AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
DURMUŞ/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 5159/10)
KARAR
STRAZBURG
24 Ekim 2017
İşbu karar kesin olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Durmuş/Türkiye davasında,
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
3 Ekim 2017 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Hıdır Turgut Durmuş (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 12 Ocak 2010 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 5159/10) bulunmaktadır.
2. Başvuran, Antalya Barosuna bağlı Avukat N. Gürgöz tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 26 Nisan 2010 tarihinde Hükümete bildirilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1958 doğumlu olup Antalya’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran bir lisede öğretmendir. Başvuran söz konusu zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasındaki işçi sendikasının yerel şubesinde üyeydi.
6. Başvuranın 2009 yılının Mayıs ayında üyesi olduğu Sendika tarafından yayınlanan basın duyurusuna katılmayı teşvik eden bir bildiriyi ofiste bu amaç için ayrılan ilan panosuna astığı ve okulun ortak alanlarından birinde bu bildiriyi dağıttığı için kendisi hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
7. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 30 Eylül 2009 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca başvuran hakkında üyesi olduğu işçi sendikası tarafından hazırlanan ilanları astığı ve bildirim dağıttığı gerekçesiyle disiplin cezası olarak kınama cezası vermiştir.
8. Başvuran, 6 Ekim 2009 tarihinde, söz konusu karara itiraz etmiş ve kararın iptal edilmesini talep etmiştir.
9. Kepez Kaymakamlığı Disiplin Kurulu, 15 Ekim 2009 tarihinde başvuranın itirazını, söz konusu idari kararın yasa doğrultusunda olması ve iptali için herhangi bir gerekçe olmaması sebebiyle reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
10. Söz konusu tarihte ilgili iç hukuka ve uygulamaya ilişkin açıklamalar Karaçay/Türkiye ((k.k.), no. 6615/03, §§ 14-17, 27 Mart 2007), ve İsmail Sezer/Türkiye ((k.k.), no. 36807/07, §§ 14-21, 24 Mart 2015) davalarında mevcuttur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
11. Başvuran kendisine işçi sendikasının faaliyetlerine katılması dolayısıyla disiplin cezası olarak verilen kınama cezasının Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran, bu bağlamda, Sözleşme’nin 9, 10 ve 11. maddelerine dayanmıştır
12. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, sadece Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini düşünmektedir. Sözleşme’nin 11. maddesi aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
13. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
14. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, şikâyetin kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
15. Başvuran kendisine verilen disiplin cezasının dernek kurma özgürlüğü hakkına orantısız bir müdahale teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
16. Hükümet söz konusu iddiaya itiraz etmiş ve başvurana verilen disiplin cezasının yapmış olduğu davranışın bir öğretmenin görevine ve sorumluluklarına uymadığı gerekçesiyle verildiğini iddia etmiştir.
17. Mahkeme, somut davaya benzer sorunların gündeme geldiği Karaçay/Türkiye (no. 6615/03, 27 Mart 2007) davasında, şikâyette bulunan cezanın hafif olmasına rağmen bu yaptırımların işçi sendikası üyelerinin grevlere ve üyelerin çıkarlarını korumak adına düzenlenen diğer sendika eylemelerine meşru olarak katılmalarını caydıracak nitelikte olduğuna karar verdiğine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda, Mahkeme başvurana uyarı cezası verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını ve başvuranın gösteriye katılma özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir (bk. aynı kararda § 37; bu karar uygulanabildiği ölçüde Kaya ve Seyhan/Türkiye, no. 30946/04, § 30, 15 Eylül 2009; Şişman ve Diğerleri/Türkiye, no. 1305/05, § 34, 27 Eylül 2011 ve İsmail Sezer/Türkiye, no. 36807/07, § 55, 24 Mart 2015).
18. Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen Mahkeme, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya sav ileri sürmediği görüşündedir.
19. Mahkeme, söz konusu hususa ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
20. Başvuran, 2.000 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
21. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
22. Mahkeme, somut davanın koşullarında, Sözleşme’nin 11. maddesine yönelik verilen ihlal kararının, başvuran tarafından yaşanan herhangi manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir (bk. yukarıda anılan Karaçay, § 49).
B. Masraf ve giderler
23. Başvuran masraf ve giderler bakımından herhangi bir talepte bulunmamıştır.
24. Bu nedenle, Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
3. İhlal tespitinin, başvuranın uğradığı manevi zarar açısından tek başına yeterli adil tazmin sağladığına;
4. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 24 Ekim 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy