Dilipak ve Karakaya / Türkiye - - 7942/05 ve 24838/05 - 4.3.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Gazetelerinde iki makalenin yayınlanmasının ardından başvuranlar hakkında hukuk davası açılmıştır. Ne mahkeme celbi ne de dava layihası, davacı tarafından verilen adrese tebliğ edilebilmiştir; zira başvuranlar söz konusu adreste tanınmamaktalardı. Yeni celpler polis tarafından tespit edilen adreslere gönderilmiştir. Belgeler, başvuranlardan birinin “yetkili çalışanına” tebliğ edilmiştir. Diğer başvuran bulunamamıştır. Mahkeme, bunun üzerine tebligatı basında yayınlatmaya karar vermiştir. Başvuranlar, gıyaplarında mahkûm edilmişlerdir. Karar kesinleştiğinde, davacı icra takibi başlatmıştır. Ödeme emirleri, başvuranların evle-rine gönderilmiştir. Dolayısıyla haklarındaki yargılama ve bulgulardan eş zamanlı haberdar olan başvuranlar, yetkililerin adreslerini bildiğine dair delil sunmuşlardır. Yargılamanın yenilenmesi için üç temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Bu başvurulardan hiçbiri, işbu kararın verildiği tarih itibariyle başarıya ulaşmamıştır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1: Adli işlemler 6. maddenin medeni hukuk yönü açısından incelendiğinde, Mahkemenin cezai konulardaki yaklaşımı göz önünde bulundurulmalıdır. Sonuç olarak, incelenmesi gereken ilk konu, yetkililerin, başvuranı duruşma olduğundan haberdar etmek amacıyla gerekli adımları atıp atmadığı ve başvuranın hakkından feragat edip etmediğidir. Cevap olumlu değilse, başvuranın iç hukuk uyarınca yeniden çekişmeli bir yargılama yapılma olanağı elde edip etmediği araştırılmalıdır.
Yerel mahkeme, öncelikle, dava layihasını ve mahkeme celbini, davacı tarafından verilen adrese tebliğ etmeye çalışmıştır. Ardından, başvuranlar söz konusu adreste bulunamadığı için, polis arama emri çıkarmaya karar vermiştir. Görünüşe göre mahkeme, birinci başvuranın davasında, söz konusu yöntemin, muhatabı açısından sık sık olumsuz sonuçlara yol açmasına karşın basına yayın yoluyla tebliğe başvurmadan önce, polis tarafından yürütülen operasyonu ve ek operasyonun tavsiye edilebilirliğini değerlendirmemiştir. Muhabir statülerinin bilinmemesinin neredeyse imkânsız olmasına karşın; nüfus kütüğünde, meslek kuruluşları veya basın kartı çıkartmaktan sorumlu makam nezdinde başvuranlar hakkında hiçbir sorgu yapılmadığı görülmüştür. Kısacası, yasalara göre ve mantıken yetkililerden beklenebilecek soruşturmaların gerçekte yürütülmüş olduğunu gösterecek hiçbir şey bulunmamaktaydı; nitekim tüm deliller aksi yöndeydi. Kararın icra edilmesine gelindiğinde, iki muhabirin adreslerine güçlük yaşanmaksızın ulaşılmış olması oldukça rahatsız ediciydi. Bu nedenle başvuranlar, haklarındaki hukuk yargılamalarına iştirak etme veya menfaatlerini savunma olanağından yoksun bırakılmıştır. Ayrıca, adil yargılanma haklarından feragat ettiklerini gösteren hiçbir şey bulunmamaktaydı.
Dolayısıyla, geriye kalan, iç hukukun başvuranlara, yeterli derecede bir kesinlikle, yeni bir duruşmaya çıkma fırsatı verip vermediğinin incelenmesiydi. Mevcut davada, üç temyiz başvurusu bu amaçla yapılmıştır. Birinci başvuru, yerel mahkemeler tarafından, basına yayın yoluyla tebligatın geçerli olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. İkinci defada temyiz başvurusu, bir kararın iptal edilmesinin dava taraflarının durumu üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktıysa da, Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Mahkeme, her halükarda başvurunun Yargıtay tarafından reddedildiğini tespit etmiştir. Üçüncü olarak, birinci başvuran yargılamaları yeniden başlatmak için başvuruda bulunmuştur.
Bununla birlikte, bu tür bir hukuk yoluna başvurma koşulları arasında, taraflardan birinin, tebligat olmaması veya tebligatı geçersiz kılan başka herhangi bir etken nedeniyle esas yargılamalara katılamama durumu yer almamaktaydı. Ayrıca, başvuran başvurusunu bu duruma değil, davanın esası hakkında yeni bilgilerin ortaya çıkarılmasına dayandırmıştır. Dolayısıyla, yargılamaların yeniden başlatılmasına yönelik başvuru, başvuranların, davalarını savunmak üzere yeni bir duruşmaya çıkma olanağına sahip olacağını yeterli bir kesinlikle garanti etmemekteydi. Sonuç olarak, başvuranları haklarındaki yargılamalardan haberdar etmek üzere gerekli adımlar atılmamış ve başvuranlar, ilgili haklarından feragat etmemiş olmalarına rağmen, yeni bir duruşmaya çıkma olanağına sahip olmamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca 10. maddenin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Madde 41: konu, birinci başvuranın talebiyle ilgili olarak ertelenmiştir; ikinci başvuran hiçbir talepte bulunmamıştır.
(bk. ayrıca Colozza v. Italy, 9024/80, 12 Şubat 1985; Medenica/İsviçre, 20491/92, 14 Haziran 2001, Bilgi Notu 31 ve Sejdovic/İtalya [BD], 56581/00, 1 Mart 2006, Bilgi Notu 84)
Full & Egal Universal Law Academy