Karar 14.3.2013 [V. Daire]
Olaylar - 2008 yılında Fransa Cumhurbaşkanı’nın bir ziyareti sırasında, başvuran, Cumhurbaşkanı korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Casse toi pov’con” (Kaybol, seni beş para etmez dingil”) yazılı bir pankart sallamıştır. Bu, Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından dile getirilen ve bolca reklâmı yapılan bir ifadesini ima etmekteydi. Söz konusu ifade, yaygın bir biçimde yorumlara ve medyada geniş yer almasına yol açmış; internette çokça dolaşmış ve gösterilerde slogan olarak kullanılmıştı. Başvuran, derhâl durdurulmuş ve daha sonra, hakkında savcı tarafından, Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten soruşturma yapılmıştır. Suçlu bulunmuş ve kendisine otuz avro para cezası verilmiştir; bu ceza ertelenmiştir. Başvuranın temyiz başvurusu reddedilmiştir.
Hukuk – 10. Madde
(a) Kabul edilebilirlik (önemli zarar görmemiş olma) – İhlâlin şiddeti, hem başvuranın kişisel bakış açısına dayalı algılaması, hem de belli bir davada söz konusu nesnel durum göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Önemli gerekçeler bulunmaması nedeniyle kendisine hukukî yardım verilmemesinden sonra dahi, davaları sonuna kadar takip eden başvuran açısından, durumun önemi açıktır. Nesnel anlamda söz konusu durumun ne olduğu ile ilgili olarak, dava, medyada geniş yer bulmuştur ve Devlet başkanına hakaretin, cezaî bir suç olarak kalmaya devam etmesinin gerekip gerekmediği sorusunu ilgilendirmekteydi ki; bu, Parlamento’da düzenli olarak tartışılan bir konuydu. Sözleşme’de ve ona ek Protokollerde tanımlandığı şekliyle insan haklarına saygının, başvurunun esas bakımından incelenmesini gerektirip gerektirmediği ile ilgili olarak, Mahkeme, davanın, gerek ulusal seviyede, gerekse Sözleşme anlamında belli öneme sahip bir konuyu ilgilendirmekte olduğuna dikkat çekmiştir.
Sonuç: ön itiraz reddedilmiştir (bire karşı altı oyla).
(b) Esas – Başvuranın mahkûmiyeti, ifade özgürlüğü hakkına “kamu makamlarının müdahalesi” anlamına gelmiştir. Müdahale, kanunla öngörülmüş olup, başkalarının şöhretini koruma meşru amacını gütmüştür.
Cumhurbaşkanı korteji halka açık yoldan geçtiği sırada başvuran tarafından sallanan pankart üzerinde yazılı “Kaybol, seni beş para etmez dingil” ifadesi, kelimenin tam anlamıyla, Cumhurbaşkanı’na saldırıydı. Bununla birlikte, söz konusu ifadenin, özellikle hitap edilen kişinin statüsü, başvuranın kendi konumu, geçmişte kullanılan bir cümlenin tekrarlanma biçimi ve bağlamı dikkate alınarak, davanın genel bağlamı içerisinde incelenmesi gerekmektedir.
Mahkeme, ilk olarak, başvuranın ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamanın, basın özgürlüğünün menfaatleri ile bağlantısı olmadığına dikkat çekmiştir. Buna göre, işbu davayı; olağan hakaret yasasındaki durumun aksine, başvuranların, cezaî sorumluluktan kaçmak için mazeret savunmasına – yani iddianın doğruluğunun ispatlanmasına – dayanamadığına karar verdiği - ki Mahkeme’nin nazarında bu, söz konusu kişi bir Devlet veya hükümet başkanı da olsa, bir kişinin şöhretinin ve haklarının korunması için gerekli olanı aşan alışılmadık bir durumdu - Colombani ve Diğerleri davası ışığında incelenmesinin yerinde olacağına kanaat getirmemiştir. İşbu davada, hakaret içerikli bir ifade kullanmakla suçlanan başvuran, Devlet başkanının kendisine hakaret edici bir şekilde davrandığını veya konuştuğunu iddia etmemiştir ve söz konusu ifade, bir iddiadan ziyade bir hakaretti. Sonuç olarak, bir provokasyon veya mazeret savunmasına dayanması mümkün değildi. Ayrıca, olağan hukukun gerektirdiği üzere, ulusal mahkemeler, başvuranın iyi niyetle mi hareket etmiş olduğunu incelemiştir – ki şayet öyle olsaydı eylemlerini açıklamada bir mazeret olarak kullanılabilirdi -; ancak siyasal açıdan aktif olması ve kullandığı ifadenin önceden düşünülmüş olma vasfından ötürü, bu ihtimali elemiştir. Son olarak, kovuşturma, Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından değil, ilgili iç hukuka uygun olarak, savcılık tarafından başlatılmıştır. Bu etkenler ışığında, Mahkeme, özel bir tedbir olarak kabul edilmişse de, başvuranın eylemlerinin suç olarak sınıflandırılmasının, farklı etkileri olmadığından veya kendisi hakkında bilgi ve görüş bildirme hakkı karşısında, ilgili Devlet başkanına ayrıcalıklı bir statü tanımadığından, Sözleşme’ye uygun olup olmadığının belirlenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmiştir.
Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilen bir ifadenin tekrar edilmesi, ne Cumhurbaşkanı’nın yaşamını veya onurunu hedef almakta, ne de basit bir biçimde kendisi aleyhinde karşılıksız bir şahsî saldırı anlamına da gelmekteydi. Başvuran, bir eylemci ve Devlet başkanının ziyaretinden birkaç gün önce sınırdışı edilen yasadışı bir göçmen ailesini desteklemek amacıyla uzun soluklu bir kampanya yürütmüş olan, daha önce seçilmiş bir temsilciydi.
Mahkeme ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın kendisinin kullandığı ve medyada geniş yer bulan ve halkın, çoğu alaycı bir tonda yaygın yorumunu çeken kaba bir ifadeyi tekrarlayarak, başvuranın, eleştirisini, saygısız bir yergi yoluyla ifade etmeyi seçmiş olduğuna dikkat çekmiştir. Mahkeme, yerginin, pek çok kez, özünde var olan abartma ve saptırma vasıfları yoluyla, doğal olarak kışkırtmayı ve galeyana getirmeyi amaçlayan bir sanatsal ifade ve toplumsal eleştiri biçimi olduğunu gözlemlemiştir. Dolayısıyla, bir sanatçının – veya başka herhangi bir kimsenin – bu ifade yolunu kullanma hakkına her tür müdahalenin, özel bir dikkatle incelenmesi gerekmektedir. İşbu davada başvuranınki gibi bir davranışa ceza verilmesinin, güncel konular hakkında yergi niteliğinde ortaya konulan ifade biçimleri üzerinde bir soğutma etkisi yapması mümkündür. Bu tür ifade biçimlerinin kendisi, kamu menfaatini ilgilen sorunların serbestçe tartışılmasında oldukça önemli bir rol oynayabilmektedir ki; serbest tartışma olmadan demokratik toplum olmazdı. Buna göre, yetkili makamların, para cezasına başvurması, güdülen amaçla orantısız ve demokratik bir toplumda gereksiz olmuştur.
Sonuç: ihlâl (bire karşı altı oyla).
41. Madde: ihlâl olduğuna karar verilmesi, manevî tazminat olarak yeterli adlî tazmini teşkil etmiştir.
(Bakınız Colombani ve Diğerleri / Fransa, no. 51279/99, 25 Haziran 2002, Bilgi Notu no. 43)
Full & Egal Universal Law Academy