Elberte / Letonya– 61243/08 - 13.1.215 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Başvuranın eşinin bir araba kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, bir adli merkezde gerçekleştirilen otopside vücudundan doku alınmış ve Devlet onaylı bir anlaşma uyarınca, biyo-implant oluşturulması amacıyla Almanya’da bulunan bir ilaç firmasına gönderilmiştir. Ceset, otopsinin tamamlanmasının ardından başvurana bacakları birbirine bağlı bir şekilde iade edilmiştir. Başvuran iki yıl sonra, yaygın bir şekilde cesetlerden organ ve dokuların hukuka aykırı olarak alındığı iddialarına yönelik yürütülen ceza soruşturması sırasında, eşinin cesedinden doku alındığını öğrenmiştir. Ancak, zaman aşımı nedeniyle herhangi bir kovuşturma başlatılmamıştır.
Hukuki değerlendirme – Madde 8: Ulusal yetkililerin, başvuranın hayatını kaybeden eşinin dokusunun alınmasıyla ilgili isteklerini açıklamasını sağlayacak yasal ve uygulamaya dönük koşulları sağlamamaları,başvuranın özel hayata saygı hakkına bir müdahale teşkil etmiştir.
Söz konusu müdahalenin hukuki olup olmadığıyla ilgili olarak sorulması gereken soru ise; ilgili idari mevzuatın bulunmadığı dikkate alındığında, ulusal mevzuatın yeterince kesin bir şekilde düzenlenip düzenlenmediği ve keyfiliğe karşı yeterli yasal korumayı sağlayıp sağlamadığı sorusudur.
İlk hususla ilgili olarak, ulusal yetkililer, yerel mevzuatın kapsamı konusunda adli merkez ve güvenlik polisiyle ihtilafa düşmüşlerdir. Adli merkez ve güvenlik polisi “farzedilmiş onam” sistemi bulunduğunu değerlendirirken, soruşturma yetkilileri, Letonya hukuk sisteminin “aydınlatılmış onam” kavramına dayandığını ve doku naklinin sadece donörün onayıyla (hayatta olduğu sürece) ya da akrabalarının onayıyla gerçekleştirilebileceğini düşünmüşlerdir.Güvenlik polisi, savcıların yorumunu kabul edip başvuranın onayının alınması gerektiğine karar verene kadar, cezai kovuşturma başlatmak için geç kalmışlardır.
Yetkililer arasında yaşanan bu anlaşmazlık, tahmin edilebileceği üzere, yeterince açıklık bulunmadığını göstermiştir. Nitekim, doku naklinin onaylanması ya da reddedilmesine ilişkin yasal çerçevenin Letonya hukukunda düzenlenmiş olmasına rağmen, bu konudaki yükümlülüğün kapsamı ya da bu kapsamda uzmanlara ya da diğer yetkililere bırakılan takdir yetkisi açıkça ifade edilmemiştir. Mahkeme, bu konudaki ilgili Avrupa ve uluslararası materyallerin, akrabaların görüşlerinin makul sorular aracılığıyla belirlenmesine oldukça önem verdiğini kaydetmiştir. Aynı şekilde yasallık ilkesi; Devletlerin, kanunların uygulanması açısından yasal ve uygulamaya ilişkin koşulları sağlamasını gerektirmektedir. Ancak, en yakın akraba olan başvuran, haklarını nasıl ve ne zaman kullanabileceğine ilişkin bilgilendirilmemiş ve kendisine herhangi açıklama yapılmamıştır.
İç hukukun keyfiliğe karşı yeterli yasal korumayı sağlayıp sağlamadığı hususuyla ilgili olarak, dokuları alınan birçok kişi bulunduğu dikkate alındığında, kendi inisiyatifleri doğrultusunda doku alımını gerçekleştirmeleri hususunda uzmanlara tanınan geniş takdir yetkisine karşı akrabaların isteklerini açıklama hakkını dengeleyecek yeterli mekanizmaların devreye sokulması önemliydi; ancak bu gerçekleştirilmemiştir. Konuya ilişkin herhangi bir idari ya da yasal düzenleme bulunmadığı dikkate alındığında, başvuran, eşinin dokusunun alınmasıyla ilgili isteklerini açıklama hakkını nasıl kullanacağını öngörememiştir.
Sonuç olarak, başvuranın özel hayata saygı hakkına yönelik müdahale, Sözleşme’nin 8 § 2 maddesi anlamı dâhilinde yasayla öngörülmemiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 3 (esas yönünden):Başvuranın acısı, yakın bir aile üyesinin ölümünün ardından yaşanan kederin yol açtığı acının ötesine geçmiştir. Başvuran, hangi organ ya da dokuların alındığı, alınma yöntemi ve ne amaçla alındığı konularında uzun süreli belirsizlik, keder ve sıkıntıyla karşı karşıya kalmak zorunda kalmıştır. Genel ceza soruşturmasının başlatılmasının ardından, başvuran, eşinin cesedinin defin işlemleri için iade edildiğinde bacaklarının birbirine bağlı olmasının nedenleriyle ilgili olarak uzun bir süre boyunca acı çekmek zorunda bırakılmıştır. Nitekim, başvuran ancak Avrupa Mahkemesi önündeki yargılamalar esnasında alınan dokunun niteliği ve miktarını öğrenebilmiştir.
Başvuranın eşinin vücudunda gerçekleştirilen işlemlerin izinsiz müdahale olması ve yetkililerin ceza soruşturması esnasında cesetlerden doku ve organların alınmasında hukuka uygun davranıp davranmadıkları konusunda kendi aralarındaki anlaşmazlık dikkate alındığında, onay koşuluna ilişkin düzenleyici çerçevede açıklık ilkesinin sağlanmaması, sadece başvuranın acısının artmasına neden olmuştur.
Son olarak, zamanaşımı ve yetkililerin eylemlerinin yasadışı olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin belirsizlik nedeniyle herhangi bir kovuşturma gerçekleştirilmemiştir. Başvuran bu nedenle, özel hayatının oldukça hassas bir yönü olan eşinin vücudundan doku alınması işlemine onay verme ya da reddetme hakkıyla ilgili kişisel haklarına yönelik ihlalin telafisinden yoksun bırakılmıştır.
Doku ve organ nakli doktrininde, ölümden sonra bile insan vücuduna saygıyla muamele edilmesi ortak görüştür. Nitekim, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi ve Ek Protokoller de dahil olmak üzere uluslararası sözleşmeler, yaşayan ya da ölmüş organ veya doku donörlerinin haklarının güvence altına alınması amacıyla tasarlanmıştır. Ayrıca, insanlık onuruna saygı ilkesi, Avrupa Sözleşmesi’nin özünün bir parçasını oluşturmaktadır. Sonuç olarak, başvuranın maruz kaldığı sıkıntı, hiç kuşkusuz aşağılayıcı muamele teşkil etmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: manevi tazminat olarak 16.000 avro.
(Ayrıca bk. Petrova / Letonya, 4605/05, 24 Haziran 2014, 175 sayılı Bilgi Notu; Svinarenko ve Slyadnev / Rusya [BD], 32541/08 ve 43441/08, 17 Temmuz 2014, 176 sayılı Bilgi Notu; Salakhovve Islyamova / Ukrayna, 28005/08, 14 Mart 2013, 161 sayılı Bilgi Notu; ve Sağlık konusundaki Tematik Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy