkin Bilgi Notu 186
Haziran 2015
Delfi AS - Estonya [BD] - 64569/09
Karar 16.6.2015 [BD]
Madde 10
Madde 10-1
Bilgi yayma özgürlüğü
Anonim üçüncü kişiler tarafından web sitesinde paylaşılan saldırgan yorumlardan ötürü internet haber portalına tazminat cezası verilmesi: ihlal edilmediğine
Olaylar – Başvurucu şirket, Estonya’daki en büyük internet haber portallarından birine sahiptir. 2006 yılında, başvurucu portalın bir feribot şirketine ilişkin bir makale yayınlamasının ardından, makalenin altında feribot şirketinin sahibine yönelik kişisel tehditler ve saldırgan bir dil içeren birçok yorum paylaşılmıştır. Başvurucu şirkete karşı hakaret davası açılmış ve dava sonucunda şirkete 320 Euro tazminat cezası verilmiştir.
10 Ekim 2013 tarihli bir kararda (bkz. Bilgi Notu 167), Mahkeme’nin bir Dairesi oybirliğiyle 10. maddenin ihlal edilmediği tespitinde bulunmuştur.
17 Şubat 2014’te, dava başvurucu şirketin talebi üzerine Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Hukuki Değerlendirme– Madde 10: Bu dava, Mahkeme’nin internette kullanıcı kaynaklı ifadeye ilişkin bir şikayeti incelemek zorunda kaldığı ilk davadır. İnternetin ifade özgürlüğünün kullanımında sağlayabileceği yararları kabul eden Mahkeme, hakaretamiz ve diğer hukuka aykırı ifade türlerine ilişkin sorumluluğun, prensip olarak, devam etmesi gerektiğini ve kişisel hakların ihlali bakımından etkili bir yol oluşturduğunu tekrar etmiştir. Üstelik Mahkeme, mevcut davada, söz konusu yorumların nefret suçu ve şiddete doğrudan teşvik oluşturduğunu ve başvurucu şirketin haber portalının ülkedeki en büyük internet kanallarından biri olduğunu ve topladığı yorumların tartışmalı niteliğinin kamusal bir sorun teşkil ettiğini gözlemlemiştir. Bu nedenle, davanın inceleme çerçevesi, madde 10 § 2’nin ışığında, internet portallarının, ekonomik amaçlarla daha önce yayınlanan içerik hakkında kullanıcı kaynaklı yorumlar için bir platform oluşturdukları ve bazı kullanıcıların açıkça hukuka aykırı ifade türlerini kullandıkları durumlardaki “ödev ve sorumlulukları”nın değerlendirilmesiyle sınırlandırılmıştır.
Mahkeme, her şeyden önce, iç hukuk belgelerinin, ekonomik bir amaçla internet haber portalı işleten bir medya yayıncısının, prensip olarak, haber portalına açıkça hukuka aykırı yorumların girilmesinden ötürü iç hukuk uyarınca sorumlu tutulabileceğini öngörülebilir kıldığına kanaat etmiştir. Başvurucu şirket, profesyonel bir yayıncı olarak, aslında faaliyetlerine ilişkin riskleri değerlendirebilecek bir pozisyondadır ve bunun beraberinde getirebileceği hukuki sonuçları da öngörebilecek durumda olmalıdır. Bu nedenle söz konusu müdahale, Sözleşme’nin 10. maddesindeki anlamıyla “hukuken öngörülebilir” bir müdahaledir.
Başvurucu şirketin bilgi yayma özgürlüğüne yönelik müdahalenin gerekliliği bakımından ise, Mahkeme, başvurucunun haber portalının profesyonel ve ticari nitelikte olmasına ve yorumların paylaşılmasında ekonomik bir menfaatinin olmasına özel bir ağırlık atfetmiştir. Üstelik, yalnızca başvurucu şirket haber portalında yayınlanan yorumları değiştirmek ya da silmek için gereken teknik araçlara sahiptir. Bu arka plan ışığında, başvurucu şirketin portaldaki makalelere ilişkin yorumların kamusallaşmasındaki rolü, pasif, tamamen teknik bir servis sağlayıcı olmanın ötesindedir.
Yorumların gerçek yazarlarının sorumluluğunun internet haber portalının sorumluluğuna alternatif teşkil edebileceği konusunda ise, Mahkeme, internette anonimliğin önemli bir araç olmasına rağmen, diğer hak ve menfaatler karşısında dengelenmesinin gerektiğini hatırlatmıştır. Bu sonuca ulaşırken, internet kullanıcılarının kimliklerini ifşa etmemekteki menfaatlerine önem vermektedir, fakat aynı zamanda bilginin internet üzerinde sınırsız bir şekilde yayılmasının olumsuz etkilerine de işaret etmektedir. Bu bakımdan Mahkeme, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın bireyin temel haklarının kural olarak arama motoru operatörünün ekonomik menfaatlerinden ve diğer internet kullanıcılarının menfaatlerinden daha önemli olduğunu tespit ettiği bir kararına atıfta bulunmuştur. Üstelik internet farklı düzeylerde anonimliğe olanak tanımaktadır; bazen anonim kalmak isteyen internet kullanıcıları yalnızca internet sağlayıcılar tarafından tespit edilebilmektedir. Mevcut davada, yorumların yazarlarının kimliğinin tespitine izin veren tedbirlerin etkililiğine ilişkin belirsizlikle birlikte, bir nefret söylemi mağdurunun yorumların yazarlarına karşı dava açabilmesini mümkün kılmak amacıyla internet portalı tarafından kullanılan araçların yokluğu, yerel mahkemelerin zarar gören kişinin başvurucu şirkete ya da yorumların yazarlarına karşı dava açma konusunda tercih haklarının bulunduğu yönündeki görüşünü desteklemiştir.
Başvurucu şirket tarafından portalında hukuku ihlal eden yorumların yayımlanmasıyla mücadele etmek için alınan tedbirler bakımından ise, büyük haber portallarının nefret söylemi ve şiddete teşvik eden ifadeleri sınırlandırmak için etkili tedbirler alma yükümlülüğü “özel sansür”le denk tutulamaz. Öyle ki böyle bir ifadenin potansiyel bir mağdurunun düzenli olarak interneti izlemesi imkanı, büyük bir ticari internet haber portalının hukuka aykırı yorumları önleme ve yayından kaldırma imkanından daha dardır. Başvurucu şirketin web sitesinde nefret söylemi ya da şiddete teşvik eden ifade teşkil eden yorumlarla ilgilenmek için, birçok durumda bütün tarafların hak ve menfaatlerini dengelemek için uygun bir araç işlevi görebilecek bazı mekanizmalar bulunsa da, davanın kendine özgü koşulları içerisinde bunlar yetersiz kalmıştır, zira hukuka aykırı yorumlar altı hafta boyunca yayında kalmıştır.
Son olarak, başvurucu şirkete yüklenen 320 Euro tutarındaki ceza, hiçbir suretle yerel mahkemeler tarafından tespit edilen ihlale kıyasla orantısız olarak değerlendirilemez. Başvurucu şirketin iç hukuktaki yargılamanın sonucunda işletme modelini değiştirmek zorunda kaldığı da görülmemektedir. Yukarıdakilerin sonucunda, yerel mahkemelerin sorumluluğu başvurucu şirkete yüklemeleri, ilgili ve yeterli gerekçeye dayandırılmıştır ve başvurucu şirketin ifade özgürlüğü üzerinde orantısız bir müdahale oluşturmamıştır.
Sonuç: ihlal edilmediğine (ikiye karşı on beş oy).
(Ayrıca bkz. Krone Verlag GmbH & Co. KG - Avusturya (no. 4), 72331/01, 9 Kasım 2006; K.U. - Finlandiya, 2872/02, 2 Aralık 2008, Bilgi Notu 114; Ahmet Yıldırım - Türkiye, 3111/10, 18 Aralık 2012, Bilgi Notu 158; ayrıca bkz. the Factsheet on Hate Speech)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2016.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2016.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2016.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy