© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteği ile hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkemeyi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme İçtihadına İlişkin Bilgi Notu No.181
Ocak 2015
Elberte Letonya - 61243/08
Karar 13.1.2015 [Bölüm IV]
Madde 3
Aşağılayıcı muamele
Başvurucunun bilgisi veya rızası olmaksızın başvurucunun ölmüş eşinden doku alınmasından kaynaklı manevi ıstırap: ihlal
Madde 8
Fıkra 8-1
Özel Hayata Saygı
Cesetten doku alınması için yakın akrabaların rızasına başvurulmasına ilişkin iç hukuktaki belirsizlik: ihlal
Olaylar – Başvurucunun eşinin trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, Adli Tabiplik’te yapılan otopsi sırasında cesetten doku alınmış ve Devlet tarafından onaylanmış bir anlaşmaya uygun olarak bio-implant oluşturmak amacı ile Almanya’daki bir ilaç şirketine gönderilmiştir.
Otopsinin tamamlanmasının ardından ceset başvurucuya bacakları birbirine bağlı olarak geri gönderilmiştir. Başvurucu ölmüş eşinden doku alındığını olaydan iki yıl sonra, kadavralardan hukuka aykırı bir biçimde organ ve doku alınması iddiası ile başlatılmış geniş çaplı bir adli soruşturma sırasında öğrenmiştir. Ancak, dava açma süresi sona erdiğinden herhangi bir kovuşturma başlatılmamıştır.
Hukuk – Madde 8: Yerel makamlar başvurucunun merhum eşinden doku alınması konusundaki taleplerini ifade edebilmesi için gereken hukuki ve pratik şartları yerine getirememiştir ve bu durum özel hayatın korunması hakkına bir müdahale oluşturmuştur.
Müdahalenin hukukiliği hususunda karşılaşılan soru iç hukukun gereken açıklıkla hazırlanmış olup olmadığı ve iç hukukun ilgili idari düzenlemelerin bulunmadığı hallerde keyfiliklere karşı yetkin hukuki korumayı sağlayıp sağlayamadığı noktasındadır.
İlk açıdan, yerel makamlar iç hukukun kapsamı konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Adli Tabiplik ve Güvenlik Polisi “varsayılan rıza” sisteminin varlığından bahsederken savcılar Letonya hukuk sisteminin doku alımını yalnızca bağışçının (hayatta iken) veya akrabalarının rızası ile mümkün kılan “bilgilendirilmiş rıza” sistemine dayalı olduğunu düşünmüşlerdir. Güvenlik Polisi’nin savcıların yorumunu kabul etmesi ve başvurucunun rızasının gerekli olduğuna karar vermesine kadar geçen sürede cezai kovuşturma başlatmak için geç kalınmıştır.
Yerel otoritelerin bu fikir ayrılığı iç hukukta yeterli açıklığın bulunmadığını kaçınılmaz surette işaret etmektedir. Gerçekten de, Letonya hukuku doku alımına rıza verilmesi veya itiraz edilmesi ile ilgili hukuki çerçeveyi düzenlemekle beraber, karşılık gelen yükümlülüğün kapsamını veya uzmanlara ve diğer otoritelere bırakılmış takdir yetkisini açıkça tanımlamamıştır. Mahkeme; konu ile ilgili Avrupa ve uluslararası kaynaklarda akraba görüşlerinin uygun incelemeler yapılarak saptanmasına özel bir önem yüklendiğine işaret etmektedir. Kanunilik prensibi, benzer şekilde, devletlerden kanunların uygulanması için hukuki ve pratik koşulların sağlanmasını ister. Ancak, başvurucu en yakın akraba olarak haklarını nasıl ve ne zaman kullanılabileceğine dair bilgilendirilmemiş ve kendisine herhangi bir açıklama getirilmemiştir.
İç hukukun keyfilikler karşısında yeterli hukuki korumayı sağlayıp sağlamaması bağlamında, doku alımı gerçekleştirilen kişilerin sayısının çokluğuna da bakılarak, doku alımlarında akrabaların taleplerini dile getirme hakları ile kendi inisiyatifleri doğrultusunda doku almaları konusunda uzmanlara tanınmış geniş takdir yetkisi arasında dengeyi sağlayacak uygun mekanizmaların devreye sokulması önem teşkil ederdi, ancak bu yapılmadı. Durumla ilgili herhangi bir hukuki veya idari düzenleme bulunmadığından, başvurucu eşinden doku alınması konusundaki taleplerini dile getirme hakkını nasıl kullanacağını öngörememiştir.
Dolayısı ile, başvurucunun özel hayata saygı duyulması hakkına yapılan müdahale madde 8 § 2 bağlamında hukuka uygun değildir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
Madde 3 (esas bakımından): Başvurucunun ıstırabı yakın bir aile bireyinin ölümünü takip eden üzüntünün ötesine geçmiştir. Başvurucu organ ve dokuların alınmış olması, bunların alınış şekli ve maksadı sebebiyle uzun bir süre boyunca belirsizlik, keder ve sıkıntıyla yüzleşmiştir. Genel cezai kovuşturmanın başlamasını takiben başvurucu, hatırı sayılır bir süre boyunca, defin için geri gönderildiğinde eşinin bacaklarının neden birbirine bağlı olduğu konusunda üzüntü çekmeye terk edilmiştir. Gerçekten de başvurucu, alınan dokunun niteliğini ve miktarını ancak Avrupa Mahkemesi’ndeki yargılamalar sırasında öğrenmiştir.
Kanuni çerçevede rızanın alınması konusunda netliğin bulunmaması, eşinin bedeni üzerinde yapılan müdahalenin izinsiz niteliği düşünüldüğünde ve otoritelerin cezai kovuşturma sırasında organ ve dokuların kadavralardan hukuka uygun olarak alınıp alınmadığı üzerine mutabık kalamamaları dikkate alındığında başvurucunun sıkıntısını daha da artırmıştır.
Son olarak, makamların eylemlerinin hukuka aykırı sayılıp sayılamayacağına dair belirsizliğin ve süreaşımının sebepleri üzerine herhangi bir kovuşturma başlatılmamıştır. Başvurucu böylelikle özel hayatının çok hassas bir tarafını ilgilendiren kişisel bir hakkının, yani ölmüş eşinin vücudundan doku alımına rıza gösterme veya itiraz etme hakkının ihlal edilmesi sebebiyle çaresiz bırakılmıştır.
Organ ve doku nakli özel alanında, insan bedenine ölümden sonra dahi saygılı davranılması ortak bir paydadır. Gerçekten de, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi ve Ek Protokol de dahil olmak üzere uluslararası anlaşmalar yaşayan ya da ölmüş organ bağışçılarının haklarını korumak için düzenlenmiştir. Üstelik insan saygınlığına itibar gösterilmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en temel özünü teşkil eder. Sonuç olarak, başvurucuya yaşatılan ıstırap hiç şüphesiz küçültücü muameleye girer.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
Madde 41: Manevi zarar için 16.000 Avro.
(Bakınız Petrova Letonya davası, 4605/05, 24 Haziran 2014, Bilgi Notu 175; Svinarenko ve Slyadnev Rusya davası [GC], 32541/08 ve 43441/08, 17 Temmuz 2014, Bilgi Notu 176; Salakhov ve Islyamova Ukrayna davası, 28005/08, 14 Mart 2013, Bilgi Notu 161; ve Sağlık üzerine özet)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy