Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/57
DİLİPAK ET KARAKAYA/TÜRKİYE
(nos. 7942/05 and 24838/05), 4/3/2014)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 6 ve 10.
Hak ve Özgürlükler
İfade hürriyeti, adil yargılanma (mahkemeye erişim hakkı).
Anahtar Kelimeler
Mahkemeye erişim hakkı, yoklukta yapılan yargılama, tebligat.
Davanın Özü
Dava, makalelerinde yüksek rütbeli bir askeri memur olan Amiral Güven Erkaya’nın hatırasını aşağıladıkları gerekçesiyle başvurucuların, yokluklarında gerçekleştirilen yargılama sonucunda verilen kararla yüksek miktarda tazminat ödemeye mahkûm edilmiş olmalarına ilişkindir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucular Abdurrahman Dilipak ve Hasan Karakaya, sırasıyla 1949 ve 1953 yıllarında doğmuş Türk Vatandaşları olup İstanbul’da yaşamaktadırlar.
2000 yılı Haziran ayı içerisinde eski Deniz Kuvvetleri Komutanı ve MGK üyesi olan Oramiral Güven Erkaya’nın cenaze töreni münasebetiyle Karakaya, öleni, bazı gözlemciler tarafından “post-modern darbe” olarak tanımlanan 28 Şubat 1997 MGK toplantısındaki rolü nedeniyle eleştirdiği bir makale yayınlamıştır. Aynı ay Dilipak da aynı gazetede eleştirel başka bir makale yayımlamıştır. Amiral’in ailesi iki gazeteci hakkında tazminat davası açmıştır. Ancak posta servisi mahkemenin belirttiği adreslerde iki gazetecinin yerini tespit edemediğinden tebligat yapamamıştır. 2003 yılı Ocak ayında mahkeme hiçbir duruşmaya katılmayan davalıların yokluğunda kararını açıklamıştır. Başvurucular birlikte ve ayrı ayrı mahkûm olmuşlardır. Mahkeme kararı, adresi tespit edilemeyen Karakaya’ya tebliğ edilememiş, Dilipak’a ise basın yoluyla tebligat yapılmıştır. 2003 yılı Haziran ayında Erkaya ailesi icra işlemlerini başlatmışlardır. Ödeme emirleri doldurulmuş ve başvuruculara postalanmıştır. Başvurucular ödeme emirlerini ev adreslerinde tebellüğ etmişlerdir. Ödeme emrine konu kararı, ödeme emrinin tebliği üzerine öğrendiklerini belirterek temyiz etmişlerse de temyiz talepleri reddedilmiştir.
İddialar:
Başvurucular, AİHS’in 6/1 (mahkemeye erişim hakkı) ve 10. (ifade hürriyeti) maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
Hükümetin Savunması:
(Hukuki değerlendirme kısmında gerekli olduğu ölçüde işlenmiştir)
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu AİHS’in 6/1 ve 10. maddeleri altında incelemiştir.
6/1 yönünden;
Dilipak yönünden;
AİHM, genel ilkeleri hatırlattıktan sonra, belirtilen adrese tebligat yapılamaması üzerine derece mahkemesinin polis araştırması yaptırdığını, bu adrese yapılan tebligatın da sonuçsuz kaldığını tespit etmiştir. Bununla birlikte polisin araştırma şekli konusunda dosyada veri bulunmadığını, Hükümetin de bu konuda sessiz kaldığını tespit etmiştir. Asliye hukuk mahkemesinin polisin araştırmasıyla ilgili, yayın yoluyla tebligatın muhtemel menfi sonuçları da dikkate alındığında, yeterli özenin gösterilip gösterilmediği konusunda yeterince dikkatli davranmamış göründüğünü not etmiştir. Tebligat konusundaki usulün görevlilerce meşru ve mantıklı olarak takip edildiğini gösteren bir unsur bulunmadığı gibi, tersine, karar kesinleştikten sonra başvurucunun gerçek adresi bir haftadan kısa bir sürede tespit edilmiştir ki, Mahkemeye göre bu oldukça rahatsız edicidir. başlangıçta adresin tespit edilememesinden dolayı başvurucu yargılama işlemlerine katılamamış ve kendini savunamamıştır.
Mahkeme bu tespitten sonra iç hukukun başvurucunun hazır bulunabileceği yeniden yargılanma hakkı tanıyıp tanımadığını incelemiştir. Bu çerçevede temyizin sonuçsuz kaldığını, yazılı emir talebinin mahiyeti itibarıyla uygun olmadığını, kaldı ki Yargıtayın bu talebi de reddettiğini belirtmiştir. Üçüncü olarak, başvurucunun yeni tarihli yargılamanın yenilenmesi başvurusunun derdest olduğunu, başvurucunun da 28 Şubatla ilgili ceza soruşturması açılması gerekçesiyle bu yola başvurduğunu vurguladıktan sonra kararın yeniden gözden geçirilmesini temin edecek belli açıklıkta bir yolun olmadığını da vurgulayarak 6. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karakaya yönünden;
Polisin adres araştırması sonucunda belirlenen adrese tebligat yapılmış ve bu adreste evrak Karakaya ile birlikte çalışan A.G.’ye teslim edilmiştir. Bununla birlikte mahkeme Tebligat Kanunu hükümleriyle birlikte polis araştırması sonucu üzerinde yaptığı değerlendirmede 6. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir.
10. madde yönünden;
Mahkeme, müdahalenin kanunla öngörüldüğünü, önlemin başkalarının haklarını veya şan ve şereflerini koruma amacını tespit ettikten sonra, bunun demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını incelemiştir.
Mahkeme, makalelerin ordunun politik rolü üzerine tartışmalara ve 28 Şubat tarihli toplantının politik ve sosyal sonuçlarına ilişkin olduklarını, başvurucuların da alınan kararlarla atfedilen rolü eleştirdiklerini; yazıların yakın geçmişte yaşanan ve halen aktüel bir konuda açıkça kamu yararı bulunan bir tartışmaya ilişkin olduğunu; yayın için seçilen zaman, adı geçenin yakınları için ilave üzüntü kaynağı oluştursa da kamuya açık kişilerin cenaze merasimlerinin onların hayatları ve yaptıklarını değerlendirme fırsatı oluşturabileceğini; hükmedilen tazminatın sadece başvurucular üzerinde değil, basın mesleğinin tümü için caydırıcı olduğunu; başvurucuların ifade hürriyeti ile üçüncü şahısların hakları arasında yarışan menfaatlerin korunması için adil bir prosedür ve silahların eşitliğinin sağlanmasının esaslı olduğunu, oysa somut olayda başvurucuların katılımı olmaksızın yapılan yargılamanın adil ve çelişmeli olmadığını vurgulamak suretiyle Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Başvurucuların Sözleşmenin 7. maddesi ile Ek Protokol 1/1. maddesi altında yapmış oldukları şikâyetleri incelememiştir.
Karakaya tazminat talebinde bulunmamış, Dilipak ise 500.000,00 TL istemiştir. Mahkeme bu konudaki kararı sonraya bırakmış ve tarafları, varılması halinde bir anlaşmanın sonucundan bilgi vermeye davet etmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy