AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
EMİN AYDIN / TÜRKİYE
(Başvuru No. 57092/15)
KARAR
STRAZBURG
16 Kasım 2021
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Emin Aydın/Türkiye davasında,
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Branko Lubarda,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”),
Avukatı T. Eryalçın tarafından temsil edilen, 1980 doğumlu ve Aydın’da ikamet eden Türk vatandaşı Emin Aydın’ın (“başvuran”) 3 Kasım 2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 57092/15),
Başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye temsilcisi olan Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı ve
Tarafların görüşlerini göz önünde bulundurarak,
12 Ekim 2021 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın yerel bir gazetede yayımlanan makalesi nedeniyle hem ceza hem hukuk mahkemeleri tarafından mahkûm edilmesi ile ilgilidir.
2. Olayların meydana geldiği dönemde başvuran, Çine Madras isimli yerel bir gazetenin yayın yönetmenidir. Başvuran, Ekim 2012 tarihinde “Frene basmak” başlıklı, anlaşılır bir cümle ya da paragraf oluşturmayan, çoğunlukla tek kelimelerden ve üç noktalardan oluşan bir köşe yazısı yayımlamıştır.
3. Başvuran, söz konusu makale nedeniyle hakaret suçundan hakkında açılan ceza yargılaması sonunda, Çine Asliye Ceza Mahkemesi (“Asliye Ceza Mahkemesi”) tarafından 2.620 Türk lirası (“TRY”) (ilgili tarihte yaklaşık 1.127 avro (“EUR”)) adli para cezası ödemeye mahkûm edilmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi, ihtilaf konusu makalede, Çine Cumhuriyet savcısı olan iki müştekinin soyadlarıyla aynı kelimelerin “dal” ve “mal” ve diğer yandan “ilişki” ve “köpek” kelimeleri arasına geldiği ve dolayısıyla kendisine göre açıkça aşağılayıcı nitelikte olan söz konusu kelimelerin müştekileri hedef aldığı kanaatine varmıştır.
4. Başvuran dahası, iki hukuk yargılaması sonunda, Asliye Ceza Mahkemesinin tespitlerine uyan Çine Asliye Hukuk Mahkemesi (“Asliye Hukuk Mahkemesi”) tarafından, söz konusu her iki Cumhuriyet savcısı’na, tazminat olarak 1.500 TRY (ilgili tarihte yaklaşık 641 EUR) ödemeye mahkûm edilmiştir.
5. Anayasa Mahkemesi ise başvuranın bireysel başvurusunu incelemesinin ardından, somut olayda, bahsi geçen ceza ve hukuk yargılamaları nedeniyle başvuranın ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvuranın makalesinde bulunan ihtilaf konusu ifadelerin müştekilerin onuruna zarar verdiği ve başvuranın ödemeye mahkûm edildiği para cezası ve tazminat miktarları göz önüne alındığında, söz konusu mahkûmiyetlerin, ilgilinin ifade özgürlüğünü kullanması üzerinde caydırıcı bir etki yaratacak nitelikte olmadığı kanaatine varmıştır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA6. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, makalesi nedeniyle ceza ve hukuk mahkemeleri tarafından para cezası ve tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin, ifade özgürlüğü hakkının ihlalini teşkil ettiğini iddia etmektedir.
7. Hükümet, bir kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranın, iddialarını usulüne uygun olarak incelemiş bağımsız mahkemeler önüne sunma imkânı olduğunu ve ikincillik ilkesi göz önüne alındığında, söz konusu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
8. Söz konusu itiraz kapsamında sunulan iddia, Sözleşme’nin 10. maddesine ilişkin şikâyetin esas yönünden incelenmesini gerektiren hususlar içermektedir. Mahkeme ayrıca, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesi kapsamında başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
9. Başvuran, tarafsız bir gözlemcinin, herhangi bir kişisel saldırı içermeyen makalesi ile müştekilerin hedeflendiğini düşünmesinin mümkün olmayacağını ileri sürmektedir.
10. Hükümet, başvuranın, makalesinde müştekilerin soyadları ile aşağılayıcı ifadeler kullanarak onurlarına saldırmayı amaçladığını iddia etmektedir.
11. Başvuranın ceza ve hukuk mahkemeleri tarafından mahkûm edilmesi, ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına müdahale teşkil etmektedir. Ayrıca, söz konusu müdahalenin, kanunla öngörüldüğüne ve Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrası bakımından, başkalarının itibar ve haklarının korunması meşru amacını izlediğine taraflarca itiraz edilmemektedir.
12. Mahkeme, müdahalenin gerekliliğiyle ilgili olarak, özel hayatın ve ifade özgürlüğünün korunması bağlamındaki genel ilkeleri hatırlatmaktadır. Bu ilkeler, özellikle Couderc ve Hachette Filipacchi Associés/Fransa ([BD], No. 40454/07, §§ 8393, AİHM 2015 (özetler)) ve Tarman/Türkiye (No. 63903/10, §§ 3638, 21 Kasım 2017) kararlarında özetlenmiştir.
13. Somut olayda, ulusal mahkeme kararları, ulusal mahkemelerin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkı ile karşı tarafların özel hayata saygı hakkı arasında Mahkeme içtihatlarından doğan ilgili kriterler uyarınca adil bir denge kurduklarını tespit etmeye imkân vermemektedir (yukarıda anılan Tarman, § 38). Nitekim söz konusu kararlar, diğer birkaç münferit kelimeler arasında müştekilerin soyadlarıyla aynı kelimelerin kullanılması ile başvuranın makalesinde, müştekilerin hedeflendiklerinin düşünülüp düşünülemeyeceği konusunda yeterli bir iddia sunmamaktadır. Ayrıca, ceza mahkûmiyetine ilişkin kararda, başvuranın çarptırıldığı cezai nitelikteki yaptırımın orantılılığına ilişkin bir incelemenin bulunmadığı kaydedilmektedir.
14. Dolayısıyla, somut olayda Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
DİĞER ŞİKÂYET HAKKINDA15. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, hakkında açılan ceza soruşturması dosyasının, aynı zamanda davada müşteki olan Cumhuriyet savcıları tarafından incelendiği konusunda şikâyet etmektedir. Mahkeme, Sözleşme’nin 10. maddesine ilişkin yapmış olduğu ihlal tespitini (yukarıdaki 14. paragraf) dikkate alarak, Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin söz konusu şikâyeti ayrıca incelemeye gerek olmadığına karar vermektedir. Dolayısıyla Mahkeme, davanın olay ve olguları ile tarafların sunmuş oldukları iddiaların tamamını dikkate alarak, söz konusu son şikâyetin kabul edilebilirliği veya esası hakkında ayrıca karar verilmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
16. Başvuran, mahkûmiyetleri sonucunda maruz kaldığı mesleki ve mali zorluklar nedeniyle maddi zarar bağlamında 50.000 EUR (avro) , maruz kaldığı kanaatine vardığı manevi zarar bağlamında 75.000 avro ve avukatlık masrafları için 20.000 TRY talep etmektedir. Başvuran, bu taleplerine dayanak olarak belge sunmamaktadır.
17. Mahkeme, başvurana, maddi tazminat olarak, ödemeye mahkûm edildiği adli para cezasının ve tazminatın toplamına denk gelecek şekilde 2.409 avro ödenmesine karar vermektedir. Mahkeme, başvuranın maruz kaldığını iddia ettiği maddi zarar miktarının belirlenmesine imkân verecek herhangi bir delil unsuru veya belge sunmamış olması sebebiyle, ilgilinin bu bağlamda sunduğu taleplerin kalanını reddetmektedir. Buna karşın Mahkeme, başvurana, manevi zarar bağlamında 2.000 avro ödenmesine hükmetmektedir. Mahkeme, masraf ve giderlere ilişkin talebi ise, başvuran bu bağlamda gerekli kanıtlayıcı belgeleri sunmamış olduğu için reddetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Sözleşme’nin 10. maddesine ilişkin şikâyetin kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin şikâyetin incelenmesine gerek olmadığına;a) Davalı Devletin başvurana, üç aylık bir süre içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere:
Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, maddi tazminat olarak, 2.409 avro (iki bin dört yüz dokuz avro),Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak, 2.000 avro (iki bin avro) ödemekle yükümlü olduğuna,b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu miktara, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına,
5. Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 16 Kasım 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan