© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the and of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
El-Masri/« Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti » [BD] - 39630/09
Karar 13.12.2012 [BD]
Madde 3
Onur kırıcı muamele
İnsanlık dışı muamele
İşkence
Etkili soruşturma
Suçluların iadesi
CIA ajanlarına « olağandışı teslim etme » operasyonu boyunca ve bu operasyon sonucunda başvurucunun maruz bırakıldığı işkence ve insanlık dışı ve onur kırıcı muameleler: ihlal
Madde 5
Madde 5-1
Yasada belirlenen yollarla yakalama veya tutuklama
Başvurucunun CIA ajanlarına « olağandışı teslim edilmesi » operasyonu boyunca ve bu operasyon sonucunda tutulması: ihlal
Olaylar – Alman vatandaşı olan başvurucu 31 Aralık 2003 tarihinde otobüsle Skopje’ye gittiğini iddia ediyor. Makedonya sınırında, ona daha yeni verilmiş olan Alman pasaportundan şüphe edilmiştir. Makedonya otoriteleri başvurucuyu çeşitli İslami örgüt ve gruplarla olan muhtemel bağları üzerine sorgulamışlardır. Başvurucu daha sonra Skopje’de bir otel odasına götürülmüş ve orada yirmi üç gün tutulmuştur. Tutukluluk süresi boyunca sürekli bir şekilde gözetim altında kalmış ve birçok sefer sorgulanmıştır. Almanya Büyükelçiliğiyle bağlantıya geçmesine izin verilmemiştir. Bir gün gitme niyetinde olduğunu söylediğinde kafasına bir silah dayanmış ve öldürülmekle tehdit edilmiştir. Başvurucu hapsedilmesinin on üçüncü gününde yasadışı bir şekilde tutulmasını protesto etmek amacıyla açlık grevine girmiştir. Başvurucu 23 Ocak 2004 tarihinde, kelepçeli ve gözleri bağlı bir şekilde, arabayla Skopje havalimanına götürülmüştür.
Havalimanında başvurucu bir odaya koyulmuş ve orada maskeli birçok adam tarafından dövülmüştür. Zorla soyulmuş ve bir objeyle düzülmüştür. Başvurucuya zorla bir fitil sokulduktan sonra, ona bir kundak ve kısa kollu koyu mavi bir eşofman giydirilmiştir. Zincirlenmiş ve kukuleta giydirilmiş ve böylece tam bir duyusal izolasyona maruz bırakılmış olan başvurucu, Makedonya güvenlik güçleri tarafından etrafı sarılmış olan bir CIA uçağına zorla bindirilmiştir. Başvurucu bir kere uçağa girdikten sonra yere atılmış, bağlanmış ve kendisine zorla sinir yatıştırıcı ilaç verilmiştir. Uçak başvurucunun beş ay boyunca tutuklu kaldığı Kabil’e (Afganistan) ininceye kadar başvurucu bu pozisyonda kalmıştır.
29 Mayıs 2004 tarihinde başvurucu Arnavutluk üzerinden Almanya’ya geri götürülmüştür. Ekim 2008 tarihinde başvurucu Skopje savcılığına temelden yoksun olduğu gerekçesiyle atılacak olan bir ceza şikâyeti sunmuştur.
Hukuk – Hükümet başvurucunun argümanlarının her noktasına itiraz etmektedir. Ancak kendisi önünde sunulan unsurlar ile otoritelerin tavırlarından sonuç çıkaran Mahkeme, Hükümet’in yeterli ve inandırıcı bir açıklamama yapmaması karşısında, bu iddiaların « her türlü makul şüphenin ötesinde » kanıtlandıkları sonucuna varmıştır.
Madde 3
a) Usul kısmı: Başvurucu Ekim 2008’de ceza şikâyetini sunmakla savcılığı, Devlet ajanlarının ona kötü muamele uyguladıkları ve sonra da CIA ajanları tarafından organize edilen teslim etme işlemine aktif bir şekilde katıldıkları yönündeki iddialarından haberdar etmiştir. Başvurucunun şikâyetleri uluslararası alanda ve yabancı Devletler içerisinde yürütülen soruşturmalar kapsamında gün yüzüne çıkmış olan unsurlar tarafından desteklenmekteydi. Dolayısıyla başvurucu savunmacı Devlet güvenlik güçlerinin görevlerini kötüye kullandıklarına dair bir delil başlangıcı sunmuştu ve bu durum bir soruşturma yapılmasını gerektiriyordu. Ancak Skopje savcısı yaklaşık iki buçuk ay sonra bu şikâyeti delil yetersizliğinden atmıştır. Savcı başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği bilgi talebi dışında hiçbir soruşturma yapmamıştır. Dahası başvurucunun bu iddiaları Afganistan’a nakledilme yöntem ve zamansal zincirlemesi bakımından söz konusu uçağın izlediği yol ile dikkate değer bir biçimde uyuşuyorsa da, kovuşturma makamları pasif kalmış ve başka bir soruşturma işlemi yapılmasına gerek olmadığını düşünerek bunu daha fazla incelememeye karar vermişlerdir. Başvurucunun şikâyetini sunduğu dönemde mevcut bulunan, en azından koşullara bağlı, çok sayıda delil göz önünde bulundurulduğunda bu sonuç bağımsız bir otoriteden beklenebilecek bir davranış değildir.
Olayda yürütülen soruşturmanın uygunsuz niteliğiyle ilgili başka bir boyutu, bunun davanın ilgili koşullarıyla ilgili gerçeğe ulaşma hakkı üzerindeki etkisidir. İşbu dava sadece başvurucu ve ailesi için değil ama aynı zamanda ne olduğunu öğrenmeye hakları olan benzer suçların diğer mağdurları ve kamu içinde büyük bir öneme sahiptir. « Olağandışı teslim etme » konusu bütün dünyada günün konusu olmuş ve çok sayıda uluslararası ve hükümetlerarası örgütün ve özellikle de Birleşmiş Milletler’in insan haklarını koruma organları, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun soruşturma açmalarına neden olmuştur. « Gizli Devlet » kavramı gerçeğin araştırılmasını engellemek için sık sık ileri sürülmüştür. Amerikan Hükümeti de başvurucu tarafından Amerikan mahkemelerine taşınan dava kapsamında bunu ileri sürmüştür. Olayın şartları inkâr edilemeyecek şekilde karmaşık olsa da, savunmacı Devletin bu fiillerle ilgili her türlü cezasızlık görüntüsünün ortaya çıkmasından kaçınmak için uygun bir soruşturma yapmaya çalışması gerekirdi. Sonuç olarak bu davada yürütülen kısa soruşturma etkili bir soruşturma olarak değerlendirilemez.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
b) Maddi kısım
i. Başvurucunun otelde kaldığı süre boyunca maruz kaldığı muamele – Hiç şüphesiz başvurucu sorgu seansları sırasında başına gelecekler konusundaki belirsizlikten dolayı sürekli bir endişe duyma durumu içerisinde yaşamıştır. Dahası bu muameleler ilgiliye ikrarda bulunması ya da terörist örgütlerle olduğu varsayılan bağları konusunda bilgi vermesi amacıyla kasten uygulanmıştır. Başvurucunun maruz kaldığı tecrübe, operasyonu saran gizlilik ve yirmi üç gün boyunca bir otelde, yani her türlü adli çerçevenin dışında bulunan olağandışı bir tutuklama yerinde, tecrit koşullarında tutulmasıyla daha da ağırlaşmıştır. Dolayısıyla başvurucunun otelde kaldığı süre boyunca maruz kaldığı muameleler birçok açıdan insanlık dışı ve onur kırıcı muamele oluşturur.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
ii. Başvurucunun havalimanında maruz kaldığı muamele – Benzer şartlarda uygulanmış olan aynı prosedürün Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 7. maddesine aykırı olduğuna daha önce hükmedilmişti. Başvurucu CIA’nin özel bir teslim etme ekibinin elinde olmuş olsa da, ihtilaflı fiiller savunmacı Devlet memurlarının huzurunda ve bu Devletin yetki alanı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak sözleşmeci Devlet makamlarının resmi ya da zımni onaylarıyla yabancı bir Devlet ajanları tarafından onun topraklarında yapılan fiillerden dolayı sözleşmeci Devletin Sözleşme bakımından sorumlu olduğunu kabul etmek yerinde olur. Başvurucu kaçırıcıları için hiçbir tehlike arz etmiyordu. Şu halde başvurucuya karşı kullanılmış olan güç söz konusu koşullarda aşırı ve haksızdı. Yukarıda ifade edilen muameleler ilgiliden bilgi almak, onu cezalandırmak ya da onu yıldırmak amacıyla ona şiddetli ağrı ya da acı vermek için birbirlerine eklenerek ve taammüden yapılmıştır. Böyle bir muamelenin işkence olarak nitelendirilmesi gerekir. Savunmacı Devlet başvurucuya karşı yapılan bu hak ihlallerinden doğrudan sorumlu tutulmalıdır, çünkü onun ajanları ihtilaflı muameleyi kolaylaştırmış ve sonra da dava koşullarında bu muameleyi engellemek için alınması gereken tedbirleri almamışlardır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
iii. Başvurucunun geri gönderilmesi – Başvurucunun meşru bir iade talebi ya da mahkûmların yabancı otoritelere nakledilmeleriyle ilgili uluslararası hukukta tanınan başka bir adli prosedüre uygun olarak CIA ajanlarına teslim edildiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmamaktadır. Olayların olduğu dönemde başvurucunun Amerikan ajanlarına teslim edilmesine izin veren bir yakalama kararının varlığı da gösterilmemiştir. Dahası delil unsurları Makedonya otoritelerinin Skopje havalimanından başvurucuyla birlikte kalkan uçağın nereye gittiğini bildiklerini göstermektedir. Amerikan otoriteleri tarafından kullanılan ya da hoş görülen ve Sözleşme ilkelerine açık bir şekilde aykırı olan uygulamaları ortaya koyan daha önce yayımlanmış çok sayıda rapor dikkate alındığında, Makedonya otoriteleri başvurucunun 3. maddeye aykırı muamelelere maruz bırakılması yönünde gerçek bir risk bulunduğunu biliyorlardı ya da bilmeleri gerekiyordu. Son olarak, savunmacı Devlet Amerikan otoritelerinden başvurucuyu kötü muamele görme riskinden kurtaracak hiçbir güvence talep etmemiştir. Başvurucunun Amerikan otoritelerine transfer edilme yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, ilgilinin bir Devletin yargı alanında ya da topraklarında bulunan bir kişinin başka bir Devletin yargı alanı ya da topraklarına klasik hukuki sistem dışında tutuklanması ya da sorgulanması için kanundışı transferi anlamına gelen ve işkence ya da zalimane, insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleye dair gerçek bir risk taşıyan bir işlem olan « olağandışı teslim etme » konusu yapıldığı kanaatindedir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 5
a) Maddi kısım
i. Başvurucunun Skopje’de tutulması – Başvurucunun Skopje’de otelde tutulması bir mahkemenin izniyle gerçekleşmemiş ve bu tutukluluk hiçbir gözaltı kaydına konu olmamıştır. Başvurucu bir avukata erişememiş ve ne ailesiyle ne de Almanya büyükelçiliğinden bir temsilciyle iletişime geçmesine izin verilmiştir. Başvurucu tutukluluğunun yasallığının denetlenmesi için bir mahkeme önüne çıkma yönünde her türlü olasılıktan da yoksun bırakılmıştır. Hukukun üstünlüğü ilkesiyle yönetilen bir Devlette bir insanın olağandışı ve her türlü yasal çerçevenin dışında kalan bir tutuk yerinde özgürlüğünden yoksun bırakılabilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Söz konusu tutuk yerinin kesinlikle alışılmışın dışında bir niteliğe sahip olması başvurucunun maruz kaldığı özgürlükten yoksun bırakılmanın keyfi olma niteliğini daha da arttırmaktadır. Bu başvurucunun özgürlük ve güvenlik hakkının çok ağır bir ihlalini oluşturmaktadır.
ii. Başvurucunun sonraki tutukluluğu – Bu olayda başvurucu olağan hukuki sistemin dışında olan ve adil yargılanma güvencelerini kasten ihlal etmesi nedeniyle Sözleşme tarafından korunan değerler ile hukuk Devletine tamamen aykırı olan bir « olağandışı teslim etme » işlemine maruz bırakılmıştır. Öte yandan terörizm şüphesi altında olan insanların Amerikan otoriteleri tarafından yürürlüğe konulan « teslim etme » programı çerçevesinde tutuklanmalarının keyfi olduğuna daha önce benzer davalarda karar verilmiştir. Bu koşullarda başvurucunun, bir kere Amerikan otoritelerine teslim edildikten sonra, 5. maddedeki haklarının açık bir şekilde ihlal edilmesi yönünde gerçek bir riske maruz kalacağının, Makedonya otoriteleri açısından, açık olması gerekirdi. Oysaki Makedonya otoriteleri başvurucuyu bu maddeye aykırı bir tutuklamaya karşı koruma pozitif yükümlülüklerine uymamakla kalmamış ama aynı zamanda, başvurucunun nakledilmesinin taşıdığı riskleri bilmelerine ya da bilmeleri gerekmesine rağmen, başvurucuyu CIA’ye teslim ederek başvurucunun sonra da Afganistan’da tutulmasını ciddi bir şekilde kolaylaştırmışlardır.
Yukarıda belirtilenler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun kaçırılması ve tutuklanması uluslararası hukukta tasvir edildiği biçimiyle bir « zorla kaybedilme » oluşturmaktadır. Savunmacı Hükümet başvurucunun tutsaklık dönemi boyunca maruz kaldığı 5. maddeden kaynaklanan haklarının ihlal edilmesinden sorumlu tutulmalıdır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
b) Usul kısmı: Mahkeme savunmacı Devletin başvurucu tarafından sunulan kötü muamele iddiaları konusunda etkili bir soruşturma yürütmediği sonucuna daha önce 3. madde altında varmıştı. Aynı gerekçelerle Mahkeme ilgilinin keyfi bir şekilde tutuklandığıyla ilgili inandırıcı iddialarının ciddi bir soruşturma konusu yapılmadığını düşünmektedir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme aynı zamanda Sözleşme’nin 8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Madde 41: manevi zararı için 60 000 EUR.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadelerin kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case–law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non–commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle–ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci–dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante: publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy